Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Fide Lale Durak

Fide Lale Durak

İspanyol gerilla savaşları, 3 Mayıs 1808 ve romantizm

Goya’nın resimlerinde, canavarların yanı sıra, tüm aptallıklarına ve kabalıklarına rağmen sıradan insanlar da vardır.

Yayın Tarihi: 15.11.2025 , 23:53 Güncelleme Tarihi: 16.11.2025 , 00:05

Goya’nın en çok bilinen resimlerinden “3 Mayıs 1808”, hem İspanyol tarihinden önemli bir anı gösterir hem de İspanyol romantizminin en iyi örneklerden biridir. Ayrıca genel olarak Goya’nın resimlerinden yola çıkarak İspanya okuması yapmak da olasıdır ve tersinden İspanya tarihinin Goya üzerinde belirleyici yanları vardır. Çünkü Goya, 1786’da kraliyet ressamı olarak atandığında bir önceki yüzyıldan kalma kolonileştirilmiş toprakların yarattığı zenginliğin dağılmaya ve güçlü imparatorluğun çökmeye başladığı yıllara şahit olmuştur. 

undefined
Francisco de Goya, 1814, 3 Mayıs 1808, Prado Müzesi-Madrid

Şimdiye kadar aynı tarihlerde gezindiğimiz Fransa, Almanya ve İngiltere’nin yanında, Goya ile simgeleşen İspanyol romantizminin detaylarına ve İspanya tarihine yakından bakalım.

15. yüzyılın sonlarında Aragonlu II. Fernando ve Kastilyalı I. Isabel’in evlenmesi sonucu iki tahtın birleşmesiyle İspanya’nın bugünkü sınırları büyük oranda oluşur ve evliliğin amaçladığı siyasi güç, kısa sürede başka topraklara doğru fetihlere dönüşür. Özellikle Isabel, başka coğrafyaları keşfi önemser ve örneğin Kristof Kolomb’un Amerika kıtasına olan yolculuğunu maddi olarak destekler. Kolomb’un keşfettiği topraklar Papa’nın da onayı ile İspanya’ya bağlanacaktır. Bu yıllara denk düşen coğrafi keşifler ve papalığın desteği, İspanya’nın sömürgeler kurmasına ve giderek bir imparatorluğa dönüşmesine yardımcı olur. Papanın yardımını karşılıksız bırakmayan İspanya monarşisi de Endülüs’te Engizisyonu kurarak Hristiyanlığı benimsemeyen Yahudileri İspanya’dan sürer ve din adamlarına ayrıcalıklı bir konum verir. Bu dönemde İspanya, reformasyonun yükseldiği Avrupa’da, Katolik gericiliğinin kalesi haline gelir. 

Isabel’den sonra kısa süreliğine tahta deli diye anılan kız kardeşi ve ardından onun oğlu V. Carlos geçer. Bu sırada İspanya, imparatorluk haline gelir.

Monarşinin akıl dışılığını ve vatansızlığını iyi anlattığını düşündüğüm ufak bir detaya burada yer vermek istiyorum. V. Carlos’dan itibaren dört beş kuşak boyunca çocuklar, İmparatorluğun dağılmaması için başka ülkelerin hükümdarları ya da veliahtları durumundaki kuzenleriyle evlendirilir. Üst üste yapılan akraba evlilikleri neticesinde son İspanya Kralı II. Carlos engelli doğar. Hem fiziksel hem zihinsel engeli olan II. Carlos İspanya halkına büyülenmiş olarak yutturulur ama ülkeyi yönetebilecek durumda olmadığı için İspanya’da Habsburg hanedanlığı II. Carlos ile sona erer. Kendisinden sonra başa geçen yeğeni V. Felipe ise aynı zamanda Fransız kralının torunudur. Böylece 1700’den itibaren İspanya’nın, Fransa etkisinde yönetileceği bir dönem başlar. 

