Burak Gürbüz
Özür
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Özür dilemeyi, &ldquoyaptığı bir işten dolayı bağışlanmasını istemek&rdquo diye tanımlıyor TDK sözlüğü. Fakat tanımın ötesinde &ldquoözür dilemek&rdquo insani bir davranışı sergilemektedir. Yaptığınız bir işi karşı tarafı kırdığını, üzdüğünü düşünürsünüz ve siz de buna üzülüp, pişman olursunuz. Bu pişmanlığınızı sadece düşünmez aynı zamanda üzdüğünüzü düşündüğünüz arkadaşınıza gider söyler ondan özür dilersiniz. Yazının konusunu herhalde okuyucu tahmin etmiştir. Evet, &ldquoaydınların&rdquo Ermenilerden özür kampanyasından bahsediyoruz.
İnsanların, hele kendini sol çizgide konumlayan dostların tarihteki insanlık trajedilerine kayıtsız kalması, burun kıvırması beklenemez. Ermenilerin Osmanlı zamanında yaşadıkları zulümler birer gerçek vakadır, tıpkı Osmanlı devletinde yaşayan diğer halkların yaşadıkları zulümler gibi. Burada anlatılmak istenen Türkiye&rsquode sıkça dillendirilen &ldquosen bana yaptın, hayır asıl sen bana yaptın&rdquo tepkisel kısır döngü mantığına girmek değildir. Çünkü bir tarafın zulüm gördüğünden dolayı bir rahatsızlığı olmayabilir veya unutmuş olabilir ama karşı tarafın böyle bir rahatsızlığı vardır veya unutmamıştır. Böyle bir durumda yapılacak en iyi hareket, karşılıklı yaşanan insanlık trajedilerini beraberce hatırlamak, hüznünü paylaşmak ve tarihe beraberce not düşmektir. İki taraf için de bu paylaşım, salt insani açıdan bile olsa halklar arası dayanışma şeklinde algılanacaktır. Geçmişin trajedilerinden hiçbir sorumluluğu bulunmayan bugünkü halklarının, bahsedilen savaşların gerçek nedeninin emperyalistlerin pazar paylaşım mücadelesi olduğunu iyi bilmektedirler. Günümüzde bu gerçeği başka şekilde bilenler ve işi kin, nefrete dönüştürenler, iki kesimde de bolca var olan milliyetçilerdir.
Gelelim özür kampanyasına ve metine. Kampanya&rsquonın ilk günlerinde düzenleyicilerinden biri olan Baskın Oran aynen şunu söylemiştir: &ldquoÖzür dileyen diler, dilemeyen böyle bir şey olmamıştır deyip yoluna devam eder&rdquo. Bu söz kampanyanın zaten iddia ettikleri gibi kişisel bir özür dileme vakası olmayıp siyasal bir kampanya olduğunun apaçık delilidir. Çünkü imzalamadığınız vakit baştan ermeni trajedisini kabul etmemiş olursunuz ki bu da mecburen! Türk milliyetçiliğine denk düşen siyasal bir yelpazeye savrulmanıza neden olacaktır. Bu talihsiz sözleri benim bildiğim kadarıyla düzenleyiciler arasında tekzip eden de çıkmamıştır. İkincisi yine aynı söz, milliyetçiliğe ama bu sefer ermeni milliyetçiliğine prim veren sağduyulu olmayan tepkisel bir tavrın tezahürüdür. Yani &ldquobu metni imzalamayan benden değildir&rdquo misali sözleri siyasi bir tavır alışı sergilemektedir. Bu tip sözlere ayrıca siyasette de çok rastlanır. Mesela Bush&rsquoun laflarında kesinlik vardır: &ldquoABD&rsquonin düşmanının dostu bizim düşmanımızdır&rdquo der. Bu sözler ABD tarafından yapılandırılan Yenidünya düzeni içinde ülkeler arası siyasi ilişkilerin yönünü işaret eder.  Bu sözler kendi gibi düşünmeyenlere karşı hem bir siyasi tavır alıştır hem de sözün muhataplarını hizaya çekiştir ve ne hazindir ki aynı siyasal davranış bu metni hazırlayanlarda da görülmektedir. Dolayısıyla &ldquoböyle bir şey olmamıştır deyip yoluna devam eder&rdquo lafındaki imzalamayan kişiler hakkında peşin hüküm, yukarıdaki aynı ucube düşüncelerin sözde farklı siyasal düzlemdeki tezahürüdür. Peki, bu kadar keskin siyasal manevranın anlamı nedir? Türkiye&rsquonin yeni düzendeki yeni siyasetinin alt yapısı mıdır?
