Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Webhelp'in 'Ensesinde' bir yolculuk: Van'da çağrı merkezi işçileriyle

Gündemin bu kadar 'yoğun' olduğu bir ülkede emekçilerle ancak emekçilerle birlikte bakmaya çalışan gözler buluştu.

Banu Yıldırım - Furkan Anlar

Yayın Tarihi: 22.12.2022 , 11:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Çağrı merkezleri bir süredir kaynıyordu. Çağrı merkezi işçisi sosyal medyada promosyon hakları için yayınlar yapıyor, tweetler atıyordu. Ama sadece promosyonla bitmiyordu elbette talepler. Çalışma koşulları çok kötü saatlerce çağrı karşılıyor, açlık sınırı altında ücretler alıyorlar. Kendilerini robot gibi hissettiklerini yazıyorlardı. Özkan Öztaş soL Haber Portalı’nda röportaj yaptı birkaç çağrı merkezi işçisiyle. Gündemimize öyle girdi. Sonra Patronların Ensesindeyiz Ağı’ndan haberdar oluyorlar ve görüşmek istiyorlar bizimle.

Çağrı merkezi işçileri ile ilk görüşme

Hemen online bir görüşme yaptık çoğunluğu Van Webhelp’ten biri Samsun’dan işçilerle. Anlattıkça bitmiyor sorunları. 400 lira yemek ücreti mi olur diyorlar. Tuvalete izin almak zorundayız diyorlar. Mola kullanamadıklarından, yöneticilerin devamlı baskısından bahsediyorlar. Bir de asgari ücret alıyorlar ve evden çalıştıkları için elektrik, doğalgaz, internet faturalarını kendileri karşılıyorlar. Artık “Bıktık, bizi robot gibi görüyorlar” diyorlar.

Ne dinlenme ne yaşam için alan tanımıyor şirketler. Bunlar yetmiyor biraz ses çıkaranı da işten çıkarıyorlar özellikle Webhelp’te.

Bu çevrimiçi görüşmemizde işten çıkarılan Hicran da vardı. Takım lideriymiş arkadaşlarını korudu diye tazminatsız çıkarmışlar. Ne gerekiyorsa yapalım diyor. Biz anlatıyoruz Patronların Ensesindeyiz Ağı’nı, neler yaptığımızı. Çorap işçilerinden başlıyoruz, kuryelerden devam ediyoruz. Akıllarına yatıyor tamam diyorlar birlikte yürürüz. Hemen yüz yüze görüşmek istiyoruz, Van’daki arkadaşlarla bağlarını kurmak için adım atıyoruz.

Özellikle Hicran ve içerden bazı arkadaşlar topladı tüm tanıdıklarını toplantı yaptılar Van’da. Çağrı Merkezi Çalışanları Dayanışma Ağı’nı ilan ettik toplantıdan sonra. Başladık ilerleyeceğiz dedik hep birlikte. Grup açtık sürekli yeni insanlar eklenmeye devam ediyor. Özellikle Van Webhelp için sömürü cenneti olmuş, kimse mutlu değil. Anlattıkça işçiler birbirine büyüyor ağ.

İşçilere 400 lira yemek parası verirken şirketler satın alan Webhelp

Webhelp’i araştırdık epey öncesinde. Haberleri okuduk, röportajlara baktık. Her okumamızda öfkemiz bir kat daha arttı. Bakıyoruz son 5 yılda 13 şirket almışlar, karları arttıkça artmış. Bir de müşteri deneyiminde bir numarayız reklamları var tabi.

Fransız menşeili Webhelp şirketinin yurtdışı CEO’ları için Türkiye tam bir ucuz emek cenneti. Türkiye’de şube açılınca Fransa’dan asıl patron kalkıp geliyor. Çok mutlu Türkiye’de şube açmaktan. Daha ne olsun. Ucuz emek gücü, düşük maliyet, sessiz sedasız sömürü... Bu daha da canımızı sıktı okurken haberleri. Neyse ki işçiler bu bakışın sonuna getirecek.

