Breadcrumb
Sportintern, Türkiye spor hareketi ve TKP
Yayın Tarihi: 25.07.2021 , 08:57 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Komünist (Üçüncü) Enternasyonal’i ilk ikisinden ayıran en önemli başlıklardan ilki Ekim Devrimi’nin ve sosyalist devrim perspektifinin izlerini taşımasıdır. Siyasal ve ideolojik çelişkiler atmosferinde ve Bolşevik Devrim’in çizdiği rota üzerinde yol alan Komünist Enternasyonal’in 1919’daki kuruluşunun hemen ardından ortaya çıkacak olan faaliyetleri ise bunun doğrudan kanıtları ve sonuçlarıdır.
Kapitalizmin yıkılmasının gerekli ve proletarya iktidarının inşasının olanaklı oluşunun ortaya çıkardığı enerji ile Komünist Enternasyonal, Lenin’in büyük etkisi, önderliği ve yönlendiriciliğinde ortaya yeni bir program koymuştur.
Sportintern: Burjuva sporuna bir itiraz ve reddiye
Komünist Enternasyonal bünyesinde bir çok kitle örgütü de yer almaktadır. Kızıl Spor Enternasyonali (Sportintern) de bunlardan birisidir. Sportintern, 23 Temmuz 1921’de, Sovyet askeri eğitim sorumlusu Nikolai Podvoisky’nin çağrısı ile Moskova’da gerçekleştirilen bir toplantı neticesinde kurulmuş ve organizasyonun seksiyonlarının bir çok ülkede faaliyet göstermesi bir hedef olarak başa yazılmıştır.
Bu amaçla, 1921 yılında Komintern'in bir parçası olarak inşa edilen Sportintern (Red Sport International - RSI) bir bakıma İkinci Enternasyonal'le paralel yaklaşımlardaki, sosyal demokrat SİSE’ye (Sosyalist İşçilerin Spor Enternasyonali - SWSI) karşı Komünist Enternasyonal’in spor uzantısı olarak hayata geçmiştir.
Sportintern, hem kendinden daha büyük ve organize durumda olan, aynı zamanda ideolojik/siyasal olarak da bir rekabet içerisinde olduğu kuruluşlardan SİSE ile hem de popüler burjuva sporun temsilcileri olan IOC'ye (Uluslararası Olimpik Komite) alternatif olarak kurulmuştur.
Bu dönemde Sovyetler Birliği, bir adım daha ileri giderek kapitalist dünyanın organize sporlarına karşı alternatif bir organizasyonu inşa etmeye çalışmıştır. Komintern’in bünyesinde 1921 yılında kurulan Kızıl Spor Enternasyonali (Sportintern) olimpiyatların aksine ülkeler arasındaki sınırları reddeder ve dünyanın her köşesinden komünist örgütlere, sendika ve parti üyesi sporculara davet gönderir.
O dönemlerde düzenlenen işçi olimpiyatları ile işçilerin kendi emek ve öz örgütlenmeleri ile organize ettikleri oyunlar ve Spartakiadlar, şimdilerde Tokyo’da düzenlenen ve burjuva bir köken ile perspektife sahip olimpiyatlardan katılım ve coşku açısından fersah fersah ileridedir.
Düzlem, sosyal demokrasi ile komünizm arasında ideolojik bir çatışma alanı olarak da tarif edilebilir. Ve aslında spor, hem Menşevik eğilimlere hem de sosyal demokrasiye karşı ideolojik bir mücadele sahasıdır.
Komünist Sportintern ile sosyal demokrat SİSE arasındaki gerilim ve bunun yaratacağı kopuşlar kaçınılmazdı.
Müzakere değil, mücadele zamanıdır.
Bu sebeple, 1925 senesinde ve ideolojik gerekçelerle olduğu aşikâr bir şekilde Frankfurt İşçi Olimpiyatları’ndan dışlanan Sportintern (Kızıl Spor Enternasyonali) 1928 yılında Moskova’da bir ilki, 1. Spartakiad Oyunları’nı düzenler.
Kızıl Spor Enternasyonali için spor, devrimci sınıf mücadelesinin siyasal bir aracıdır.
Sportintern misyonunu, “Dünyanın bütün ülkelerinde devrimci proleter spor ve jimnastik örgütlerinin yaratılması, birleştirilmesi ve bu spor örgütlerinin proletaryanın sınıf mücadelesi için birer destek merkezine dönüştürülmesi” olarak açımlıyordu.
Sportintern farklı coğrafyalarda tam da bu amaca uygun olarak adım atacak, devrimi arayacaktı.