Monarşinin kendini engelli bırakan taht hırsının gülünçlüğü bir yana, başından itibaren hükümranlığını papalığın da desteğiyle ve engizisyonun en acımasız biçimini halkın tepesine bindirerek kuran İspanya monarşisinin, 18. yüzyılda ülke ile bağının iyice zayıfladığının altını çizmek gerekir. Öyle ki 1808 yılında Napolyon ordusu İspanya’ya girdiğinde o sıradaki kralın babası, yani bir önceki kral, kendi güvenliği için Fransa’ya sığınacak, oğlunu Napolyon’a tutuklatacaktır. Napolyon da kendi kardeşini İspanya’ya kral olarak atayacaktır.

İşte, Goya’nın doğduğu, saray ressamlığı yaptığı, Fransa’nın ülkesini işgal etmesine şahit olduğu, ömrünün sonlarında çekildiği evinin duvarlarına kara resimleri yaptığı İspanya’nın portresi buna benzemektedir.

***

Goya, 1746’da Zaragoza’da küçük bir köyde, orta halli bir ailenin dördüncü çocuğu olarak doğar. Babasının mesleği tezhipçiliktir. Babasının yönlendirmesiyle sanat eğitimine başlar. İleride kalburüstü bir sanatçı ve kayınbiraderi olacak Ramón Bayeu ile aynı sınıftadır. Goya’nın ilk sanat eğitiminde İtalyan ekolü baskındır. 1763’te, San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nin açtığı resim bursu yarışmasına katılmak üzere Ramón ile birlikte Madrid’e gider. Bu yarışmada Ramón başarılı olur ve İtalya’ya gider. Goya, Madrid’de kalır ve yakın dostu Ramón döndükten sonra onunla birlikte Madrid Kraliyet Sarayı’nda çalışma imkânı bulur. 1766’ta tekrar aynı resim bursu yarışmasına katılır ve yine başarısız olur. 1770’te kendi imkanlarıyla İtalya’ya gider, Roma’da bir süre önemli eserlerin kopyalarını yapar. 1773’te Ramón’un kız kardeşi Maria Josefa Bayeu ile evlenir. 1775 yılında henüz 30 yaşını doldurmamışken, muhtemelen saray için çalışmış olan Ramón’un ağabeyi Francisco Bayeu’nun tavsiyesiyle saray ressamlığı kariyeri başlar.[1]

Goya’nın resimleri, gençlik yıllarındaki rokoko tarzındadır, romantik akıma yönelik ilk üretimleri ise 1700’lerin sonuna rastlar. Özellikle 1790’da yaptığı “Çıplak Maja” resmi oldukça önemli bir çalışmadır. Ancak biz, İspanya anlatısıyla olan paralelliği de korumak adına, “2 ve 3 Mayıs 1808” resmine ve ardından kara resimlerine bakacağız. 

undefined
Francisco de Goya, 1814, 2 Mayıs 1808, Prado Müzesi-Madrid

1808’de Fransızların Madrid’i işgalini, savaşın vahşetini ve direnen İspanya halkını anlattığı “2 ve 3 Mayıs 1808” resimleri, 1814 yılında Napoleon ordusu İspanya’dan çıkarıldıktan sonra, VII. Ferdinand yeniden tahta geçmeden önce kurulan geçici konsey tarafından sipariş verilir. “2 Mayıs 1808” resmi; Fransız İmparatorluk Muhafızlarına bağlı Memlûklerden oluşan ordunun halk isyanını bastırmak üzere saldırısını ve halkın elinde bıçak gibi ilkel silahlarla profesyonel orduya karşı gelişini anlatır. Kral tekrar başa geçtikten sonra, halkın isyanını gösteren bu resmi beğenmeyecek ve resim uzun yıllar sergilenmeyecek olsa da 2 Mayıs, gerillanın orduya karşı gelişini başlattığı bir tarih olarak anılacaktır.

