Abluka Günlükleri 116 | 27 Haziran 2026 Cumartesi
Haber Merkezi
Kübalı doktorlar Venezuela için seferber oldu
Venezuela, 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki iki büyük depremin ardından yüzyılın en ağır felaketlerinden birini yaşıyor. Resmî verilere göre can kaybı 1400’ü, yaralı sayısı 4 bin 500’ü aştı. Sekiz büyük hastanenin hasar görmesiyle sağlık sistemi felç oldu; triyaj uygulamaları otoparklara taşındı.
Bu tablonun ortasında en kritik rollerden birini, sahaya hızla intikal eden Kübalı sağlık emekçileri üstlendi. Canal Caribe’nin aktardığına göre, deprem sırasında mesai dışında olan Kübalı personel, çağrıyı alır almaz tereddüt etmeden Kapsamlı Teşhis Merkezlerine (CDI) yöneldi. Tıbbi Heyet Başkanı Dr. Yusleivy Martínez Carmona, tüm personelin güvende olduğunun teyit edilmesinin ardından doktorların dinlenmeyi reddederek gönüllü biçimde sahaya çıktığını açıkladı.
Ezilme, travma ve ağır yaralanmalarla merkezlere ulaşan depremzedelere müdahale eden Kübalı hekimler, bölge halkı tarafından büyük bir takdirle karşılandı. Hastalar onları “en iyi ve insani hekimler” olarak nitelendiriyor. Yaşadıkları depremin sarsıntısını atlatamadan çalışmaya başlayan Kübalı doktorların sergilediği fedakarlık, iki ülke ilişkilerinin hassas, tehlikeli ve çalkantılı olduğu bir dönemde dahi insani değerlerin hiçbir şeyle ölçülemeyeceğini kanıtladı.
Küba tıbbi misyonu, Ocak 2026’da Maduro’nun kaçırılması ile birlikte Venezuela’da yaşanan siyasi belirsizlik, Küba Sağlık personelinin kademeli olarak daraltılması ve mart ayında iki meslektaşlarının şüpheli ölümü gibi ağır koşullara rağmen görevini sürdürmeye devam ediyor. Son felaket, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodríguez arasındaki taziye ve teşekkür mesajlaşmalarında da hissedildiği üzere, diplomatik krizlerin ve her türlü tehlikenin ötesine geçen iki halk arasındaki dayanışma köprüsünü bir kez daha bu beyaz önlüklü kahramanlar kurdu.

ABD’li vekil Welch’ten çağrı: Ablukayı kaldırın, diplomasiye dönün
Vermont Kongre Üyesi Peter Welch, Fox News’ta kaleme aldığı yazıda ABD’nin Küba politikasını sert biçimde eleştirdi. Washington’ın 65 yıldır işgaller, yaptırımlar ve rejim değişikliği girişimleriyle sonuç alamadığını vurgulayan Welch, mevcut yaklaşımın başarısız olduğunu belirtti.
Küba’ya yönelik suçlamaların abartılı ve temelsiz olduğunu ifade eden Welch, bölgede gereksiz bir gerilim yaratıldığını söyledi. ABD yönetimine çağrıda bulunan Kongre üyesi, seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasını ve ekonomik ablukanın sona erdirilmesini istedi. Welch ayrıca, Küba’nın “terörü destekleyen ülkeler” listesinde tutulmasının hukuki bir dayanağı olmadığını belirterek bu kararın geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.

Küba’ya üç cepheden baskı: Roma’da kazanım, sahada kuşatma
Geçtiğimiz günlerde Roma’da düzenlenen Dünya Gıda Programı (WFP) toplantısında Küba önemli bir diplomatik başarı elde etmişti. ABD’nin baskılarına rağmen, Küba için hazırlanan 116 milyon dolarlık 2026–2030 Ülke Stratejik Planı 29’a karşı 2 oyla kabul edildi. Bu karar sembolik bir destek olmasının ötesinde; ABD yaptırımlarının yüzde 80-90 oranında sekteye uğrattığı enerji ve yakıt tedariki için somut yasal bir lojistik pencere de açıyor. Aynı zamanda ABD yönetiminin çok taraflı siyasi platformlardaki yalnızlığını da gözler önüne seriyor.
Buna karşılık ABD, diplomatik kaybını askeri ve siyasi baskıyı artırarak telafi etmeye çalışıyor. Havana’daki ABD Büyükelçiliği ile Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) arasında yürütülen temaslar, müdahale senaryolarından göç yönetimine uzanan geniş bir stratejinin devrede olduğunu gösteriyor. ABD iç siyasetindeki muhafazakar seçmen tabanını konsolide etmek adına Küba’yı bir kriz sembolü olarak kullanan ABD, Küba’yı her yönden kuşatmayı hedefleyen sistematik bir psikolojik ve güvenlik kıskacı sıkılaştırıyor.
Ekonomik cephede sürdürülen “maksimum baskı” politikası sadece Küba’yı değil, aynı zamanda işbirliği yaptığı ülke ve şirketleri etkilemeye devam ediyor. Bu süreç Küba’nın sağlık ve turizm alanından elde ettiği döviz gelirleri yok olma noktasına getirirken Küba’da nikel ve kobalt çıkaran en büyük Kanadalı üretici Sherritt International, ABD yaptırımları nedeniyle hammadde tedarik zincirinin aksaması sonucu Alberta’daki stratejik rafinerisini kapatma noktasına geldi.

