Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TKİ'nin üretimi 3 yılda dörtte bir eridi: 'Yerli ve milli enerji' söylemi rakamlara yansımadı

Türkiye Kömür İşletmeleri'nin tüvenan kömür üretimi 2022'de 38,1 milyon tondan 2025'te 28,7 milyon tona düştü. Dev Maden-Sen Başkanı Ahmet Remzi Atasoy, "Türkiye'de madencilik politikası yok" diyerek kamu üretiminden piyasacı bir yapıya kayıldığını belirtti.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 15.10.2026 , 14:54 Güncelleme Tarihi: 15.10.2026 , 14:58

Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu'nun (TKİ) 2025 Faaliyet Raporu'ndaki rakamlar, kurumun kömür üretiminde son üç yılda keskin bir düşüş yaşadığını ortaya koydu. İktidarın sıkça vurguladığı "yerli ve milli enerji" söylemi bu verilerle çelişiyor.

Rapora göre TKİ'nin tüvenan kömür üretimi 2022'de 38,1 milyon tonla zirveye çıkmıştı. Üretim 2023'te 33,1 milyon tona, 2024'te 28,9 milyon tona, 2025'te ise 28,7 milyon tona geriledi. Üç yılda yaklaşık 9,4 milyon tonluk, yani yüzde 25'e yakın bir kayıp yaşandı.

2025'te Türkiye'de üretilen toplam 81,6 milyon ton tüvenan kömürün 28,7 milyon tonu (yüzde 35) TKİ'ye ait. Kalan 52,9 milyon tonu (yüzde 65) diğer özel kuruluşlar üretti.

Yeraltı üretimi tamamen özel sektörde

2024 ve 2025'te yeraltından çıkarılan toplam 11,2 milyon ton kömürün tamamı rödövans yöntemiyle özel sektör tarafından üretildi. TKİ'nin tüm sahalarda kendi imkânlarıyla yaptığı üretim yüzde 2-3 düzeyinde kaldı. 2000'li yılların başında kamu imkânlarıyla sahalarından 50 milyon tonun üzerinde üretim yapılabilen kurumun kapasitesi, bugün 1-2 milyon tona kadar düştü.

Bu gerilemenin nedenleri arasında plansız özelleştirmeler ve Soma ile Tunçbilek gibi havzalardaki büyük sahaların parçalanarak dağıtılması gösteriliyor. Ayrıca bu parçalanmanın iş sağlığı ve güvenliği açısından da zafiyetlere yol açtığı belirtiliyor.

Dev Maden-Sen: Durum sanılandan daha kötü

Konuyu soL'a değerlendiren Dev Maden-Sen Başkanı Ahmet Remzi Atasoy, sorunun kökeninde bir madencilik stratejisinin bulunmamasını gördüğünü söyledi. Atasoy, "Türkiye'de bir madencilik politikası yok" diyerek "Ne yapacağımızı, neyi ne kadar üreteceğimizi bilmiyoruz" ifadelerine yer verdi.

Atasoy'a göre 1980'lere kadar Türkiye'de madencilik; krom, Zonguldak'taki taş kömürü, Soma, Tunçbilek, Seyitömer ve Elbistan'daki linyit üzerinden yürüyordu. 1980'lerden sonra uygulanan neoliberal politikalarla birlikte sektöre dışarıdan giriş başladı. Atasoy, İngiltere, ABD, Almanya, İtalya ve son yıllarda özellikle Kanada kökenli şirketlere deyim yerindeyse "gelene saha verildiğini" belirterek, madenciliğin giderek metalik madenlere kaydığını söyledi.

Atasoy, bu dönüşümün kömür sektörünü ve TKİ'yi de etkilediğini savundu. Kurumun kamu üretiminden hızla uzaklaşarak piyasacı bir mantığa kaydığını belirten Atasoy, büyük sahaların bölünmesiyle Soma ve Tunçbilek'te birçok şirketin ortaya çıktığını söyledi. Son dönemde yaşananların ise "tahmin edilemeyecek kadar kötü" olduğunu ifade etti.

Dev Maden-Sen Başkanı Ahmet Remzi Atasoy.

