Sayfa yolu
TKP İzmir İl Örgütü'nden açıklama: 'Kent yangına değil, plansızlığa ve piyasacılığa teslim!'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 17.08.2024 , 15:28 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İzmir son üç gündür farklı bölgelerde başlayan yangınlarla boğuşuyor.
Başta Yamanlar’ın eteğindeki Doğançay, Onur, Örnekköy, Sancaklı ve Zübeyde Hanım mahallelerini kapsayan bölge olmak üzere, Çiğli Yakakent bölgesi, Torbalı Dağkızılca bölgesi, Gaziemir Beyazevler bölgesi, Çeşme, Beydağ, Tire ve Bayındır bölgesi merkezli çıkan yangınlar hektarlarca ormanlık ve yeşil alanın yok olmasının dışında, yerleşim yerlerinin boşaltılması, evlerin yanması, yurttaşların hayatının risk altına girmesi gibi sonuçlar doğurmuş durumda.
17 Ağustos sabahı itibariyle ise Yamanlar eteklerinde Doğançay, Onur, Örnekköy, Sancaklı ve Zübeyde Hanım mahallelerinin bulunduğu bölge ve Beydağ bölgesindeki yangınlar halen söndürülebilmiş veya tamamen kontrol altına alınabilmiş durumda değil.
Valilik kaynaklarından gelen bilgilere göre, Yamanlar bölgesinde 16 ev, 9 katlı 1 bina ve 45 işyeri yangında hasar gördü, 800 yurttaş tahliye edildi, 82 kişi ise yangından etkilendi. 32 kişi hâlâ hastanelerde tedavi altında.
Tire’de 4 ev, Bayındır’da 50 hane ve 100 kişi de yangın nedeniyle tahliye edildi.
Bugün ve önümüzdeki birkaç gün için yapılan uyarılara göre, kentin başka bölgelerinde yeni orman yangınları ile karşılaşma ve bu yangınların büyük tehditler oluşturma riski var.
'Rüzgar şiddetini yitirdiği için yangın yerleşim yerlerine daha fazla yaklaşmadı'
Yangından hemen sonra kriz masası kurarak ihtiyacı olan yurttaşlara ulaşmaya çalışan ve bölgeye gidip durumu yakından takip eden TKP İzmir İl Örgütü, konuyla ilgili gözlem ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
16 Ağustos Cuma akşamüstü artan rüzgârın etkisiyle birlikte özellikle Örnekköy tarafında yangının yeniden şiddetlendiği ve kısa bir süre içinde yerleşim yerlerine doğru hızla yayıldığı belirtildi. Özellikle Zübeyde Hanım ve Elit Sitesi’ne yakın yerleşimlerin yakınına kadar gelen yangının bazı bina ve konutlara da sıçradığı hatırlatılırken, gece boyunca rüzgârın şiddetinin azalması sayesinde yangının yerleşim yerlerine daha fazla yaklaşmadığının altı çizildi.
Şu ana kadar İzmir’in merkezinde yaşanan bu yangın felaketinden on binlerce kişinin etkilendiğini ifade eden TKP İzmir İl Örgütü, binlerce kişinin de can güvenliği kaygısıyla evlerini terk etmek ya da tahliye edilmek durumunda kaldığını, onlarca hanenin yandığını belirtti.
'Yeterli hazırlık olmadığı görülüyor'
Gereken önemlerin alınmadığına dikkat çeken TKP İzmir İl Örgütü'nün açıklamasında şöyle denildi:
"Bilindiği gibi, AFAD ve Orman Genel Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde, önümüzdeki 10 gün meteorolojik nedenlerle İzmir ve yakın bölgelerde yangın riski olduğu ve yurttaşların dikkatli olması gerektiği uyarısında bulunmuştu. Yangınlar başladığından bu yana sahada olan ekiplerimizin gözlemleri ve tanıklıkları ise, yurttaşları uyaran 'yetkili kurumların' kendilerinin bir tedbir-müdahale planlarının ve yeterli bir hazırlıklarının olmadığı ve merkezi olarak almaları gereken önemleri almadıklarını açıkça gösteriyor.
AKP iktidarı ile CHP’li yerel yönetimlerin aralarındaki yetki mücadelesi ve siyasi itiş kakış yüzünden yaşanan koordinasyonsuzluk ve rekabet hâlinin de, orman yangınlarına müdahalenin plansız ve yer yer etkisiz olmasına yol açtığı açıkça gözlemleniyor. Öte yandan, AKP iktidarı bir taraftan, CHP’li yerel yönetimler diğer taraftan ortadaki açık suçu birbirlerine atarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyor."
'Rüzgarda manevra yapabilecek hava araçlarının temini mümkün'
Perşembe gecesi ve cuma öğlene kadar Yamanlar bölgesine havadan müdahalede yetersiz kalındığını belirten parti örgütü, valinin şiddetli rüzgârın etkisi nedeniyle havadan müdahalelerin zorlaştığı savına da yanıt verdi.
