Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Suriye Dosyası-6 | Cihatçıların arkasında emperyalist koalisyon var

Suriye halkı kaybetti ve emperyalist koalisyon bir kez daha kazandı. Ortadoğu’da 19. yüzyıldan bu yana sınırlar değişip duruyor ama bu değişimden halkların payına düşen sadece yoksulluk ve ölüm.

Orhan Gökdemir

Yayın Tarihi: 17.12.2024 , 09:05

soL'un Suriye Dosyası, 27 Kasım 2024'te İdlib'de konuşlu cihatçı çetelerin HTŞ öncülüğünde ve ABD, İsrail, İngiltere ve Türkiye desteğiyle başlattığı saldırının, 10 günde Beşar Esad yönetimini devirmesi sürecini anlatıyor.

Yazı dizimizin son bölümünde, tüm bu yaşananların muhasebesini yapıyoruz.

Artık HTŞ olarak bilinen Heyet Tahrir'uş Şam veya Şam Kurtuluş Heyeti iki haftadan az bir zamanda hiçbir ciddi direnişle karşılaşmadan 13 yıldır ayakta kalmaya çalışan Suriye yönetimini devirdi. Böylece Ortadoğu’da İsrail ile sınırı olan son sorun odağı da dağıtılmış oldu. İsrail, etrafındaki kuşatmayı kırıyor ve adım adım sınırlarını genişletiyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da bunu açıkça ifade etti; “Orta Doğu'yu değiştireceğiz demiştim ve değiştiriyoruz. Suriye hep İsrail'e karşı düşman bir devlet oldu, bize sürekli saldırdı. Birkaç gün içinde Esad rejiminin onlarca yılda inşa ettiği yetenekleri imha ettik” dedi. Haliyle zafer cihatçı HTŞ’den çok siyonist İsrail’indir. 

AKP’nin kurucularından Bülent Arınç da "Suriye'de olanlardan en kârlı çıkan İsrail'dir” diyerek teyit etti Netahyahu’nun iddiasını. 

Kuşkusuz, Suriye’nin düşmesinin başka nedenleri, başka kazananları ve kaybedenleri var. Türkiye bunlardan biri. O cihatçıların Suriye’nin kuzey sınırında 12 yıldır barınabilmelerinin nedeni Türkiye’nin silahlı himayesiydi. İsrail Lübnan’da Hizbullah’ı etkisiz hale getirince İran’ın Lübnan’da ve Suriye’de kıpırdayacak hali kalmadı. Rusya’yı da Ukrayna’da sıkıştırdılar. Bu şartlarda Suriye’ye karşı Türkiye’nin de içinde olduğu çok güçlü bir koalisyon oluştu. Türkiye’nin cihatçıları himayesi de, İsrail’in Hizbullah’ı etkisiz hale getirmesi de aynı planın parçaları. 

Yani 10-12 günde tamama eren bu operasyon 10 yılı aşan bir planlamanın, hazırlığın ve yığınağın bir sonucu. Psikolojik harp kısmı da var bu hazırlığın. Suriye yönetimi bu sürede canavarlaştırıldı, ona saldıran cihatçılar cilalandı, parlatıldı. Çünkü o cihatçılar ilk günden beri ABD’nin, İsrail’in ve Türkiye’nin himayesindeydi ve onlara hizmet ediyordu. HTŞ’nin son operasyonu o hazırlığın üzerine geldi, örgüt ve lideri operasyondan daha hızlı bir biçimde meşrulaştırıldı. Kafa kesen haki giyimli cihatçı gitti, dindar-muhafazakâr takım elbiseli devrimci geldi. HTŞ, Baas rejiminin yıkılışıyla doğan boşluğu doldurmaya artık hazırdı, ısrarla kabul ettirmeye çalıştıkları şey buydu. ABD ve müttefiklerinin büyük başarısıdır. 

Kazananlar ve kaybedenler

Peki kim o kazananlar kulübü? Tabii, başta ABD ve saldırgan fino köpeği İsrail var. Ardından MI6 adlı dış istihbarat teşkilatı ile operasyonda önemli roller üstlenen İngiltere, MİT ve silahlı kuvvetleriyle başından beri Suriye içinde olan Türkiye ve “dron ordusuyla” işgale katkı sağlayan Ukrayna sıralanıyor. Bu sonuncunun kazancı Rusya’nın Suriye’den kazınması ve bu nedenle güç duruma düşmesi oldu. Kendi savunması için gereken silahları Suriye’ye taşıması bir yandan da Rusya’ya karşı bir kararlılık gösterisiydi. 