Panama’dan ABD’ye suç duyurusu: Abluka ‘soykırım’ olarak nitelendirildi
Panama’da düzenlenen Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) Zirvesi sırasında yedi sivil toplum kuruluşu, ABD Başkanı Trump, Dışişleri Bakanı Rubio ve Savunma Bakanı Hegseth hakkında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi'ne resmi bir suç duyurusunda bulundu. Simón Bolívar’ın antiemperyalizm mirasının 200. yıl dönümüne denk gelen bu tarihi hamlede; söz konusu ABD’li yetkililer, başta Küba olmak üzere Latin Amerika halklarına karşı insanlığa karşı suçlar işlemek, soykırım eylemleri yürütmek ve uluslararası hukuku ağır şekilde ihlal etmekle suçlandı.
BM’ye sunulan kapsamlı dosyada, ABD yönetiminin bölgedeki faaliyetleri sekiz somut suç başlığı altında toplandı. Bunlar arasında; Venezuela’ya yönelik, onlarca Küba ve Venezuela vatandaşının ölümüyle sonuçlanan yasa dışı gizli askeri operasyonlar, Karayipler’deki keyfi infazlar, milyonları etkileyen kitlesel sınır dışı etmeler ve gizli cezaevi yapılanmaları yer alıyor.
Ayrıca Küba’ya uygulanan ekonomik abluka; çocuk sütü ithalatında yüzde 68’lik düşüş, bebek ölümlerinin binde 4’ten 7,1’e yükselmesi ve tıbbi yetersizlikten kaynaklanan can kayıpları nedeniyle doğrudan “soykırım eylemi” olarak tanımlanıyor. Küba’nın enerji altyapısını felç eden yakıt ablukası ise sivil altyapıya yönelik saldırılarla eşdeğer bir savaş suçu olarak dosyada yer alıyor.
Suç duyurusuna öncülük eden Panama’da Yerleşik Kübalılar Martí Derneği, aynı süreçte José Daniel Ferrer ve Rosa María Payá’nın Panama’daki açıklamalarını sert bir dille eleştirdi. Bu isimlerin Küba halkını temsil etmediğini ve Washington’ın politikalarına hizmet ettiklerini belirtti. Küba ve Venezuela gibi taraf ülkelerin coğrafi yargı haklarına dayanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde ön inceleme başlatılmasını talep eden sivil toplum koalisyonu, bildiriyi José Martí’nin “Vatan insanlıktır” sözüyle sonlandırarak ABD’nin müdahalelerine boyun eğmeyeceklerini ilan etti.

Antonio Guiteras Santrali’nde onarım başladı
Küba’nın en büyük termik santrali Antonio Guiteras, ekonomizör bölümündeki arıza nedeniyle çarşamba gününden bu yana devre dışı. Santral yönetimi, arızalı boruların kesilmesi ve onarımı için çalışmaların başladığını açıkladı. 38 yıldır abluka nedeniyle kapsamlı bir revizyondan geçemeyen tesiste son aylarda yıpranmaya bağlı giderek daha fazla arıza yaşanıyor. Ülkenin enerji krizinde kritik rol oynayan santralin ne zaman tam kapasiteyle devreye gireceği belirsizliğini koruyor.
Pinar del Río’da 26 Temmuz hazırlığı
Fidel Castro’nun 100. doğum yılına denk gelen 2026’da, 26 Temmuz Ulusal İsyan Günü Merkez Töreni’ne Pinar del Río’nun ev sahipliği yapacak olması kentte büyük coşku yarattı. Kentin Parti Birinci Sekreteri Yamilé Ramos Cordero, bu başarının ağır elektrik kesintilerine rağmen her sabah okuluna koşan fedakar öğretmenlerin, bebek ölüm oranlarını binde beşin altında tutan sağlık çalışanlarının, son 18 ayda dört güneş enerjisi santrali inşa eden işçilerin ve toprağı canla başla işleyen köylülerin ortak zaferi olduğunu vurguladı. Bölge, Moncada Baskını’nın 73. yıl dönümüne yoğun hazırlık içinde.

Küba’nın yapay zekâ politikası: Halk için teknoloji
Küba İletişim Bakan Yardımcısı Ailyn Febles Estrada, katıldığı uluslararası zirvede, ülkesinin yapay zekâ stratejisinin kâr değil toplumsal fayda odaklı olduğunu açıkladı. Yeni bir strateji ile 2024’te başlatılan bir program kapsamında, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda yapay zeka ile çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Küba’nın yerli dil modeli CecilIA sayesinde kırsal bölgelere dijital hizmet ulaştırılırken, veri güvenliği için Ulusal Veri Otoritesi kurulması planlanıyor.
Küba’da elektrik krizi derinleşiyor
Yakıt tedarikindeki sorunlar ve santrallerdeki arızalar nedeniyle Küba Ulusal Enerji Sistemindeki açıklar devam ediyor. 106 dağıtılmış santral ile yüzer santrallerin devre dışı kalması, dün 1203 megavatlık kapasite kaybına yol açtı. Güneş enerjisi santralleri gün içinde kısmi katkı sağlasa da akşam saatlerinde açığın 2 bin megavatın üzerine çıkması bekleniyor.
