Breadcrumb
TV'de bağış şov, fabrikada baskı: Ailesini kaybeden işçiye 'işbaşı yap' çağrısı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.02.2023 , 14:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Büyük bir yıkıma yol açan depremlerin ardından patronlar vakit kaybetmeden “normale” döndü. Yakınları enkaz altında olan ve bölgede deprem şokunu üzerinden henüz atamamış işçilere işbaşı yapma baskıları artıyor. Depremzede işçiler, barınma sorununu çözememişken işinden ve gelirinden olma riskiyle de karşı karşıyalar.
Deprem sonrasında bölgedeki fabrika ve işyerlerinde çalışan işçilerin ücretli izinli sayılması ve bu sürede işçilerin ücretlerinden kesinti yapılmaması çağrısı yapan Patronların Ensesindeyiz Ağı’na (PE), zor durumdaki çalışanlardan çok sayıda ihbar ulaşıyor.
Deprem bölgesinde emekçilerin durumunu ve patronların işbaşı baskısını PE Genel Koordinatörü Selahattin Kural ile konuştuk.
'Deprem bölgelerindeki işletmelerde işçiler zorla çalıştırılıyor'
Depremin ardından işyerlerinde çalışanlara işbaşı baskısı yapılıyor. Patronların Ensesindeyiz Ağı da bir açıklama yaparak deprem sürecinde işçilerin ücretli izinli sayılması ve bu sürede ücretlerinden kesinti yapılmaması çağrısı yaptı. Deprem bölgesinde patronlar ne yapıyor?
Depremin üzerinden 11 gün geçti. On binlerce yurttaşımız hayatını kaybetti, yüz binlercesi yaralandı. Evler yıkıldı, ağır hasar aldı, emekçi halkımız çadırda yaşamaya başladı. Neresinden bakılırsa bakılsın ortada çok büyük bir yıkım bulunuyor. Buna rağmen patronlar kârlarını ve işlerinin nasıl yürüyeceğini düşünmekten geri durmuyor. Deprem bölgelerinde bulunan işletmelerde işçiler zorla çalıştırılıyor. Bu konuda Patronların Ensesindeyiz Ağı'na çok sayıda ihbar geldi. Kamuoyuna da bu tarz haberler yansıdı. Hâlâ pek çok yerden “Evimiz yıkıldı, patron bizi işe çağırıyor, işe gitmezsek ücretimiz kesilecekmiş” gibi ihbarlar geliyor. Emekçiler depremde enkaz altında kalan yakınlarını ve kış günü soğukta nerede kalacağını düşünürken birileri de fabrika işlesin diye depremzede işçileri işe zorluyor.
'İşten çıkarmalar yasaklanmalı, işçilere gelir desteği sağlanmalıdır'
Size gelen ihbarlar ne tip şikayetleri içeriyor? İşçiler tam olarak neye maruz kalıyor?
Bize ulaşan işçiler arasında kendisine doğrudan “Gelmezsen işten çıkarılırsın” dendiğini söyleyen de var, “Gelmeyebilirsin ama ücretsiz izinli sayılırsın” denilen de. Aslında İkisinin birbirinden farkı yok. Depremin ortasında bir de gelirsiz kalmakla tehdit ediliyorlar. Burada acilen yapılması gereken deprem bölgelerinde çalışan işçilerin ücretlerinin güvence altına alınmasıdır. İşçiler ücretli izinli sayılmalıdır. İşten çıkarmalar yasaklanmalı, işçilere gelir desteği sağlanmalıdır.
Bir çağrı merkezi çalışanı: Biz nasıl insanları arayıp banka borçlarını ödemelerini isteyeceğiz?
Size ulaşan işçilerin aktardıklarından birkaç somut örnek anlatabilir misiniz?
Bir çağrı merkezi çalışanı, "Milleti arayıp borç tahsil etmemizi istiyorlar” diyerek bize ulaştı. “Biz nasıl insanları arayıp banka borçlarını ödemelerini isteyeceğiz. Bu durumda kıyamet kopmuş bizden istedikleri şeye bakın" diye feryat ediyor.