“3 Mayıs 1808” resmi de benzer şekilde direnişçileri olumlayan bir resimdir. İşgal ordusu tarafından kurşuna dizilen insanların ortasında beyaz gömleğiyle umut ve direnişi simgeleyen figür, kendinden sonra defalarca ele alınacak ve bir ikona dönüşecektir. “3 Mayıs 1808”de ve Goya’nın bu seride yaptığı diğer çalışmalarındaki ortak yön, alegorik ya da süslenmiş kahramanlık hikayeleri yerine doğrudan gerçekliğin ele alınmasıdır. Bu ele alış biçimi Goya’yı dönemin tüm romantik sanatçılarından ayırır. Örneğin önceki haftalarda bahsettiğimiz “Medusa’nın Salı” ya da “Halka Yol Gösteren Özgürlük” resimleriyle karşılaştıracak olursak, Fransız romantizminin en dramatik ya da gerçek konuları bile güzellik ve geleneksel estetik kurallarının dışına çıkmadan ele aldığını ama Goya’da kaba bir estetiğin olduğunu fark ederiz. Bu estetik, alegorik destansılığın yerine sert bir doğrudanlığın kullanılmasıyla oluşur. 

Francisco de Goya, 1814, 3 Mayıs 1808 - detay

Goya’nın bu çalışmalarında sıkça karşımıza çıkan diğer bir unsur, İsa göndermesidir. Ellerini avuçları yukarı gelecek şekilde açan erkek figür halkı için şehit olmaktadır. Ancak bu dinsel öğe resmi geleneksel bir kalıba sıkıştırmaz. Örneğin resim, akademik kurallara tam olarak uymamaktadır; perspektif sorunludur ve infazcılar kurşuna dizdikleri insanlara gerçekçi olmayacak kadar yakındır. Ancak Goya resminde, teknik olarak mükemmelliği değil, bakan kişide yaratacağı etkiyi aramış ve etkili olduğu ölçüde resimdeki kusurları korumuştur.

Diğer önemli olgu, “3 Mayıs 1808” resminin, bir çeşit tarihi belgeleme çalışmasından ibaret olmamasıdır. Bu, her anlamda devrimci olarak adlandırılabilecek ilk büyük tablodur. Toplumsal öfke Goya’ya yön vermiş ve resimsellik belgelemenin ötesinde ya da idealizmin dışında yukarıda özetlediğimiz bilinçli kusurlarla birlikte oluşturulmuştur. Sanat tarihçi Kenneth Clark, “3 Mayıs 1808” için şöyle diyor:

“(Goya’nın resmi) üslup, konu ve niyet açısından; günümüzün sosyalist ve devrimci resmine örnek olmalıdır. Ne yazık ki, toplumsal öfke, diğer soyut duygular gibi, sanatın doğal bir üreticisi değildir; ayrıca Goya’nın yeteneklerinin birleşimi çok nadir görülmüştür. Bu tür temaları işleyen ressamların neredeyse tamamı önce illüstratör, sonra sanatçı olmuştur. Bir olay hakkındaki duygularının zihinlerinde karşılık gelen bir görsel simge oluşturmasına izin vermek yerine, tanıkların hatırladığı şekilde olayları resimsel olanaklara göre yeniden kurmaya çalışmışlardır. Sonuç ise bir formül birikimidir. Fakat “3 Mayıs”ta tek bir fırça darbesi bile formüle göre yapılmamıştır. Her noktada Goya’nın şimşek gibi gözü ve duyarlı eli, öfkesiyle bir olmuştur.”[2]

Goya, Fransız işgali sırasında İspanya’da bulunmasına karşın, 3 Mayıs’ta Madrid’de yaşananlara doğrudan şahit olmaz. Gerilla savaşlarından yana tavır alan ama aynı anda saray ressamı unvanı taşıyan Goya, zor bir pozisyondadır. Dolayısıyla, geçici hükümetin siparişlerini direnişçilerin gözüyle anlatmayı tercih etmesi önemlidir. 

Goya bu resimleri yaptıktan beş yıl sonra şehir merkezinden uzaklaşacak, küçük bir köyde aldığı eve taşınacak ve 1824’de İspanya’yı terk edip Bordo’ya yerleşene kadar burada yaşayacaktır. Goya’nın kara resimleri olarak adlandırılan resimleri de bu evinin duvarlarına yaptığı çalışmalardır ve sanatçının iç dünyasını yansıtmakla birlikte bize dönemin İspanyası hakkında da çok şey söyler. 

