Sayfa yolu
TKP Ankara milletvekili adayı ODTÜ öğrencisi İremsu Balcı yurttaşlarla buluştu
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
soL - Ankara
Yayın Tarihi: 26.03.2023 , 23:02 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
TKP Ankara 1. Bölge Milletvekili Adayı İremsu Balcı Ayrancı Semt Evi’nde yurttaşlarla buluştu.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi, Kamu Yönetimi Bölümü 2. Sınıf öğrencisi olan İremsu Balcı kendi yaşam öyküsünü anlatırken engelli genç bir kadın olarak yaşadığı sorunların sistemden, siyasetten uzak bir yerde tutulamayacağını ifade etti.
TKP’nin milletvekili adaylarının parayla şişirilmiş, çıkar ilişkileriyle bir yerlere gelen adaylar değil, tamamen halkın içinden, halkın sorunlarını bire bir yaşayan, buna rağmen mücadele etmek için, bu sorunları dile getirip yaşadığı hak gasplarına karşı bir irade koymuş kişiler olduğunu belirten Balcı şunları söyledi:
“TKP’den milletvekili adayı olan dostlarımız, kimisi genç bir motokurye emekçisi, kimisi bir sağlık emekçisi, kimi herhangi başka bir sektörde yıllarca sömürüye maruz kalan başka bir emekçi... Türkiye’nin dört bir yanında her alandan emekçileri aday göstermemizin nedeni, hiçbir yerin seçeneksiz kalmaması, hiçbir yerde boşluk kalmaması ve halkın temsilcilerinin her yerde sözünü söyleyebilmesi.”
'Sistemle olan derdim daha doğmadan anne rahminde başladı'
ODTÜ’de yurtta kalan Balcı, aynı zamanda yaşam alanı olan üniversitesinde ve ilkokuldan itibaren eğitim hayatında yaşadığı zorlukları ise şöyle anlattı:
“ODTÜ’de yaşıyorum, ODTÜ benim için aynı zamanda bir yaşam alanı. Hem okulumun hem yaşam alanımın içindeki zorlukları tecrübe ediyorum. Yüzde 95 görme engelli doğdum. Doktor anneme bana hamileyken hastanede serum yoluyla bir ilaç vermek istiyor ve hastanede çevresindeki vatandaşlar anneme bu ilacın bende doğumdan sonra yüksek oranda ya da tamamen görme kaybına sebep olabileceğine dair uyarıda bulunuyor. Doktorun bir bildiği olduğunu düşünen ailem bu uyarıları dikkate almıyor ama doğumdan birkaç hafta sonra görme problemimin olduğu ortaya çıkıyor. Yani anlayacağınız benim sistemle olan derdim daha doğmadan anne rahminde başladı. Bu gelişigüzel bir hata değil. Bu, sağlık sisteminin başıboşluğunun, işlemezliğinin örneklerinden biri.
Ben Şentepe’de doğdum, büyüdüm. Şentepe emekçilerin yoğun yaşadığı ve gericiliğin hâkim olduğu bir semt. Ben de bir emekçi çocuğuyum, babam gıda sektöründe işçi, annem ev kadını.
'Lise yıllarında sosyalist mücadeleyle tanıştım'
Hayatın her alanında görme engelinin yarattığı sorunları yaşadım. Siyaset sadece seçmen sandığından ve Mecliste konuşmalar yapmaktan ibaret değil. Siyasetin yaşam içindeki etkilerini gördüm. Kaynaştırma öğrencisi olarak başladığım okul hayatımda öğrenmek için üstün bir çaba sarf etmeme rağmen öğretmenlerim benimle ilgilenmedi ve beni zihinsel engelliler okuluna göndermek istedi. En son o noktaya kadar geldi bu durum. Kitapların puntosu küçük olduğu için okuyamıyordum, özel eğitime ulaşım imkânım yoktu. Bu mücadelenin bir toplumsal arka planı olmadığı için, okullarda yönlendirilebilecek bir kanal olmadığı için özel eğitime de çok geç kavuşmuş oldum.
En nihayetinde, lise yıllarında sosyalist mücadeleyle tanıştım. 2016 sonları, ülkenin durumu belli; gericiliğin ardının arkasının kesilmediği, yoksulluğun giderek arttığı bir dönem. Okuduğum lise de gerici bir liseydi. Görme engelli bir ergen olarak sorunlarıma çözüm bulamıyordum ve bu sistem bir çıkışsızlığa sebep oluyordu. Bu yüzden örgütlendim.