Atasoy, TKİ Genel Müdürlüğü ve bağlı alt şirketlerde yürütülen çalışmaların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini vurguladı. Bilgilerin basın aracılığıyla kamuoyunun önüne getirilmesi halinde linyitten başlayarak tüm madencilik sorunlarının ortaya konabileceğini, bunun da yeni bir politikanın zeminini oluşturabileceğini söyledi.

Artvin örneğini veren Atasoy, ilin sınırlarının tamamının maden sahası olduğunu, altın arayan firmaların Kanada, ABD ve İngiltere menşeli büyük şirketler olduğunu söyledi. Taş kömüründe göçükler yaşansa da bugünkü çevresel tahribatın farklı boyutta olduğunu savunan Atasoy, altın madenciliğinde kullanılan kimyasalların çevreyi ciddi şekilde kirlettiğini, Kanada'da kullanılamayan siyanür ve benzeri kimyasalların Türkiye'de kullanıldığını öne sürdü.

Ruhsat devirleri tartışması

ODAŞ A.Ş.'nin farklı isimlerle kurduğu şirketler aracılığıyla son iki yılda Soma, Çanakkale-Çan ve Kütahya-Tunçbilek bölgelerinde yaklaşık 10 ruhsatı TKİ'den devraldığı öne sürüldü. Yine iddiaya göre devirlerin bir kısmı, TKİ'nin iştirakleri KİAŞ ve Yeni Anadolu Madencilik A.Ş. üzerinden ihalesiz bir şekilde gerçekleştirildi.

En son örnek, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesindeki Tunçbilek-1 panosu oldu. Davet usulü ihale sonucunda 10 Ağustos 2026'da imzalanan rödövans sözleşmesiyle panonun ruhsat ve işletme hakkı Sayaz Petrol Maden Gayrimenkul A.Ş.'ye devredildi. Yine bu şirketin de ODAŞ'ın farklı isimlerle kurduğu şirketlerden biri olduğu ifade ediliyor.

Veriler şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor

TKİ Rödövans Yönetmeliği'nin 35. maddesi, rödövansa verilecek sahaların rezerv, kalori, üretim ve pazar koşulları gibi etkenlere göre yapılan değerlendirmeyle belirlenmesini öngörüyor. Ancak devirlerden önce sahaların kurum tarafından işletilmesinin ekonomik olup olmadığına dair fizibilitenin kamuoyuyla paylaşılmadığını ifade ediliyor. Devredilen sahaların kalorisi yüksek, rezervi yüzeye yakın ve işletme maliyeti düşük sahalar olduğu da iddialar arasında. Rödövans sözleşmesinde kömürün satış hakkının firmada olmasının ise "ciddi bir kamu zararı" doğuracağı ifade ediliyor.

2015'te özelleştirilen Soma-B santraline son yedi yılda verilen kömürün karşılığında tahsil edilemeyen yaklaşık 20 milyar TL, kurumun mali tablosunun bozulmasının en önemli nedenlerinden biri. İddialara göre TKİ'nin personel maaşlarını bankalardan kredi alarak karşıladığı da belirtiliyor.

TKİ'nin üç işletme müdürlüğü bulunuyor: Ege Linyitleri (Manisa-Soma), Garp Linyit İşletmeleri (Kütahya-Tavşanlı) ve Çan (Çanakkale).

Soma'da TKİ üretimi yalnızca üç sahada sürüyor. Bunlar rezervi düşük, işletme maliyeti yüksek açık ocaklar. Tunçbilek'teki Ömerler yeraltı ocağı ise TKİ'nin kendi imkânlarıyla üretim yaptığı son yeraltı işletmesi. Yaklaşık 450 madencinin çalıştığı ocak için iki kez ihaleye çıkıldı ancak ihale gerçekleşmedi. Çan'da bir saha kurum tarafından işletilirken, bir saha geçen yıl ODAŞ'a devredildi.

Sahadaki uzmanlar, TKİ'nin paylaştığı veriler, 2018'de Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikle yasallaşan ruhsat devri yönteminin, TKİ'yi günbegün üretimden çekilen ve tasfiye sürecine sokulan bir kuruma dönüştürdüğünü belirtiyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.