Türkiye içinde Anadolu illeri öyle. Ta 2016’da diyorlar Doğu ve Güneydoğu’da istihdamı artıracağız diye. Nedeni belli. Fransız CEO Türkiye’ye nasıl bakıyorsa Türkiye CEO’su Metin Tarakçı da Anadolu illerine öyle bakıyor. İşsizlik çok iş yok o illerde nasılsa mecburlar köle gibi çalışmaya diyorlar özetle.

Şirketin önüne gidelim diyoruz hep beraber

Adım atmamız lazım diyoruz şirketin önüne gidelim diyorlar hemen. Biz zaten dünden hazırız buna. Gidelim diyoruz hep birlikte başlıyoruz hazırlıklarına. Eylemden sonra da toplanalım sonraki adımların kararını alalım diyoruz. Bizim gitmemiz lazım Van’a diyoruz. Hemen alıyoruz biletleri basın açıklamasına karar verir vermez.

Vanlı arkadaşlar dedi ‘soğuktur buralar sıkı giyinin’. Üşürsek hasta oluruz birkaç günümüz boş geçer aman ha diyerek konuştuk aramızda yolda. Yolda birimiz Gamze Yücesan hocanın Çağrı Merkezinde Çalışmak okuyor birimiz ise Kavel 1963. Heyecanımızı, öğrendiklerimizi paylaştık birbirimizle yol boyu.

Van’a geldik aralık ayı ortası epey bir soğuk. Alışkın değiliz böyle soğuğa. Soğuk diri tutar diye ikna ettik birbirimizi. Kısa sürede merkeze vardık ertesi gün eylem var hemen işçilerle tanışmamız lazım, aklımızda bu var. Eski Webhelp işçisi bir arkadaşın abisinin kafesinde takılıyor bizimkiler, orada toplantı yapıyorlar arada. Hemen orayı bulduk girdik içeri. Arkadaşımız tanıdı bizi. Oturduk sohbet ettik. Sonra diğer arkadaşlar geldi sırayla Burak, Nazlı, Onur ve diğerleri. Çevrimiçi toplantılar yaptık ama ilk defa yüz yüze gördük birbirimizi. Her biriyle ayrı ayrı sıkı sıkı sarıldık sanki uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi. Birlikte mücadele etmenin sıcaklığını hissettik.

'Valla emek gündemi olunca biz zaten sizle yürümeye karar vermiştik en baştan'

Koyu sohbetimiz yeni kişiler geldikçe devam ediyor. Biz onların koşullarını biliyoruz çok konuştuk üstüne onlar anlatmaktan yorulmuş. Ara ara siyaset de konuştuk. İçeride yoğun sigara kokusu dumanlı bir ortam “Ne güzel oldu da tanıştık sizlerle” diyoruz birbirimize.

“Valla emek gündemi olunca biz zaten sizle yürümeye karar vermiştik en baştan. Yaparsa TKP yapar bu işleri” diyor bazı arkadaşlar. Bizim gözlerimiz doluyor. Birbirimize güvendiğimizi hissediyoruz.

Ertesi gün basın açıklaması var herkes çok heyecanlı. Buradaki arkadaşların bir araya gelmesine vesile olan öncü işçilerden Hicran İstanbul’daydı gelemedi. Sürekli sordu, yazdı. Arkadaşlarını aradı devamlı eylem kalabalık geçsin diye. Her yerden örgütlemeye çalıştık eylemi birlikte.

Eylem sabahı heyecanlıyız

Ertesi gün kalktık. Eylem sabahı heyecanlıyız. İlk iş daha kahvaltı etmeden şirketin önüne gittik. Bir görelim nasıl bir yermiş önünde nerede yaparız diye bakmak için. Gidince öfkemiz daha da arttı. Çok büyük ve süslü bir bina. Dışarısı camlı içerisi görünüyor. Sanırsınız açlık sınırına mahkum etmiyorlar işçileri öyle bir lüks. Katlandıkça katlanıyor öfkemiz. Sonra buluştuk bazı işçilerle son hazırlıklarımıza baktık. Pankartımız, dövizlerimiz, sloganlarımız her şey hazır. Sayımız da fena görünmüyor. İyi olacak diye konuştuk aramızda.

