Breadcrumb
'Tanrı misafirleri' sokakları!
Burak Soyer
Yayın Tarihi: 13.10.2025 , 13:17
Gazeteci Timur Soykan’ın, muhabir olduğu zamanlarda topladığı insan hikâyelerinden, portrelerinden oluşan kitabı “Tanrı Misafirleri Oteli”, dördüncü baskısıyla tekrar okurlarının karşısında. Soykan’ın, ağırlıklı olarak İstanbul’un, birkaç tane de başka şehrin zulasından toparladığı sokaktaki insanların hikâyelerinin yer aldığı kitap, Soykan’ın gazeteciliğinin haricinde, edebi dilini de konuşarak kaleme aldığı hayatları bir araya getiriyor.
Bizim meslekte pek çok kişinin bildiği meşhur bir vecize vardır: “Köpek insanı ısırırsa haber olmaz ama insan köpeği ısırırsa haber olur.” Bu, “anormal” olanın haber niteliği taşıdığına vurgu yapsa da başka bir açıdan bakıldığında, gazetecinin işinin insanla olduğunu da anlatır. Hikâye insandadır, haber insandan, insan da sokaktan çıkar. Ne “hazineler” saklar içinde sokak… Kaçını tükürmüştür, nicesine yuva olmuştur. Raconu başkadır, dili başka, eti bambaşka. Hayal gücünün kralı benim diyen, sokağın kucağına düştüğünde ısırmaktan dilini koparır. Bu sebepledir ki; hayat, sokaktan geçer.
Bu girizgâhı yapmamın sebebi, günümüzde Türkiye’de gazeteciliğin yüz akı olan, benim de bu mesleğe başladığımda birlikte çalıma olanağı bulup, ufak da olsa bir şeyler kapmama vesile olan Timur Soykan’ın “Tanrı Misafirleri Oteli” adlı kitabı. Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle ilk kez 2009 yılında yayımlanan, dördüncü baskısını ise yine aynı yayınevinden geçtiğimiz Nisan ayında yapan “Tanrı Misafirleri Oteli”, Timur Soykan’ın Radikal gazetesinde muhabir olarak çalıştığı dönemde, ağırlıklı olarak İstanbul’un, birkaç tane de başka şehrin zulasından toparladığı insan öykülerinden, portrelerinden oluşan “insan hikâyelerinin” yer aldığı, Soykan’ın gazeteciliğinin haricinde, edebi dilini de konuşturarak kaleme aldığı hayatları bir araya getiriyor.
“Tanrı Misafirleri Oteli”nde, girmedik delik, peşinden koşmadığı hikâye kalmayan Timur Soykan’ın hikâyelerinin başrollerinin çoğu, hayatın tokadını defalarca yedikten sonra felekle çarkın arasına kendilerince soktukları çomakla direnmeye çalışan insanlar. Türkiye’de göçün ilk adresi olan İstanbul’a kimi büyük heveslerle gelip kartondan yorgana, kuru ekmeğe talim olmuş, kimi daha zengin olmak için burayı bir geçiş noktası olup görüp gözünü Avrupa’ya dikmiş, daha büyük “hayallerle” aynı tezgâhın rafında bulmuş kendini. Sokağın potansiyel tehlikesine karşı aldıkları önlemlerle, zamanla onlara alışan eşrafla zar zor hayatta kalabilmiş, bazısı gözleri üzerlerinden geçen başka gözlerin hemen ardından bir bankta canlı canlı yanarak ölmüş, diğeri sineğin bile girmediği inşaatta sırf eşcinsel diye yattığı için yediği onlarca dayağın ardından bir kez daha sarmamaları için kravattan saç yapıp Ülkücü bıyığı bırakarak yırtmış, başkası işi yekten deliliğe vurmuş. Yoldan geçenler, onları görünce ya korkudan ya nedense utançtan kafasını çevirince, yine en çok sokak sahip çıkmış bu “Tanrı misafirlerine”. Sokakta, düşene göre bir nebze olsun daha iyi vaziyette olanlar yardım etmiş sokağın ötekilerine ve adı konulmamış, yazılı olmayan kurallar üzerinden işleyen bir düzende az buçuk şans, bolca inat, sapına kadar insan, bu düzenin başını tutmuş, köşesinden yakalamış, içinden çekmiş.
“Tanrı Misafirleri Oteli”, hükmen mağlup başladıkları hayatın stadında deplasman tribününden, ev sahibi tribününe geçenlerin renkli, hüzünlü, neşeli, kederli, dertli, aşklı meşkli, kanlı canlı insan hikâyelerinden mürekkep bir kitap.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.