"Var olan teknik olanaklar havadan müdahalede görüş mesafesinin sınırlılığını giderme ve şiddetli rüzgârlarda da yeterli manevra kabiliyetini gösterme yeteneğine sahip hava araçlarının teminini mümkün kılabilir durumda. Biliyoruz ki, Orman Genel Müdürlüğü havadan müdahale araçlarını halen belli dönemler için kiralama yolu ile temin ediyor. 2022 yılında Antalya ve Muğla orman yangınlarında da deneyimlediğimiz gibi, bu kiralama uygulaması yeterli kapasiteyi sağlama, süreklilik ve teknik yeterlilik konularında ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açıyor. Biliniyor ki, helikopterler yangın söndürmede uçaklara göre daha zayıf kalıyor, bir uçağın söndürme, su taşıma kapasitesinin helikopterlere oranla 5-6 kat daha fazla olduğu uzmanlarca dile getiriliyor. Ama yangına müdahalede kullanılan uçaklar kiralandığı ve hatta neredeyse tamamen yurt dışından temin edildiği için İzmir’deki yangınlarda da görüldüğü gibi, çok sınırlı sayıda uçak bu müdahalelere dahil ediliyor. İzmir’deki müdahalelerde üç gün içinde sadece 2 uçağın müdahalelerde kullanıldığı belirtiliyor. Hatta gözlemlerimiz, cuma günü öğleden sonraya kadar herhangi bir uçakla müdahalenin yapılmadığı yönünde."
'İzmir’in bir afet planı yok mu?'
TKP İzmir İl Örgütü ayrıca geçtiğimiz üç gün içinde yangının çıktığı ve kontrol altına alındığı birçok noktada yeterli soğutma işlemleri yapılmadığı için aynı noktalarda rüzgârın da etkisiyle yangının yeniden alevlendiğini ve yerleşim noktalarına kadar ulaştığını gördüklerini aktardı.
Yetersiz kalan müdahale yüzünden yurttaşların birçok noktada yangına kendi olanaklarıyla müdahale edildiği, ilçe belediyelerindeki itfaiye ekiplerinin şehir merkezine çağırılmasınınsa ilçeler için risk oluşturduğu ifade edildi.
Devletin kamusal alandan çekilmesine dikkat çekilen açıklamada, kurumların sosyal medya hesaplarından iş makinesi ve su tankeri çağrısına karşı, "İzmir’in bir afet planı yok mu? Belirtilen araçların bilgileri hâlihazırda ilgili kurumlarda bulunmuyor mu? Rica ile değil, halkın ve kentin afete karşı korunması için bu araçlara zaten şu anda el konmuş olması gerekmiyor mu?" soruları soruldu.
"Görülüyor ki, piyasanın çıkarları ve dokunulmazlığı yurttaşların hayatından ve kentin güvenliğinden daha üstün" ifadelerine yer verilen açıklamada, tüm İzmir’i etkisi altına alan hava kirliliğinin de altı çizildi.
'Yangın felaketlerine karşı ne doğru dürüst bir plan ne de merkezi bir koordinasyon söz konusu'
Açıklamanın geri kalan bölümü şöyle:
"Ortada yangın felaketlerine karşı ne doğru dürüst bir plan ne de merkezi bir koordinasyon söz konusu. Kaldı ki, herhangi bir afete müdahale, yalnızca olay anında yapılacaklardan ibaret olamaz. Orman yangınının çıkması ve büyüme olasılıklarının bertaraf edilmesine dönük yeterli ve etkili tedbirlerin alınmadığı da açıkça görülüyor. Yurttaşları sadece uyarmak, orman yangınlarının çıkmasını önlemek için asla yeterli olamaz. Orman yangınlarının büyümesinin engellenmesi ve yangın esnasında etkili müdahalenin yapılmasına dönük ortada doğru dürüst bir eylem planı ve hazırlığın bulunmadığı, yaşadığımız yangın felaketinde bir kez daha görülmüş durumda. Yangından etkilenen yurttaşların kurtarılması ve kendilerine gerekli sosyal hizmetin sunulmasına dönük de ortada bir plan ve sağlıklı işleyişin olduğundan söz etmek çok mümkün değil. Bunda, geçmiş örneklerden de deneyimlediğimiz gibi, devletin sosyal niteliğinin neredeyse tamamen tasfiye edilmesinin, afete müdahalenin bile piyasanın belirleyiciliğine bırakılmasının etkisi büyük. Afetle mücadelede devletin merkezi müdahale ve belirleyiciliğinin olmadığı durumda, plansızlık ve koordinasyonsuzluk da kaçınılmaz hâle geliyor.
İzmir’de yaşamakta olduğumuz bu felaket bize bir kez daha gösteriyor ki, içinde yaşadığımız bu düzenin plansızlığı, piyasacılığı ve çürümüşlüğü, afetlere karşı doğru ve etkili müdahale planları oluşturulup bunların hayata geçirilmesini de neredeyse imkânsız kılıyor.
Oysa ki, günümüzde sahip olunan teknolojik olanaklar ve bilimsel bilgiyle yangınlara başlangıç düzeyindeyken müdahale etmek, hatta yangınların oluşmaması için gerekli ve yeterli önlemleri almak fazlasıyla mümkün. Bu müdahale ve önlemlerin sağlanması ise merkezi iktidarı, yerel yönetimleri ve ilgili kurumlarıyla bir bütün olarak devletin görevi ve ancak onun eliyle sağlanabilir. Acil durum yönetiminin idaresi ve sorumluluğu tartışmasız biçimde, tümüyle merkezi olarak yürütülmelidir. Belli bir planlama doğrultusunda ve örgütlü şekilde hareket eden bir toplum ise, afetlere müdahalenin öncelikli koşulu.
Afet yönetiminde devletleştirme ve halkın örgütlülüğü tek çare."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


