Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İzzettin Önder

Nail

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:13 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:13

Bilgi ve nezaketin birleştiği bir insan mükemmelliğe yelken açmış demektir. Çünkü, nezaketsiz bilgi, kabalık ve baskı aracıdır bilgisiz nezaket ise iğretidir. Bu iki erdemi bir arada taşıyan nadir insanlardan birini bundan tam bir yıl önce kaybettik. Nail nesli tükenmiş nezaket sahibi bir dost ve sayılı bir Marksist umman idi. Tabii ki, her ölüm acıdır, Nail’in ölümü dostlara acı, bilim dünyasına ise büyük bir kayıptır.

Bilime bu kadar inanmış, adeta onunla iç içe yaşayan, onu soluyan gerçek bir akademisyen olan Nail, bilim dünyasına sadece bilgisi ile değil, davranışları ile de çok büyük katkı yapmıştır. Günümüzün haşin ve kaba ilişkiler dünyasında, her aklına geleni ishal barsak misali ortaya saçanların kol gezdiği ortamda herhalde Nail’in yeri yoktu, olamazdı da! Mehmet Selik ve Nail’in emeği olan Kapital’in çevirisinin Yordam Kitap baskısının tanıtımında, dinleyicilerden birinin, bir sözcüğün birkaç anlamı olduğu ve o sözcüğü Türkçe’ye nasıl çevirdiği şeklindeki sorusunu Nail’in yanıtsız geçiştirmesi, aynı zamanda bir dil ustası da olan Nail’in nezaketi gereği idi. Susarak verilen müthiş yanıt!

Üniversite deneyiminin verimli ve öğrencilerinin de kendisini çok sevmiş olmasına rağmen, her insanlık sevgisi uğruna gerçek bilim savunucusunun başına gelenden Nail de doğal olarak, nasibini alacaktı. Nitekim bu nasip, maalesef, sadece idari düzeyde değil, emniyet ve istihbarat katında da soğuk yüzünü gösterdi. Herhalde emniyet mensuplarının kaderi de bu olsa gerek onların daha insancıl bir rejimde, kimseye kulluk etmeden, insanca yaşayabilmeleri için mücadele edenleri düşman görerek, yaşamlarını karartmayı görev telakki etmek! Nasıl bir gaflet, anlaşılır gibi değil!

Nail’in her yerde hiç çekinmeden anlattığı gibi, sonradan deşifre edilen bir kürsü arkadaşımızın gizli servis ajanı olarak kendisini izleyip, merkeze bilgi sızdırmasının sonucunda nezarete alınıp, işkenceye tabi tutulması da, her yönü ile ayrı hazin hikayedir. Bir üniversitede gizli ajan elemanı bulunabiliyor ve bu ajan sadece bilimsel çalışmaları olan bir akademisyeni merkeze bildiriyor ve malum sonuç yaşanıyor. Sanıyorum, halkın iradesi dışında siyasete en ciddi müdahale, sağ iktidarların birini tahttan indirip ötekini geçirmekten çok, çeşitli tarihlerde sol cephenin üzerinden buldozer gibi geçerek onu ezmek olmuştur. Bir sistemin tartışılmasının ve onunla ilgili çeşitli etkinlik ve yayın yapılmasının siyasi faaliyet olarak görülmesi çok doğaldır, ancak tüm bu çaba ve faaliyetlerin yasaklanarak halkın bilgiden mahrum bırakılıp, siyasetin öznesi konumuna getirilme çabalarının engellenmesidir siyasete gerçek anlamda müdahale. Bu tür müdahaleler sonucundadır ki, bugün Türkiye tarikat ve şeriat yuvalarına teslim olmuş, şimdilerde de aralarındaki çirkin post kavgasını dehşetle izleme konumuna geriletilmiştir.

Nail bir süre fakültede 20-30 kadar sistem dersi arasında seçimlik ve göstermelik olarak koyulmuş olan Marksist iktisat okuttu. Marks’ın ünlü eseri “Kapital” in alt başlığı olarak “Ekonomi Politiğin Eleştirisi” ifadesi yer alır. Kısacası, Marks bu ünlü eserinde komünist ekonomik sistemi değil, içinde yaşadığımız ve “ilahi düzen” gibi taparcasına doğal gördüğümüz kapitalist sistemin insan dokusu ilişkileri yanında, içsel bağlantı ve çelişkilerini anlatmaktadır. Böyle bir yaklaşım tabii ki, sermayenin işine gelmez, çünkü sistem kapitalizmdir. Sistemin hakimi kapitaldir devlet de, yargı da, medya ve tabii ki -katı disiplin kuralları ile- üniversite de onundur. Onun olan devlet üniversitesinde gençlerin kafasına sermayenin nasıl bir doku olduğu ve insanları nasıl sömürerek köleleştirdiği sokulmayacaktır. Zira, toplumun bir kesimi manevi uyuşukluk içinde tutulurken, diğer kesimi de bilim görüntülü afyonla uyutularak sisteme koşulacaktır.

Nail’in sağlık sorunları vardı, sık aralıklarla kan naklini gerektirici durumu ortaya çıkıyordu. Kendisi gibi kanı da çok nadir olduğundan, kan bulmada sıkıntıların yaşandığını tüm arkadaş çevresi biliyordu. Bu nedenle, arkadaş çevresinde ciddi bir örgütlenmeyle, ne zaman ihtiyaç olsa derhal (Rh-) grubu kan aranır, biraz zor da olsa bulunurdu. Ne var ki, son hastalığı bulunacak kan ile geçiştirilecek türden değildi.

Tek tesellim Nail’in bugün yaşamıyor olması ve yazarı Thomas Piketty’nin ifadesiyle, 15 yıllık çalışma süresince, sistemin acaba Marks’ın iddia ettiği gibi servetin belli ellerde toplanmasına mı, yoksa Kuznets’in savladığı gibi büyüme, rekabet ve teknolojik ilerleme sonucunda eşitsizliğin azalmasına mı yöneleceğinin araştırıldığı ve adeta “Kapital”e nazire olarak “Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” ismini verdiği kitabı görmemesidir. Monsieur Piketty keşke ömrünün 15 yılını tozlu kitap sayfa aralarında değil de, Champs Elysées “cafe”lerinin birinde kahve içerek şöyle bir dünyaya bakarak geçirse idi, bu denli zahmete katlanmadan da yine aynı sonuca ulaşırdı. Doğrusu, yazık olmuş!

İnsanlar, doğal olarak, sevdiklerini de kaybedebilir. Ancak, sevdikleri fiziksel olarak yok olur, fakat onlar ölü değildir Fikret’in sözleriyle: “summ-u ebkem” misali!

İzzettin Önder 'ın Son Yazıları