Sayfa yolu
Tıp Bayramı depremle karşılandı: 'İnsanları hayatta tutabilmek için uyumadan çabaladık'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 14.03.2023 , 15:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Bu yıl sağlık emekçileri 14 Mart'ı deprem felaketiyle karşıladı. Çok sayıda sağlıkçı afet bölgesi ilan edilen kentlere giderek depremzede yurttaşların yaralarını sarmaya çalıştı.
Öte yandan sağlıkçılar bölgede çalışırken pek çok başlıkta sıkıntıyla da karşı karşıya kaldı.
'Devletin yürüttüğü sağlık hizmeti mobilize olamadı'
14 Mart nedeniyle bölgede dayanışmanın parçası olan sağlık emekçileriyle konuştuk. Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Taylan Erden, "Depremin ilk haftasından itibaren farklı bölgelerde TKP'nin sağlık çalışmalarında yer aldım. Biz deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızın değişen ihtiyaçlarını gözeten ve sağlık hizmetini onların bulunduğu yerlere götürmeyi hedefleyen bir çalışma yürüttük" dedi.
Devletin yürüttüğü sağlık hizmetinin mobilize olamamasının, sağlık hizmetini hayatın olağan akışında sürdüğü zamanlardaki gibi yürütmeye çalışmasının temel sorun olduğunu belirten Erden, "Bu durum bölgeye gelen gönüllü sağlıkçıların dar bir alanda sıkışmasına, nitelikli insan gücünün halkın sağlık ihtiyaçları ile buluşamamasına neden oldu" diye konuştu.
'Hastaneler çöktü, sağlık çalışanları ve hastalar hayatlarını kaybetti'
Bölgede görev yapan Dahiliye Uzmanı Dr. Eda Mermi de özellikle ilk günlerde gönüllüler dışında kimse olmadığına işaret etti. Mermi, "Depremde gördük ki insanların sağlığına kavuşmak için gittiği ya da sağlık emekçilerinin iyileştirmek için bulunduğu hastaneler bir mezara dönüşebiliyor" şeklinde konuştu.
Eczacı Ulaş Erdoğan "Hastaneler çöktü, sağlık çalışanları ve hastalar hayatlarını kaybetti. Hayatta kalan yaralılara, hasar gören hastanelerin servislerinde kalan hastalara günlerce müdahale edilemedi" ifadesini kullandı.
Sağlık emekçileri bu 14 Mart'ı deprem gündemiyle karşılıyor. Yıkılan konutları, dayanıksız evleri, denetimsizliği çok konuştuk ama yıkılan hastaneler gerektiği kadar da gündem olmadı. İlk olarak bu başlıkta neler söylersiniz?
Dahiliye Uzmanı Dr. Eda Mermi: Evet depremde gördük ki insanların sağlığına kavuşmak için gittiği ya da sağlık emekçilerinin iyileştirmek için bulunduğu hastaneler bir mezara dönüşebiliyor. Hem de göz göre göre, bilerek ve göz yumarak. Birçok sağlık kuruluşunun depreme dayanıklı olmadığı, yıkılması gerektiği, taşınması gerektiği kararları olmasına rağmen göz yumulmuş ve hem çalışan personeline hem de şifa bekleyen hastalarına mezar olmuştur. Merkeze insanı değil de paranın konduğu bir düzende gördük ki bu durum normalleşmiş.
Eczacı Ulaş Erdoğan: Hastaneler çöktü, sağlık çalışanları ve hastalar hayatlarını kaybetti. Hayatta kalan yaralılara, hasar gören hastanelerin servislerinde kalan hastalara günlerce müdahale edilemedi. İnsanlar günlerce ilaçlarına ulaşamadı, diyaliz hastaları diyalize giremedi. Şehir hastaneleri de hasar gördü ve hizmet veremedi. Ulaşım altyapısı çöktüğü için de ayakta kalan sağlık merkezlerine de ulaşmak uzun süre mümkün olmadı. Deprem öncesinde de kendini gösteren uyuz, bitlenme gibi rahatsızlıklar yayılarak salgına dönüştü. Özetle deprem zaten ağır aksak yürüyen sağlık sistemini de enkaz altında bıraktı.
'Hatay'da sağlık hizmeti büyük oranda sahra hastaneleri sayesinde sağlanabiliyor'
Pediatri Uzmanı Dr. Mümtaz Aktaş: Şu anda bölgede özellikle Hatay özelinde binasında hizmet verebilecek orta ve büyük ölçekli hastane kalmamış durumda. Eski, yıkılması gereken hastane binaları yıkılmamış, dönüştürülmemiş. Üstelik yeni yapılan hastanelerinde zemin dayanıklılığı ve yapı kalitesi önemsenmemiş. Örnek olsun İskenderun Devlet Hastanesi ve Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi yeni yapılan yaklaşık 3-5 yıllık hastaneler olmasına rağmen hizmet veremiyorlar. Şu anda Hatay'da sağlık hizmeti büyük oranda sahra hastaneleri sayesinde sağlanabiliyor.
