... Ve son

31/08/2014 Pazar
... Ve son

Yazının isminden de anlaşılacağı üzere artık bu sütunlarda yazılarıma son veriyorum. Arşivlere baktım da soL haber portal’da yazmaya başlayalı 6 sene geçmiş. 26 Haziran 2008’de ilk yazıyı yollamışım. Fakat ondan önce de soL portal’a yazı yolladığımı hatırlıyorum. Galiba farklı bir formattaydı. O ilk yazıları da hesaba katarsak eğer 7 yılı aşkın 15 günde bir pazarları soL haber portal’da yazılarım çıkmış.

Portal’da yazılara başladığım zamanlarda AKP iktidarının şimdi alenen basına yaptığı baskıların aynısını yapıyordu, yalnız o zaman ne hikmetse ben dâhil sadece bazılarımız görüyordu bu olan biteni. Aslında oluşan yeni süreç Türkiye’nin İslami otoritarizme doğru yol almasıydı ve basın organları içinde bu gidişatı görüp de bu baskıları eleştirenler çok azdı. soL portal, özellikle internet yayıncılığında bu boşluğu dolduran bir ya da iki büyük portaldan biriydi ve orada yazmam için teklif geldiğinde severek kabul ettim. Artık portal’ın tüm çalışanlarıyla Türkiye’nin AKP diktatörlüğüne doğru yol alıyor olması konusunda fikir birliği içindeydik. Bu kötü gidişatı ısrarla görmek istemeyen sol liberallerin o zamanlar daha fazla yazı yollayıp vitrine çıktığı gazeteler vardı. Bunlar o zamanın “bavulcu” Taraf’ı ile Radikal ve Radikal 2’ydi. Bu gazetelerde yazıların maalesef birçoğu AKP iktidarından yakınanların eleştirisi üzerineydi. Yani Türkiye’nin o zamanki entelektüel kadroları Türkiye’de demokrasiyi AKP’nin geliştireceğine, Türkiye’yi AB’ye sokacağına inandıkları için dolaylı yoldan AKP taraftarı oldular. Hatta bu yazılar içerisinde, hadi söyleyeyim madem son yazımız, Murat Belge’nin Taraf’taki bir yazısını hiç unutamam. O yazıda Belge, aslında polislerin Ergenekon operasyonlarında ne kadar iyi çalıştıklarını falan filan diyerek polislere alenen methiyeler düzüyordu. İsteyen olursa yazıyı arar bulur referans veririm. Bir diğeri de benim de hocam olmuş Ayhan Aktar’ın “bırakın Kemalistleri onlara acımayın” diyecek kadar kendisini AKP’ye kaptırmış Taraf yazısı ve diğer yazılarıydı. Onların da referansları vardır. Sadece bu isimler değil daha başka birçok yazar bu minvalde düşünceler belirttiler. İşte bu kesim için neo-liberal İslami kadrolar, eski Cumhuriyeti ve kadrolarını yıkarak demokratik yolda çığır açmıştı. Dolayısıyla hapislere tıkılan bir sürü insanı görmemezlikten geliyorlar, sol adına, kendilerinin olduğunu savundukları demokratlık adına utanç verici bir mecraya sapıyorlardı. Bu da yetmiyor bu kesim kendisini haklı çıkarmak pahasına AKP’nin siyasi davalarını eleştirenleri faşistlikle, Nazilikle, ulusalcılıkla itham ediyorlardı. Onlara göre faşistler AKP’nin yapmakta olduğu demokratik reformları görmeyen herkesti. Bu sataşmalar artık fikri düzeyden çıkmış, AKP karşıtı birçok insanın canını ve bedenini yakar hale gelmişti. Sırf AKP’ye muhalefet ettiği için ya da sırf solcu Kemalist, sosyalist olduğu için birçok insan hapislere girdi, sürgünler yedi, hapislerde öldü, işinden oldu, telefonu, bilgisayarı gizli gizli dinlendi, serbest meslek erbabı ise vergi kontrolleri tarafından ceza kesildi ve daha bunun gibi birçok olaylara maruz kaldılar. O dönemler kendi kendime hep şunu sordum: “ya insan bu kadar kör olur mu acaba?”. Hadi AKP’ye doğrudan destek veren eski liberalleri anlıyordum fakat kendilerine liberal sol diyen aklı başında insanlar niye bu kadar ulu orta artan baskı ve otoritarizmi görmemezlikten geliyorlardı? Önce eski defterlerden kalma hınçları yüzünden bu şekilde davrandıklarını düşündüm, sonra da anladım ki sadece eski defterler değil aynı zamanda bu durum Türkiye’de uygulanması istenen dört başı mamur siyasi bir projeydi. Ya içinde yer alacaktın ya da yok olacaktın. Onlar içinde yer aldı, bazıları sessiz kaldı, ben yok olmayı tercih ettim. Eğer yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla “var “olan buysa, “yok” olan neydi? Günümüzde emrivaki yapılan gayri-hukuki, gayri-insani artık ne derseniz deyin uygulamalarının yorumu-analizi bana düşmezdi. O durum ancak “çevir gazı yanmasın” her devrin adamlarına düşerdi. Bugün bu portal’da son satırlarımı yazarken ilk noktayı buradan koyuyorum.

soL portal bu yaklaşık yedi senelik yazı hayatımda bana hep destek çıktı ve arkamda durdu. Onlara buradan, başta Kemal ve Aydemir olmak üzere tüm soL portal ekibine tek, tek teşekkürlerimi iletiyorum. soL portal sayesinde benim gibi birçok insan AKP’ye muhalif yazılar yazabildik ve birçok insana gidilen yolun yol olmadığını söyledik. Fakat ondan daha önemlisi siyasal çözümler için sosyalist bir sola ihtiyaç olduğunu da gösterdik. Ulus devlet yapısında uygulanması mümkün olan sosyal devletçi sosyal demokrasinin işlerliğinin bugünkü küresel sistemde artık uygulama alanının olmadığını anlatmaya çalıştık. Sadece AKP’ye muhalefet ötesinde aynı zamanda küresel sistemi ve neo-liberal politikaları da sorguladık.

Eski yazılarıma bakınca birçok iktisadi düşünce yazıları da yazmış olduğumu görüyorum. Bunlar ileride belki “geliştirilerek” bir kitaba konu olacaksa eğer, bu da soL portal sayesinde olmuş olacak.

Şimdi gelelim sona. Her şeyin bir sonu olduğuna göre, soL’da portal yazarlığının da sonu olacaktır. Belki artık Gezi olaylarını bizzat yaşamış gençlere, yeni yetişen yazarlara, aydın düşünceli insanlara yer açıp söyleyeceklerini dinlemek gerekir. Bu sayede belki benim eleştirmekten çok fazla üzerinde duramadığım sosyalist projeler üzerine söz söyleyenler daha fazla olacaktır. Günümüzde sosyalizm tarihte hep olduğu gibi liberalizme ciddi bir alternatif olmuştur ve olacaktır. Eşitlik bir mitostur, bir hayaldir, doğa yasalarına aykırıdır ve hiçbir zaman uygulanamaz diyenler oldukça sosyalizm yaşayacaktır. Bu son portal yazısında ikinci noktayı da buradan koyuyorum.

Üçüncü noktayı ise… durun, yaşam devam ediyor!

Hoşça kalın.