Türkiye’de spor ve TKP’nin raporu
Kızıl Spor Enternasyonali’nin seksiyonlarının tüm ülkelerde kurulması ve yaygınlaşmasının hedeflenmesi, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) de çalışmalarını bu yönde ilerletmesi için mobilize olması anlamına gelecekti.
Her ne kadar TKP bu konuda Eylül-Ekim 1923’te bir rapor yayımlasa da bunun partinin spor konusunu ele aldığı ender raporlardan biri olduğu da aşikârdı.
Erden Akbulut ile Mete Tunçay’ın Yordam Kitap tarafından yayımlanan, “Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluşu, 1919-1925” isimli çalışmasından öğreniyoruz, TKP’lilerin Türkiye Spor Hareketi hakkında hazırladıkları, TÜSTAV Komintern arşivinde iz bırakan, belki de eşsiz olan belgeyi...
Çeviri belgede, Türkiye’de spor hareketinin üçe ayrıldığı ve bu üçlü durumun “burjuva sporu, devletin spor politikası ve işçi sporu ile komünist partisinin bu alandaki çalışmaları” olarak tasnif edildiği görülüyor.
Burjuva sporu olarak tarif edilen alanda, İstanbul’da Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Süleymaniye, Harbiye ve Vefa; Ankara’da Muhafız Gücü ve Sanatkâran Gücü, İzmir’de ise Altay, Karşıyaka ve Altınordu’nun burjuva spor teşkilatları olarak öne çıktığı gösteriliyor.
1914 emperyalist paylaşım savaşına kadar olan dönem ve sonrasında ortaya çıkan spor hareketine de referans verilen raporda, pek fazla spor teşkilatına sahip olmayan Doğu bölgesi dışında en güçlü teşkilatlanmaların da İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da olduğu not ediliyor.
Bunların başında ise hem yarışma, maç ya da spor takımı kabulleri vb. gibi yetki ve otoriteye sahip, hem de yönlendirici olarak, 2 bin profesyonel, yaklaşık 8 bin de amatör sporcuyu içinde barındıran ve bir burjuva teşkilatı olarak öne çıkan “Türkiye Spor Federasyonu” nun olduğunu söylemek gerekli.
En keyifli ve dikkat çekici kısımda ise halkın en çok sevdiği spor dalları ve onlara karşı tutum ve yaklaşımları not edilmiş durumda:
“Türkiye’de başta gelen spor dalları futbol, güreş, boks, atletizm, bisiklet sporu, tenis, hokey, voleybol ve yalnız deniz boyunda gelişen sutoudur. Az gelişmiş ve ikincil önemde diğer spor kolları da var. Türkiye’de en yaygın spor futbol. Türklerin en sevdiği spor oyunu futbol. Futbol bir tutku hâline gelmiş. Türkler futbol maçlarında öyle coşuyor ki, statlarda bazen taşkınlıklara, dövüşlere sahne olunuyor”.
Bazı şeyler zaman geçse de pek değişmeyebiliyor.
Erken Cumhuriyet ve spora yaklaşımlar
TKP’nin “Türkiye Spor Hareketi” raporunda ikinci başlık ise devletin spor politikasına ayrılıyor. Burada Mustafa Kemal’in yaptıklarından bahsedilirken, Kemal Paşa hükümetinin kurulduktan sonra spora özel bir önem verdiğinden ve Kemalistlerin spor hareketinin ülkenin bekasına yapacağı katkıyı fark ettiklerinden bahsediliyor.
Spor teşkilatlarına buluğ çağlarından itibaren gençler dahil ediliyor ve spor teşkilatları hükümet tarafından desteklenerek gençler kazanılmaya ve genç cumhuriyet kendi askeri gücünü hazırlayıp oluşturmaya çalışıyor.
Teşkilatlara ayrılan bütçe, gazete ve dergilerde bu teşkilatların işsiz üyelerine iş ve iyi çalışma ortamı vaatlerinin ilanları, oluşturulan izci ekipleri, İsmet Paşa’nın kongrelerde yaptığı konuşmalar, askeri bilim dersleri vb. gibi burjuva devrimin, 1923 aydınlanmasının yaptığı sportif ataklar not ediliyor.
Ne Yapmalı’ya ilk yanıt: Teali ve Beykoz
Son kısım ise “bizim” ne yaptığımıza ya da yapabileceğimize ilişkin not ve önerilerden oluşuyor. “İşçi sporu ve komünist partisinin bu alandaki çalışmaları” başlığı TKP için özel bir önem taşıyor.
