Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Uluslararası Küba ile Dayanışma Toplantısı: 'Ablukaya rağmen direniş ve dayanışma'

Uluslararası Küba ile Dayanışma Toplantısı, dün başkent Havana'da düzenlendi. 37 ülkeden 152 örgüt, “Ablukaya son, dayanışmaya devam” sloganıyla bir araya geldi. 766 delegenin katılımıyla kabul edilen sonuç bildirgesinde "Manipülasyona karşı mücadelemizi yükselteceğiz, Küba ile dayanışmamızı sürdüreceğiz” denildi.

Havana’da düzenlenen Uluslararası Küba ile Dayanışma Toplantısı’nda 37 ülkeden gelen temsilciler, “Ablukaya son, dayanışmaya devam” sloganıyla bir araya geldi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 03.05.2026 , 12:15 Güncelleme Tarihi: 03.05.2026 , 16:48

Küba’nın başkenti Havana’da 37 ülkeden 700 temsilci ve 152 örgütün katılımıyla dün düzenlenen Uluslararası Küba ile Dayanışma Toplantısı, ABD ablukasına karşı dayanışma, sosyalizmin savunusu ve halkların birliği çağrısıyla sona erdi.

Toplantıya katılan 152 örgüt arasında çeşitli ülkelerde sendikalar, Küba dayanışma ağları ve dostluk dernekleri ve siyasi partiler yer aldı. Toplantıda Türkiye’den Türkiye Komünist Partisi ve José Martí Küba Dostluk Derneği’nden temsilciler bulundu.

Osnay Collina Rodriguez: Yerel üretim ve dayanışma ekonomisi ön planda

Toplantının ilk konuşmacısı Küba Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Osnay Collina Rodriguez, 17 kişilik temsil heyeti adına yaptığı açıklamada, Küba’nın ekonomik dönüşüm sürecine dair yeni bir planlama modelini tanıttı. Rodriguez, “Ekonomi politikalarını desteklemek zorunda kaldık, ancak bu süreçte yerel üretime dayalı yeni bir planlama modeli ortaya çıktı. Taşradaki gıda üretimini kapsayan bu proje, toplumun her kesimini üretim sürecinin bir parçası haline getirmeyi hedefliyor” dedi.

Rodriguez, ABD’nin yeni yaptırımlarına tepki göstererek, “Trump’ın açıkladığı yaptırımlar gülünç ve ciddiye alınmayacak nitelikte. Tek taraflı açıklamalar bizim için geçersizdir. Biz barış ülkesiyiz” ifadelerini kullandı.

Rodriguez’in konuşması, salonda bulunan uluslararası delegeler tarafından uzun süre alkışlandı. Katılımcılar, Küba’nın ekonomik direnişini “sosyalist dayanışmanın örneği” olarak nitelendirdi.

Bruno Rodríguez Parrilla: Abluka insan haklarına aykırı bir savaş ilanıdır

İkinci konuşmacı olan Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, ABD’nin uyguladığı ekonomik ablukayı “çaresizlik ve umutsuzluk politikası” olarak nitelendirdi. Parrilla, “Son on yıldır süren bu ablukanın sonuçlarını Küba halkı derinden hissediyor. Bu askeri abluka, uluslararası insan haklarına aykırı bir savaş ilanıdır. Buna rağmen halkımız yaratıcı, neşesini kaybetmeyen ve yenilikçi bir direniş sergiliyor” dedi.

Parrilla, 1 Mayıs yürüyüşlerinde halkın direnişe katılma kararlılığını bir kez daha gösterdiğini vurguladı. “Biz önemli minerallere, bilgi kaynaklarına, tıbbi cihazlara sahibiz ama en önemlisi Küba halkına sahibiz. Teknolojik egemenlik mücadelesi aynı zamanda algoritmaların diktatörlüğüne karşı bir savaştır” ifadelerini kullandı.

14 Nisan’da Domuzlar Körfezi Çıkarması’nın yıl dönümünde 18 milyon kişinin katıldığı dijital etkinliği hatırlatan Parrilla, “Kolektif bir cezalandırma ile karşı karşıyayız. Hükümetimize ve parti yönetimine karşı büyük bir manipülasyon yürütülüyor. İletişim araçları üzerinden saldırılar yapılıyor. Dünyada iki matris var: ablukacılar ve dayanışmacılar” dedi.

ABD ile olası görüşmelere ilişkin olarak ise “Bu görüşmeler ancak Küba’nın egemenliğinin tanınması şartıyla gerçekleşebilir. Devrimin sürekliliği, Fidel ve Raúl’un mirası üzerinden tanımlanıyor. Biz sosyalizmi ve devrimi savunmaya, anti-emperyalizmin öncüsü olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Parrilla’nın konuşması, “Küba yalnız değildir” sloganlarıyla karşılandı.

Fernando González Llort: Dayanışma halkların ortak iradesidir

Üçüncü konuşmacı olarak sahneye çıkan Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü (ICAP) Başkanı ve Küba Beşlisinden Fernando González Llort, toplantının uluslararası bölümünü yönetti.

Bu bölümde farklı ülkelerden gelen sendika temsilcileri, dayanışma örgütleri ve uluslararası komiteler adına konuşmalar yapıldı. Konuşmalarda, ABD’nin Küba’ya yönelik ablukasının uluslararası hukuk açısından gayrimeşru olduğu vurgulandı. Katılımcılar, kendi ülkelerinde parlamentolara ve kamuoyuna baskı yaparak Küba ile dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu.

