Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Gaziantep Katliamı’nda yakınlarını kaybedenler: Bizi unutturdular

Ailelerini, çocuklarını, akrabalarını gözlerinin önünde yitiren onlarca insan... Gaziantep Katliamı’nın geride kalanları acılarıyla baş başa. Yakınlarını yitirenler “Hesap sorulsun” derken devlet, katliamın yaşandığı sokağa boya badana yaptırıyor, “kan parası” diye yiten canlara bedel biçiyor.

Selin Asker

Yayın Tarihi: 03.11.2016 , 07:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 05:26

IŞİD’in 59 kişiyi katlettiği Gaziantep Katliamı bölge halkı için hâlâ dün yaşanmış gibi. Saldırıda yakınlarını yitirenlerin acısı derin, öfkeleri diri. Devlet ise parçalanarak katledilen o insanların canına değer biçmekle, katliamın sokaktaki izlerini silmekle meşgul. Aileler umutsuz ve unutulduklarını düşünüyor.

Beybahçe mahallesinde katliamın yaşandığı sokağa gidiyoruz. Sokakta ilk dikkat çeken kana bulanan tüm apartmanların boyanmış olması... Devlet, yakınlarını kaybedenlerle “ilgilenmek” yerine sokağın görüntüsüyle ilgilenmiş. Ancak öyle bir katliamı hafızalardan silmek için bu gayret yeterli olmasa gerek!

Saldırıda hayatını kaybeden 66 yaşındaki Kamil Akdoğan’ın ailesinin evine ziyarette bulunduk. Saldırının olduğu yere yakın bir sokakta evleri.

Ailenin biri 18, diğeri 13 yaşındaki iki kızları da aynı saldırıda hayatını kaybetti. 6 aylık torunları da kulağından zarar gördüğü için pil yardımıyla duyuyor. Üç canını kaybeden ve yaralanan ailenin yası elbette halen sürüyor, hem üzüntülü hem  de öfkeli oldukları görülüyor.

Akdoğan’ın eşi o gün yaşananları şöyle anlatıyor:

‘HEPİMİZ AİLEYDİK’

“Biz kına için oradaydık. Kızımın çocuğu ağladı, 'gidelim' dedik tam o sırada patlama oldu. Patlama sesini duyduk, arkamızı döndük, eşimle kızlarımın parçalarını gördük. Kaybettiğim kızım nişanlıydı, çeyizini bile hazırlamıştım.

Orada çocuğuna sarılarak ölenler olduğunu gördük. Kimse benim, senin yakının demiyordu çünkü biz hepimiz aileydik. Kimseyle ne alacağımız ne vereceğimiz vardı, ne istediler bizden?”

‘HESAP SORULSUN’

Kamil Akdoğan’ın kızı yaşadıklarını anlatırken öfkesini her an hissettiriyor. O gece katliama nasıl tanık olduklarını, cesetlerin nasıl toplandığını, ailesini, akrabalarını yitirmenin acısını... Geceleri uyuyamadığını belirtiyor, gözünün önünden o görüntülerin gitmediğini söylüyor. “Tek isteğim o canilerle işbirliği yapan kimse hesap sormaları” diyor ve yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

‘YARALI KADIN, YARALI KIZINA BAKIYOR’       

“Babam bir tarafta yatıyordu, iki kız kardeşim üst üste düşmüştü. Hangisine bakacaktık ki, hepsi bizim akrabamızdı, canımızdı. Amcamın oğlu dört parçaya bölünmüştü, direğin altında yatıyordu. Hepsi tanınmayacak haldeydi. Ne yüzleri vardı, ne vücutları... Bir yakınımızın kızının gözü çıktı patlamada, kendisi de yaralı, sol tarafı felç kaldı ve o halde kızına bakıyor.  Kim sahip çıkacak onlara?”

