Sayfa yolu
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan Havana’da konuştu: ‘Fidel Castro Küba Devrimi’nden çok daha fazlasıdır’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.08.2026 , 12:37
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Küba’nın başkenti Havana’da Fidel Castro’nun 100. doğum günü vesilesiyle düzenlenen, 10-13 Ağustos tarihlerini kapsayan Fidel Kolokyumu’nun ilk gününde önemli bir konuşma yaptı.
Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri ve Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel ile farklı ülkelerden çok sayıda katılımcının yer aldığı konuşuda Okuyan, Fidel Castro'nun tarihsel liderliğini, devrimci mücadeledeki etik duruşunu ve komünizmin bir değerler sistemi olarak önemini vurguladı.
“Geçmişte sosyalizm mücadelesinde etiğin bu kadar yer tutamayacağını ve Fidel’in eksen kaydırdığını düşünüyordum. Daha sonra bütün tarihimize baktığımızda, 1980’lerden sonra komünist hareketin geriye çekiliş dinamiklerini incelediğimizde, solun genel olarak yaşadığı büyük inandırıcılık erozyonunu hesaba kattığımızda Fidel Castro’ya hak vermeye başladım” diyen Okuyan, komünistlerin sisteme adapte olmak yerine ondan tiksinmesi ve komünizmi bir "değerler sistemi" olarak savunması gerektiğini ifade etti.
Küba'nın emperyalizmin saldırılarına rağmen ayakta kalabilmesinin de bu değerler sisteminin varlığından kaynaklandığını belirten Okuyan, Fidel’in bu doğrultudaki vurgularının temel ilke düzeyinde ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
TKP Genel Sekreteri Okuyan, bu değerler nedeniyle Küba halkıyla dayanışmanın her alanda güçlendirilmesi ve kapitalizme karşı mücadelenin kararlı bir biçimde büyütülmesi yönünde çağrı yaptı.
Kemal Okuyan'ın konuşmasının tamamı şöyle:
Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri ve Küba Cumhuriyet Devlet Başkanı Değerli Yoldaş Diaz-Canel,
Divanda yer alan diğer adanmış komünistler, Küba’nın yoldaşları ve dostları,
Komünist hareket uzun tarihinde çok büyük isimler yarattı. Asıl yük isimsiz kahramanların, emekçi halkın, ayağa kalkan milyonların sırtındaydı kuşkusuz. Ama evet onları ileri çeken, onlara önderlik eden büyük devrimciler çıktı komünist hareketin bağrından.
Bir de çok özel, tarihsel liderlerden söz etmemiz gerekiyor. Bir çağa damga vuran, eskimeyen, yaşanacak yıllara da değer katan liderler. Bunların sayısı az, çok az. Bana göre bizim geleneğimizde üç kişi bu sıfatı hak ediyor.
Fidel Castro üçüncü ve sonuncu isim.
O halde Küba Devrimi’ne önderlik etmenin ötesinde bir anlam taşıyor Fidel Castro Ruz. Hafife almıyorum, bu başlı başına büyük bir tarihsel başarı. Ama Fidel Castro Küba Devrimi’nden çok daha fazlasıdır ve bence bu nedenle en fazla gururlanması gerekenler Kübalılardır.
Peki neden böyle? Devrimci mücadelenin hemen bütün fonksiyonlarında sınavı başarı ile geçmesi midir onu tarihsel bir lider yapan? Bir gerilla olarak, bir hareketin yöneticisi olarak, bir ülkenin kurucu lideri olarak, bir düşünür olarak, bir ulusun babası olarak, bir enternasyonalist olarak bütün sorumluluklarında özel, kalburüstü bir performans gösterdi. Bu tartışılamaz.
Ancak bana göre Fidel Castro şimdiye kadar başka kimsenin katmadığı bir unsuru bütün bu alanlardaki katkısının merkezine çaktığı için çok özeldir. Demin saydığım mücadele ve üretim alanlarının tamamında çok gelişkin bir etik kendisini hissettirmektedir. Bunu özellikle vurgulama ihtiyacı hissediyorum çünkü geçmişte sosyalizm mücadelesinde etiğin bu kadar yer tutamayacağını ve Fidel’in eksen kaydırdığını düşünüyordum.
Daha sonra bütün tarihimize baktığımızda, 1980’lerden sonra komünist hareketin geriye çekiliş dinamiklerini incelediğimizde, solun genel olarak yaşadığı büyük inandırıcılık erozyonunu hesaba kattığımızda Fidel Castro’ya hak vermeye başladım.
Saflarımızda ilkesizlik, tembellik, bencillik, kariyerizm ve imkan olduğunda yolsuzlukların istisna olmaktan çıkması, burjuva siyasetinde alışkın olduğumuz karakterlerle devrimci mücadele içinde karşılaşmamızı doğal karşılayamayız. Kuşkusuz devrimciler, komünistler süper yaratıklar değil etten kemikten yapılmış, zaafları olan, hata yapan insanlardır. Ancak onların ayrım noktası dik durmalarıdır, öğrenmeleridir, kendilerini geliştirmeleri ve yıkmak istedikleri düzene adapte olmak yerine ondan tiksinmeleridir.
Komünizm aynı zamanda bir değerler sistemidir. Fidel’in bizim bir değerler sistemini savunmamız ve geliştirmemiz gerektiğine ilişkin vurgularının bir temel ilke düzeyinde ele alınması gerektiğine dair inancım hiç değişmeyecek.
Açık konuşayım, bugün Küba bu benzersiz saldırganlığın yol açtığı sorunlara ve bu sorunlar yüzünden atılan geri adımlara rağmen ayakta kalacaksa, ki kalacağına dair büyük bir inancımız var, bunun temel nedeni sözünü ettiğimiz değerler sisteminin varlığıdır.
Dünyanın bir başka yöresinde, tamamen farklı koşullarda mücadele eden komünistlerin bu değerler sistemini kendi topraklarında yeniden üretmek konusunu özel olarak gündem etmesi Fidel Castro’nun büyüklüğünün ve mirasının bir kanıtıdır.
İşte bu değerler nedeniyle; Küba ile dayanışma çalışmalarımızı güçlendirmeliyiz. Küba halkının acilen ihtiyaç duyduğu malzemeleri ulaştırmanın yollarını bulmalıyız. Küba hakkında doğru ve güvenilir bilgileri yaymalıyız. Yalanlara karşı mücadele etmeliyiz. Ve her şeyden önce, kapitalizme ve emperyalizme karşı daha kararlı bir şekilde mücadele etmeliyiz.
Küba’dan elinizi çekin! Yaşasın Küba, yaşasın Fidel! Zafere kadar daima!
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.