'Kanal İstanbul projesi ile kent felakete doğru gidiyor'

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Üyesi Sedat Durel, Kanal İstanbul'un kentte yaratacağı ekolojik tahribata ilişkin soL'a değerlendirmelerde bulundu.
soL - Haber Merkezi
Cumartesi, 21 Aralık 2019 08:19

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Üyesi Sedat Durel, Kanal İstanbul projesine ilişkin soL'a görüşlerini paylaştı.

Projeyle birlikte İstanbul'un felakete doğru sürüklendiğini belirten Durel, yaşanacak ekolojik tahribatın İstanbul'un yanı sıra Kuzey Ege'den Karadeniz'e geniş bir coğrafyaya yayılacağını kaydetti.

Durel'in soL'a yaptığı değerlendirme şöyle:

Bugün nüfusu 15 milyonu aşkın kente plansız ve çarpık kentleşme, endüstri ve iş alanları, yollar, altyapı, köprüler, havalimanı inşaatları ve kanal İstanbul projesi ile İstanbul felakete doğru gidiyor.

Kanal İstanbul Projesi, yalnız devasa bir yatırım değil aynı zamanda yüzyıllara dayanan geçmişinde bugüne kadar İstanbul ‘dan başlayacak ekolojik tahribatın etkileri Karadeniz’den, Boğazlara, Marmara’dan Kuzey Ege’ye geniş bir coğrafyada kendini gösterecek bir projedir.

Yaşam döngüsünde kritik öneme sahip olan ekosistemlerin işleyişi bozulacak, Deniz ve kıyıları, ormanları, nadir fundalıkları ve sulak alanlarının geri dönülmez bir şekilde gözden çıkarılması anlamına geliyor. Kanal İstanbul ile, İstanbul’un kuzeyindeki orman alanlarının, doğal çayırlıkların ve diğer habitatların parçalanarak ekolojik bütünlüğünü yitirmesi kaçınılmazdır.

YERALTI VE YERÜSTÜ HAVZALARINA  ETKİSİ

İstanbul’un su kaynaklarının acilen korunmaya alınması gerekirken sazlıdere’nin kanala dâhil edilmesi İstanbullular ve Bölge Coğrafyası için can alıcı bir darbedir. Ayrıca kayaç yapısından ötürü kanalın yeraltı su kaynaklarına nereye kadar etki edeceğini bilemiyoruz. Trakya’ya uzanan çatlaklı yapıdan ötürü kanal kaynaklı tuzlanmanın Trakya’nın tarım arazisine kadar gitme ihtimali var.

DENİZEL EKOSİSTEMİN ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİLERİ

Karadeniz ve Marmara’nın tuzluluk dengesi binlerce yılla oluşmuş son derece hassas bir dengedir. Bunun bozulması hem biyoçeşitliliği hem de boğazın akıntı hızını dahi değiştirecektir. Ayrıca Karadeniz’den Marmara’ya inen besin yükü ilk yıllarda Marmara’da bir canlılık çeşitliliğine artış yaratacakken tek hücreli canlılarda ki olağan dışı üreme ve ikinci üçüncü çevrimde Marmara da oksijenin bitmesine, Marmara’nın ölü bir deniz haline gelmesine yol açacaktır. Bu ekolojik yıkımın çok yönlü boyutları içerisine dayanılmaz koku ve deniz / kanal/ boğaz dibindeki balcık yapısını da katmakta fayda var.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ETKİSİ

İklim değişikliğine etkisi çok yönlü sorun ama buna şöyle yaklaşabiliriz. Kanaldan çıkması beklenen yığınla hafriyat petrol ile çalışan motorlu taşıtlarla taşınacak. Yalnızca bunun bile karbon ayak izinin hava kalitesi kötü bir İstanbul açığa çıkaracak. Ayrıca kanal için harcanacak çimento, taşıma vb. üretimleri de yine ciddi karbonayakizi muhteva eden proseslerdir.

HAFRİYATIN ETKİSİ

Hafriyat döküm alanları İstanbul’un bu dönemdeki en önemli sorunlarından biridir. Kentsel dönüşüm hız kazandıkça, yıkım ve yeniden yapım arttıkça sorun giderek daha kritik bir hal almaktadır. Kanal İstanbul Projesi “ÇED Raporuna göre 1.155.668.000 metreküp hafriyatın çıkarılacağı öngörülmektedir. Hafriyatın nereye taşınacağı, yaratacağı trafik yanında hafriyat dökülen alanın doğal niteliğini kaybetmesi önemli sorunlardır.