Tabii en kararlıları her zaman olduğu gibi İsrail. İsrail, Esad iktidarı düştükten sonra da alan düzlemeye kesintisiz devam ediyor. Suriye’den geriye kalanları, bir daha Suriye ayağa kalkmasın diye yerle bir ediyor. Ülke, cihatçılara bırakılmadan önce, İsrail için tehdit oluşturmayacak silahsız bir vahaya dönüştürülüyor. 

Kaybedenlerin listesi daha kısa. En büyük kaybeden Rusya ve İran. Rusya ülkeden onur kırıcı bir şekilde ayrılmak zorunda kaldı. O korkutucu askeri gücünün belli şartlar oluştuğunda hiçbir işe yaramayacağı ortaya çıktı. Rusların bölgedeki tek sorunu silahlı gücünü etkili bir biçimde kullanamaması değil üstelik. Bunun yanında derin istihbari zaafları olduğu çıktı. Gelişmeleri okuyamamışlar veya okumak istememişlerdi. Zaten Suriye’de mutlak egemen gibi görünürken bile İsrail’in Şam’a yönelik saldırılarına göz yumdular, İsrail’i üzmek istemediler. Rusya’nın Esad’a desteği, İsrail’e karşı durmayı içermiyordu. 

Rusya ve İran’ın bu son işgal hareketinde hareketsiz kalmalarının sırrı işte burada. Her ikisi de Suriye yönetimini gönülsüzce destekliyordu. Belli her iki ülkenin yöneticileri de Baas rejiminin düşeceğinden emindi. Esad’ın direnemeyeceğini anlayınca sessizce arkalarından çekildiler. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, Suriye'de Esad yönetiminin devrilmesinde Türkiye'nin rolüne ilişkin soruyu cevaplarken bu sessizliği teyit etti. “Rusya ve İran'la konuştuk, askeri denkleme girmediler” dedi. 

Rusya'ya ait Hımeymim Hava Üssü'nde günlerdir hareketlilik devam ediyor. Rus birlikleri, Suriye genelinde konuşlu oldukları Şam, Humus ve farklı şehirlerden Lazkiye'deki Hımeymim Hava Üssü'ne çekiliyor.

Filistinli direniş örgütleri hedefte

İran’ın durumu ayrı, Suriye’den sonra sıranın onlarda olduğunda fikir birliği var. Ama o arada Filistin de kaybedenler kulübüne dahil oldu. Şimdi bir yanda İsrail, öbür yanda Filistin direnişini silahsızlandırmak isteyen HTŞ ve Mahmut Abbas var. Suriye'de yönetimi ele geçiren cihatçı HTŞ, ülkede faaliyet gösteren Filistinli direniş örgütlerine silah bırakma ve askeri kamplarını kapatma talimatı verdi. O sırada Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, İsrail’in desteğinde Batı Şeria'daki Filistinli direniş örgütlerine karşı operasyona girişti. Mahmud Abbas liderliğine bağlı El Fetih hükümetine bağlı polisler Nablus, Tulkerim, Eriha ve Cenin’de direniş örgütlerini bastı. Hem Filistin yönetimi hem de İsrail tarafından aranan Filistin İslami Cihad Örgütü komutanı Yezid Ceysa o operasyonda öldürdü. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları da operasyonun hedefi oldu. Şehrin sokaklarında şiddetli çatışmalar yaşandı, Hamas üyeleri Filistin yönetimince gözaltına alındı. Operasyona tepki göstermek için sokağa çıkan halka da polis tarafından ateş açıldı. Açılan ateş sonucu bir Filistinli çocuğun öldüğü gelen bilgiler arasında.

Hamas, Cenin'deki operasyonu kınayarak, bunun "İsrail'in saldırganlığı ve suçuyla aynı olduğu" değerlendirmesini yaptı. İslami Cihad bir günlük protesto çağrısında bulundu.

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Cenin ve diğer kentlerdeki kamplarda "barış içinde yaşamı'' sağlayacaklarını öne sürdü. Filistin Güvenlik Güçleri Sözcüsü Enver Receb ise operasyonun İsrail ordusu ile yakın işbirliği içinde başlatıldığını açıkladı. Receb operasyonun amacının “güvenlik ve barışı korumak, hukukun üstünlüğünü sağlamak, çekişme ve kaosu sona erdirmek” olduğunu iddia etti.

Batı Şeria'yı ilhak mesajları veren İsrail güçlerinin de bölgedeki saldırıları sürüyor. İsrail ordusunun Ramallah, Kudüs, Tulkerim ve Cenin ile El Halil kentlerine düzenlediği baskınlarda 15 Filistinli gözaltına alındı.

