Sayfa yolu
Yükseköğretimde uzaktan eğitim fiyaskosu
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 05.03.2023 , 09:15 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Daha önce Covid-19 salgını sırasında Türkiye’nin gündemine gelen, öncesinde sadece bazı yüksek lisans programlarında uygulanan uzaktan eğitim, 6 Şubat Pazarcık depremiyle beraber tekrar alelacele Türkiye’nin gündemine geldi.
Erdoğan’ın 11 Şubat’ta yaptığı açıklamada yer alan “Üniversitelerimizi tatil ediyoruz, uzaktan eğitime geçiyoruz” cümlesinin tam olarak ne anlama geldiğinin ve nasıl uygulanacağının ayrıntılarının belli olması zaman almıştı. YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) 9, 19 ve 22 Şubat'ta konuyla ilgili açıklama üstüne açıklama yapsa da uygulamanın her üniversitede farklı olduğu görülüyor.
Her kampüste farklı uygulama
Üniversitelerin bir kısmının öğrencileri kampüsü kullanmasını teşvik ederek kampüsü ticari anlamda canlandırma gayreti içerisine girdiği gözlemleniyor. Bazı vakıf üniversitelerininse elektrik, doğalgaz, sarfiyat malzemesi gibi masraflardan kurtulmak için eğitimcilere tamamen evlerinde kalarak uzaktan (online) ders vermeleri yönünde talimat verdikleri, shuttle hizmetini durdurmak ve kaloriferleri kapamak gibi kampüs kullanımını caydırıcı önlemler aldıkları görülüyor.
Görünen neden yurtlardı
YÖK’ün uzaktan eğitime geçmedeki gerekçesi Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun (KYK) bütün yurtlarına depremzedelerin yerleştirilecek olması ve bu nedenle de eğitimin uzaktan yapılması gerekliliğiydi. Yurtlarda kalan öğrencilerin bir bölümünün ailelerinin deprem bölgesinde olduğu, evlerinin hasar gördüğü veya yıkıldığı gerçeği dikkate bile alınmadı. Dönebilecekleri bir evlerinin olup olmadığı bile belli olmayan üniversite öğrencileri ailelerinin yaşadıkları veya hayatlarını kaybettikleri şehirlere, hiçbir yol masrafları karşılanmadan, bilgisayar gibi eğitim araçları verilmeden gönderildiler ya da bazıları hala bulundukları şehirlerde arkadaşlarında, akrabalarında tutunmaya çalışıyorlar.
Plansızlık tepki çekti
Eğitim İş, Birlik Sendikası, Üniversite Katılımcıları Derneği gibi sendika ve eğitim örgütlenmeleri üniversitelerde bahar döneminde eğitimin yüz yüze devam etmesi gerektiği yönünde çağrılarda bulundu. Siyasi iktidarın depremzedeleri oteller ve boş konutlar dururken ilk olarak üniversite yurtlarına yönlendirmesini eleştiren bu kuruluşlar bu yanlış kararın eğitim hakkının gasp edilmesine neden olacağını öne sürüyor. Bu kaotik tabloda Meral Akşener'i rahatsız edense öğrenci yurtlarının Türk aile yapısına göre tasarlanmaması olmuştu. 17 Şubat’ta yaptığı açıklamada Akşener bu konuda duyduğu rahatsızlığı "Aileleri KYK yurtlarına yerleştirmek yanlıştır. Bizim inançlarımıza aykırıdır. Bizim geleneklerimize, ailevi davranış biçimlerimize aykırıdır" biçiminde dile getirmişti.
Şipşak çözüm: ‘Özel öğrencilik’
Deprem bölgesinde okuyan veya birinci dereceden yakınları deprem bölgesinde olan ve Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği kapsamındaki programlarda okuyan öğrencilere verilen ‘özel öğrencilik statüsü’ hakkına göre bu öğrenciler deprem bölgesi dışındaki üniversitelerdeki eş değer diploma programlarından ders alabilecek ve başarılı olduğu derslerin kredilerini saydırabilecek. YÖK’ün ve devletin diğer kurumlarının depremden etkilen öğrencilere ücretsiz barınma hakkı vermek yerine bütün öğrencilere dönem dondurma ‘hakkı’ tanıması ise tam bir sorun öteleme mekanizmasının devreye sokulduğunu gösteriyor. Dondurulan dönem boyunca öğrencilerin nerede, nasıl barınacakları ve geçimlerini nasıl sağlayacakları soruları havada duruyor.
Sınavlar konusundaki belirsizlik eğitim öğretimin başlamış olmasına rağmen hala sürüyor. Bu konunun Nisan ayına tahvil edilmesiyle yükseköğretim kurumlarında yeni bir döneme öğrencilerin ve eğitimcilerin aleyhine olacak bir sürü belirsizlikle başlanmış oldu.
‘Nitelikli eğitim için kampüslere’
Alelacele alınan uzaktan eğitim kararı ev kiralamış birçok öğrenciyi mağdur ettiği gibi birçok öğrencinin de kampüsün yurt, yemekhane, kütüphane gibi olanaklardan yararlanamamasına neden oldu. Üstüne üstlük, yetersiz donanım ve hazırlık nedeniyle (Covid deneyiminin de gösterdiği üzere) uzaktan alınan derslerin eğitimin niteliğini ne yazık ki düşürecek olması da öğrencilerin haklı tepkisine neden oldu. Vakıf üniversitesi öğrencilerinin tepkisi hafta başında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eylem biçiminde ifade edildi. 27 Şubat Pazartesi günü “Bilgili Susmuyor” adlı öğrenci platformunun çağrısıyla kampüste bir araya gelen onlarca öğrenci “Nitelikli eğitim için kampüslere” pankartıyla okul içinde kısa bir yürüyüş gerçekleştirdi. İktidarın apar topar aldığı uzaktan eğitim kararı önümüzdeki dönem öğrencilerin kampüslerde bir araya gelmesini engelleme gibi bir amaca da sahip. İlk tepkiler bunun kolay olmayacağını gösteriyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

