Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Vurulan tankerler, kışkırtılan aşiretler, kurulan ittifaklar: Yemen'deki 'yarı barış' dönemi sona mı eriyor?

Yıllar önce "kısa sürede yok edilecek" denilen Ensarullah'ın bugün Kızıldeniz'de kendi ablukasını dayatması, bölgedeki emperyalist güçleri yeni ittifak arayışlarına itti. Washington'ın askeri yaptırım tehditleri, içeride kışkırtılan aşiretler ve Suudi Arabistan'ın bir araya getirmeye çalıştığı cephe, 2022'den bu yana süren "sessizlik ortamını" çatışma zeminine sürükleyecek gibi gözüküyor.

Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilanının ardından binlerce kişi Yemen'in başkenti Sana'da bir araya geldi.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 29.07.2026 , 00:08

Yemen'i 12 yıldır açlığa, yıkıma ve istikrarsızlığa mahkum eden Suudi Arabistan öncülüğündeki abluka, Ensarullah hareketinin Kızıldeniz'de devreye soktuğu karşı hamleyle yeni bir evreye giriyor. 

Yıllardır süren kuşatmaya, sivil katliamlara ve açlık politikalarına karşı deniz ablukası ilan eden Ensarullah, Kızıldeniz'de yeni bir denklemin kapısını aralıyor.

Suudi Arabistan, bugün kendi yarattığı savaşın maliyetini Kızıldeniz sularında ve bizzat kendi topraklarında ödüyor.

Vurulan Suudi petrol tankerleri ve Aramco tesisleri, içeride kışkırtılan aşiretler, Riyad güdümünde tek çatı altında birleştirilmeye çalışılan yeni cephe ve Washington'ın artan tehditleri...

Nisan 2022'de sağlanan ateşkesin ardından dört yıldır süren "yarı barış" ortamı hızla dağılırken, Yemen'de artık sadece askeri bir çatışma değil; bölgesel ittifakların, aşiretlerin ve küresel ticaret yollarının merkezde olduğu çok denklemli yeni bir savaş konsepti örülüyor.

Yıllardır Riyad'ın, Washington'ın ve Tel Aviv'in bombalarına direnen, her seferinde "bitti" denilen ancak bugün kendi ablukasını dayatan Ensarullah'ı ve Ensarullah'ın karşısına dizilenleri ne bekliyor?

'Bitti' denilen direnişten bölgesel aktörlüğe

2014'te başkent Sana'yı kontrol altına aldığında, Ensarullah'ın ömrünün aylar, belki de haftalarla sınırlı olduğu iddia ediliyordu. 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun Yemen'e başlattığı askeri müdahale, kısa sürede bir "yok etme" harekatına dönüştü. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

Yıllar süren güç kullanımına, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın fonladığı işbirlikçi güçlerin saldırılarına rağmen Ensarullah; bırakın yok olmayı, Yemen'in yoğun nüfuslu kuzeybatısını elinde tutmayı başardı.

Özellikle Filistin halkıyla dayanışma amacıyla ABD ve İsrail bağlantılı gemilere yönelik yürüttüğü Kızıldeniz operasyonları, hareketin salt yerel bir güç olmadığını kanıtladı. 

Yüzlerce hava saldırısına rağmen geri adım atmayan hareket, şimdi namlusunu yıllardır Yemen'i boğan Suudi Arabistan'a çevirmiş durumda.

Ensarullah'tan deniz ablukası kararı ve ablukayı ciddiye almayan Suudilerin hazin sonu

Sürecin fitilini ateşleyen gelişme, Suudi Arabistan'ın Sana Uluslararası Havalimanı'nı hedef alması üzerine Ensarullah Hareketi Askeri Sözcüsü Yahya Seri'nin 20 Temmuz'da yaptığı açıklamayla duyuruldu.

Halka yönelik ablukanın gayrimeşru olduğunu belirten Seri, Suudi Arabistan'a karşı resmi olarak "deniz ablukası" başlattıklarını ve herhangi bir tırmanışa çok sert karşılık vereceklerini ilan etti.

Bu açıklama kağıt üzerinde kalmadı. Kararın hemen ardından Kızıldeniz'de geçiş yasağını ihlal eden Suudi Arabistan'a ait ENCELIA ve LAYLA isimli petrol tankerleri, Ensarullah güçleri tarafından insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle vuruldu. Aynı günlerde bölgedeki yaklaşık 10 ticari gemi de geri dönmeye zorlandı.

'Gerilime gerilimle karşılık verildi': Suudiler saldırdı, Ensarullah yanıt verdi

Yemen'deki karışıklığın baş aktörlerinden Suudi Arabistan ise Ensarullah'ın bu adımlarının ardından diplomatik bir ikiyüzlülük örneği sergiledi. Riyad yönetimi, yıllardır süren yıkımı unutturmaya çalışırcasına, Yemen'e "kalkınma projeleri ve bütçe desteği" sağladığını iddia eden bir kınama metni yayımladı.

