Koronavirüs: Hazır mıyız Türkiye?

Henüz ilk Koronavirüs vakasıyla tanışmadık. Öte yandan her an karşımıza çıkacağı hissi çok yaygın. Peki hazır mıyız? Sağlık sistemimiz, yöneticiler, hastaneler olası bir salgın için ne kadar hazırlıklı? Bunları bir acil tıp asistanına sorduk.
Mehmet Kuzulugil
Çarşamba, 26 Şubat 2020 13:36

Herkesin önemli bulduğu ama galiba kimsenin o kadar da merak etmediği bir soru bu: Koronavirüs’le tanışmaya hazır mıyız? Yani “geldi” denildiği gün neler olacağını, yurttaş olarak ne yapmamız gerektiğini, Sağlık Bakanlığı’nın elinde nasıl bir plan olduğunu, olanaklarımızın ne olduğunu biliyor muyuz?

Önemi tartışılmaz ama bir yandan da “neyimiz doğru ki, bu doğru olsun” diyerek galiba çok da merak etmemeyi tercih edeceğimiz sorular bunlar.

Bu soruları İstanbul’da görev yapan bir acil tıp asistanına sorduk.

Görüldüğü kadarıyla “organizasyon” düzeyinde yapılan hazırlıklar var. Hastanelere şüpheli vakaların nasıl ele alınması gerektiği konusunda protokoller iletilmiş, şüphe duyulan hastaların izolasyonu (başka kişilerle temasının kesilmesi) için hazırlanmış odalar var, panik yaratmadan yurttaşları bilgilendirmek için atılmış adımlar var.

KAĞIT ÜZERİNDE TAMAM...

“Rapor” edilen tüm bu çabaların sorunlu yanları ise çok.

Şüpheli hastalar için izolasyon odaları hazır ama acil servislerde henüz Koronavirüs’le tanışmamışken örneğin tüberküloz hastaları için ihtiyaç duyulan izolasyonu sağlayacak yeterlilikte bile değil bunlar. Hastanelere Koronavirüs tanı kitleri yollanmış ama idareli kullanmaları tembihlenmiş durumda! “Virüs artık Türkiye’de” dediğimiz anda tükenmeleri an meselesi!

Yurttaşların bilgilendirilmesi ve hazırlanması olası bir salgında belki de en önemli nokta ama görüştüğümüz sağlık çalışanının da işaret ettiği gibi, bir yanda “bize bir şey olmazcılar” ve muskayla tedavi yolunu benimsemiş olanlar var, öbür yanda da işleri karıştırmaktan başka bir yararı olmayan bir paniğin taşıyıcıları.

İşte sorularımız ve aldığımız yanıtlar.

Genel olarak sağlık altyapımız ve organizasyonumuz bir yana hastaneler olası bir koronavirüs salgınına ya da girişine hazır mı?

Öncelikle ülkemizde, başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde yatan hasta açısından doluluk oranları çok yüksek, acil servislerde ilgili branşlarda yer olmadığı için yatış bekleyen hastalar neredeyse tedavi sürecinin tümünü acilde alıp taburcu oluyor. Böylesi salgın durumlarında yeterli sayıda hizmet verecek özellikli birimlerin bulunması gerekiyor.

Bugün hala aktif tüberküloz olan hastalarımızı solunum izolasyonuna alacak izolasyon odası bulmakta zorlanıyoruz. Bu sebeple Türkiye’de salgın vuku bulması durumunda izolasyon önlemleri ve yataklı hastane bulmak konusunda belirgin sorunlar yaşayacağımız ortada.

'DEZENFEKTAN MADDE VE MASKE BİLE BULAMIYORKEN...'

Peçete, dezenfektan madde ve maske bile kimi zaman bulamıyorken insan sağlığını tehdit eden bir salgın durumuna hazır olduğumuzu iddia etmek cahil cesareti gerektiriyor. Bakanlık klinik şüphe dahilinde ilgili hastaları yönlendirmek için belli merkezler belirledi, İstanbul Avrupa yakası için Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH), Asya yakası için Kartal EAH bunlar arasında. Koronavirüs şüphesiyle FSM EAH’nde önlem alınması ve tanı işlemlerinin ilgili hastanede yapılmasına ilişkinse yürütülen bir soruşturma var. Siyasi itibar gayreti olan ortamda sağlıklı bir sürece hazır olmadığımızı söyleyebilirim. Bir tek şüpheli vaka için yaşananlar gözler önünde iken onlarca şüpheli vaka için ne gibi bürokratik, teknik problemler yaşayacağımızı siz hayal edin.

TANI KİTLERİ: İDARELİ KULLANIN!

Şüpheli vakaların tespiti için kesin kriterler var mı? Bu kriterler tüm sağlık kuruluşlarına, özel olarak acil servislere ulaşmış durumda mı?

