Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka günlükleri 239 |28 Ekim 2026 Çarşamba

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 29.10.2026 , 16:02 "0 dakikalık okuma süresi"
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ablukanın sona erdirilmesini talep eden karar tasarısını 130 ülkenin desteğiyle 34. kez kabul etti. Washington yönetiminin oylama öncesinde diğer ülkelere yönelttiği diplomatik ve ekonomik tehditler uluslararası dayanışmayı kıramadı. Son bir yılda Küba ekonomisine 8 milyar dolardan fazla zarar veren yaptırımlar yakıt, içme suyu ve ilaç tedarikini doğrudan engelliyor.

BM’de ablukaya karşı 130 oy: ABD’nin baskılarına rağmen Küba’ya destek

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ablukanın sona erdirilmesini talep eden karar tasarısını 34. kez görüşerek 130 lehte, 17 aleyhte ve 25 çekimser oyla kabul etti. Oylama öncesinde ABD yönetiminin gümrük vergileri, vize kısıtlamaları ve iş birliği programlarını askıya alma tehditleriyle diğer ülkelerin oylarını etkilemeye çalıştığı yönündeki suçlamalar gündeme geldi. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, bu girişimleri devletlerin egemenliğine ve serbest karar alma hakkına müdahale olarak nitelendirerek, bugün Küba’ya yöneltilen baskıların yarın başka ülkelere de uygulanabileceği uyarısında bulundu.

Rodríguez, Mart 2025-Şubat 2026 döneminde ablukanın Küba ekonomisine 8 milyar doları aşan zarar verdiğini, altmış yılı aşkın sürede biriken toplam kaybın ise cari fiyatlarla 178,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Yakıt tedarikine yönelik kısıtlamaların elektrik üretimini, ulaşımı, sağlık hizmetlerini ve içme suyu dağıtımını aksattığını belirten Bakan, temel aşılama programında kullanılan ilaçların yüzde 70’inin bulunmadığını ve yaklaşık 100 bin kişinin ameliyat beklediğini bildirdi. Ayrıca 2,6 milyon kişinin içme suyuna erişimde sorun yaşadığını, gıda, ilaç ve tıbbi malzeme taşıyan binlerce konteynerin sevkiyatının da engellendiğini ileri sürdü. Küba yönetimi, bu kısıtlamaların ekonomik sonuçların ötesine geçerek halkın temel haklarını ve yaşam koşullarını doğrudan etkilediğini vurguladı.

Genel Kurul görüşmelerinde Meksika, Çin, Vietnam, Hindistan, Mozambik, Gana, Sierra Leone ve çok sayıda ülke ablukanın kaldırılması çağrısında bulundu. Ülkeler, tek taraflı ekonomik yaptırımların uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Şartı’na, devletlerin egemen eşitliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine aykırı olduğunu savundu. Özellikle enerji, gıda ve ilaç tedarikindeki kısıtlamaların Küba’nın kalkınmasını engellediği ve en savunmasız kesimleri etkilediği belirtildi. Vietnam, Küba ile gıda güvenliği ve pirinç üretimi gibi alanlarda iş birliğini sürdüreceğini açıklarken, birçok ülke ABD’nin Küba’yı Terörizmi Destekleyen Devletler listesinden çıkarmasını da talep etti.

Küba Dışişleri Bakanı, ABD’nin insani yardım girişimlerinin ablukanın yarattığı ekonomik kayıpların yerini tutamayacağını belirterek, Küba’nın ihtiyacının siyasi koşullara bağlı yardımlar değil, serbest ticaret yapabilmek ve kendi kalkınma politikalarını belirleyebilmek olduğunu ifade etti. ABD’nin Küba’ya yönelik politikasının halkı ekonomik baskıyla yönetmeyi ve ülkenin siyasi iradesini değiştirmeyi amaçladığını savunan Rodríguez, ülkesinin egemenliğini ve bağımsızlığını savunmayı sürdüreceğini söyledi. Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de oylama sonucunu ABD’nin baskı ve tehditlerine boyun eğmeyen Küba halkının zaferi olarak değerlendirdi.

130 ülkenin desteğiyle kabul edilen karar, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ablukanın uluslararası alanda geniş ölçüde reddedildiğini bir kez daha ortaya koydu. Bununla birlikte karar, önceki yıllarda olduğu gibi hukuken bağlayıcı değil; ablukanın kaldırılması için ABD’nin yetkili kurumlarının karar alması gerekiyor. Küba yönetimi açısından oylama, yalnızca ekonomik yaptırımlara karşı bir tutum değil, aynı zamanda devletlerin egemenliği, çok taraflılık ve halkların kendi kaderini tayin hakkı konusunda uluslararası topluma yöneltilmiş bir çağrı niteliği taşıyor.

BM’de ABD’nin baskısı sonuç vermedi

ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik, ticari ve mali ablukasının kaldırılması talebi etrafında Birleşmiş Milletler’de uluslararası dayanışma bir kez daha öne çıktı. Küba’ya göre Washington, oylama öncesinde diplomatik kanallar üzerinden ülkelere baskı uygulayarak destek oylarını engellemeye ve çekimser oyları artırmaya çalıştı; ekonomik ve mali misilleme tehditleriyle ülkelerin kararlarını etkilemeyi hedefledi. Ancak bu girişimlerin uluslararası desteği kırmayı başaramadığı belirtildi. Küba, onlarca yıldır süren ablukayı halkın gıdaya, temel ilaçlara ve diğer yaşamsal ihtiyaçlara erişimini kısıtlayan bir politika olarak nitelendirerek, uygulamanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. BM’deki destek, ABD’nin baskı politikasına karşı ülkelerin egemen karar alma hakkını ve Küba halkıyla dayanışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Ablukaya rağmen Küba’da çocuk felcine karşı 65 yıllık mücadele

Küba, 1962’de Latin Amerika’da ülke çapında kitlesel çocuk felci aşılama kampanyası başlatan öncü ülke oldu. İlk kampanyada 1 ay-14 yaş arasındaki çocukların yüzde 87,5’ine ulaşılırken, ülke aynı yıl çocuk felcinden arındırıldığını ilan etti. O tarihten bu yana yaklaşık 85 milyon doz aşı uygulandı. Elektrik kesintileri, kaynak sıkıntısı ve ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukasının sağlık sistemine getirdiği zorluklara rağmen Küba, 65. ulusal aşılama kampanyasını geçen nisan ayında başlattı. Her yıl iki milyondan fazla çocuğun aşılandığı, 340 binden fazla bebeğin de düzenli aşılama programlarıyla korunduğu belirtiliyor. Küba’nın çocuk felciyle mücadelesi, ağır ekonomik baskı koşullarında dahi koruyucu sağlık hizmetlerini sürdürme ve halk sağlığını temel bir hak olarak güvence altına alma çabasının örneği olarak sunuluyor.

Son Küba Gerçeği