Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

TKP’den İZSU önünde eylem: ‘Cemil Tugay İzmir için bir halk sağlığı sorunudur’

Ülkenin ilk ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi olan İzmir Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi, Cemil Tugay yönetimi tarafından özelleştiriliyor. Kentin arıtma ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan tesisin şirkete devrine TKP'den tepki geldi. Bu adım kamu hizmetinin pahalanması anlamına gelebilir.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 07.10.2025 , 12:55

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), bugün Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin işletiminin üç yıllığına özel sektöre devredilmesi için ihaleye çıktı. 

Tesis, ülkenin ilk ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi olma, çamur kurutma ünitesiyle çimento fabrikalarına ek yakıt sağlama gibi özelliklere sahip.

Kentin arıtma ihtiyacının büyük ölçüde karşılandığı Çiğli Arıtma Tesisi ihalesi, açık teklif usulü yapıldı. Ege'deSonSöz'ün haberine göre, katılım için mali ve teknik yeterlilik kriterleri aranırken, isteklilerden son beş yıl içerisinde benzer iş deneyimlerini belgelemeleri istendi. İhaleyi alan şirket toplamda 109 işçi çalıştıracak.

Şirket belirlenen maliyetten daha düşük teklif yaptı

İZSU Genel Müdürlüğü’ndeki ihalenin yaklaşık maliyeti 2 milyar 19 milyon 112 bin 256 TL 33 kuruş olarak açıklandı.

16 şirket ihale dosyasını indirmesine rağmen ihaleye sadece Alkataş İnşaat ve Taahhüt Şirketi teklif verirken şirketin verdi. Şirket 1 milyar 904 milyon 501 bin 617 TL'lik teklif sundu.

Yeterlilik kriterleri ile ilgili ikinci bir oturum yapılacakken son kararı İZSU İhale Kurulu verecek.

İstanbul merkezli şirketin patronları Emre Şapçı ve Bülent Özdemir. Şirket Muğla, Samsun, Bursa, İstanbul, Erzincan, Ankara, Muş, Eskişehir gibi pek çok kentteki alt yapı ve arıtma inşaatlarını yaptı. Alkataş İnşaat ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Çiğli Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi 4. Faz 2 İkmal İnşaatı ve Torbalı Ayrancılar-Yazıbaşı Atıksu Arıtma Tesisi 2. Etabı İnşaatı’nı da gerçekleştirdi.

Cemil Tugay 'doğru bir işletme modeli' demiş, taşeron denilmesini bile 'art niyetli' bulmuştu

İhale duyurusunun yapılmasının ardından "İZSU’ya taşeron giriyor" eleştirilerine İzBB Başkanı Cemil Tugay, “'İZSU’ya taşeron' ifadesi maalesef önyargı ve art niyetli bir ifade. Bu yolda haksız, iftira diyebileceğim suçlamalara kulak asmayacağım. Bu doğru bir işletme modelidir, örnekleri Türkiye’de fazlasıyla var” ifadelerine yer vermişti.

'Halkın kaynaklarını patronlara peşkeş çekemezsiniz'

22 yıl boyunca yürütülen kamu işletmeciliği sonrası bu kararı alan İZSU, İzBB ve Tugay'a bugün ihalenin yapıldığı Konak İZSU Genel Müdürlüğü binası önünde tepki vardı.

İhaleye karşı çıkan TKP İzmir İl Örgütü bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Eylemde konuşma yapan TKP İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik, söz konusu özelleştirmenin kamu hizmetinin pahalanması, kalitesinin düşmesi, denetiminin gevşemesi ve emekçiler için sendikasız, güvencesiz, düşük ücretlere çalışmak anlamına geleceğini ifade etti. Gedik, “Plansızlık içinde ‘yönetilmeye’ çalışılan şehrimiz çok önemli bir çöp sorunu ile boğuşuyor, ortaya çıkan halk sağlığı sorunları hepimizi endişelendiriyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu özelleştirme hamlesiyle yeni bir halk sağlığı sorunu yaratmaktadır. Görünen o ki, Cemil Tugay’ın kendisi İzmir için bir halk sağlığı sorunu hâline gelmiştir. Halkın kaynaklarını patronlara peşkeş çekemezsiniz, ensesindeyiz!” diye konuştu.

'Kamu hizmetlerinin pahalanması demek'

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin İşletiminin Özelleştirilmesi Kabul Edilemez

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZSU Genel Müdürlüğü, yalnızca İzmir’in değil, ülkemizin de en büyük atıksu arıtma tesisi olan Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin (AAT) işletimini 22 yıldır kendisi yürütürken, bugün bu işletimi 3 yıllığına özel sektöre devretmek istemektedir. Bu karar, bir kamu hizmetinin daha özelleştirilmesidir.

