Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tehditler, protestolar, çıkar çatışmaları: Uganda Türkiye ile askeri işbirliğini neden askıya aldı?

Görünürde muhalif bir "bloggerın" iade süreciyle başlayan gerilim, Uganda ile Türkiye arasında krize neden oldu. Bir süredir şiddetlenen gerilim, Türkiye büyükelçiliği önünde yapılan protestoyla pik noktasına ulaştı. Kısa bir süre sonra Uganda, Türkiye ile askeri anlaşmaları askıya aldığını duyurdu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 20.09.2026 , 17:23

Dış politikada "Afrika'ya açılım" stratejisiyle ve kıtadaki askeri anlaşmalarıyla övünen Ankara, Doğu Afrika'da yeni bir gerilimle karşı karşıya.

Uganda'nın dün Türkiye ile olan tüm savunma ve askeri işbirliklerini tek taraflı olarak askıya aldığını duyurması, yalnızca diplomatik bir restleşme değil; arkasında milyarlarca dolarlık sermaye çatışmalarını, kıtadaki jeopolitik rekabeti ve giderek tuhaflaşan bir siyasi kibri barındıran kapsamlı bir krizin patlama noktası oldu.

Peki, görünürde sadece muhalif bir siyasi "bloggerın" iade süreciyle başlayan bu gerilim, nasıl oldu da büyükelçilik kuşatmalarına, Türk vatandaşlarının sınır dışı edilmesi tehditlerine ve milyarlarca dolarlık ihalelerin iptal edilmesine kadar uzandı?

Lumbuye krizi ve Somali'deki paylaşım savaşı

Ankara ile Kampala arasındaki diplomatik iplerin gerilmesinde birincil gerekçe olarak Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni yönetiminin muhaliflerinden Fred Kajubi Lumbuye gösteriliyor. Yıllardır Türkiye'ye sığınan ve buradan Uganda siyasetine yönelik sert eleştiriler yönelten Lumbuye "halkı şiddete teşvik", "zararlı propaganda" ve "siber suçlar" gibi 15 ayrı suçlamayla Uganda makamları tarafından aranıyor.

Ancak meselenin sadece bir muhalifin iadesinden ibaret olmadığını anlamak için Afrika Boynuzu'ndaki nüfuz haritasına bakmak gerekiyor. Uganda, 2007'den bu yana Somali'de askeri güç bulunduruyor ve buradaki federal hükümeti El Şebab'a karşı destekliyor. Ancak Kampala, Ağustos 2027'ye kadar Somali'den tamamen çekilmeye hazırlanıyor. 

Tam da bu süreçte Türkiye'nin Somali'de devasa bir güvenlik, askeri eğitim ve stratejik altyapı ağı kurması, bölgede artan etkisi ve nüfuzu, Uganda tarafında ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumda. Uganda yönetimi, kendi boşalttığı askeri ve siyasi alanın Ankara tarafından doldurulmasını bölgesel bir rekabet unsuru olarak okuyor.

2013 yılında Türkiye'ye sığınma talebiyle başvuruda bulunan Lumbuye, 2021 yılında gözaltına alınmıştı. Ardında Göç İdaresi Başkanlığı tarafından Uganda'ya sınır dışı edildiği öne sürülen Lumbuye'den haber alınamamıştı. Destekçileri Lumbuye'nin Uganda tarafından öldürüldüğünü dile getirirken, Kainerugaba ise Lumbuye'nin hala Türkiye'de olduğunu savunuyor.

'Çantalarınızı toplayın': Haleften tehditler

Krizin bu kadar hızlı tırmanmasının ve "tuhaf" bir boyuta ulaşmasının baş aktörü ise Uganda Genelkurmay Başkanı General Muhoozi Kainerugaba. Aynı zamanda Uganda Devlet Başkanı Museveni'nin oğlu ve 2031 seçimlerindeki muhtemel halefi olan Kainerugaba, son aylarda Uganda'nın "de facto" lideri gibi hareket ediyor.

Kainerugaba'nın en azından Türkiye'de bilinirlik kazanması geçtiğimiz aylarda yaptığı dikkat çekici açıklamalara dayanıyor. Nisan ayında Türkiye'nin Somali'deki faaliyetlerini gerekçe göstererek Ankara'dan 1 milyar dolar "güvenlik temettüsü" talep eden ve ülkenin "en güzel kadınını" kendisine eş olarak isteyen Kainerugaba, geçtiğimiz haftalarda vitesi daha da artırdı. 