Kampanya metni de yukarıdaki tepkisel sözler gibi aceleci, bir tarafı suçlayıcı, siyasi ve kışkırtıcıdır. Bu tavır ve metnin yazılış biçimi aslında Ermeni halkına değil, Ermeni milliyetçiliğine prim vermektedir. Slogan gibi kısa ve nettir, bir tarafı suçlayan ve paylaşımcı olmayan karşı tarafa söylenecek bir söz bırakmayan bir metindir. Sözün bittiği yerdir ve aslında düşüncenin sona erdiği yerdir ve bu bağlamda metin, Ermeni milliyetçiliğine prim veren siyasi bir metindir. Zaten çoğunluğu Türkiye halkına karşı kin ve nefret besleyen diasporadan tam not almıştır. İşin bu bir yönüdür, diğer yönü ise milliyetçiliğin emperyalizm boyutudur. İki milliyetçi tarafın aslında derdi büyük emperyalist devletlere sırtını dayayıp karşı tarafı yok etme isteğidir, çünkü &ldquotaşeron&rdquodurlar&rdquo, &ldquomaşa&rdquodırlar ve öyle düşünecektirler tabii ki. Dolayısıyla milliyetçi iki taraf , &ldquoniye karşı tarafı tam olarak susturamadık?&rdquo diye hayıflanırlar. Onun için bu slogan tarzında kampanya metni &ldquokarşı tarafı sindirdiği&rdquo için bir tarafı çok sevindirecek, öte yandan &ldquosindirildiğini&rdquo düşünen beri tarafında tepkisini çekecektir ki öyle de olmaktadır. Konu ülke gündeminde dallanıp budaklanmaktadır. Bir tarafta &ldquoözür dilemeyenler&rdquo öte tarafta tarafgirin ön saflarında çarpışan kurmayları tansiyonu yükseltmeye başlamıştır. O kadar ki, ermeni meselesinde kendileri gibi düşünmeyenleri ermeni hatta Yahudi düşmanı ilan etmiştir bile.
Aslında bu yazı çok zor bir yazıdır. Çünkü özür dilemek önemli bir insani vasıftır. Yaşanmış bir olaydan dolayı bir kişiden özür dilemek o kadar kolay bir şey değildir. Uzun süre düşünürsünüz, uykularınız kaçar ve karşı tarafı yaptığınız bir hareketten dolayı kırdığınızı anladığınızda, bu sefer de özür dilemek için bir fırsat kollarsınız. Üstelik bu işin bir de karşı tarafın sizin özrünüzü kabul etmeme gibi bir olasılığı da barındırmaktadır. Kısacası aydınların katıldığı ve siyasal bir kampanya olduğu her açıdan belli olan bir internet sitesine tıklayarak özür dilemek özür kelimesinin tanımını çarpıtmıştır. Çünkü internette yüzleşme yoktur. Özür dilemenin en olmazsa olmaz koşulu yüzleşmedir çünkü. Karşılıklı oturup konuşmak, gerekiyorsa özür dilemek, karşı tarafı dinlemek ve dertleşmektir. Yüzleşemeyen, dertleşemeyen, örgütlenemeyen, sokaklara çıkamayan, bağıramayan bazı aydınların tek rahatlama ve siyaset yapma aracı internet ortamında &ldquoçet&rdquo ve &ldquotık&rdquo olmaya başlamıştır. Sanal ortamda web sitelerinde öbekleşen fikirlere yakınlık duyup üzerine tıklayarak, hiçbir şekilde kendisiyle bile yüzleşmeden bu kişilere oturdukları yerden toplumsal muhalif bir kimlik, bir aidiyet duygusu vermektedir. Bu internet ortamının siyaset yapmada aşırı kolaycılığına dair açtığımız parantezi burada kapatıp konumuza dönersek, kısacası günümüzde hiçbir ermeni ve Türk vatandaşının sorumlusu olmadığı tarihi bir olaydan dolayı ermeni diaspora yanlılarıyla Türk milliyetçileri karşılıklı tıklaşmaktadır.
Bu kampanya özrü siyasallaştırmıştır ve içindeki anlamını da boşaltmıştır. Özür dilemenin sözlük anlamını teslimiyetçilik, ABD senatosunun aldığı kararlara ve ermeni milliyetçi diasporasına bağlılık şeklinde değiştirmiştir. Burada en çok hayıflanılan özrün kendisinin Türk ve Ermeni milliyetçiliğine kurban edilmesidir. &ldquoErmenilerden özür dilemiyoruz&rdquo kampanyaları işin hangi boyutlara ulaştığını göstermektedir zaten. Bu kampanya ermeni düşmanlığını en azından internet ortamında daha da azdırarak amacına ulaşmıştır. Bu konuda düzenleyicileri tebrik etmek gerekiyor. Ama asıl önemli olanı emperyalizmi sorun olarak görmeyenlerin, ülkedeki milliyetçi damarı kaşıyarak AB gibi, ABD gibi emperyalist güçlerin ekmeğine yağı bolca sürmüş olmasıdır. İsteyen beraberce afiyetle yesin o zaman.
Son olarak kendi adıma 20&rsquonci yüzyılın başındaki emperyalist devletlerin pazar paylaşımı savaşlarını nefretle kınıyorum, o savaşlarda tehcir esnasında ölen, katledilen Ermeni halkının acılarını Anadolu da yaşayan diğer halkların (Türk, Kürt, Çerkez vs..) yaşanmış acılarıyla beraber paylaşıyorum.