AKP iktidarı yıllardır sanayi kuruluşlarını, ulaşım sistemlerini, enerji üretim ve dağıtımını özelleştirerek emekçilerin birikimlerini sermayeye peşkeş çekmiştir. Bugün CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli AAT işletimini özelleştirme girişimi, ‘özelleştirmelere karşı’ bir görüntü vermeye çalışan CHP’nin gerçekte aynı politikaları sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.

Özelleştirme demek:
    •Yurttaşların emekleri ve vergileriyle oluşturulan yapıların özel sektöre devredilmesi,
    •Kamu hizmetlerinin pahalanması, kalitesinin düşmesi ve denetiminin gevşemesi,
    •Emekçiler için sendikasız, güvencesiz, düşük ücretlerle çalışmak,
    •Çevremizin, havamızın, suyumuzun daha fazla kirlenmesi demektir.

Çiğli AAT, 2000 yılında devreye alınmış, 604.800 m³/gün kapasiteyle uzun yıllar ülkemizin en büyük arıtma tesisi olmuştur. Aynı zamanda karbon (C) gideriminin yanında azot (N) ve fosfor (F) giderimi yapan Türkiye’deki ilk kentsel AAT’dir. İzmir’de oluşan kentsel atıksuyun yüzde 70’ten fazlasını tek başına arıtmaktadır.

Bugüne kadar İZSU’nun işlettiği 65 atıksu arıtma tesisi ile ülkemizin en büyük kamu kurumu niteliğinde olan İZSU, yalnızca birkaç ay önce Çiğli AAT’de kapasiteyi yüzde 35 artırmış, üniteleri yenilemiş ve büyük yatırımlar yapmıştır. Böylesi bir dönemde işletimin özel sektöre devredilmek istenmesi, bu yatırımların sermayeye hazırlık için yapıldığını düşündürmektedir.

Özelleştirme durumunda, Çiğli AAT’de çalışan yaklaşık 150 işçi, mühendis, tekniker ve teknisyenin geleceği belirsizdir. Ayrıca İZSU’nun büyük ölçekli tesis işletme deneyimi de ciddi biçimde zayıflayacaktır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu kararı, AKP iktidarının uzun süredir gündeminde olan su ve kanalizasyon idarelerinin özelleştirilmesi planlarıyla örtüşmektedir. Elektrikte, otoyollarda, sağlıkta olduğu gibi su hizmetlerinde de özelleştirme; pahalı, düşük kaliteli ve denetimsiz hizmet demektir.

İZSU ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin seçtiği yol, yeni halk sağlığı sorunları demektir.

Türkiye Komünist Partisi, emekçi halkımızın alın teriyle kurulmuş tüm kamu varlıklarının yeniden devletleştirilmesini en acil görev olarak görmektedir. Plansızlık içinde ‘yönetilmeye’ çalışılan şehrimiz çok önemli bir çöp sorunu ile boğuşuyor ortaya çıkan halk sağlığı sorunları hepimizi endişelendiriyor, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay bu özelleştirme hamlesiyle yeni bir halk sağlığı sorunu yaratmaktadır. Görünen o ki, Cemil Tugay’ın kendisi İzmir için bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Halkın kaynaklarını patronlara peşkeş çekemezsiniz, ensesindeyiz!”

Özelleştirme pahalı su, kaynakların tükenmesi demek

İşletimi özelleştirilen kamu varlıklarının halka ne gibi sonuçları olduğunu geçtiğimiz günlerde yayımladığımız bir yazı ile gündeme getirmiştik.

Denetimi yapılmayan, şirketlere devredilen kamu hizmetinin İzmirlilere pahalı su ve kaynakların israfı olarak döndüğüne en yakın örnek 2014 yılı sonuna kadar 10 yıl boyunca uluslararası bir şirketçe yürütülen Çeşme ve Alaçatı Belediyesi içme suyu ve kanalizasyon hatlarının işletimi.

İçme suyu şebeke kayıplarının yüzde 66 düzeyinde olduğu bu on yıllık işletme özelleştirmesi döneminde Çeşme ve Alaçatı Belediyesi sınırlarında yaşayanların su fatura bedelleri büyük metropol şehirlerinin çok üzerine çıkmış ve katlanmıştı. Altyapı yatırımı yapmayan şirketin verdiği zararlar hâlâ İZSU tarafından kapatılabilmiş değil.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.