Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Burak Gürbüz

Burak Gürbüz

Ramazan'da Sucuk ve Bira

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Ramazan'ın başladığını televizyondaki sucuk, salam, kola reklamlarından anlıyoruz. Şeker bayramının yaklaştığını da çikolata, şeker, lokum reklamlarından anlayacağımız üzere. Peki bira ile ramazanın ne alakası var diye soracak olunursa, onu da içtikleri bira yüzünden devletin güvenlik güçleri tarafından yaka paça götürülen Moda'lı gençlerden, Ankara'da Belediye'nin kurduğu içki timlerinden anlıyoruz. Tabii bu iki olay arasında en önemli fark, ilkinin ramazan ile ötekisinin ise AKP iktidarı ve tarikatları ile bağlantılı olması. Ama bu yazının konusunu oluşturacak olan sucuk ve bira'nın birleştiği bir nokta var ki onu anlatmaya çalışacağız. Dolayısıyla ramazan piyasasından bahsedeceğiz.

Bunlardan ilki sucuk piyasası. Şarküteri ürünleri, et tüketmekte maddi açıdan zorlanan emekçiler için kısmen lüks yiyecek malı kategorisine girer. Oysa herkesin son zamanlarda örnek vermekten büyük haz duyduğu Avrupa ülkelerinde bu böyle değildir. Oralarda şarküteri her zaman her yerde tüketilen besin maddesidir. Bu bakımdan oralarda, Noel gibi büyük bayramlarda havyar, şampanya reklamları geçerler. Genellikle zaten bu tür ürünler sermaye'nin tüketimine yöneliktir.

Ama bira öyle değil. Emekçinin yanında fındık, leblebiyle rahatlıkla içebileceği bir içecektir. Ramazan'da bira içmek ise eğer Türkiye'deyseniz ve restoran'da içiyorsanız mümkündür. Ama sokaklarda içiyorsanız hiç mümkün değildir. Moda'da yaşananları biliyoruz. Polis'in içki içenlerin bazılarını gözaltına aldığını biliyoruz. Ankara'da belediye ekiplerinin içki içenleri tespit etmek amacıyla kurduğu ekipleri biliyoruz. Bunlar ne demektir? Bunun anlamı sadece laik kesimin, AKP hükümeti tarafından cezalandırılması değildir aynı zamanda AKP hükümetinin emekçilerin mekanı olan sokaklara da el atmış olmasıdır.

Emekçinin, yoksulun her zaman satın alamadığı, aldığı vakit zorlandığı salam, sucuk reklamları ramazanın yeme, içme ayı olduğunu gösterir. O gün tutulan orucun karşılığı mükellef bir ziyafet olacaktır. Patlayıncaya kadar, tıksırıncaya kadar dinci-laik sermaye tüketecektir. Yoksul emekçinin payına düşen ise ramazan çadırları olacaktır. Ama ya ramazan'da bira içiyorsan? Hem de sokaklarda? O zaman payına dayaktan başka bir şey düşmeyecektir.

Ramazan ayında içkili lokantalar doludur. Öyle de olması gerekir. Kimsenin yemesinde içmesinde gözümüz yoktur. Ama sokaklarda yemenin, içmenin de serbest olması gerekir. Bu kural sadece ramazan'da değil, her zaman olmalıdır. Ama bu isteğimizin ne kadar naif olduğunu biliyoruz, çünkü dinci sermayenin partisi için sık sık referans verdiği demokratik hak ve özgürlüklerin sınırı ramazan ayında sokakta, büfe'de içki içenlerde bitmektedir. Pahalı restoranlar, cipler vs her zaman her yerde olduğu gibi (mesela İran) bu uygulamalardan muaf olacaktır. Onun için ılımlı İslam'a en fazla emekçilerin karşı çıkması lazımdır. Çünkü hem daha fazla dinsel sömürüye uğrayacaklardır, hem de biralarından olacaklardır. Sucuk ekmek yemeleri de onların uyanıklıklarına kalmıştır. Reklamlar da o uyanıklığı kamçılar. O zaman Moda'daki arkadaşlara: haydi şerefe.

Burak Gürbüz 'ın Son Yazıları