Suriye’nin düşmesinden en büyük zararı ise Hizbullah gördü. Netanyahu, Suriye'de yönetimin değişmesinin ardından direnişe giden mühimmat yollarını kestiklerini açıkladı. Lübnan'ın büyük bölümünü kontrol eden Hizbullah Lideri Naim Kasım da, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye'de HTŞ liderliğindeki cihatçıların Şam'ı ele geçirmesinin ardından silah tedarik yollarının kapandığını açıkladı. Yani Lübnan direnişi bundan sonra daha zor olacak. İsrail’in en büyük kazanımlarından biri de bu. Bundan sonra Hizbullah’ın belini doğrultması zor. 

İsrail sorunsuzca ilerliyor

İsrail ordusu Esad yönetiminin devrilmesini izleyen ilk 48 saatte Suriye’de yüzlerce noktaya saldırı düzenleyerek askeri altyapı ve imkânlarını imha etmeye başlamıştı. Bu saldırıların kısa zamanda biteceğini sananlar yanıldı. Esad yönetiminin devrilmesini fırsat bilerek Suriye'de işgal ettiği alanı genişleten İsrail, bölgede demografik büyümeyi teşvik eden bir planı da onayladı. Buna göre Suriye'de yerleşim genişletilecek ve nüfus iki katına çıkarılacak. 

İsrail ordusu bir taraftan da Golan Tepeleri’ndeki "tampon bölge"nin devamında yer alan Suriye topraklarını işgal ederek başkent Şam’ın 25 kilometre yakınlarına kadar sokulmuş durumda. İsrail'e ait savaş uçakları, Suriye'nin Lazkiye ve Tartus illerinde çok sayıda askeri noktaya hava saldırıları düzenledi. Bu saldırıların hedefi 32. Hava Savunma Alayı, 107. Askeri Karargâh ile Hıreysun, Harab, Mıserhin ve Ballutiyye köylerindeki askeri karargahlar ve mühimmat depolarıydı. En son Tartus'ta yer alan Hıreysun köyüne düzenlenen saldırıda depremlere yol açan şiddetli patlamalar meydana geldi. Böylece hem Suriye’den hem de Suriye’nin ev sahipliği yaptığı Filistin kurtuluş örgütlerinden kurtulmuş oldular. O saldırılar sürerken HTŞ de açıklama yaparak “İsrail için tehdit değiliz” dedi. İsrail için tehdit değillerdi ama Filistinli örgütler için tehditlerdi. 

Suriye çöktü, İsrail’in çevresinde ona direnecek devlet mahiyetinde hiçbir güç kalmadı. Bölgede bir İsrail Barışına, Pax İsrail, çok yaklaşıldığının da işaretleri bunlar. Uzaktaki İran ise güçsüzleşti ve savunmaya çekildi.

İsrail Suriye’deki Kürt siyasi çevreleri ile siyasi olarak yakındı, şimdi coğrafi olarak da yakınlaştı. Kuzeye, Kürt bölgesine doğru açılacak bir koridoru açmayı başarırsa gerçekten de Türkiye ile İsrail komşu olacak. 
Bunlar bölgedeki Kürt güçlerini kazananlar tarafına yazılmak için cesaretlendiriyor. Zaten PYD’yi ABD eğitiyor ve donatıyordu. ABD ve İsrailli yetkililer Türkiye’yi PYD’ye ve Suriye Demokratik Güçleri’ne dokunmaması, onların topraklarına girmemesi için uyarıyor. Operasyon sırasında Türkiye ile bu güçler arasında Münbiç’i sınır kabul eden bir anlaşma yapıldığı da duyurulmuştu. Culani de Kürt guruplarla ilgili olumlu açıklamalar yapıyor. Böylece Suriye’de İsrail yandaşı, cihatçı kukla bir Arap rejiminin tutunması için ortam hazırlanıyor.

İsrail ordusunun Suriye’de topraklardaki haraketliliği devam ediyor. İsrail ordusuna ait askeri araçlar, işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems bölgesindeki İsrail-Suriye sınırında görüntülenirken.

Yeni Osmanlıcılığın ilk zaferi

Özellikle AKP dönemi ile birlikte emperyal heveslerini saklamayan ve bu hevesini “Yeni Osmanlıcılık” olarak formüle eden Türkiye’nin sermaye sınıfı da kazananlar arasında. AKP Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın heyecanında da bu kazancın büyük katkısı var. Erdoğan birkaç gün önce “Suriye'de tam bir halk devrimi gerçekleşti, 61 yıllık baskı ve karanlığın ardından Baas rejimi artık tamamen tarihe karıştı” derken sahada HTŞ güçlerinden başka bir “halk” olmadığını biliyordu. O halkın dört milyonu AKP’nin kapıları açması nedeniyle savaşın başından beri Türkiye’de yaşıyor. Tepkisini ise bir iki cılız meydan gösterisi ile belli etti. Sonra hepsi evlerine çekildi. Cihatçı fethinin ardından sınıra koşanlar Türkiye’ye sığınmış yağmacılarla sınırlı kaldı.  

