Abluka Günlükleri 113 | 24 Haziran 2026 Çarşamba
Haber Merkezi
ABD’nin ekonomik kuşatması genişletiliyor
Küba’ya yönelik ekonomik baskıyı bir adım daha ileri taşıyarak Küba’nın beş devlet kuruluşunu ve Castro ailesinden bir ismi yaptırımlar listesine ekleyen ABD, Donald Trump’ın 14404 sayılı kararnamesi kapsamında alınan bu kararın, Küba ekonomisine gelir sağlayan kurumları hedef aldığını açıkladı.
Yaptırım listesinde, GAESA (Devlet İşletmeleri Yönetim Grubu) bağlantılı Rafin, Uluslararası Finans Bankası ve Almacenes Universales’in yanı sıra madencilik ve metalurji alanında faaliyet gösteren Geominera S.A. ile José Martí Çelik Fabrikası yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu kuruluşlarla iş yapan yabancı banka ve şirketlerin de yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Bu hamleye paralel olarak ABD Yüksek Mahkemesi, Exxon Mobil’in Küba Devrimi sonrasında kamulaştırılan mülkler üzerinden açtığı davanın önünü açan kritik bir karara imza attı. Mahkeme, 6’ya karşı 3 oyla Küba devlet kuruluşlarının ABD mahkemelerindeki dokunulmazlıklarının kaldırılabileceğine hükmetti. Bu karar, Helms-Burton Yasası’nın III. maddesini fiilen güçlendirirken, ABD şirketlerinin Küba’ya karşı yeni tazminat davaları açmasının da yolunu genişletiyor. Küba ise bu yasayı uluslararası hukuka aykırı ve geçersiz saymayı sürdürüyor. Tüm bu gelişmeler, ABD’nin yalnızca ekonomik değil, hukuki araçları da devreye sokarak ablukayı derinleştirdiği yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Küba’dan sert tepki: 'Bu halka yönelik toplu bir cezalandırma ve suçtur'
Küba Devleti, yeni yaptırımları doğrudan hedef alarak sert bir açıklama yaptı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Washington’un politikalarını açıkça “suç” olarak nitelendirirken, uygulamaların Küba halkını hedef alan bir toplu cezalandırma mekanizmasına dönüştüğünü vurguladı.
Açıklamada, yaptırımların finans, lojistik, madencilik ve çelik sektörlerini kapsadığı; bunun da yalnızca devlet kurumlarını değil, gündelik yaşamı doğrudan etkilediği belirtildi. Enerji üretiminden sağlık hizmetlerine, su temininden ulaşıma kadar pek çok alanda yaşanan sorunların bu kuşatma politikasıyla ağırlaştığı ifade edildi.

Küba, Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası kuruluşların yıllardır ablukaya karşı yaptığı uyarıları hatırlatarak, Washington’un “azami baskı” stratejisinin ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını zorladığını belirtti.
Küba’da özel mülkiyet tartışması: Abluka koşullarında yeniden düşünmek
Küba’da yayımlanan “Cuadrando la Caja” (Hesapları Denkleştirmek) programında, özel mülkiyetin sosyalist sistem içindeki yeri yeniden tartışmaya açıldı. Programda ANEC (Küba Ulusal Ekonomistler ve Muhasebeciler Birliği) Birinci Başkan Yardımcısı ve ekonomi profesörü Ayuban Gutiérrez ile Ulusal Meclis üyesi Carlos Miguel Pérez, özel sektörün ülkenin kalkınma sürecindeki rolünü ele aldı.
Tartışmada, kavramsal ayrımlardan çok pratik sonuçlara odaklanıldı: Asıl mesele, özel mülkiyetin varlığı değil; bu yapının toplumsal faydaya nasıl yönlendirileceği olarak öne çıktı. Küba Anayasası’nın özel mülkiyeti tanıdığı hatırlatılırken, geçmişteki bazı ideolojik çekincelerin aşılması gerektiği ifade edildi. Programın odağında yer alan özel mülkiyetin sosyalizmle uyumlu olup olmadığı sorusuna karşı Ayuban Gutiérrez, özel sektörün özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kalkınmanın nesnel bir gerekliliği olduğunu ancak bunun ulusal kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Carlos Miguel Pérez ise özel sektörün yalnızca kâr üretmekle değil, aynı zamanda toplumsal refaha katkıda bulunmakla yükümlü olduğunu ifade ederek, sosyalist bir toplumun inşasında özel girişimlerin önemli bir rol oynayabileceğini söyledi. Programda sosyalizmin değişmez bir model değil, tarihsel koşullara göre dönüşen bir süreç olduğu vurgulanırken, mevcut politikaların da bu gerçekliğin bir sonucu olduğu ifade edildi. Katılımcılar, yerel kalkınma projelerine katılan, istihdam yaratan, sosyal girişimlere destek veren ve vergi yoluyla kamusal hizmetlerin finansmanına katkıda bulunan bir özel sektör modelinin Küba’nın sosyalist hedefleriyle uyumlu olabileceğini savundu.
Medya savaşı: Reformlar 'çöküş anlatısına' dönüştürülüyor
Cubadebate Medya Gözlemevi’nin yayımladığı analiz, Florida merkezli medya ağlarının Küba’daki reformları sistematik biçimde “çöküş” anlatısına dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
15-21 Haziran tarihleri arasında yapılan incelemede, sosyal medyada 947 içerik tespit edildi. Bu içerikler milyonlarca kullanıcıya ulaşırken, reformlar çoğunlukla ekonomik bağlamından koparılarak siyasi bir başarısızlık göstergesi olarak sunuldu.

Analize göre bu içeriklerde ortak bir yöntem izleniyor: Ablukanın yarattığı etkiler görmezden geliniyor, tüm sorunlar ideolojik tercihlere indirgeniyor ve her gelişme önceden kurgulanmış bir “çöküş senaryosu” içine yerleştiriliyor.
Bu tablo, Küba’ya yönelik baskının yalnızca ekonomik ve hukuki araçlarla sınırlı olmadığını; aynı zamanda yoğun bir iletişim ve algı savaşıyla desteklendiğini gösteriyor.
Enerji ve üretimde ablukanın etkisi sürüyor
Küba’da enerji üretimindeki açık, günlük yaşamı etkilemeye devam ediyor. Dün kapasite yetersizliği nedeniyle 24 saat boyunca kesintiler yaşandı. En yüksek açık 1995 MW olarak kaydedildi.
Buna karşın yenilenebilir enerji yatırımları sürüyor. 54 güneş enerjisi santralinin toplam üretimi 4795 MWh’ye ulaştı. Bu adımlar, ablukanın yarattığı enerji krizine karşı geliştirilen alternatif çözümler olarak öne çıkıyor.
Genel tablo, ABD’nin ekonomik, hukuki ve iletişim araçlarını birlikte kullanarak ablukayı daha da sertleştirdiğini; Küba’nın ise bu çok yönlü baskıya karşı hem yapısal dönüşüm hem de toplumsal dayanışma yoluyla yanıt üretmeye çalıştığını gösteriyor.