Şüpheli vakaların kesin tanısı için kullanılan kitler kesin olarak var. Aslında klinik belirtiler, seyahat öyküsü, temas varlığı gibi durumlar sonrasında hekimin duyduğu klinik şüphe temel kriter. Başta 3. Basamak sağlık kuruluşları olmak üzere birçok hastaneye sınırlı sayıda tanı kitleri ulaştırılmış durumda ancak yaklaşık 5 milyonluk bir bölgeye hizmet veren 3. Basamak bir sağlık kuruluşunun acil servisi için şimdiki rakam yaklaşık 10 adet kit. İdareli kullanmamız salık veriliyor, salgın öncesi hazırlık açısından oldukça yetersiz olduğu maalesef açık.

Görüştüğümüz bir başka acil servis uzmanı, hekim arkadaşlarının bakanlığın ulaştırdığı protokolleri yeterince incelediğinden bile şüphe duyduğunu söylemişti. “Şüpheli vaka” tespiti için zorunlu sorulması gereken soruların da çoğu durumda hasta yoğunluğu yüzünden hızlıca geçildiğini düşünüyordu.

Katılırım. Başta söylediğim şeyle ilgili. Bu yoğunlukta sorun biraz büyüdüğünde nasıl altından kalkabiliriz o belirsiz gerçekten de.

Şüpheli vakalarla karşılaşıldığında sağlık kuruluşlarında yapılması gerekenler belirlenmiş durumda mı?

Sağlık Bakanlığı şüpheli vaka ile karşılaşıldığında yapılması gerekenlere yönelik bir rehber yayınladı. Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi belli merkezler belirlendi, ancak alt yapı eksikliği büyük bir problem olarak karşımızda duruyor.

Yurttaşlar bu açıdan bilgilendirildi mi şimdiye kadar? Yurttaşların genel kanallarda yeterince bilgilendirilmiş ve hazırlanmış olduğunu düşünüyor musunuz? Genel yurttaş davranışı şu ana kadar nasıl?

Yurttaşların bilgilendirilmesi meselesi iki farklı uçta değerlendirilmeli. Bir yanda aşırı evhamlanmış bir kesim bir yanda sadece sirke ile korunacağını sanan bir toplam mevcut. Bakanlık endişe ortamı yaratmamak adına sıfır sorun siyaseti güttüğünden problemin ne olduğu ve nasıl başa çıkılacağı meselesi geride kalıyor. Koruyucu hekimliğin esamisi sağlık politikalarında okunmadığından yaşayınca göreceğiz gibi bir tablo hakim.

Yurttaşlarımız ise gerçekten çaresiz bir şekilde her zaman olduğu gibi acil servislere akın etmekte çare arayacak gibi görünüyor. Kişisel hijyen, el yıkama önlemleri gibi basit önlemler maalesef ki anlatılamıyor. Böylesi büyük bir salgın meselesinde “bana/bize bir şey olmaz” anlayışına fazla kurban vereceğiz gibi görünüyor.

Yurttaşları yönlendirebilecek bir hazırlık var mı? Hem gereken önlemleri almaları hem de panik yaşanmaması bakımından?

Hurafeler, kanıta dayalı olmayan alternatif tıp zırvalıkları, üfürükçüler davul zurna çalıyor ülkemizde. Bilim ile mücadele edebileceğimiz bu başlıkta geleneksel alternatif tıp uygulamaları kongresi düzenlemek ile meşgul devletimiz. Kesinlikle akla dokunur bir hazırlık, ciddi bir önlem yok.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI: NE ZAMAN ÖNEMSENDİ Kİ?

Sağlık çalışanlarının sağlığı ne kadar düşünülmüş durumda? Yani alınan önlemler, yapılan hazırlıklar, belirlenen protokoller vs. içinde sağlık çalışanlarının sağlığı ne kadar gözetiliyor.

Böyle bir gündem bu ülkede hiç olmadı. Özellikle böyle salgınlar bağışıklık sistemi düşük olanları, yaşlıları, kronik hastalığı olanları daha kolay etkiliyor. Merkez olarak belirlenen 3. Basamak hastanelerde hizmetin neredeyse tamamını veren asistan hekimlerin çalışma koşulları insanlık dışı, ayda 10 nöbet tutup gündüz mesaisine devam edip tuttuğu nöbetlerin ücret karşılığını bile alamayan insanlar uykusuzluk ve yoğun stres nedenli bağışıklık sistemi zarara uğrayanların başında geliyor. Özveriyle çalışan gece gündüz demeden canla başla hizmet veren hekimler, hemşireler, sağlık memurları, teknikerler, personeller ve sekreterler anı kurtarmak adına insanlık dışı şartlarda çalışmaya devam ediyorlar.

Bu ülkede acil servislerde her gün olağanüstü hal yaşanıyor maalesef. Hastanelerde koruyucu ekipmanların fazlalaştırılması ve ulaşılabilir olması gerekiyor. Sağlık çalışanlarının sağlığı sıfır sorun siyaseti nedeniyle göz ardı ediliyor.