Küba’da tek partiyle demokrasi

21/04/2016 Perşembe
Küba’da tek partiyle demokrasi

Küba Komünist Partisi 7.Kongresi’ni tamamladı. Ardından, siyasi büro Küba’da tek bir partinin bulunduğunu ve yola böyle devam edileceğini açıkladı.

Siyasete kapitalizmin yasallığından bakanlar, bu durumu diktatörlük olarak niteliyorlar.

Oysa sosyalizm böyle bir şey.

Sosyalizm üretim araçlarının kamulaştırılması, emek sömürüsünün ortadan kaldırılması demektir.

Böyle olduğu için sosyalizmde özelleştirmeyi savunan yapılara izin verilmez. Din ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapanların başına da aynı şey gelir.

Küba’da tek partinin bulunmasının nedeni budur.

Birden fazla parti olacak da ne olacak? Özelleştirmenin nimetlerinden, rekabetin verimlilik yarattığından, çalışanların zenginleştiğinden söz edenlere, bu lafların  tamamı yalanken, izin mi verilecek?

Piyasanın savunulması, adaleti yıkıma götürecek sürecin tetiklenmesi anlamına gelir. İnsanlık suçudur.

Komünist Parti sosyalist devrimin koruyucusu ve sosyalist inşanın teminatıdır.

Toplumsal dokuyu, sınıfsal bilinci kamucu, dayanışmacı ve eşitlikçi yönde sağlamlaştırmak üzere halkın öncüsüdür.

Hiç kimse unutmasın, Küba devrimi bunun için yapıldı ve Küba halkı bu amaç için devrime sahip çıktı.

Küba’da özelleştirmeci eğilimler yok mu? Elbette var. Ama çok önemli bir farkla: Küba, özelleştirmeye küçük ölçekte, sınırlı sektörde, kontrollü biçimde, geçici olarak ve mecburen izin veriyor.

Nedeni Küba ekonomisinin Amerikan ambargosu nedeniyle devrimin ilk gününden beri çok sıkıntılı günler yaşıyor olması.

Ambargo var ve Küba’da doğal kaynak yok. Küba nüfusu çok eğitimli ve tarıma ilgi göstermiyor.

Bu bir geçiş dönemidir. Aynen Sovyet iktidarının ilk yıllarında Lenin’in Yeni Ekonomik Politika’yı yürürlüğe koyması gibi. Riskleri vardır ve bu risklere en çok dikkati çeken de Küba komünistleridir. Keşke hiç gerekmeseydi, ama anlaşılan keşkelerle zaman yitirilecek dönem değildir.

Demokrasi somut ve sınıfsal bir kavramdır. Meclisin zenginlerin elinde bulunduğu kapitalist rejimde demokrasi denilen şey aslında iktidarın sınıfsal karakterini gizleyen bir oyundur.

Hangi kapitalist ülkenin meclisinde bir tane işsiz, kamyon şoförü, topraksız köylü, fabrika işçisi var?

Bizdeki parti sayısını biliyor musunuz? Sayı ve seçim demokrasi kriteriyse bizdeki rejime ne diyeceğiz? Bütün merkez kapitalist ülkelerde komünist partiler üzerindeki sıkı takibat konusu nasıl açıklanacak?

Obama, ziyareti sırasındaki ortak basın açıklamasında, Küba’yı demokrasi konusunda eleştirmeye kalktığında Raul’un gösterdiği tepkinin nedeni budur: Obama’nın omzuna uzanan elini daha havada terslemişti. Diplomasiyse orada kal.

Küba’nın sağlık, eğitim, kadın, tıp teknolojileri konularındaki başarıları biliniyor. Tamamının arkasında Komünist Partisi var. Peki kapitalist dünyada eğitimden, sağlıktan yararlanamayanların, yoksulların, açların, evsizlerin, her gün tecavüze uğrayan kadınların sayısı? Sahi Suriye’yi kim bu hale getirdi?

Fidel ve yoldaşları üretim araçlarının tamamını halka armağan ettiler. Birkaç yüz Amerikan tekelinin serveti neredeyse dünya nüfusunun tamamınınkine eşit. Demokrasi?

Amerika yıllardır Küba’daki insan hakları ihlallerinden söz eder, ama,  uluslar arası tekelci basının çok yakından izlediği bu küçük adada bunca yıldır deşifre edilmiş bir devlet yolsuzluğu, rüşvet, işkence olgusu var mıdır?

Geçiniz.

Sosyalizm kapitalist demokrasiyle değil, devrimle kurulur.

Küba’nın bir diktatörlük olduğu doğrudur, ama yalnızca burjuvazi için.

Daha önemlisi şudur: Küba tek partilidir, Parti’nin seçimlere katılmadığı ve hiçbir şekilde de müdahale etmediği, nüfusun neredeyse yarısının kitle örgütlerine üye olduğu, il bürokratlarının halkın seçtiği yerel meclislerce atanıp, görevden alındığı, her seçime katılımın neredeyse %100’e ulaştığı tek ülkedir ve bunu sağlayan da O tek partidir.

Tek parti sayesinde Küba tektir.

Keşke tek bir partimiz olsa ve Küba’daki gibi olsa.