Gaziantep'te fabrikada çalışan bir işçi ise depremden dolayı eve giremediklerini, buna rağmen depremin birinci ve ikinci günü işyerinin kendisini işe çağırdığını aktardı. Üstelik 8 saat normal günlük çalışma süresinin üstünde, 12 saat çalışması istenmiş. Sonrasını şöyle anlatıyor:
“Babam vefat ettiği için annemle kız kardeşimin yanında olmak zorundaydım. Ona rağmen 8 saat çalıştıracaksanız yine gelirim diye bilgi verdim. 12 saat için zorlayıp gitmeyince işten çıkardıklarını söylediler.”
Bu işçi kardeşimiz “Halihazırda maaşımı ve mesaimi yatırmadılar, ne yapabilirim?” diye ulaştı ulaştı PE’ye.
'Eşi, çocuğu ölen işçiler işe çağrılıyor'
Urfa'da çalışan bir tekstil işçisi de, "Depremde ailelerini kaybeden mesai arkadaşlarımız oldu. Bütün mesai arkadaşlarımız şu an dışarıda, çadırda kalıyoruz. Ama ısrarla işe gitmemizi istiyorlar. Gelmezseniz maaşınız kesilir deniyor. İnsanların eşi çocuğu ölmüş zorla işe çağırılıyorlar" diye yazdı. Ne yapabilirim diye soruyor.
'İnsanlar acılarını yaşayamadan patronların sömürü baskısını yaşamak zorunda kalıyor'
Peki siz nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?
Patronlar genellikle bu tabloda işçileri yalnız sanıyor ve zorlamaya çalışıyor. Bu süreçte PE, gelen her işçi şikayetini detaylı bir şekilde inceledi, görüşmeler yaptı. Hukukçularımız işçilerin şikayetleri üzerine çalıştılar, haklarını anlattılar. Birlikte nasıl mücadele edeceğimizi konuşuyoruz. İşçilerin, yaşanan fırsatçılık karşısında haklarını bilmeleri ve diğer işçilerle birlikte haklarını savunması çok önemli. Bu süreçte işçilerin yaşadığı şikayetler karşısında ücretli izin, işten çıkarmanın yasaklanması, gelir desteği sağlanması gibi talepleri içerir bir çağrı yaptık. Başka işyerlerinde de benzer durumlar yaşandı ve biz bunları teşhir ettik. İnsanlar acılarını yaşayamadan patronların sömürü baskısını yaşamak zorunda kalıyor. Bu tür haksızlıklara karşı işçiler yalnız değil. Patronların Ensesindeyiz Ağı'na bildirebilirler.
'Vergiden düştükleri bağışlarla şirket reklamı'
Dün gece pek çok şirket 'Tek Türkiye' sloganıyla bağış kampanyası yaptı. Peş peşe şirketler ve patronlar isimleriyle çıkıp depremzedelerle dayanıştıklarını söylediler. Bir yandan bu şekilde davranmaları, diğer yandan işbaşı baskısı yapmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Patronlar pandemide, depremde, selde bu tür her olayda öncelikle kârlarını düşünüyor. Henüz depremin yarattığı acı ve tahribat bu kadar sıcakken işçilerin işyerlerine sokulmaya zorlanması büyük bir ahlâksızlıktır. Bir yandan şirket reklamı gibi televizyondan bağış rakamları açıklayacaklar diğer yandan işçileri zorla çalıştıracaklar. Üstelik bu yöntemle devlet patronların vergilerinden düşecek. İnsanlar göçük altında yaşam mücadelesi verirken, bunlar Miami'de parti yapabiliyor ve bunu insanların gözüne soka soka paylaşabiliyorlar. Bunlarla aynı ülkede yaşıyoruz. Bunların yapacağı bağışın arka planında insanların yaşamı değil, kendi ekonomik çıkarları bulunuyor. Alacağı ihaleler, düşürülecek vergiler bulunuyor. Bunların bağışı batsın!
Depremde hayatını kaybeden on binlerce insanın suçlusu bu patronlar ve onların düzenidir. İnşaat patronlarıdır. Hasarlı binalara oturum izni veren, imar afları çıkaran, denetim mekanizmalarını yok eden siyasi iktidardır. Piyasa düzenidir. Bu düzende emekçi halk yok sayılıyor. Varsa yoksa öncelik hep patronların kasaları oluyor. Sermaye sınıfı bu ülkenin kaynakları üzerindeki tahakkümü son bulduğunda, el koyduklarını işçiler olarak geri aldığımızda, o zaman insanlar eşit, güvenceli bir şekilde, depremlerden ve afetlerden güçlü olarak yaşayacağız.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
