Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yılmaz Güney'in Yol'unda Erivan radyosundan Kürtçe bir ezgi

Yılmaz Güney'in Yol filmindeki ezgilerden biri Sovyetler Birliği'nde Erivan Radyosu'nda alınmış bir kaydı işliyor. Üstelik bu kayıt dönemin bilinen tek ses kaydı.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 08.05.2022 , 08:05 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Yılmaz Güney sinema tarihinde önemli bir yer tutuyor. Ya da bu ifadeyi tersinden söyleyecek olursak sinema tarihinden Yılmaz Güney'i çıkarırsak sinema tarihini yeni baştan kurmamız gerekecek bir şey kalıyor geriye. 

Güney yalnızca yaptığı filmlerle değil aynı zamanda Türkiye işçi sınıfı mücadelesinde tuttuğu yer ve verdiği çabayla da hafızalarda yer alır. Bir çok filmi için üzerine yazılmış akademik çalışma, inceleme, eleştiri ve katkı mevcut. Sürü, Duvar, Arkadaş, Umut ve daha bir nice çalışması sadece kimi sloganları sahneye taşımamış aynı zamanda meydanlara taşan sloganlara da konu olmuştur. 

İtalya’da ortaya çıkan “yeni gerçekçilik” akımının Türk sinemasına yansıması ve aynı zamanda emekçilerin beyaz perdeye taşınmasıdır Yılmaz Güney. Ayrıca, Türkiye'deki Kürt sinemasının “ilk bakışını” Yılmaz Güney ile başlatır pek çok sinema tarihçisi. Bu "bakış" Yol filmindeki "Kürdistan" sahnesi ile başlar. Yol Filmi’nde cezaevindeki mahkumların, bayram vesilesiyle ev ziyareti için aldıkları izin ve onların yolculuklarına tanıklığımız bir Türkiye panoramasıdır ve buraya “Kürdistan” da dahildir. Bu sahne aynı zamanda filmin yasaklanmasına ve sansürlenmesine vesile olan başlıklardan da birini oluşturur. 

O güne kadar Kürt imgesi, sinemada, “Doğulu, şaki, eşkıya, kaçakçı, maraba” olarak yer alıyordu. Başka örneklerde de Türk Sinemasında Kürt imgesine en yakınsayan anlar ekseriyetle komedinin konusu olmuştu.

Yılmaz Güney’in Yol filminde ise mahkumlardan bir olan Ömer, uzun bir yolun sonunda Türkiye-Suriye sınırındaki memleketine döner. Ekranda bir “Kürdistan” yazısı belirir ve 1926 yılındaki kayda geçen ilk Kürt sinemasından Yılmaz Güney’e bir süreklilik inşa olur imgelerle. Yeşil ovada koşturan bir at, arka planda uzak dağlar, köy evleri ve mahkûm eğilip toprağı öper. Müjde Arslan'ın tarifiyle Kürt sinemasının üç imgesi de burada yan yana yer alır: Yurtsuzluk, sınır ve ölüm...

Filmin dili Türkçedir ama bu örneğin Kürt sinemasının Türkiye’deki ilk örneği ya da örneklerinden biri olmasının nedeni Güney’in sinemadaki pozisyon alışıdır. Burada Kürtler, tarihte ilk kez Türk Sinemasında “içeriden” anlatılır. Doğulu, şaki ya da eşkıya değildir ve çok uzaklarda gidilmeyen, gidilmese de bizim olan bir köy tasvirinden ziyade, konuyu içerden işleyen, ben anlatıcının “burada bir köy var yanı başımızda” diyerek orijini yeniden tarif ettiği bir bakış başlar.

Yıllar sonrasında Yeşim Ustaoğlu’nun ya da Handan İpekçi’nin de sinema temsillerinde kendini bulan bu yaklaşım ilk kez Kürtleri “uzaktan” ve “dışarıdan” değerlendirmeyen, bir başka tarifiyle Kürtlerin kendisini anlattığı örnekti. 

Diğer taraftan ise arka tarafta da bu sahneye eşlik eden, Sovyet kadın dengbêjlerden Fatma İsa’nın “De Mıho” adlı bir ağıtı kalır hafızalarda. Yılmaz Güney’in, SSCB’de kayda alınan bir dengbêj sesini filmin bu anlarında tercih etmesi ilk çekilen Kürt filmden bugüne bir köprü kurar bizlere. Yol filminde köylerin taranıp insanların tutuklandığı sahnede Ömer’in babası sigara sararken, “Dağ taş aranıyor, korku herkesin bekçisi. Korkudan kendi ölüsüne bile sahip çıkamıyor insan” der. Bu dizeler aynı zamanda bir çatışma mekanı haline gelen ve konunun yine bilindik hikayesiyle "kaçakçılıkla mücadele" olan Kürt köylerini aktarır seyirciye.

Fakat buradaki ayrıntı ve ayrıntıdaki önem Dengbêj Fatma İsa'nın, çatışma sahnesinden sonra kaçakçılar askerler tarafından teslim alındığı sahnede yükselen ezgisidir. Bu aynı zamanda Yılmaz Güney'in Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile kurduğu ilişkinin de yansıması olarak okunabilir. 

Degbêj Fatma İsa, Sovyetler Birliği'ndeki kadın dengbêjler arasında önemli bir yer tutar. Aynı zamanda o dönem için Erivan Radyosu'ndaki kayıtlar arasında bilinen nadir ses kayıtlarından biridir okuduğu ezgi. Yol filmi çekilirken takvimlerin 1981 yılını gösterdiğini düşününce bu ezgiyi bulup çıkarmak ve filmin en uygun yerine yerleştirmek bir istisna değil tercih olabilirdi ancak. İnternetin ve ses kaydına ulaşmak için dijital araçların olmadığı bir dönemde bu ezgiyi bulmak, filmde mahkumlar arasında Ömer'in memleketine döndüğü sahnedeki çatışma sahnesinin akabinde işlemek bu ayrıntıyı daha kıymetli hale getiriyor. 

Erivan Radyosu, SSCB'nin Kürt kültürüne dair yaptığı çalışmalardan ilk akla gelen örneklerinden bir tanesi. Normalde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin devlet radyosu olan bu başkent radyosu, 1955 yılında yayına başladığında haftada bir kaç saat de Kürtçe yayın yapar. Ancak bu yayınlar öyle sevilir öyle beğeni alır ki önce haftalık periyodu arttırılır sonra da günlük yayına geçilir. Üstelik bu yayınlar sadece Sovyet sınırlarında kalmaz, radyo dalgaları sınırları aşar ve Ağrı Dağı'nın eteklerinden yayılarak milyonlarca Kürdün kulaklarına ulaşır. 

İşe Yılmaz Güney, bu radyo dalgalarından yayılan Lo Mıho adlı ezgiyi alır ve filminde yer açar. Yol filmi hem bu sahnesi ile bir çok sinema tarihçisi açısından Türkiye'deki sinemada Kürt filminin miladıdır hem de Kürtlerin "içeriden" anlatıldığı ilk yerli "bakıştır". Güney ince ince ördüğü imgelerde ve sahnelerde her şey yerli yerine otursun diye bu ezgiyi arar, bulur ve ait olduğu yere yerleştirir. 

Yılmaz Güney, "emekçilerin sinemacısı" olarak işlediği bu ayrıntı ile Sovyetler Birliği'ndeki Kürtçe bir ezgiyi beyaz perdeye taşıyarak kıymetini ve değerini bir kez daha gösterir. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.