Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İzzettin Önder

Oktay Yenal'ı okurken

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49

İzzettin Önder'in “Oktay Yenal'ı okurken” başlıklı yazısı 11 Şubat 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Liberal iktisatçılar arasında önemli bir yere sahip olan Oktay Yenal Hoca’yı geçtiğimiz günlerde kaybettik. Bir dönemde benim de hocam olmuş olan Hoca, Homerkitabevi’nden çıkan “İktisat Penceremden” başlıklı otobiyografide eğitim ve meslek yaşamından deneyimlerini aktarmış. Kitapta, Cumhuriyet Gazetesi’nde 10-11 Şubat 2004 tarihinde yayınlanmış çok önemli bir makalesine de yer vermiş. Oktay Hoca makalede Krugman’ın bir kitabından parçalar aktarırken, durumun ne denli Türkiye’ye benzediğini söylemektedir: “Bush yönetiminin ABD’de var olan düzeni değiştirmek peşinde olduğunu ileri süren Krugman, bunun ayrıntılarını çarpıcı örneklerle sergiliyor. Bu örnekler devletin sosyal niteliğinin ortadan kaldırılması, yasaların, kurumların ve yürütmenin zenginler lehine işleyecek türde değiştirilmesi, insan haklarına ve uluslararası hukuka daha az saygılı olunması, hatta demokratik ve laik ilkelerden ödün verilmesi gibi alanlara uzanıyor. Krugman’a göre, Bush iktidarının gerçekleştirdiği bu devrimin korkutucu boyutları çok Amerikalı tarafından henüz farkedilmiş değil. Yazar, neden çok kimsenin bu gerçekleri görmemesinin sebebini Henry Kissinger’in 1947 tarihli doktora tezinde buluyor. Kurugman’ı okurken hem Krugman’ın günümüz Amerikası’na ait gözlemlerinin, hem de Kissinger’in 19. Yüzyıl diplomasisi üzerine tahlilinden aktardıklarının, Türkiye’de son yıllarda olup bitenlere de ışık tuttuğunu hayretle gördüm.”

Oktay Hoca, Krugman makalesindeki ABD sözcüklerini parantez içinde Türkiye sözcüğü ile değiştirerek, makalesini sürdürmüş. “(Türkiye’de) pek çok kimse iç siyasette ne büyük bir değişimin yaşandığının farkında değil. (2002) seçimlerinde seçmenlerin çoğu ülkenin büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu sanmıyordu {AKP’nin bir yıllık icraat}nı gören birçok bilgiç, bu yönetimin radikal muhafazakar tutumunun geçici bir manevra olduğu, tabanını güçlendirdikten sonra bu iktidarın siyasi yelpazenin ortasına kayacağı düşüncesinde ısrar ediyorlardı. Ve şimdi bile genel halk kitlelerinin, iktidardaki önde gelen politikacıların ne kadar radikal gündemleri olduğundan pek haberleri yok. Ne oluyor? Açık olarak görüyorum ki,(Türkiye’de) yönetimi, parlamentoyu, yargıyı ve medyanın büyük bölümünü ele geçirmiş olan sağcı harekete, Kissinger’in tanımladığı anlamda devrimci güç -yani lider-lerinin bugünkü siyasal düzenin meşruiyetini kabul etmedikleri bir hareket olarak bakılması gerekir. Yani bu hareket, liderlerinin mevcut düzenin meşruiyetini kabul etmedikleri bir harekettir. Kissinger kitabında diyor ki, değişmez gibi görünen istikrarlı bir dönemde rehavete kapılmış olan bu kurumlar, devrim güçlerinin var olma düzenini parçalamak istediğine dair iddiaları havsalalarına sığdıramazlar. Böyle olunca statükonun koruyucuları, devrimci gücün protestolarına sadece taktik hareketler olarak bakarlar: Sanki bunlar var olan meşruiyeti kabul ediyor da, söylemlerini pazarlık güçlerini artırmak için abartıyorlarmış gibi sanki bunlar münferit anlaşmazlıkların sınırlı tavizlerle çözümlenebilecek belirtileriymiş gibi. Krugman, sağ devrim tehlikesi karşısında halkı aydınlatma görevi olan gazetecilerin ve düşünen vatandaşların nelere dikkat etmeleri konusunda bazı uyarılarda bulunuyor: 1.Devrimci bir güçle karşı karşıya kaldığınız zaman o gücün ne istediğini bildiğini, bu amaca ulaşmak için her türlü iddiayı kullanabileceğini aklınızdan çıkarmayınız. 2.Bir siyasayı geçirmeye çalışan kimselerin daha önce neler dediklerine bakmak yeter. 3.Normal siyaset kurallarının geçerli olacağını sanmayınız. 4.Devrimci gücün eleştirilere saldırı ile karşılık vermesini bekleyiniz. 5. Devrimci gücün amaçlarına sınır tanıdığını sanmayınız. Türkiye’de AKP’nin kaldırmak ya da sulandırmak istediği düzen Cumhuriyet ile kurulan Avrupa anlamındaki laik toplum düzenidir. AKP’nin [bir yıl içinde] yaptıklarına Krugman’ın gözlükleri ile baktığımız zaman pek çok karar, yasa ve eylemlerinin büyük bir karşı devrim hareketinin parçaları olduğunu görmemek mümkün değil. YÖK yasası, Meslek Liseleri ve Üniversite Giriş Sınavları konusu, Kuran Kursları yönetmeliği, TÜBİTAK yasası, Bankalar Denetleme Kurulu ve Kamu Bankaları konusu, Orman yasasaı, Kamu Yönetimi yasası, Belediyeler konusu, İhale yasası, Vergi affı yasası, Milli Güvenlik Kurulu konusu bütün bunlarda söylenen gerekçelerle asıl amaçların farklı olduğu, sahnede olan politikacuıların geçmiş tutumları araştırıldığı zaman temel inanç ve amaçlarının şimdi söylediklerinden başka olduğu kolaylıkla anlaşılır. Aynı zamanda iktidarı eleştiren kurumların ve şahısların sindirilmesinin de sistemli bir şekilde yapıldığı görülebilir. Nitekim, artık her karşı-devrim adımının arkasından daha cüretkar adımları bekler haldeyiz.Bu yöndeki en tehlikeli saldırı, AKP’nin dini serbestlik paravanı arkasında Cumhuriyet’in laik eğitim düzenine karşı takındığı tavırda görülmektedir.”

Rahmetli Oktay Hoca’nın bu ifadeleri karşısında bilmem, sizler ne düşünürsünüz! Ampul aydınlarına ithaf olunur!

İzzettin Önder 'ın Son Yazıları