Sayfa yolu
Çağrı merkezi çalışanları: 'Hakkımız olanı arıyoruz sesimizi duyun!'
Yayın Tarihi: 09.11.2022 , 08:12 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Türkiye'de sömürünün en derin olduğu alanlardan biri iletişim sektörü. Bu alanda çalışan emekçiler güvencesiz, mesai kavramı belirsiz ve çok düşük ücretlere çalışmaya zorlanırken firmalar ise kârlarına kâr katıyor her geçen gün.
İlk akla gelenlerden biri ise çağrı merkezi çalışanları. Modern hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline gelen ve neredeyse her emekçinin iletişim halinde olduğu çağrı merkezi çalışanları ise yaşadıkları sorunları ve promosyon hakları için verdikleri mücadeleleri soL okurları için paylaştı.
soL'a konuşan çağrı merkezi çalışanları "Firmalara çuval dolusu paralar kazandırırken akşam eve nasıl ekmek alacağımızın derdine düşüyoruz. Hakkımız olanı isteyince de kapı gösteriliyor. İşten çıksak nerede çalışacağız? Mecburen çalışıyoruz ama hakkımız olanı da istiyoruz" diyor.
'Promosyon hakkımızı istiyoruz'
Atos, CMC, Comdata, Tempo, Turkcell Global, WebHelp, Pusula gibi firmaların çağrı merkezi çalışanları bir süredir sosyal medyada yaptıkları eylemlerle seslerini duyurmaya çalışıyor. Bankaların maaşlarını yatırmaları için taahhüt ettikleri promosyon haklarına el koyan firmalara karşı sesini duyurmaya çalışan çağrı merkezi çalışanları "Hakkımız olanı istiyoruz. Birçok firma çalışanlarına bu promosyon ücretlerini ödedi. Ancak bizim çalıştığımız firmalar bunu teslim etmiyor. Zaten geçinemiyoruz bari bu hakkımızı çiğnemesinler" diyor.
'Başka firmalar promosyon ücretini çalışanlarına verince böyle bir haktan haberimiz oldu'
"Çeşitli firmaların, maaşlarının yatacağı bankalarla yapacakları sözleşmeler uyarınca verdikleri promosyon ücretlerini çalışanlarına yatırdığı gün böyle bir hakkımız olduğunu öğrendik" diyen çağrı merkezi çalışanları, "15 - 20 bin lira arasında bir banka promosyon ücretinden söz ediliyor. Bu meblağ bizim için çok önemli. Çoğumuz asgari ücretle çalışıyoruz. Her birimiz evden çalışmak zorundayız. Bu da masraflarımızın artması manasına geliyor. Pandemiyi bahane eden patronlar artık ofise gelmenize gerek yok diyor. İyi de evin ısınma maliyeti, yemeği, elektriği, suyu, internet faturası ne olacak? Eskiden ofiste olsak çocuklar okulda olsa kışın ısınma maliyetimiz düşüyordu. Şimdi her şey bizim sırtımıza yükleniyor. Üstüne üstlük bir de banka promosyon hakkımıza el konuluyor. Bu miktar hepimiz için bir can suyu niteliğinde. Kış geldi. Masraflarımız arttı. Firmaların acilen bu konuyu gündem etmesini talep ediyoruz" diye konuşuyor.
'Günlük verdikleri yemek ücreti sadece 16 lira'
Sömürünün en yoğun olduğu alanlardan biri olan çağrı merkezi çalışanları içinden geçtikleri süreci anlatırken şunları dile getiriyor:
"İnanın tencerede ne kaynayacak diye düşünüyoruz her gün. Firmaların bize verdikleri yemek parası günlük 16 lira. Tatil günlerini çıkarırsanız kabaca aylık 400 lira ediyor bu para. Lütfen biraz mantıklı düşünün. Bugün dışarıda yiyeceğiniz en basit yiyeceğin fiyatı 30-40 liradan başlıyor. Kantinlerdeki tost bile 20 liraya satılıyor.
400 lirayı yanıma alıp alışverişe gitsem marketteki sürem 5 dakikayı geçmez. 400 liraya bir poşet anca doluyor günümüz şartlarımızda. Ama firmalar verdikleri 400 lira ile beslenmemizi bekliyor. Banka promosyon ücretleri yatıyor olsa en azından mutfak alışverişlerimiz için bir can suyu olurdu. Asgari ücretle geçinmeye çalışan insanlarız. Firmalar ise sağır taklidi yapıyor."
'Hakkını arayana kapı gösteriliyor'
Herhangi bir sorun yaşadıklarında muhatap bulamadıklarını ifade eden çağrı merkezi çalışanları, "Pandemi ile birlikte işler daha da kötüleşti. Eskiden iyi kötü bir ofiste çalışıyorduk. Diğer çalışan arkadaşlarımız ile yan yana geliyor sorunlarımızı konuşuyor dertlerimize derman arıyorduk. Ama bugün öyle bir imkanımız da yok.
Mesela artık her şey online ve evden ilerliyor. Patronlar konu proje ya da iş olduğunda gece gündüz demiyor. Arıyor bizi. Telefon açıyor. Mesai kavramı yok. Mesela 'online olmama hakkımız' yok. Sürekli erişebilir olmamız gerekiyor. Ama biz bir sorun yaşayınca üstümüzdekiler telefonu açmıyor. Bir sorunumuz var dediğimizde 'Mail at değerlendiririz' diyorlar. Şöyle bir sorun var diyene 'Sen istersen işten ayrıl' diyorlar. Nereye gidecek bu insanlar. Çoğunun gideceği ikinci bir işi yok. Patronlar da bunu kullanıyorlar. Deli Dumrul gibi yolları tutmuşlar insanları köle gibi çalıştırmak istiyorlar" cümleleriyle anlatıyor sıkıntılarını.