Riyad'ın "gemilerimizi koruyacağız" açıklamasının sahadaki karşılığı ise Suudi yönetiminin öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun Hudeyde kentine, Kamaran Adası'na, Marib ve Cevf vilayetlerindeki Ensarullah mevzilerine yönelik hava saldırıları oldu. İletişim tesislerinin ve sivil alanların da hedef alındığı bu saldırılara karşı Ensarullah'tan net bir yanıt geldi:

"Ablukaya ablukayla, limanlara limanlarla ve gerilime gerilimle karşılık verilecek."

Bu restleşmenin ardından çatışmalar hızla tırmandı. Mevzilerine düzenlenen hava saldırılarına karşı Ensarullah, Suudi Arabistan'ın Cazan ve Yenbu kentlerindeki milli petrol şirketi Aramco'ya ait kritik tesislere balistik füzeler ve İHA'larla ağır saldırılar düzenledi. Özellikle Yenbu'da ham petrol nakli sağlayan noktaların vurulması, savaşın doğrudan Suudi ekonomisinin kalbine yöneldiğini gösterdi.

Saflar sıklaşıyor, Ensarullah'a karşı ittifaklar kuruluyor

Kızıldeniz'de ve sınır ötesinde bunlar yaşanırken, emperyalizmin Yemen içindeki klasik "böl ve yönet" stratejisi de yeniden devreye girmiş gözüküyor.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Yemenli güçlerin kendi içlerindeki bölünmüşlüğü, Ensarullah'ın elini rahatlatan en önemli unsurlardan biriydi. Ancak son aylarda tablo değişiyor. Yemen'in Birleşmiş Milletler tarafından tanınan, Riyad güdümündeki Başkanlık Liderlik Konseyi daha koordineli bir yapıya büründürülüyor.

Nitekim Suudi destekli hükümetin Savunma Bakanı Tahir el-Ukayli'nin "ordunun savaşa girmeye hazır olduğunu" ilan etmesi ve Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin "Arap Koalisyonu ile deniz yollarını korumak için birlikte çalıştıklarını" açıklaması, içeride açılacak yeni cephenin resmi ilanı niteliğinde.

Bununla eş zamanlı olarak, ülkenin güneybatısındaki Dali vilayetinde hükümet güçleri ile Ensarullah arasında patlak veren ve 30'dan fazla kişinin öldüğü veya yaralandığı çatışmalar, ateşkesin çökmekte olduğunun habercisi. Öte yandan Sada, Taiz, İbb, Amran ve Sana'da yaşanan çatışmalar da ülkedeki gerilimin yeniden yükselişe geçtiğini doğruluyor.

En dikkat çekici iç gelişme ise "aşiretler" üzerinden kurgulanan provokasyonlar. El-Cevf vilayetindeki bir aşiret liderinin gözaltına alınması ve serbest bırakıldıktan sonra Ensarullah aleyhine açıklamalar yapması dikkat çekici gelişmelere sebep oldu. Olayın ardından farklı vilayetlerden binlerce aşiret mensubu El-Cevf'te toplanarak Ensarullah yönetimini alenen kınadı.

Böylece yıllardır parçalı halde hareket eden aşiretler, birlik mesajı vermiş oldu. Bu nedenle El-Cevf'teki Ensarullah karşıtı aşiret ittifakının, çatışmaların yeniden başlaması halinde hükümetin askeri operasyonlarına kritik bir destek sunabileceğine dair yorumlar artıyor.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın petrol tankerlerinin vurulmasının ardından doğrudan İran'ı ve Ensarullah'ı hedef göstererek "büyük bir askeri yaptırım" uyarısında bulunması, Washington'ın Kızıldeniz'deki ticari hegemonyasını korumak için Yemen'i yeniden topyekûn bir kan gölüne çevirmeye hazır olduğunu gösteriyor.

ABD cephesinden gelen bu uyarı da Kızıldeniz'de kurulacak yeni uluslararası askeri ittifakların habercisi olabilir. Ancak karşılarında 2014'ün parçalı yapıları değil; bölgesel güçlere kafa tutabilen ve gerektiğinde kendi ablukasını kurabilen bir hareket var. Ensarullah'ın elinde 200 binden fazla savaşçı, gelişmiş bir füze teknolojisi, birleşik bir komuta kontrol yapısı ve yılların getirdiği ciddi bir muharebe deneyimi bulunuyor. 

Nisan 2022'den bu yana süren görece "sessizlik ortamı", yerini çok daha sert ve çok daha boyutlu bir çatışma zeminine bırakacak gibi gözüküyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.