İşçiler bizden daha heyecanlı… Her gün Van’ın sabah ayazında evlerinden çıkıp girdikleri akşam karanlığında kafalarında binbir düşünce gün boyunca yaşadıkları baskı, mobbing kaygı akıllarında çıktıkları şirketin binasının önüne bu sefer hesap sormak için gidecekler. Mutlaka daha heyecanlı ve daha mutlular.

Toplanma yerine doğru yürürken yağmur başladı, olsun dedik kar da yağabilirdi, bugün o şirketin önüne gidilecek. Birbirimize daha da sokulduk. Yürümeye devam ettik. Şirketin önüne vardık. Şirketin terasında ve zemin katta işçiler dolaşıyor. Büyük olasılıkla gün içinde çok az çıktıkları molalarından birini kullanıyorlar. Mutlu olduk görünce onları. Sesimiz daha da kolay ulaşacak dedik birbirimize.

Ancak bir şey daha var.

Tanımadığımız yüzler şirketin önünde geziniyor. Az çok tahmin ettik kim olduklarını ancak dillendirmedik. En sıkı patron destekçileri, patronlarına imdadına yetişenler…

Şirketin önüne geçtiğimizde kalabalık polis grubu da bize doğru geldi. Anladık ki neredeyse işçi sayısından fazla polis getirmişler. Mesele kadın cinayetleri ve kadına şiddet olunca adım atmayan polisler işçilerin mücadelesine sıra geldiğinde ise son derece örgütlü hareket ediyor her zaman.

Amirleri bizimle konuşmaya yüzünde güvenli bir ifade ile geldi. Büyük olasılıkla aklında “burası benim mıntıkam izin vermeyeceğim olup bitecek” düşüncesi var. Hiçbir gerekçe göstermeden basın açıklamasını yapamayacağımızı söyledi. O an şirketin önündeki sokakta kuvvetler şöyle; Önde işçilerle birlikte biz karşımızda ise kalabalık kolluk var. Onlarca sayfalık kitaplardan, saatler sürecek eğitimlerden, bardak bardak çay içilen sohbetlerle anlatamayacağımız sarih bir gerçeği gösteriyor bu sahne. Marx’ın dediği gibi o an “Katı olan her şey buharlaşmaya başlıyor”. Güvenlik, Emniyete alma, vatan sevgisi vs. vs. tüm bunlar bir an da temel niyette “patron sevgisinde” kendisini gösteriyor. Bunu göstermek için uzattık karşılaşmayı. Terastaki, camlardaki işçilere seslendik “Bakın, gelenler sizinle yanyana çalışmış arkadaşlarınız, patronu korumak için onları engelliyorlar” dedik. Terastan bakan onlarca gözde, saliselik bekleyişlerle gözlerimiz gezerken filizlenmesini istediğimiz tek duygu var… Öfke. Öfkeyi gördük o gözlerde.

Şirketin önünde içerideki işçilerle kurduğumuz bağın kalıcı olması için mutlaka o öfkeye bir yön verilmesi, bir kanala akması gerekiyor. Bunun için açıklamamızı yapmaya TKP Van il binasına doğru gittik. Yolda hepimiz öfkeliyiz. Dişimizi sıktık. Yağmurmuş, Van soğuğuymuş hiçbiri işlemiyor artık. İşçi arkadaşlarımız ile o an sanki ortak bir ateş yakılmış hepimizin göğsünde, biliyoruz, o ateş elden ele verilir, sürekli harlanırsa iyi bir şeydir.