'Ben bugün 6 saat mola vermeden çalıştım!'
Sorumluların zaman zaman molayı kapattıklarını ifade eden iletişim emekçileri, "Yoruldum. Artık mola vermek istiyorum dediğimde 'Mola kapandı haydi haydi' diye geri dönüş alıyorum. Ben bugün 5-6 saat kadar molasız çalıştım. Tuvalete gitmek. Bir şeyler yemek. Bunlar insan için neden lüks olsun? Ortaçağ köleleri gibi çalıştırılıyoruz. Hadi diyelim bu kadar çalıştık ama karşılığında aldığımız maaş ve koşullar buna değiyor mu? Hayır. Dünyanın en meşakkatli işlerinden birini yapıyoruz ama yine de hakkımızı alamıyoruz. Bizi köle gibi kullanıyorlar. Bir de Goalpex adını verdikleri bir performans hesabı var. Yaptığımız en ufak şeyde buradan puan kırıyorlar. Pirimlere müdahale etmeye çalışıyorlar ya da hakkımız olanı elimizden almaya çalışıyorlar. Sabrımızın sınırına geldik" diyor.
'Twit attığı için baskı gören arkadaşımız var'
Sorunları için bir süredir sosyal medyada eylemler yapan çalışanlar sorunlarını şu ifadelerle anlatıyor:
"Twit attığı için sorun yaşayan arkadaşımız var. Firmalar sesimizi duysun diye başlattığımız twit eylemleri bir süredir sosyal medyanın gündemine düşüyor. Ama burada sorunlarını anlatan işçilere ise baskı kuruluyor. Yani siz köpek gibi çalışın, biz banka promosyonlarınıza çökelim, performans bahanesi ile istersek kapı dışarı atalım ama sizin sesiniz çıkmasın diyorlar."
'Van Valiliği'nden plaket alan firma bir sürü çalışanını işten attı'
Promosyon hakkını çalışanlarına vermeyen firmalardan WebHelp Van'da kadın istihdamı sağladığı ve binlerce kadını çağrı merkezinde işe aldığı için vaktiyle Van Valiliği'nden plaket almış. Tüm bu süreçlerin şirketler tarafından göstermelik ve göz boyamak için yapıldığını ifade eden çalışanlar şunları anlatıyor:
"Valilik süreci takip etmedi. Takip edip plaketini geri alması gerekir. Binlerce kişiyi İş-Kur üzerinden şirkete aldılar. Maaşlarını devlete ödettiler sonra 6 ayı dolunca hepsini kapı dışarı attılar. Hem maaşlardan kâr ettiler, hem tazminat haklarından mahrum bıraktılar hem de köle gibi çalıştırdılar hepimizi. Buralar malum.İş güç yok. Patronlar da bunu bildiği için köle gibi çalıştırmak istiyor. Mesele ben şimdi buradan ayrılsam Van'da nerede çalışacağım? Bunları hesaba katıyorlar, sahipsiz ve yalnız olduğumuzu düşünüyorlar ve üzerimize geliyorlar. WebHelp'in kadın istihdamı diyerek işe aldıklarından fazla belki çıkardığı kadın işçi var. Ama kimse burasıyla ilgilenmiyor bu işin.
'Büyük firmalara çalışıyoruz: Vodafone, Dominos, Letgo, Türk Telekom ve tüm bankalar'
Bağlı oldukları çağrı merkezi firmalarının büyük şirketlere hizmet sunduğunu belirten çalışanlar bu firmalara milyonlarca lira kâr sağladıkları halde banka promosyon haklarına göz dikildiğini ifade ediyor. "Bu firmaların reklamlarında doğa, çevre, insan hakkı gibi kavramları öne çıkarırken çalışanlarına yaptıkları muamele başka oluyor" diyen çağrı merkezi çalışanları mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyor: "Aralarında 'önce halk sonra bankayız' diyen var ama işe aldıkları halk ne durumda, akşam evine ekmek götürebiliyor mu diye düşünmüyorlar. Bir de üstüne maaşımızın yattığı bankanın promosyon parasına göz dikiyorlar. Ne diyeceğimi bilemiyorum gerçekten."
'Dilenci falan değiliz, hakkımız olanı istiyoruz!'
Bir süredir başlattıkları eylemleri firmaların görmezden geldiğini ve herhangi bir cevap vermediklerini ifade eden çağrı merkezi çalışanları yaşadıkları sorunları anlatırken "Herhangi bir muhatap yok. Yani en azından çıkıp deyin ki 'Kardeşim vermiyoruz sizin hakkınızı. Ne haliniz varsa görün.' Ama böyle taş gibi duvar gibi davranıp bir yandan da işler yürüsün demesin kimse. Hakkımız almak için elimizden geleni yapacağız. Yaptığımız sosyal medya eylemlerinden sonra bir sürü geri dönüş aldık. Bize destek olmak isteyen sesimize ses veren gazeteciler oldu. Avukatlar oldu. Yalnız olmadığımızı biliyoruz ve buradan şirketleri de uyarıyoruz. Türkiye geneli binlerce kişiye ulaştık bir gecede. Binlerce çağrı merkezi çalışanı da sesimize ses verdi. Hakkımız olanı verin sesimizi duyun" diyerek tamamlıyor cümlelerini.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.