Ülkedeki tüm Türk vatandaşlarına "çantalarınızı toplayın ve ülkeyi derhal terk edin" çağrısı yapan Kainerugaba, "Uganda'da Türkiye savunuculuğu yapmanın bir suç olduğunu" ilan ederek Türkiye lehine konuşan herkesi tutuklamakla tehdit etti.

Bu gerilimin yansımaları, AKP'nin Afrika'daki imar bakanlığı rolünü üstlenen Yapı Merkezi Holding'i de etkiledi. Kainerugaba, haziran ayında Yapı Merkezi'nin üstlendiği 3,2 milyar dolarlık Malaba-Kampala arasındaki 272 kilometrelik demiryolu hattı projesini iptal ettiğini duyurdu. Her ne kadar Uganda Dışişleri Bakanı Odongo Jeje Abubakhar nisan ayında Türkiye Büyükelçisi Mehmet Fatih Ak ile görüşüp "ilişkilerimiz güçlü" dese de ordu ve siyaset üzerindeki hanedan vesayeti, Türkiye sermayesini endişelendirmiş durumda.

Muhoozi Kainerugaba

Sokağın seferberliği: Büyükelçilik önünde tırmanan kriz

Yaşanan bu kriz, Kainerugaba'nın talimatıyla sokağa da taşındı. 

Kainerugaba'nın başkanlığını yürüttüğü ve kendisinin başkanlık adaylığı için faaliyet gösteren Uganda Yurtseverler Ligi (PLU), geçtiğimiz cuma günü Kampala'daki Türkiye Büyükelçiliği önünde yüzlerce kişinin katıldığı bir protesto düzenledi.

Güvenlik gerekçesiyle kapılarını kapatan elçiliğin önünde toplanan kalabalığa seslenen PLU Genel Sekreteri Fadil Twalla, Türkiye'nin Uganda'nın "egemenliğine ve yargı sistemine saygı duymasını" talep ederek, Lumbuye'nin mülteci statüsü talebinin reddedilip derhal iade edilmesini istedi. Twalla, Ankara'nın adım atmaması halinde eylemlerin büyüyeceği ve Türkiye'nin ülkedeki çıkarlarının doğrudan hedef alınacağı uyarısında bulundu.

Tüm askeri anlaşmalar askıya alındı

Sokaktaki eylemden sadece bir gün sonra, yani dün resmi bir açıklama geldi. Uganda Savunma Bakanlığı ve Uganda Halk Savunma Kuvvetleri (UPDF) Savunma Kamu Bilgilendirme Direktör Vekili Albay Chris Magezi, yayımladığı resmi bildiriyle iki ülke arasındaki tüm askeri bağların koparıldığını ilan etti.

"Uganda Halk Savunma Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti ile olan tüm savunma ve askeri işbirliğini derhal geçerli olmak üzere askıya almıştır" ifadelerini kullanan Magezi, bu kararın iki ülke arasındaki "çözülmemiş meseleler" giderilene kadar yürürlükte kalacağını duyurdu.

Askeri makamlar anlaşmaların hangi takvimle veya ne şekilde geri dönebileceğine dair hiçbir detay vermedi.

10 yıllık 'stratejik' ittifakın iflası

Askıya alma kararı, on yıl öncesine dayanan işbirliğinde çöküş anlamına geliyor.

2016 yılının ortalarında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kampala'ya yaptığı ziyarette imzalanan Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması, iki ülke ordusu arasında teknoloji transferinden yerel üretim merkezleri kurulmasına kadar geniş bir çerçeve çizmişti.

Bugün gelinen noktada Uganda; Türk ordusunun sağladığı askeri personel eğitimi, özel kuvvetler değişim programları, el yapımı patlayıcı ile mücadele, siber güvenlik destekleri ve gözetleme ekipmanı tedariki gibi stratejik kazanımlarından vazgeçmiş durumda. 

Türkiye ise Doğu Afrika'da, özellikle silah satışı, nüfuz inşası ve bölgesel etki alanını genişletme stratejisinde kullanabileceği en kritik "müttefiklerinden" birini en azından şimdilik kaybetmiş gözüküyor.

Erdoğan'ın 2016 yılında Uganda'ya gerçekleştirdiği ziyaret.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.