Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka Günlükleri 234 | 23 Ekim 2026 Cuma

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 24.10.2026 , 13:06 "0 dakikalık okuma süresi"
Güncelleme Tarihi: 24.10.2026 , 13:10
Küba’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunduğu rapora göre, ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukası Mart 2025–Şubat 2026 döneminde ülkeye 8 milyar 83 milyon dolar zarar verdi. Önceki raporlama dönemine göre yüzde 7 artan bu tutar, ablukanın yol açtığı yıllık kayıplar bakımından rekor düzeye ulaştı. Turizm ve elektrik-enerji sektörleri, raporda ayrı ayrı hesaplanan zararların en ağır yaşandığı alanlar arasında yer aldı.

'Her hasat bir direniş eylemi'

Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel, Tarım Bakanlığı ve bağlı işletmelere yaptığı ziyaretlerde, ABD ablukasının ağırlaştırdığı koşullara rağmen gıda üretiminin artırılmasının ülkenin gıda egemenliği ve devrimin savunulması açısından yaşamsal önem taşıdığını vurguladı. Ekilen her hektarın ve hasat edilen her ton ürünün bir direniş eylemi olduğunu belirten Díaz-Canel, tarım emekçilerini üretimi artırmak için seferber olmaya çağırdı.

Tarım Bakanı Pérez Brito, tarımsal üretimin toparlanmasını hedefleyen ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin yönetim, pazarlama ve finansman alanlarında değişiklikler içerdiğini açıkladı. Bu kapsamda 20 yasal düzenleme güncellendi; Tarımsal Kalkınma Fonu genişletilerek yönetimi merkezsizleştirildi ve sektör için bir Kalkınma Bankası kuruldu. Ülkenin 176 dönüşüm başlığından 162’sinin tarımsal üretimle doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi.

Başbakan Marrero Cruz, dönüşümlerin uygulanmasına yönelik politikaların 214 yasal düzenlemeyle desteklendiğini, ancak uygulamanın özellikle yerel düzeyde sürdürülmesi ve çalışanların süreç hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Díaz-Canel ise yasal düzenlemelerin tek başına sonuç yaratmayacağını belirterek çalışanların sürece katılımının ve yeni uygulamaların günlük çalışma pratiklerine aktarılmasının önemini vurguladı.

Yakıt yetersizliği, kırsal kesimlerden göç ve iş gücündeki azalma, tarımsal üretimin önündeki başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Díaz-Canel, bu güçlükleri kabul etmekle birlikte ülkenin ihtiyaç duyduğu gıdayı üretmekten vazgeçmeyeceklerini ifade ediyor. Kırsal yaşam koşullarının iyileştirilmesi, gençlere yeni olanaklar sunulması ve göçün sınırlandırılması da tarımsal dönüşümün hedefleri arasında yer alıyor.

Küba Devleti, tarımsal üretimin artırılmasını gıda egemenliğinin güçlendirilmesi ve toplumsal istikrarın korunması açısından temel bir öncelik olarak değerlendiriyor.

Ablukanın yıllık maliyeti 8 milyar doları aştı

Küba’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunduğu rapora göre, ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukası Mart 2025–Şubat 2026 döneminde ülkeye 8 milyar 83 milyon dolar zarar verdi. Önceki raporlama dönemine göre yüzde 7 artan bu tutar, ablukanın yol açtığı yıllık kayıplar bakımından rekor düzeye ulaştı. Turizm ve elektrik-enerji sektörleri, raporda ayrı ayrı hesaplanan zararların en ağır yaşandığı alanlar arasında yer aldı.

Turizm sektöründeki kayıp 2 milyar 94 milyon dolara, elektrik-enerji sektöründeki kayıp ise 802 milyon dolara ulaştı. ABD’nin yakıt tedarikini hedef alan önlemleri, ülkedeki yakıt kıtlığını derinleştirerek elektrik üretimini, ulaşımı ve temel kamu hizmetlerini olumsuz etkiledi.

Rapora göre yakıt yetersizliği nedeniyle yaklaşık 1.400 megavatlık elektrik üretim kapasitesi kullanılamaz hâle gelirken, ülke genelinde günlük elektrik kesintileri ortalama 20 saati aştı. Elektrik üretimindeki düşüş, su dağıtım hizmetlerinde de aksamalara yol açtı.

Ablukanın turizm üzerindeki etkileri, yakıt tedarikindeki engellerin yanı sıra hava yolu seferlerinin azaltılması, uluslararası otel zincirlerinin faaliyetlerini geri çekmesi ve ödeme sistemlerindeki kısıtlamalarla ağırlaştı. Turizm gelirlerindeki daralma, turistlere bağlı çalışan küçük işletmeleri, zanaatkârları, restoranları ve kiralık konut sahiplerini de etkiledi.

Rapor, ABD ablukasının yalnızca ekonomik göstergelerde değil, elektrik ve su hizmetlerinden istihdama kadar halkın günlük yaşamını doğrudan etkileyen alanlarda da ağır sonuçlar yarattığını ortaya koyuyor.