Yapılan tespitlerde, 12 yıldan beri var olan Türk işçi kulüplerine referans verilerek bunların başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Trakya ve İzmir gibi başka vilayetlerde de kurulduğu ifade ediliyor.
Uluslararası federasyonun bir seksiyonu olarak yer alan bu kulüplerde 400 aktif üye ve 9 spor kulübü bulunuyor ve aktivitelere yaklaşık 1.000 kadar insan dahil oluyor.
İşçi kulüpleri tamamen resmi çalışıyor ancak “işçi kulübü” ismi taşıyor.
Sportintern’in de yaptığı çağrı ile Türkiye’deki spor hareketlerine eğilmeye gayret eden TKP, kendi spor faaliyetlerini örgütlemeye girişiyor.
Çok önemli bir tarihsel anekdot var burada. TKP’ye doğrudan bağlı ve partinin yönetiminde çalışan iki işçi spor kulübünün kurulduğunu öğreniyoruz.
Bunlardan biri Teali, diğeri ise Beykoz.
Bunlar küçük kulüpler ve federasyona üye olmasalar da onun seksiyonu haline gelmek zorundalar. Yarışma düzenleyemeyen bu kulüpler, çökme ve kapatılma tehlikesi ile yaşatılmaya çalışılıyorlar.
İki öneri, tek rota
Rapordaki ilk öneri de burada doğuyor. Yoldaşlar, “parti bu yönde fraksiyon ve muhalefet yaparak çalışmalı” diyor.
Altı çiziliyor: “Komünist partisinin görevi, gençleri burjuvazinin etkisinden kurtarıp, işçi spor kulüplerine çekmektir”...
Şunları da bilahare eklemekte beis görmüyorlar, yoldaşlar. Başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğini, Türkiye’de burjuva sporun çok yaygın, ileride ve maddi/manevi açıdan iyi durumda olduğunu yazıyorlar raporlarına...
Partinin paraya ihtiyacı var deniyor, dikkatli olmak, maddi altyapı ve teşkilat biçimleri geliştirmek, yaratmak lazım deniyor. Somut görevi ise “geniş işçi yığınları arasında sporu yaymak ve gençleri buraya çekmek” olarak başa iliştiriyorlar.
Hatta sitem ve öz eleştiri de var, eksik bırakılanlara. Türk halkı spora çok büyük ilgi duyuyor, ancak bizim kulüplerimiz yetersiz olduğundan gençler burjuva kulüplerine gitmek zorunda bırakılıyor!
Dikkat çekiliyor: “Onları spor çalışmalarına çekmeli, burjuvazinin elinden almalı, burjuva ideolojisinin etkisinden kurtarmalı ve bu ideolojinin ülkenin genç insanları üzerinde yayılmasını önlemeliyiz”.
Rapor, son bir öneri ile noktalanıyor.
Kızıl Spor Enternasyonali (Sportintern), işçi kulüpleri ve spor teşkilatlarının birleşmesi, yönetimlerin ele geçirilmesi, işçi teşkilatlarına destek olunması ve gazete, kitap, bülten gibi araçlar ülkeye ulaştırılarak bir “deneyim aktarımı” sağlanması ile maddi altyapı kurulması için belirli bir parasal yardımın sağlanması tavsiyeleri ile göreve çağrılıyor.
TKP, sporun toplumsal, sosyal ve örgütleyici misyonundan haberdar olduğunu bu rapor ile ortaya koymuş oluyor.
Podvoisky’nin 1925 yılında söylediği ile tam uyumlu ve randımanlı çalışan bir spor örgütlenmesi için TKP henüz o günden adım atıyor:
“İşçi kitlelerinin işçi spor örgütlerine kitlesel akışı dikkate alınarak, bütün ülkelerdeki komünistler, bu örgütlere girmeli ve bunları kapitalizmin devrilmesi ve komünizm için bilinçli savaşım organlarına dönüştürmelidirler.”
Artık öğrenmiş oluyoruz; iki işçi spor kulübü Teali ve Beykoz deneyimi ile birlikte ortaya konan tarihsel rapor, hepimize yeni bir devrimci rota tarif ediyor.
Aynı zamanda, yeni bir spor fikri, heyecanı ve mücadelesini de “bizlere” bırakarak...
Kaynaklar:
1. Akbulut, E. & Tunçay, M. (2020). Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluşu, 1919-1925. İstanbul: Yordam Kitap, (s. 368-70).
2. Aslan, N. (2019). Kızıl Spor Enternasyonali. Abstrakt Dergi.
3. Gounot, A. (2001). Sport or Political Organization? Structures or Characteristics of the Red Sport International, 1921-1937. Journal of Sport History, 28 (1), 23-29.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