Goya henüz kırsala yerleşmeden önce, 1812’de, Fransızlar tarafından fethedilmemiş olan ve bu yüzden halen bağımsızlığını koruyan Cadiz kentinde, Napolyon’un İspanya’ya Kral atadığı kardeşinin yetkilerini sınırlayan Anayasa kabul edilmiştir. Bunun üzerine Napolyon esir tutmaya devam ettiği eski İspanya Kralı VII. Ferdinand’ı, anayasayı yürürlükten kaldırması üzerine anlaşma yaparak salıverir. Ferdinand tekrar başa geçtiğinde anayasayı kaldırmak için adımlar atar ama 1820’de liberallerin devrimi gerçekleşince anayasayı kabul etmeye mecbur kalır. Lakin liberal devrim bir türlü tamamına eremez, Fransa İspanya monarşisinin yardımına koşmaya devam eder. 1823’te bu defa Fransa Kralı XVIII. Louis’in gönderdiği ordu İspanya’da mutlak monarşiyi yeniden tesis eder ve tüm radikal liberaller ya tutuklanır ya da sürgüne gönderilir. Böylece Fransız orduları eliyle, İspanya Kralı kendi ülkesine darbe yapar. 

undefined
Francisco de Goya,1819-1823, Satürn Çocuklarını Yiyor, Prado Müzesi-Madrid

Goya’nın kara resimlerinin kaynağı devrimin başarısız olmasının yarattığı hayal kırıklığıdır. 1819’da yerleştiği gözlerden uzak evinde, bir süre sonra tamamen duymayan kulaklarıyla, İspanya’nın karabasanlarını, canavarlarını, hurafelerini resmeder. Örneğin “Satürn Çocuklarını Yiyor” resminde İspanya kendi evlatlarını yemektedir. “Cadıların Şabatı”nda ya da “San Isidro Festivali”nde kendinden geçmiş insanlar, kendi iradeleri dışında, korkuyla karışık bir aptallık halinde dinsel bir hurafenin arkasında sürükleniyor gibidirler.

undefined
Francisco de Goya,1819-1823, San Isidro Festivali, Prado Müzesi-Madrid

 

In an array of earthen colors, a black silhouetted horned figure to the left foreground presides over and addresses a large circle of a tightly packed group of wide-eyed intense, scary, elderly and unruly women
Francisco de Goya, 1820-1823, Cadıların Şabat’ı, Prado Müzesi-Madrid 

Ama Goya’nın resimlerinde, canavarların yanı sıra, tüm aptallıklarına ve kabalıklarına rağmen sıradan insanlar da vardır. Bu resimlerin birinde kavga eden adamlar deve dönüşür, diğerinde bir sürü insan son anda fotoğraf karesine girmek istemiş de tam yerleşememişken, sağ köşede üst üste kafaları çıkmış gibidir. Başka birinde, yaşlı erkeklerin bir araya gelip de yazılanları sökemediği bir okuma seansında en arkadakinin sıkılıp, çareyi gözlerini diktiği tavanda aradığı bir nüktedanlık vardır. 

Goya’nın çalışmaları, en doğru biçimiyle, ülkesinin resimleri üzerindeki etkiyle açıklanabilir. Hatta, Goya’nın esrarengiz bir hastalık sonucu sağır kalması bile, abartılı bir alegoriyle, İspanya’nın kulağını Avrupa’da yükselen devrimci seslere kapatmasına benzetilebilir. 

Goya ise bize ülkesi ve halkıyla bütünleşen bir sanatın en güzel örneklerini sunar. 

undefined
Francisco de Goya,1819-1823, Sopalı Kavga, Prado Müzesi-Madrid
undefined
Francisco de Goya,1819-1823, Manzara ve Kafalar, New York (sonradan ortaya çıkmış bir resimdir ve kara resimler serisine ait olduğu düşünülür)
undefined
Francisco de Goya,1819-1823, Okuyan Adamlar, Prado Müzesi-Madrid

 


[1] Sergi Kataloğu, Goya Zamanın Tanığı Gravürler ve Resimler, Pera Müzesi, 2012, s.18-20.

[2] S.130

Fide Lale Durak 'ın Son Yazıları