Breadcrumb
İzBB Çiğli Atıksu Arıtma'yı özelleştiriyor: Tesis neden önemli?
Mehmet Faruk İşgenç
Yayın Tarihi: 25.09.2025 , 14:35 Güncelleme Tarihi: 25.09.2025 , 21:32
İşletmeye alındığı 2000 yılında 604 bin 800 m3/gün atıksu arıtım kapasitesi ile ülkemizin en büyük atıksu arıtma tesisi olan İzmir'deki Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi (Çiğli AAT), 1998 ile 2000 yılları arasındaki yapım dönemi sonrasında, sözleşme gereği, 3 yıl süre ile yapımcı iş ortaklığı ve 2003 yılından günümüze kadar geçen 22 yıllık süreçte İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) bağlı İZSU Genel Müdürlüğü tarafından işletildi.
Geçtiğimiz günlerdeyse Çiğli AAT’nin işletiminin 3 yıllığına özel sektöre devredilmesi için ihale sürecine çıkacağı basında yer aldı ve ihale ilanı Kamu İhale Kurumu’nca yayınlandı.
İZSU Genel Müdürlüğü ve İzBB'nin bu kararını değerlendirmeden önce, Çiğli AAT’nin günümüzden 56 yıl öncesine dayanan planlama sürecine göz atmak yararlı olacak.
İzmir'de atıksu toplanmasının hikayesi
İzmir şehir merkezinde oluşan atıksuların toplanarak, arıtılmasına yönelik ilk çalışma, 1969-1971 yılları arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından Camp Harris ve Massera firmalarına hazırlatılan İzmir Kanalizasyon Master Planı'ydı. Bu çalışmada atıksu arıtma tesisinin yeri olarak, bugün Çiğli AAT’nin bulunduğu alan seçildi.
1980 yılında İller Bankası Genel Müdürlüğü tarafından Holfelder-Su Yapı firmalarına İzmir Kanalizasyon Projesi Arıtma Prosesi ve Duyarlılık Çalışması adlı rapor hazırlatıldı ve bu çalışmada da Çiğli AAT’nin bugünkü yeri AAT alanı ve tesis kapasitesi ise 10,7 m3/sn olarak belirlendi.
10 Temmuz 1986 tarihli İzBB Meclisi Kararı ile Çiğli AAT alanı, 1/5000 ölçekli imar planına işlendi ve 10 Aralık 1987 tarih ve 87/96 sayılı Encümen Kararı ile kamulaştırma işlemleri fiilen başladı. 1988 yılında Black and Veatch- Su Yapı firmalarınca İzmir Kanalizasyon Master Plan Güncellemesi Raporu hazırlandı ve Çiğli’de yapılması öngörülen atıksu arıtma tesisinin 11,72 m3/sn kapasiteli olması olması gerektiği belirtildi.
Çiğli AAT ÇED Raporu 1998 yılında DEÜ Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanarak Çevre Bakanlığı'na sunuldu ve tesisin planlama çalışmalarının ÇED Yönetmeliği öncesi başlaması nedeniyle ÇED kapsamı dışında olduğu bakanlıkça değerlendirildi.
Yapımına 1998 yılında başlanılan Çiğli AAT, ızgara ve kum tutuculardan oluşan ön arıtma üniteleri 12 m3/sn, ön çökeltim havuzları, bio fosfor havuzları, havalandırma havuzları ve son çökeltim havuzları ise 7 m3/sn kapasiteli olarak projelendirilerek inşa edildi ve 2000 yılında işletmeye alındı.
İlk ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi
İşletmeye alındığı 2000 yılından günümüze kadar toplam 4 milyar m3’ün üzerinde atıksu arıtımı gerçekleştirmiş olan Çiğli AAT, ülkemizin karbon ile birlikte azot ve fosfor arıtımı da gerçekleştiren ilk ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi. 2023 yılına kadar, aynı zamanda ülkemizin en büyük ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi olma özelliğine sahip olan Çiğli AAT, 2025 yılı Nisan ayında 4. Faz inşasının tamamlanması, kapasitesinin 820 bin 800 m3/gün’e ulaşmasıyla yeniden ülkemizin en büyük kapasiteli ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi haline geldi.
Tesiste kurutulan çamur, çimento fabrikalarında ek yakıt olarak kullanıldı
2014 yılında "Çamur Çürütme ve Kurutma Ünitesi"nin devreye alınmasıyla, tesiste oluşan arıtma çamurlarının oksijensiz koşullarda çürütülüp, elde edilen metan gazı ile geriye kalan çamurların yüzde 85-90 oranında kurutulması sağlandı ve bu kuru çamur çimento fabrikalarında ek yakıt olarak kullanıldı.
"Çamur Çürütme Kurutma Ünitesi"nin devreye alınması sonrasında bile toplam çalışan sayısı 150 kişiyi aşmamış olan Çiğli AAT, aynı zamanda İZSU tarafından işletilen diğer AAT’lere destek görevini de yürüttü.
Özel sektöre devredilmek isteniyor
İşletimi, yapılacak bir ihale ile 3 yıllığına özel sektöre devredilmek istenen Çiğli AAT’nin basında yer alan haberlere göre, işletim özelleştirmesinin en önemli nedenlerinin başında, "personel sayısının 300 civarında olması" ifade ediliyor.
