Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Burak Gürbüz

Burak Gürbüz

Gazze'de Ölen Çocuk

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Daha altı yaşındaydı... Boyu yeni uzamıştı, süt dişleri yeni yeni dökülüyordu öldüğünde. Kara gözleri ışıl ışıldı, saçlarını yeni yıkamıştı annesi, kafasına kireç bulaşmadan önce... O sabah İsrailli faşistlerin attıkları bombalardan küçük gövdesi başından ayrılmadan önce, kafası evin kolonlarından bir tanesine sıkışıp, suratı mosmor olmadan önce sabahtan akşama kadar mahallede arkadaşlarıyla askercilik oynardı. Elinde oyuncak tüfeğiyle, kafasında yarattığı düşmanlarla çarpışıp dururdu. Aslında o da biliyordu gerçek bir düşmanları olduğunu. Küçük yaşta da olsa, Gazze'de tüm Filistinliler gibi babasının ve annesinin de yaşadığı baskıları şahit olabiliyordu. Ama faşist ve emperyalistlerin yeri geldiğince, kendi çıkarlarına dokunduğunda ne kadar çok vahşileşip, insanlıktan çıktıklarını bilmiyordu doğal olarak. O nerden bilebilirdi ki, şimdi çoğu mezarda olan ağabeylerinin yontup yaptıkları sapanları zırhlı elbiseli İsrailli faşistlere yönelttiklerinde, o insan bozuntusu mahlûkların bazuka kadar güçlü otomatik silahlarla beyinlerini uçurduklarını? O hiç birini bilmiyordu, sadece alevi bildi, nasıl canını acıttığını ve nasıl kendisini duvarlara fırlattığını bildi. Ondan sonrası, üzerine yıkılan koca binanın tozu dumanıydı... Bir de küçük kafasına bulaşmış kireç tozuydu. Bizler gördük onu o görmedi. Filistinli çocuk duvardaydı, tavandaydı, yerdeydi. Kireç gibi olmuş yüzünü taşlardan sıyırdılar, demir çubukların içinden çıkardılar. Yüreği sıkışmıştı tavan ile yer arasına. Onun için bitmişti her şey, hayatı sona ermişti.

Uzun zamandan beri Filistin'de sözün bittiği yerdeyiz. İnsanın İsrail'in vahşice masum Filistin kadın ve çocuklarına saldırmasını içi kaldırmıyor gerçekten. Ama İsrail bu katliamı hesapsız kitapsız yapmıyor. Dünyanın gözü önünde, kameralar eşliğinde çocuklara saldırıyor. Bundan hiçbir şekilde utanmadığı gibi, üstelik televizyon kameraları önünde pişkince ortaya çıkıp konuşabiliyorlar. Bu kadar fütursuzca davranışının arkasında ABD'nin en son teknoloji silahları var ve uluslararası desteği var. İsrail yıllarca emperyalist ABD'nin Ortadoğu'da taşeronluğunu yaptı zaten yine aynı şeyi yapıyor, tek farkı artık bunu açıktan yapıyor, yüzümüze bakarak, sırıtarak yapıyor ve televizyonlardan evlerimizin içine girip "yapıyorum evet bir diyeceğin mi var?" diye soruyor. Evet var. Söyleyeceğimiz var, o da TKP'nin Türkiye'nin birçok yerinde İsrail konsoloslukların kapısında düzenlediği "İnsanlık nöbetinde" haykırılan ve daha sonra da söylenmesini sürekli hale getirilmesi gereken bir söz var: FAŞİST İSRAİL. İşte bu sözü günlük yaşamda sürekli hale getirmek gerekir. İsrail'in başına faşist sıfatını ekleyerek kullanmak gerekir. İsrail devletinin faşistliğini sadece uluslararası platformlarda değil, halkların gözünde, ama sadece Müslümanların da değil, tüm milletlerin gözünde tescil ettirmek gerekir. Buna çalışmak gerekir, soğukkanlılıkla ama kararlılıkla. Hepimiz yapabiliriz bunu. Birisinle konuşurken, Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca... hiç sesinin tonunu yükseltmeden o ülkenin lafı geçtiği vakit son derece doğal olarak, "Güney Dakota" der gibi, "Faşist İsrail" demek gerekir. Bunu kendi kendime alıştırmaya başladım.

Vahşetin karşısında insanın söyleyeceği söz bitiyor ve nutku tutuluyor. Bölgedeki diplomatik çabalar, yok siyasi analizler insanı daha da karamsarlaştırıyor. Sözün bittiği yerde tek söz kalıyor, şiir: Filistinli çocuk.

Büyümeni bekledik, merakla.../ Herkes üzerine titredi, üşüme, hastalanma diye.../ Bir sabah resmine baktık, /Sen o Filistinli çocuktun tanıdık, /Bombaların yıktığı / Enkazın içindeydin./ Yardım istemeyi bile bilmeden, /Ölmüştün anladık.

***

Tam ölüm sebebini bilemedik. / Beynine kan mı dolmuştu? /Kalbin parçalanıp, dalağın mı yırtılmıştı? /Belki de çöken tavan seni nefessiz bırakmıştı /O parçalanan, kalbin, beynin, dalağın / Küçücüktü ama senin. / Bir de kireç dolmuş ince nefes borun./ Biraz öksürebildin mi acaba? / Rahat mıydın son anda?/ Büyüyemedin sende / Diğer kardeşlerin ve ağabeylerin gibi../ Artık senden arta kalan oyuncakları, / Annenin yaptığı üç öğün yemeği, /Başka bir Filistinli kardeşin yiyecek, oynayacak. / Ve o enkazlara inat büyüyecek.

Aşağıda ki linkte Ataol Behramoğlu'nun "Yıkılma Sakın" şiiri var.

http://siirgen.org/siir/a/ataol_behramoglu/yikilma_sakin.htm

Yazı bitti.

Burak Gürbüz 'ın Son Yazıları