Sayfa yolu
Türk Havadis gazetesinde basın emekçilerine sömürü: Harçlık vaadiyle başlayan işsizlik serüveni
Yayın Tarihi: 11.07.2026 , 12:20
Ankara'da 19 Ocak 2026 tarihinde Önal Grup bünyesinde kurulan Türk Havadis gazetesinde yaşananlar, medya sektöründeki emek sömürüsünün son örneği oldu.
Gazetede çalışan 10 basın emekçisi, geride bıraktığımız Haziran ayının başında İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı ve Patronların Ensesindeyiz platformu aracılığıyla hak gasplarına uğradıklarını duyurmuştu.
Maaşları ve tazminatları ödenmeden işten çıkarılan gazeteciler, yaşadıkları sistematik mobbingi, patron Ferit Önal'ın tutulmayan vaatlerini ve içeride kurulan aldatmaca düzenini anlattı.
İş görüşmesinde harçlık ve tutulmayan Bilkent sözü
İşe alım sürecinin en başından itibaren büyük bir manipülasyonla karşı karşıya kaldıklarını belirten bir basın emekçisi, ilk günleri şu sözlerle aktardı:
İş görüşmesinde bize, 'İşsizsiniz, buraya kadar geldiniz' diyerek harçlık verdiler ve gözümüzü boyadılar. 'Paranızı zamanında yatırırız, hiç aksama olmaz' dediler ancak son maaşlarımızı hâlâ yatırmadılar.
Gazetecilerin aktardığına göre, kurumsal bir yapı inşa ediliyormuş izlenimi yaratmak için Bilkent'te birkaç katlı bir binaya taşınılacağı, binanın şu an tadilatta olduğu söylendi. Ancak ilerleyen süreçte böyle bir binanın hiç tutulmadığı ortaya çıktı. İşten çıkarılan bir başka çalışan bu durumu şöyle özetledi:
Eylül ayında televizyona gireceğimizi, sektörün en büyüğü ve en yüksek maaş vereni olacaklarını söylediler. Bırakın televizyonu, ofise bir kamera bile alınmadı.
Çalışanlar, ofise kamera alındığının ve geleceğinin söylendiğini, daha sonra taşınınca alınacağı yalanıyla oyalandıklarını ve o kameranın hiçbir zaman gelmediğini ifade ediyor.
Hediye vaadinden diploma yalanına
Çalışma ortamındaki yalanlar sadece fiziksel mekanla veya ekipmanla sınırlı kalmamış.
Basın emekçileri, ürettikleri haberler sosyal medyada "keşfet"e düşünce kendilerine çeşitli hediyeler alınacağı yönünde vaatler duyduklarını ancak defalarca "keşfet" bölümüne düşmelerine rağmen hiçbir zaman hediye yüzü görmediklerini dile getirdi.
Haberciler için önem taşıyan basın kartı meselesi de idare tarafından bir başka oyalama taktiğine dönüştürüldü. Gazetecilerden biri bu süreci, "Bize işe girerken 'Basın kartınızı hemen alacaksınız' denildi. Fakat bırakın kartı almayı, başvuruya bile gidilmedi" ifadeleriyle anlattı. Ardından da sürece dair şunları ekledi:
Neden başvuru yapılmadığını sorduğumuzda, patron Ferit Bey'in diplomasını kaybettiği bahanesini öne sürdüler.
Servis hakkına lütuf muamelesi ve cinsiyetçi yaklaşım
Ofis içinde yaşanan mobbing ve güvencesizlik, personelin ulaşım hakkı üzerinden de kendini gösterdi. Başlangıçta herkesin evden alındığı bir servis düzeni kurulacağı vadedilmişken, sadece metro durağından alınan çalışanlar bile bu süreçte psikolojik baskıya maruz kaldı. Bir kadın çalışan, servis ile ilgili yaşanan bir sorunu patrona ilettiğinde aldığı yanıt aslında şaşırtmamış.
Patron bana, 'Sözleşmenizde servis sağlanacağı yazmıyor, kız çocuğusunuz, iyilik ve kolaylık olsun diye öyle söyledik' dedi. Sonra da bu konuda hiçbir adım atılmadı. Yani bize yalan söyleyerek, 'kız çocuğuyuz' diyerek incelik yapmışlar kendilerince.
Tehditler ve evden çalışmanın ardından gelen işten çıkarma
Süreç ilerledikçe maaşlarda yaşanan gecikmeler, yönetimin tehditkar tavrını da gün yüzüne çıkarmış.
Maaşların ne zaman yatacağı sorulduğunda patronun açıkça çalışanları hedef aldığını belirten bir gazeteci, şirket yöneticilerinden birinin kendilerine, "Burası özel şirket, devlet kurumu değil. Maaşlar öyle günü gününe yatmaz" dedikten sonra çalışanlara sesini yükselterek "Beğenen kalır, beğenmeyen gider. İtirazı olan varsa gidebilir" dediğini aktardı.
Maaşlarını alamadıkları için yol parası bulamayan ve işe gidemeyen gazeteciler, bu süreçte idareden avans talep etti ancak bu talep de reddedildi.
Yol parasına çözüm bulmak yerine müdürlerinin yönlendirmesiyle üç gün evden çalışan gazeteciler, üçüncü günün sonunda ofise çağrılarak işten çıkarıldı.
İşten çıkarılma gerekçesi olarak başta "maddi sıkışıklıklar" öne sürüldü, bu nedenle faaliyet durdurma kararı alındığı iddia edildi. Ancak hemen ardından patron Ferit Önal, "çalışanların işe gelmediği için çıkarıldığını" savundu.
O gün yaşanan tutarsızlıkları anlatan bir çalışan, sözlerini şöyle noktaladı:
Ferit Önal tüm bu sürecin sonunda, 'Eğer işe gelemeyecek durumda olduklarını bilseydim iki yüz üç yüz lira cep harçlığı verirdim' diyerek hepimizle aklınca alay etti. Firma şimdi de daha büyük yatırımlardan daha büyük basın yayın faaliyetlerinden bahsediyor. Bir yanda yol harçlığı dahi vermedikleri gazeteciler diğer yandan medya sektöründe yatırımlar. Bu ikiyüzlülük bilinmeli. Patron Ferit Önal, çalıştırıp parasına çöktüğü gazetecilerin hakkını vermek zorunda.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.