Burada, açıklanan veriler doğru kabul edildiği takdirde, 2014 yılında işletmeye alınan "Çamur Çürütme ve Kurutma Ünitesi"nin 2021 yılında devre dışı bırakılmasına rağmen, Çiğli AAT çalışan sayısının nasıl ve neden 2 kat arttığı sorusu akla geliyor. Bu doğruysa, Çiğli AAT’de çalışan sayısının son 5 yılda 150’yi aşan sayıda arttırılması kararını veren ve uygulayanların bir açıklama yapmasını beklemek her yurttaşın doğal hakkı.
Diğer yandan aynı haberlerde, işletme özelleştirmesi sonrası Çiğli AAT’de sayılarının 300 civarında olduğu belirtilen çalışanların İZSU’nun diğer birimlerinde görevlendirileceği de söyleniyor. Bu durumda “diğer birimlerde” personel sayısında fazlalık olup olmayacağı, hatta bu “diğer birimlerde” halihazırda çalışan sayısında bir fazlalık olup, olmadığının da yanıtlanması gerekiyor.
Ayrıca son dönemde farklı mesleklerden çalışanlara yönelik ücretsiz izne çıkarma, vb. uygulamalar, İzBB ve bağlı kuruluş yöneticilerinde, "personel sayısında fazlalık olduğu" düşüncesinin ağır bastığını gösteriyor. Tabii bu kez de mevcut çalışanların hangi kriter ve önceliklerle istihdam edildiği sorusu da akla geliyor.
40 yıldır özelleştiriyoruz
1979’da İngiltere’de M. Thatcher ve 1981’de ABD’de R. Reagan’ın yönetimi ile dünyada hız kazanan özelleştirme politikalarının ülkemizde çevre sektöründeki ilk uygulaması, 1985 yılında Adana Belediyesi’nde Çöp Toplama Hizmetlerinin Özelleştirilmesi ile yaşandı.
İzmir’de de Harmandalı Katı Atık Depolama Alanı, Ödemiş ve Bergama Entegre Katı Atık Yönetim Tesisleri farklı yöntemlerle özel sektör işletmeciliğine açıldı. Tüm bu örneklerin ardından şimdi sıra İzmir’de oluşan atıksuyun tek başına yaklaşık yüzde 70’ini arıtan Çiğli AAT’ye geldi.
Günümüzde 820 bin 800m3/gün kapasitesi ile yağışsız hava koşullarında yüzde 40 rezerv kapasiteye sahip hale gelen, ayrıca 2000 yılında devreye alınmış mevcut ünitelerinin bakımları yapıldığı belediye yetkililerince ifade edilen ve dolayısıyla yüksek kalitede arıtılmış atıksu deşarj etmesi çok kolaylaşmış olan Çiğli AAT’nin işletiminin bu koşullar altında 3 yıllığına özelleştirilmesini anlamak ve kabul etmek mümkün değil.
Çiğli AAT’nin 3 yıllığına da olsa işletiminin özelleştirilmesi kabul edilemez
Miting meydanları ve televizyon ekranlarında sık sık otoyollardaki, köprülerdeki, elektrik dağıtım hatlarındaki ve diğer alanlardaki özelleştirmeleri eleştirenlerin, sıra kendi yönettikleri belediyelere gelince özelleştirmeci kesilmeleri de hak ettiği şekilde değerlendirilmesi gereken bir husus.
İşletimi özelleştirilen kamu varlıklarının denetiminin gereğince yapılmadığının, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de çok sayıda örneğini bulmak mümkün. İzBB sınırlarına 2014 yerel seçimleri sonrasında dahil olan ve 2014 yılı sonuna kadar 10 yıl boyunca uluslararası bir şirketçe yürütülen Çeşme ve Alaçatı Belediyesi içme suyu ve kanalizasyon hatlarının işletiminde, içme suyu şebeke kayıplarının yüzde 66 düzeyinde olduğu ve bu on yıllık işletme özelleştirmesi döneminde Çeşme ve Alaçatı Belediyesi sınırlarında yaşayanların su fatura bedellerinin, büyük metropol şehirlerinin çok üzerinde olduğunun hatırlanması yararlı olur. Ayrıca, bir tesisi veya sistemi layıkıyla işletme bilgi ve becerisini kendinde görmeyenlerin, bu tesis veya sistemlerin özel sektörce işletimini gereğince denetleyebileceklerini düşünmeleri de garip.
Sonuç olarak, halen ülkemizin en büyük kapasiteli ileri biyolojik prosese sahip atıksu arıtma tesisi olan Çiğli AAT’nin, 22 yıl boyunca yürütülen kamu işletmeciliği sonrasında ve kapasite artışı süreci de gerçekleştirilmişken, 3 yıllığına da olsa işletiminin özelleştirilmesi kabul edilemez.
Tıpkı Çiğli AAT’nin işletme özelleştirmesi haberi medyaya düştükten sonra, sendika ve meslek odalarının sessizliğinin kabul edilemez olması gibi.
| İzmir'de su krizi kesintilere neden olmuştu: İZSU, arıtma tesisini taşerona devrediyor |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.