Suriye’nin göçmen halkı savaşın bitmesini, ülkede inşaat faaliyetlerinin güven içinde başlamasını bekliyor. Tayyip Erdoğan’ın heyecanın yatıştığı kısımda da bu var.  AKP'li Cumhurbaşkanı, “Muhalefetin kışkırtmalarına rağmen Suriye krizinde ne kadar doğru bir konum aldığımızı bugün daha iyi anlıyoruz. Suriye'nin imarı ve yeniden ayağa kaldırılmasında da Suriyeli kardeşlerimizin de yanında olacağız” dedi. 

Zaten Türk şirketleri daha sınırı kazanmadan büyük kazançlar elde etti. Türk inşaat sektörüyle ilgili şirketlerin, özellikle çimento ve çelik sektörlerindeki firmaların hisse senetleri, Beşar Esad rejiminin beklenmedik çöküşünün ardından değer kazandı. Türkiye Ordusu Emeklilik Fonu'nun sahipliğindeki Oyak Çimento'nun hisse değeri yüzde 9,9, Sabancı Holding’in çimento üreticisi Çimsa Çimento hisseleri ise yüzde 10 değer kazandı. Ayrıca, çelik üreticisi İsdemir ve çimento üreticisi Limak Doğu Anadolu Çimento'nun hisse senetleri yüzde 10 artış gösterdi. Bu gelişmelerin ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Türkiye'nin "Suriyelilerin güvenli ve gönüllü dönüşünü ve ülkenin yeniden inşasını" kolaylaştırma konusundaki kararlılığını vurguladı.

Birleşmiş Milletler’in tahminine göre Suriye’nin yeniden inşası için yaklaşık 400 milyar dolar (yaklaşık 13 trilyon 924 milyar lira) gerekiyor.

Gözler Çin şirketlerinde

Savaşın sırrı da işte bu rakamlarda yatıyor. Kapitalizmin yeni iş alanlarına ihtiyacı var. Emperyalizmin ise bu yeni iş alanlarındaki istenmeyen rekabetin önlenmesine. Suriye’nin emperyalist ordularca düzlenmesinin nedeni işte bunlar. 

Rusya pılısını pırtısını toplayıp gitti. Ama ortalıkta görünmeyen Çin toz duman dağıldıktan sonra gelip bölgeye güçlü bir şekilde yerleşebilir. Emperyalist merkezlerde enerji koridorları ve ticaret yolları üzerinde ABD’nin hakimiyet kurma planları yapılıyor. 

Rusya ve Çin hedef ama topun ağzında İran var. İran, tıpkı Türkiye gibi iç bütünlüğünü sağlamakta zorlanan bir ülke. İçinde büyük bir Azeri nüfusu barındırmasına rağmen Azerbaycan-Ermenistan Savaşı'nda Ermenistan'ı destekledi. Azerbaycan ise bu savaş vesilesiyle İsrail’in en yakın destekçisi haline geldi. Bunlar İran’ın bir Azeri isyanıyla karşılaşma riskini arttıran gelişmeler. 

Ortadoğu 19. yüzyılın başından beri emperyalist güçlerin hesaplaşma alanı. Savaşlar çıkarıyorlar ve sonucunda yeni sınırlar belirliyorlar. Birinci ve ikinci Dünya savaşında ortaya çıkmış sınırların yeniden tartışma konusu yapılması bundan. Sınırlar değişiyor ama bu değişimden halkların payına düşen sadece yoksulluk ve ölüm. 

Suriye’de Baas rejimi düştü ve cihatçı bir Arap rejimi için yol açıldı. Ama bunlar bölgesel bir barışın işareti değil. Ortadoğu’da asıl savaş şimdi başlıyor.

DOSYA

1

Suriye'de gerçekte ne oldu?

8 Aralık 2024 tarihi, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesiyle birlikte, bölge ve dünya açısından bir dönüm noktası oldu. 27 Kasım'da başlayan saldırılar, 10 günde iktidarın devrilmesiyle sonuçlandı. soL, “Suriye Dosyası” yazı dizisinde, tüm boyutlarıyla bu tarihi süreci mercek altına aldı.

Suriye Dosyası-1 | Esad yönetimi nasıl 10 günde devrildi?Suriye Dosyası-2 | HTŞ’nin öyküsü: El Kaide’den miras ‘özgürlük savaşçıları’nın arkasında kim var?Suriye Dosyası-3 | Yenilgide Esad’ın günahı neydi?Suriye Dosyası-4 | Emperyalizme karşı mücadele mi, eksenlerden eksen beğenmek mi?Suriye Dosyası-5 | Suriye'de emperyalizmin 'sınırların kaderini belirleme hakkı'

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.