ODTÜ de Türkiye siyasetinden izole bir yer değil. Ciddi sorunlarla karşılaştım. Benim ihtiyacım 48 punto ile sınava girmekti. Bunun karşılanmasının dahi önünde zorluklar olduğu söylendi bana. Rektörlük iktidarın ve piyasacı politikaların uzantısı. Hiç olmayacak kariyer topluluklarıyla bir ticarethane gibi okulun reklamını yapmaya bütçe ayırıyordu ama benim en temel ihtiyacıma bütçe ayıramıyordu. ODTÜ’de beslenme, barınma, eğitim, yaşama hakkımız gasp ediliyor. Bakkal yönetir gibi ülke yöneten Cumhurbaşkanı çıkıp 'yüz yüze eğitimi biraz daha bekletelim, yurtlar işimize yarıyor' diyebiliyor. O yüzden siyaset yaşamın içinde.”
'Sistem benim gibi insanları gericilikle kuşatmaya çalışıyor'
Siyasetin hayatın içinde yaşadığı sorunlarla birebir bağlantısına işaret eden İremsu Balcı, milletvekili adayı olmaya nasıl karar verdiğini ise şöyle anlattı:
“Bugün bir öğrenci bunları yaşayabiliyor, görme engelli bir kadın bunları misli misli yaşayabiliyor ama bunun sözünü söyleyebileceği herhangi bir yer yok. Bunlar gözler önüne serilmemeye çalışılıyor. Para babalarının süslü sözler söyleyip reklam amaçlı şov yapmasıyla bu gerçekler örtülmeye çalışılıyor. İnsanlar günlerce enkaz altındayken birilerinin çıkıp televizyonlarda şov yapması, birilerine vergi muafiyetinin çıkmasının üstünü örtmek içindi. Tüm bunları haykırmak için milletvekili adayı olmaya karar verdim. Sistem benim gibi engelli insanları tecrit etmeye, gericilikle kuşatmaya çalışıyordu; özel eğitim, istihdam sağlayamayıp bir de bunun üzerinden başarı öyküleri, kahramanlık hikâyeleri çıkarmaya çalışıyordu. Eğitimde bu kadar fırsat eşitsizliği varken nasıl bir başarı öyküsü beklenebilir? Ankara Hukuk'u ikincilikle bitiren görme engelli bir kadın arkadaşım aylarca staj peşinde koştu. Diyelim ki bir yerde iş buluyor, sen çalışma boşver, akşama kadar otur diyebiliyorlar. Yine dernekler, engellileri reklam aracı olarak kullanıp kendilerine hayırsever görüntüsü vermek için uğraşıyorlar. Okuma cihazlarının değeri 10 bin liranın, 20 bin liranın altında değil. Devlet bunu karşılamıyor. Bu yüzden birçok engelli okuyamıyor, üniversite sınavlarına giremiyor. Bu yüzden sesimizi daha güçlü çıkarmalıyız. Siyaset bunlardan ayrı düşünülemez.
Siyaset para babalarının, kârını düşünenlerin, gericilerin elinde maskara olamaz. Siyaset ancak halkın içinden insanların elinde olabilir. Milletvekili adayı olduğumu öğrenen arkadaşlarım çok heyecanlandı ve kendi alanlarında yaşadıkları sorunları benimle paylaşmaya başladı. Sağlık emekçisi bir arkadaşım mobbingden, hastaların canının tehlikeye atıldığından, para getirmek için gereksiz ameliyatların yapıldığından, kendilerine emanet edilen canları tehlikeye atmak zorunda kaldıklarından bahsetti. Ben adaylığımla onun bu haksızlıkları haykırmasına vesile olmuş oldum ve ona rahatlıkla şunu söyleyebildim: ‘Sen rahat ol. Türkiye Komünist Partisi'nin adaylarının içerisinde senin gibi sağlık emekçisi arkadaşlarımız da var.’ Ondan duyduğum cevap ise şöyle oldu: ‘Bunu duymak ne güzel. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordum ama oyumu kime vereceğimi bilemiyordum, o konuda bende bir boşluk vardı. Şimdi oyumu halkın gerçek temsilcilerine, size vereceğim.’"
'Bize eşitlik, laiklik ve antiemperyalizm lazım'
Eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için örgütlenilmesi gerektiğini belirten Balcı, toplumun ihtiyacı olan umudun da örgütlü mücadelede olduğunu vurguladı:
“Ülkede çok büyük bir karamsarlık havası hâkim gibi gözükürken, bir yandan da aslında toplumun içinde patlamaya hazır bir enerji var. Bugün toplumun bu umudu görmeye ihtiyacı var. Asıl gayemiz bunu göstermek, umudumuzu taze tutmak, diri tutmak ve bu sorunların çözümsüz, çaresiz olmadığını göstermek. Gelecek kaygısından kurtulmak, hatta akıl sağlığımızı korumak için örgütlü olmamız gerekiyor. Bize eşitlik lazım, laiklik lazım, antiemperyalizm lazım. Biz mücadale edersek, örgütlenirsek umut tazelenir. Bu yüzden oylarınıza talip olmakta hiçbir sakınca görmüyorum. Seçim günü de işçi sınıfının en önemli kazanımlarından biri olan oy hakkını korumak için sandıkların başını terk etmeyeceğiz.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