Abluka kalkınma ve en temel insan haklarının önünde engel 

Küba Birleşmiş Milletler Derneği (ACNU) Başkanı Norma Goicochea, ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukasının Küba halkının sivil ve siyasi haklarını ihlal ettiğini ve devrimi yıkmayı amaçlayan bir politika olarak uygulandığını söyledi. Küba Sivil Toplumunun Ablukaya Karşı XXII. Forumu’nun açılışında konuşan Goicochea, ablukanın halkın yaşamında acıya, kayıplara ve çaresizliğe yol açtığını, ancak Kübalıların onurlarını koruyarak bu koşullara karşı mücadele ettiğini belirtti.

Goicochea, Washington’ın Küba’yı sürekli tehdit ettiğini ve üçüncü ülkeler üzerinde baskı kurarak BM Genel Kurulu’ndaki abluka karşıtı karar tasarısına verilen desteği zayıflatmaya çalıştığını ifade etti. ABD’nin ülkelerden oylarını değiştirmelerini veya Küba’yla yürüttükleri işbirliğini sona erdirmelerini istediğini belirten Goicochea, bu politikanın Küba halkının kendi siyasi ve toplumsal sistemini belirleme hakkını ihlal ettiğini vurguladı.

Ablukanın uluslararası barış, ticaret ve seyahat özgürlüğü ilkeleriyle çeliştiğini belirten Goicochea, dünyanın farklı bölgelerindeki limanlarda Küba’ya gönderilmek üzere bekletilen 7 binden fazla konteynerin kısıtlamaların sonuçlarından biri olduğunu söyledi. Ablukayı, ülkenin ekonomik ve toplumsal kalkınmasının ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmasının önündeki başlıca engellerden biri olarak nitelendirdi.

Forumda ablukanın sağlık hizmetlerine, özellikle cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine evrensel erişim üzerindeki etkileri de ele alınıyor. Oturumlarda, kısıtlamaların sağlıklı yaşam ve refah ile toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları üzerindeki sonuçları değerlendiriliyor.

Abluka gıda güvenliğini tehdit ediyor

Küba, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) Cenevre’de düzenlenen 17. Emtia ve Kalkınma Uzmanları Toplantısı’nda, ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukasının ülkenin uluslararası pazarlardan temel girdilere erişimini zorlaştırdığını vurguladı.

Küba’nın Cenevre Daimi Temsilciliği danışmanı Díaz Pérez, mali kısıtlamalar ve yakıt tedarikine yönelik baskıların ekonomik faaliyetleri aksattığını belirtti. Enerjiye, teknolojiye, finansmana ve pazarlara erişim olmadan sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olmadığını ifade eden diplomat, tek taraflı zorlayıcı önlemlerin olumsuz etkilerinin toplantının sonuç raporunda açıkça yer almasını talep etti.

Küba heyeti, söz konusu kısıtlamaların temel ürünlerin tedarikini engellediğini, tedarik zincirlerini aksattığını ve gıda güvenliğini zayıflattığını bildirdi. Küba’nın resmî verilerine göre, Mart 2025–Şubat 2026 döneminde tarım ve gıda sektörünün abluka nedeniyle uğradığı tahmini zarar 848 milyon doları aştı.

Küba, onlarca uluslararası bankacılık kuruluşunun gıda ve yakıt alımlarına ilişkin işlemleri yürütmeyi reddettiği koşullarda, ablukanın ekonomik büyümenin yanı sıra halkın temel ihtiyaçlara erişimini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Uluslararası konferansta ablukanın sağlık sistemine etkileri 

Küba’nın İtalya Büyükelçiliği siyasi danışmanı Delgado, Napoli’de düzenlenen “Sağlık Saldırı Altında” başlıklı ulusal kongrede yaptığı konuşmada, ABD ablukasının Küba sağlık sistemi üzerindeki etkilerini anlattı. Delgado, ilaç ve tıbbi malzemelere erişimde yaşanan güçlüklerin sağlık hizmetlerini aksattığını, buna rağmen Kübalı sağlık çalışanlarının ücretsiz ve evrensel sağlık hizmetini sürdürebilmek için çözümler geliştirdiğini belirtti.

“Boğulmuş sağlık sistemleri” başlıklı oturumda ekonomik yaptırımların ilaçlara erişim, aşı geliştirme ve üretim üzerindeki etkileri ele alındı. Delgado, ablukanın yarattığı engellere rağmen Küba’nın uluslararası tıbbi dayanışmayı ve işbirliğini sürdürme kararlılığını vurguladı. Araştırmacı Fabrizio Chiodo da Küba’nın aşı geliştirme çalışmalarının ekonomik ve mali kısıtlamalar altında karşılaştığı zorluklara dikkat çekti.

Kongrede Küba’nın sağlık politikası, insanı merkeze alan ve tıbbi bakımı ticari çıkarlara tabi kılmayan bir yaklaşım olarak ele alındı. Delgado, Fidel Castro’nun sağlık sisteminin kuruluşundaki rolünü hatırlatarak Castro’nun “Dünyanın doktorlara ihtiyacı var, bombalara değil!” sözünün bugün de önemini koruduğunu belirtti.