Bazı konuşmacılar Latin Amerika’daki sendikal deneyimlerden söz ederken, bazıları ABD’deki işçi hareketinin yeniden canlandığını ve Küba’nın bu mücadele için bir ilham kaynağı olduğunu dile getirdi. Avrupa’dan gelen temsilciler, dayanışma ağlarının genişletilmesi ve yardım malzemelerinin Küba’ya ulaştırılması için yürütülen kampanyaları anlattı.

Karayip ülkelerinden katılan delegeler, Küba’nın bölge halkları için bir örnek olduğunu vurguladı. Uluslararası insan hakları örgütlerinden temsilciler ise ABD’nin tehdit söylemini eleştirerek, “Küba bir tehdit değil, barışın simgesidir” mesajını paylaştı.

Konuşmalarda ortak olarak, dayanışmanın üç temel unsuru öne çıktı: halkların tutkusu, stratejik destek ve dayanışma gösterme iradesi.

Miguel Díaz-Canel: Alternatif bir dünya sunduğumuz için tehdit altındayız

Küba Devlet Başkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel, yaklaşık bir saat süren konuşmasında ülkesinin karşı karşıya olduğu ekonomik, ideolojik ve askeri tehditleri değerlendirdi. “Biz alternatif bir dünya sunuyoruz ve bu nedenle akıl almaz, olağanüstü bir tehdit ile karşı karşıyayız” diyen Díaz-Canel, Küba halkının devrime ve sosyalizme bağlılığını vurguladı.

Başkan, “Dün Kübalılar büyük bir başarıyla imza kampanyasını tamamladı. Halkımızın yüzde 80’inden fazlası vatanına, devrime ve sosyalizme sahip çıkacağını teyit etti. Ayrıca 1 Mayıs’ta 5 milyondan fazla Kübalı sokaklardaydı; bu, yeni kuşağın vatanına sahip çıkma sözüdür” ifadelerini kullandı.

Díaz-Canel, kapitalizmin ve emperyalizmin derin bir kriz içinde olduğunu belirterek, “Bize uygulanan blokaj bu krizi sadece derinleştiriyor. İdeolojik ve hibrit bir savaşın tanıklarıyız. Filistin’e, Küba kültürüne saldırıyorlar; yalan haberleri, manipülasyonu ve her türlü aracı kullanıyorlar” dedi.

Venezuela ve İran örneklerine değinen Díaz-Canel, “Venezuela’da medya aracılığıyla Maduro’yu karaladılar, ülkeyi uyuşturucu merkezi ilan ettiler, Amerikan donanmasını Karayipler’e sürdüler. İran’da nükleer bomba var diyorlar ama biz hâlâ bir bomba görmedik; oysa nükleer silahı kullanan Amerika’dır” ifadelerini kullandı.

Enerji krizine de değinen Küba lideri, “Rusya’dan gelen tankerlerle önümüzdeki 15 günün enerji ihtiyacını karşılayabileceğiz, ancak bir sonraki sevkiyatın ne zaman geleceğini bilmiyoruz” dedi. ABD’nin uyguladığı ablukayı üç temel alanda tanımladı: turizm, uluslararası finans sistemi ve hammadde tedariki. “Ya Küba ile ticaret yapacaksınız ya da Amerikan finans sistemine dahil olacaksınız” diyerek baskının küresel boyutuna dikkat çekti.

Küba Devlet Başkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel.

'Güneşimizi, rüzgarımızı ve dalgalarımızı kimse bloke edemez'

Díaz-Canel, ekonomik dönüşüm sürecine halkla birlikte karar verdiklerini belirtti. “İki temel karar aldık: biri gıdada sürdürülebilirlik için tarıma yönelmek. Böylece dışa bağımlılıktan kurtulacağız. Diğeri ise enerji bağımlılığına son vermek. Güneşimizi, rüzgarımızı ve dalgalarımızı kimse bloke edemez” dedi.

Biyoyakıt konusunda Kübalı bilim insanlarının çözümler geliştirdiğini vurgulayan Díaz-Canel, “Ancak tüm bunları bir gecede değiştiremeyiz. Küba’da yaşayan her aile için çözümümüz var ve bu nedenle tüm Küba, Küba’yı savunuyor” ifadelerini kullandı.

“Biz hayal etmeye ve yaratmaya devam edeceğiz. Gelecekte kendi enerjisini kendi üreten, kendine yeten bir ülke olacağız. Dünyadaki adaletsizliğe karşı dayanışmayı sürdüreceğiz; Filistin’i, Porto Riko’yu, İran’ı desteklemeye devam edeceğiz. Bu dayanışma, bizim insanlığa katkımızdır” dedi.

ABD’nin olası askeri tehditlerine karşı da net konuşan Díaz-Canel, “Trump en büyük savaş uçağını göndereceğini söylüyor. Küba halkı buna ‘hediye’ diyor. Uçağın yakıtını kullanır, metalini satarız. Biz barış ülkesiyiz ama vatanımızı, devrimimizi ve sosyalizmi savunacağız” ifadelerini kullandı.

Sonuç Bildirgesi: 'Küba ile dayanışmamızı sürdüreceğiz'

Toplantı, 766 delegenin katılımıyla kabul edilen sonuç bildirgesiyle sona erdi. 

Bildirgede ABD’nin saldırganlığı ve uyguladığı abluka kınandı. Küba’nın “terör listesi”nde yer alması sert biçimde eleştirildi. Trump’ın 1 Mayıs’ta açıkladığı tek taraflı yaptırımlar kınanırken, bilgi kirliliğine ve manipülasyona karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Sonuç bildirgesinde ayrıca, “Manipülasyona karşı mücadelemizi yükselteceğiz, Küba ile dayanışmamızı sürdüreceğiz” ifadeleri yer aldı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.