Arkadaşlarla şirketin önünden ayrıldığımız andan itibaren sanki çok uzun yıllardır tanışıyor gibiyiz. Başka bir bağ, başka bir güven oluştu aramızda. Mücadelenin böyle ısındığı kısa anlarda yıllar üstüste binip dostluğumuzun hanesine eklendi.

Binamıza kadar polis arkamızda bizi takip etti. Dedik ya mesele işçilerin mücadele etmesi ya da tersinden “patronların düzeninin devamı” söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanı geceyarısı kararnamesiyle metal işçilerinin grevini yasaklar, kolluk son ana kadar “güvenliği” elden bırakmaz. Binaya girdik, burukluk var biraz. Burak ile durumu anlatan video çektik “Böyle gelmiş böyle gitmez elbet” dİye bitirdi Burak videoyu. Orada burukluk gitti. Daha güçlü olmalıyız dedik sonra. Sadece biz değil, Türkiye’de emekçiler kendileri karşısında bu kadar örgütlü kalabalık hareket eden toplama karşı daha güçlü olmak zorunda diye düşündük.

Basın açıklamamızı yaptık. Şirketin önünde yaşananları tüm kamuoyuna paylaştık. Çünkü taraflar önünde sonunda Van’da da İstanbul’da da aynı...Herkesin tarafları görmesini istedik. Beklemeye başladık. Akşama işçilerle toplantı koyduk. Sonraki adımları birlikte konuşup karar vermemiz lazım. Bu sırada şirkettekileri dinlemeye çalışıyoruz. Tepkiler nasıl? İçeride temasta olduğumuz arkadaşlarımıza soruyoruz. Haberler bir bir gelmeye başladı. Şirkette tüm yöneticilerin toplandığı, hatta birbirleriyle kavga ettikleri, polisin ise şirketin içine girip telefonları toplayarak kamera görüntülerini silmeye çalıştıklarını duyduk. Çalışan arkadaşlarımızın gözlerinde öfkenin filizini görmüştük şimdi biliyoruz ki bu öfkenin dozajı arttı.

Akşam toplantımızda burukluktan eser yok. Umutlu ve mücadele eden insanın olduğu yerde hava hızla değişiyor. Arkadaşlardan biri bir espri patlattı hepimiz katıla katıla güldük. Kaç yıllık dost gibiyiz, o yeni tanışan insanlar arasındaki ilk ürkeklik kalkmış birbirimize karşı daha rahatız. İnsanlar arasında yakınlığın en bariz göstergesi olan zorlukta ve sevinçte ortaklaşmışız, bunu anladık. Toplantımızı yaptık hep beraber karar aldık. Toplantının ardından hep beraber arkadaşımızın kafesine geçip sohbet ettik uzun uzun. Bu sırada işçi arkadaşlarımızın telefonu durmuyor. İçerideki arkadaşları yazıyorlar “Ne iyi ettiniz de geldiniz” “Haketmişlerdi” “Bizi de ekleyin dayanışma grubuna” mesajları bizi daha da keyiflendirdi. O günden beri daha da büyüdü ağımız.

Yolculuğumuzun sonuna geldik.

Yapacaklarımızın sorumluluğu bilincimizde Van’dan ayrılırken şu gerçeği farkettik. Ne biz buraya tesadüfen geldik ne de onlar bize tesadüfen ulaştı. Bir denk gelme durumu değil Van’da yaşananlar. Gündemin bu kadar “yoğun” olduğu bir ülkede emekçilerle ancak emekçilerle birlikte bakmaya çalışan gözler buluştu. Bu buluşmalar devam edecek çünkü memlekette birilerinin yoğun gündemi emekçiler olmaya devam edecek.

Webhelp nedir?

Patronların Ensesindeyiz Ağı’na aşağıdaki e-posta ve sosyal medya hesapları üzerinden ya da 0541 940 0514 numaralı telefondan ulaşılabilir:

Facebook: https://www.facebook.com/patronlarinensesindeyiz

Twitter: https://twitter.com/pensendeyiz

E-posta: iletisim@patronlarinensesindeyiz.org

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.