Etkinlikte İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının sağlık altyapısına etkileri de tartışıldı. Hastanelerin tahrip edilmesi, sağlık çalışanlarının karşılaştığı engeller ve Gazze’de temel tıbbi hizmetlere erişim sorunları gündeme geldi. Kongrede savaş, işgal ve ekonomik yaptırımların sağlık hakkı üzerindeki etkileri, Küba’daki sağlık sisteminin karşılaştığı güçlüklerle birlikte değerlendirildi.

Abluka rehabilitasyon hizmetlerini de aksatıyor

Küba Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı Dr. Yamilé Sánchez, ablukanın yarattığı engeller ortadan kalksaydı Küba’nın robotik gibi ileri teknolojilerden daha fazla yararlanarak hastaların yaşam kalitesini artırabileceğini söyledi.

Prensa Latina’ya konuşan Sánchez, ilaç ve tıbbi malzeme kıtlığının yanı sıra yedek parça ve ekipman teminindeki güçlüklerin mevcut teknolojilerin bakımını da zorlaştırdığını; özellikle kas spastisitesinin tedavisinde kullanılan botulinum toksini eksikliğinin hemipleji, omurilik yaralanmaları ve serebral palsi gibi durumlarda hastaların işlevsel iyileşmesini olumsuz etkileyebildiğini ifade etti.

Küba, ulaşılması güç kırsal bölgelerdeki poliklinikleri de kapsayan geniş bir rehabilitasyon ağına sahip. Ancak ekipmanların önemli bir bölümü çalışır durumda değil. Tekerlekli sandalye, baston ve hareket kısıtlılığı bulunan kişilerin ihtiyaç duyduğu diğer yardımcı cihazlara erişimde de ciddi sınırlamalar yaşanıyor.

Sánchez, bu koşullara rağmen sağlık çalışanlarının alternatif tedavi yöntemleri geliştirerek hastaların bakımını sürdürdüğünü ve hiçbir hastanın desteksiz bırakılmadığını belirtti. Yanıklar, kalp krizi ve akciğer fibrozisi gibi farklı sağlık sorunlarında rehabilitasyonun iyileşme sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlattı.

Kübalı doktorlar eşit işe eşit ücret alıyor

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Kübalı doktorların ülkesinde doğrudan istihdam edildiğini ve Meksikalı meslektaşlarıyla aynı ücreti aldığını açıkladı. Kübalı hekimlerin daha yüksek maaş aldığı ve bir şirket aracılığıyla işe alındığı yönündeki haberleri reddeden Sheinbaum, bu doktorların özellikle uzman hekimlerin yetersiz olduğu uzak ve kırsal bölgelerde önemli bir sağlık hizmeti sunduğunu vurguladı.

Sheinbaum, Küba ile yapılan ikili sağlık işbirliği anlaşmasının Meksika açısından son derece yararlı olduğunu belirtti. Kübalı doktorların COVID-19 salgını sırasında zor koşullarda Meksika’ya destek verdiğini hatırlatan Sheinbaum, hekimlerin bugün de ihtiyaç duyulan bölgelerde görev yaptığını ve emeklerinin karşılığını aldığını söyledi.

ABD’nin Latin Amerika ülkelerine Küba’yla tıbbi işbirliğini sona erdirmeleri yönünde baskı uyguladığı bir dönemde yapılan açıklama, Meksika yönetiminin Küba ile sağlık alanındaki işbirliğini sürdürme tutumunu ortaya koyuyor. Sheinbaum, özellikle yerli uzmanların görev yapmakta zorlandığı bölgelerde Kübalı hekimlerin sağlık hizmetlerine erişimdeki eksikliklerin giderilmesine katkı sağladığını belirtti.

Nikaragua’dan Küba’yla dayanışma

Nikaragua Sosyalist Küba Dayanışma Komitesi, 27-28 Ekim tarihlerinde BM Genel Kurulu’nda yapılacak ve ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ablukanın sona erdirilmesini talep eden karar tasarısının büyük çoğunluk tarafından destekleneceğine inandığını açıkladı.

Komite, ABD ablukasını uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın ihlali olarak nitelendirerek bu politikayı güç istismarı ve yeni sömürgeci tahakkümün bir biçimi olarak değerlendirdi. Açıklamada, Washington’ın diplomatik ve ekonomik baskılarının bazı ülkelerin tutumlarını etkilediği belirtildi. Komite ayrıca, 2025 yılında karar tasarısına verilen desteğe rağmen çekimser oyların arttığına dikkat çekti.

Nikaragua’daki dayanışma örgütü, ABD’nin yaptırımlarının ve baskıcı önlemlerinin doğrudan Küba halkını etkilediğini belirterek ekonomik ve askerî gücü daha sınırlı ülkelere yönelik bu politikanın eşitsizliğine dikkat çekti. Uluslararası topluma devletlerin egemenliğini, barış içinde bir arada yaşamayı ve uluslararası hukuku savunma çağrısı yaptı.

Son Küba Gerçeği