Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Umut Gündüz'ün anıt heykelini yapan Kıdıman: Amaç anısını ve mücadeleyi ayakta tutmak

Ankara'da iki yıl önce alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz'ün aracıyla çarpması sonucu yaşamını yitiren 19 yaşındaki bisiklet sporcusu Umut Gündüz'ün anıt heykelini yapan Ebru Kıdıman ile konuştuk.

Aytaç Özkan

Yayın Tarihi: 14.07.2022 , 09:21 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Bundan tam iki yıl önce 15 Temmuz 2020 de lisanslı bisiklet sporcusu 19 yaşındaki Umut Gündüz antrenman sonrası evine dönerken alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz’ün çarpması sonucu hayatını kaybetmişti. Aradan geçen bu iki yıl zarfında Gündüz ailesi gerek hukuki gerek sosyal mecralarda bu cinayetin, bisikletli ölümlerine sebep olan sürücülerin cezasız kalmamaları ve bu konuda bir farkındalık yaratmak adına mücadelelerini yürütüyorlar.  Ve bu hukuki mücadelenin getirdiği koşuşturmadan dolayı biraz gecikmeyle de olsa oğullarının anısını bir nebze de olsa yaşatmak adına mezarına bir heykelini yaptırmak istediler. Ebru Kıdıman ile yaptığı bu heykel üzerine kısa bir söyleşi yaptık.

Klasik bir soruyla başlamak isterim Ebru. Ülkemizde, özellikle mezarlıklarda böyle anıt heykellere pek rastlamayız. Bu çalışmanın fikri nasıl ortaya çıktı?

Heykel fikri Umut’un anne ve babası Asuman abla ile Menderes abiden çıkan bir fikir. Umut’un kaybından sonra hukuki mücadeleye girdiler ve bir yandan da Umut’un anısını yaşatmak istiyorlar. Umut için bisiklet sürüş etkinlikleri #umuticinadalet hashtag'i ile yaptıkları etkinliklerle beraber ortaya çıkan bir fikir yanlış bilmiyorsam. İlk başta Umut’un ölümünden sonraki süreçte aslında hızlıca bir kararla biraz da duygusal olarak hemen bir anıt koymak istiyorlardı ama hem adli sürecin uzun tutulması hem de katilin sonrasında serbest bırakılması aileyi biraz daha hukuki mücadelenin içinde kalmaya mecbur bıraktı. Bu süreç içerisinde biz de iletişime geçtik. Öncesinde kimi üniversitelerden de öğretim üyeleriyle de görüşmüşler. Görüştükleri kişiler hem böyle bir işi bu ülkede yapan kimsenin olmadığını hem de maliyetinin çok yüksek olacağına dair ifadelerde bulunup çok fahiş fiyatlar vermişler. Ardından da biz görüştük ve elbette hemen yola koyulduk. Bu işe ilk başlarken mermerden yapma fikriyle yola koyulmuştuk. Ama değişen kur ve piyasa koşullarında aileye mali anlamda da büyük bir yük bindirmemek adına polyester malzeme ile yapmaya karar verdik.

Peki, biraz da seni tanımanın ve yaptığın kimi işleri biliyor olmanın avantajıyla soruyorum, yaptığın bu heykelin bugüne kadar yaptığın heykellerden bir farkı var mı?

Kazan’da bir firmada çalışırken Kahramanmaraş’a kadın figürlerinden oluşan, Maraş tarhanasının yapım aşamalarını anlatan bir kompozisyon yapıyorduk. İlk figür buğday demeti taşıyan bir figür, ikincisi onu değirmende öğütüyor, üçüncüsü hamurunu yoğuruyor, dördüncüsü seriyor düzeltiyor kurutuyor… Böyle yedi aşamalı bir heykel. Anadolu kadınının kıyafetini biliyoruz, bundan beş yüz yıl öncesinde de giydikleri kıyafetler üç aşağı beş yukarı aynı. Ve temelinde şu var, Anadolu kadınının özelliğini göstermek, hem kıyafet hem davranış olarak. İlk yaptığım kadın figüründe bir yemeni var, bir yerinden bir perçem bir yerinden bir kakül çıkıyor. Park bahçeler müdürlüğünün ya müdür ya müdür yardımcısı hatırlamıyorum geçmiş zaman, "bu kadar müstehcen olmasın" dedi o perçemler için! Biz perçem kaldırdık heykelden. Duruş değiştirdik, masaya bir şey sererken eğilir insan değil mi? Biz bu pozisyonda heykel koyamazmışız Türkiye’de. Bunları yaşayarak başladığım için bu meslekte, bu sanatta bu iş, Umut’un heykeli benim için elbetteki çok çok farklı ve ayrı bir anlamı olan çalışma.

Az önce senin de bahsettiğin gibi aile ağır aksak ilerleyen hatta neredeyse sonucunun hep“belli” olduğu bilinen böyle bir hukuk mücadelesi içerisinde bir talepte bulundu senden. Bu konuda neler söylemek istersin?

Böyle bir anıt heykel talep ederken ailenin amacı Umut’a dair salt bir imge bırakmak değil onun anısını ve bu konuda verdikleri mücadeleyi ayakta tutabilmek aslında. Çünkü Umut bir kazada değil alenen bir cinayetle ayrıldı aramızdan, bunu unutmuyorlar ve unutturmak istemiyorlar.

Meslek hayatıma başladığımdan beri heykel işini sadece sanat üretimi yapmak için değil her insan gibi ben de hayatımı idame ettirebilmek için para karşılığında piyasa koşullarında yapıyorum. Ama bu iş benim için elbette ki çok farklı ve bu farkın ilk önceliği Umut’un benim yoldaşım olması, ikincisi bu kadar gelecek vaat eden bir bisiklet sporcusunun ailesinin verdiği adalet mücadelesi ve bu adalet mücadelesini verirken örgütlenmeleri. Umut’un ailesiyle, akrabalarıyla gündelik hayatımda birebir bir ilişkim olmasa da işin duygusal yanı çok ağır basıyor. Bu işi yapmış olmak bitirmiş olmak için değil de gerçekten o anıya saygı duyduğum için ayrı bir özenle yapmaya çalıştım. Heykeli birebir Umut’a benzetmek ya da onun suretini çamura yansıtmak değildi buradaki derdim. Umut’un anısını ve ailesinin yürüttüğü mücadeleyi yansıtmaya çalışıyorum.

Heykelin benim için anısından çok ailenin yürüttüğü mücadele beni çok etkiledi dediğim gibi. Yaşanılan bu büyük acı, verilen hukuk mücadelesi, Türkiye’nin birçok yerinde benzer acıları paylaşan başka ailelerle kurdukları ilişkiler, mücadelelerini ortaklaştırmaları benim içim heykeli çalışırken ayrı bir motivasyon kaynağı oldu.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Bu çalışma elbette manen çok ayrı bir yerde benim için ama unarım bir daha böyle heykeller yapmak zorunda kalmam. Ve değerli dostum meslektaşım Mustafa Kerem Doğan’a işin başından sonuna kadar yanımda olduğu için teşekkürü bir borç bilirim.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.