'Elimizden geldiğince insanları hayatta tutabilmek için çabaladık ama...'
Gönüllü birçok sağlık emekçisi bölgeye gitti ancak orada da büyük bir plansızlık olduğu için sağlık emekçilerinin bir bölümü adeta ortada kaldı, buna dair sizin gözlemleriniz neler oldu?
Dahiliye Uzmanı Dr. Eda Mermi: Ben de depremin olduğunu öğrenmem ile birlikte bölgeye gittim. Gittiğimde bir işin ucundan tutarım diye düşünmüştüm fakat ilk günler gördük ki biz gönüllülerden başka kimse yoktu. İnsanlar yalınlarını enkazdan çıkarıyorlar ama ne ambulansa ulaşabiliyorlardı ne de bir sağlık kuruluşuna. Elimizden geldiğince insanları hayatta tutabilmek için çabaladık ama planlamanın organizasyonun olmadığı yerde en iyisini yapamadık. Herkese yetişemedik.
Eczacı Ulaş Erdoğan: Sanrım deprem sonrasına dair gözlem yapan herkesin ortaklaşacağı konu organizasyonun, planlamanın olmadığı olacaktır. Saniyelerin önemli olduğu sağlık müdahaleleri başlığında da bunu gördük. Devlet görevlisi, gönüllüsü olarak bölgeye giden sağlık personellerine kendileri inisiyatif almak zorunda kaldılar. Onları gerekli yerlere sevk edecek, tıbbi-teknik malzeme sağlayacak, orada barınmalarını, beslenmelerini, giyinmelerini sağlayacak bir merkezi bir organizasyon uzun süre sağlanamadı.
'Bakanlık ciddi planlama ve organizasyon sorunu yaşadı'
Pediatri Uzmanı Dr. Mümtaz Aktaş: Gönüllü giden sağlık bakanlığı personeli çalışacakları bölgeye ya ulaşamadılar, geri döndüler yada çalışacakları yere çok gecikmeli ulaşabildiler. Bu da can kaybının artmasına neden oldu. Bakanlık orada da ciddi planlama ve organizasyon sorunu yaşadı. Partiler, dernekler yada STK'lar üzerinden harekete geçen gönüllü sağlık çalışanları bakanlığa göre daha organize ve hızlı olarak bölgeye ulaşabildiler.
Tüm bunlara bakınca afet planlamasında mutlaka sağlığın özel bir alan ve önemle planlanması gerektiği ortaya çıkıyor. İlk 72 saate her şeyden çok sağlık müdahalesi öne çıkıyor. Şehir içinde mutlaka hastaneye ihtiyaç olduğu, kamu binalarının özelliklede hastanelerin ayakta kalması gerektiği anlaşılıyor.
'Günde 2 saat bile uyumadan birçok hayata dokunduk'
TKP'li Sağlık emekçileri depremin hemen ardından bölgede çalışmalar yaptı, oradaki gözlemlerinize dair neler söylersiniz?
Dahiliye Uzmanı Dr. Eda Mermi: Depremin sabahında hemen yola çıktık. Giderken acil ekipmanlarımızı temin ettik. Gittiğimizde gördük ki bizden başla birkaç gönüllü ekip dışında kimse yok. Hastaneler yıkılmış, yerine henüz bir şey planlanmamış. Hemen bir revir Alanı kurduk. Küçük bir sahra hastanesi gibi. Enkazdan çıkan, deprem esnasında yaralananları revire getirdik ilk ve acil müdahalesini yapıp araçları olan halktan gönüllü insanlarla bir sağlık kuruluşuna gitmelerini sağladık. Hastane ihtiyacı olmayanlara elimizdeki tedavi araçları ile ilk müdahalesini yaptık, takibini gerçekleştirdik. Bazı yollar enkazdan dolayı kapalıydı enkazların üstünden yanından geçerek yaralılara ulaşmaya çalıştık. Hayatta tuttuklarımız da oldu kaybettiklerimiz de ama hepimiz elimizden ne geliyorsa yaptık, günde 2 saat bile uyumadan. Bazı çocuklar geldi revire aileleri henüz enkazdan çıkmamıştı. Onlara güvenli alanlar oluşturduk ve aileleri gelene kadar yanımızdan ayırmadık.
Eczacı Ulaş Erdoğan: TKP’li sağlık emekçileri birçok branştan hekim, hemşire, eczacı, sağlık teknikeri ile hemen ertesi gün deprem bölgelerine ulaştılar. Benim de bulunduğum Armutlu günlerce bölgedeki önemli bir sağlık merkezi oldu. Enkazdan çıkarılanlara yapılan ilk yardım müdahaleleri ve sevk, sonrasında yapılan pansuman ve yara bakımı, psikolojik destek, ilaç tedariği, aşılama, salgın hastalıklara karşı bilgilendirme vb. birçok başlıkta iş gördü TKP’li sağlıkçılar. Devletin yanında küçük sayılacak ama ondan daha örgütlü bir topluluk olarak birçok hayata dokundular.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