‘10 BİN LİRA DEĞER BİÇİLDİ’

Aile devletin “kan parası” dağıttığını ve bir daha kendilerine ulaşmadığını söylüyor. Ailelerin hesaplarına 10’ar bin lira yatırıldığını belirten Akdoğan’ın kızı öfkesini şöyle dile getiriyor:

“Benim kardeşimin boyu fidan gibiydi, gencecikti, sapsarı saçları vardı. Nerede şimdi? Evden beraber çıktık gittik, beraber dönemedik. Benim o güzel kardeşime devlet 10 bin lira değer biçmiş. Milyonları verseler kardeşimi geri getirebilirler mi?”

‘DEVLET BİZE IŞİD DEDİ’

Devletle tek temaslarının valiliğin ailelerden istediği “dosya” olduğunu öğreniyoruz. Tek tek aileler yitirdikleri kayıpların ölüm raporlarını hazırlayarak valiliğe ulaştırmış. Bir dava süreci başlatıp başlatmadıkları yönündeki sorumuza da şu yanıtı alıyoruz:

“Şu an şikayetçi olsak kimden olacağız? Kimler var bu işin içinde, kimlerin parmağı var bilmiyoruz. Devlet bize IŞİD dedi bunu biliyoruz sadece.”

GEÇİM SIKINTISI

Aile yitirdiği canların acısıyla yaşarken bir de geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kalmış durumda. Katliamdan önce kardeşinin tezgahtar olarak çalıştığını, babasının da emekli maaşı aldığını ve bu şekilde geçimlerini sağladıklarını artık geçinemediklerini ifade ettiler.

Gaziantep’ten ayrılmayı ise düşünmediklerini belirtip, “Gidecek başka bir yerimiz yok, acımızla burada baş başayız” diye vurguladılar.

HEPSİ FABRİKA İŞÇİSİYDİ

Bölge emekçilerin yoğunlukta olduğu yerleşim yerleri. Hayatını kaybeden gençlerin çoğu fabrika işçisiydi. Gaziantep’te sanayi bölgelerinde birçok fabrika bulunuyor ve buralarda çalışan gencecik emekçi insanlar bir eğlence gecesinde katlediliyor. Geride kalanların yaşadıklarını ise şöyle dinliyoruz:

“Amcamın oğlu orada öldü, fabrika işçisiydi. Karısı hamile, şimdi kayınbabası bakıyor, yaşlı adam, köyde iki üç ineği var, nasıl bakacak doğacak çocuğa kadın? Bir değil hepimiz yetim kaldık.”

“Köyde bir amcam var, eşi burada çalışıyordu kiralık ev tutmuştu eşini getirecekti köyden, iki çocuğu var adam burada öldü, eşi kaldı köyde. O kadın nasıl getirsin şimdi çocuklarını, nasıl dayansın?”

EVLENMEDİLER...

Öte yandan kına gecesi yapılan çiftin evlenmediğini de belirtiyor aile. Hatta damat için “Eski IŞİD’liydi, intikam eylemiydi” şeklinde dedikoduların çıktığını belirterek, bunları da öfkeli bir dille reddediyorlar:

“Damat güya IŞİD’e katılmış, intikammış diyorlar. Adam ne Kuran okur, fabrikadan çıkmaz, sessiz sakin kendi halinde insan, 50 liralık telefon kullanıyor, görsen insan içine bile çıkmaz. Biz bu insanların katillerinden hesap sorulsun istiyoruz, akrabalarımıza iftira atılmasını değil, kimse sorumluluğunu böyle gizlemeye kalkışmasın.”

‘BİZİ UNUTTURDULAR’

Saldırıdan hemen sonra getirilen basın yasağına da tepki şu şekilde:

“Devlet basın yasağı getirdi hemen, kimse bizden bahsetmedi. Bizim burada canımız yanıyordu, herkes hayatına devam etti, hiç olmamış, yaşanmamış gibi üstünü örtbas ettiler. O kadar gencin, çocuğun, kadının, insanın değeri bu kadardı. Bizi unutturmak istediler, unutturdular.”

Fotoğraflar: Selin Asker

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.