Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Hasan Dağı'nda volkanik hareketlilik iddiaları

Hasan Dağı'nda gözlenen hareketliliklerin ne anlama geldiğini, Jeofizik Mühendisi ve Deprem Bilimci Dr. Öğretim Üyesi Savaş Karabulut'la konuştuk

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.11.2021 , 08:12 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Aksaray Valiliği 19 Kasım tarihinde resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada Hasan Dağı'nda olağandışı bir volkanik hareketlilik gözlemlendiğini duyurdu.

Hasan Dağı'nda gözlenen hareketliliklerin ne anlama geldiğini, buraya dair gelişen verileri nasıl okumamız gerektiğini Jeofizik Mühendisi ve Deprem Bilimci Dr. Öğretim Üyesi Savaş Karabulut'la konuştuk

Volkanik hareketleri nasıl tanımlarız? Volkan nasıl oluşur?

Volkanlar levha hareketleri, (okyanus veya kıtasal kabuk) sonucunda meydana gelirler ve volkan patlamaları da bu süreçte mantodan yükselen lav malzemesinin püskürmesi/akması nedeniyle meydana gelen bir doğa olayıdır. Volkanların oluşumu, depreme neden olan kuvvetler gibi yerkabuğunun tektonik hareketleri sonucudur. Bugün Dünya’da bilinen 600’e yakın aktif volkan bulunmaktadır. Japonya, İzlanda, Amerika, Endonezya ve İtalya günümüzde aktif volkanların olduğu önemli ülkeler arasındadır. 

Peki Anadolu'daki volkanlar ve risk seviyeleri nelerdir? Bu konu Anadolu toprakları için kapanmış bir konu mudur?

Anadolu plakasının güneyinde bulunan Arap ve Afrika levhalarının kuzeye doğru hareketi neticesinde dünyanın ilk okyanusu olan Tetis’in kapanması öncesinde yay önünde volkanik dağlar oluşmuştur. İşte bu süreç sonrasında Anadolu’daki volkanlar oluşmuştur. Bu volkanlar; Erciyes, Hasandağı, Kula, Nemrut, Ağrı, Süphan, Tendürek, Gölcük, Acıgöl, Karacadağ, Karapınar, Kars’dir.

Bu volkanlarda en son aktif olanı Ağrı Dağır'dır. 19. Yüzyılın ikinci yarısında son faaliyetini göstermiştir. Çok yakın bir tarih bu. Tendürek volkanı 4000 yıl önce aktif olduğuna yönelik çalışmalar mevcuttur. Yapılan bir çalışmada Volkanik tehlike indisi ve nüfus yoğunluğuna göre yapılan risk değerlendirilmesi göre (volkanların aktif olması durumunda) Erciyes, Gölcük, Hasandağı ve Nemrut’un yüksek risk taşıdığı belirtilmiştir

Volkanların  aktif olup olmadığını nasıl belirleriz peki? Kriterleri nelerdir?

1900'lü yıllarda gelişen teknoloji ve üretilen yeni cihazlar ile bu veriler daha sağlıklı test edilir oldu. Aletsel sismolojinin gelişimiyle ve deprem kayıt eden sismometreler vasıtasıyla yaşanan gelişmelerle birlikte volkanlardaki hareketin doğası, gelişimi ve erken uyarı sinyallerinin gelişimi konusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. Bugün bu cihazlar sayesinde önceden tespit edilebilecek düzeydedir. 

Bir volkan harekete geçmeden önce esasında bazı uyarılar verir. Bu uyarılar farklı Jeofizik/Jeokimyasal/Jeodezik ölçmelerle belirlenebilir. Uzun periyotta ise deprem kayıt ağları ile volkanlardaki hareketlerin uzun periyotta gözlemlenmesi ve kayıt edilmesi bu sürecin ilk aşamasıdır.

Bir jeofizik mühendisi ve deprem bilimci bir deprem kaydını sismogram vasıtasıyla bir doktorun kalp grafiti çektiği gibi incelediğinden, bunun volkanik bir aktivite mi yoksa tektonik bir depremden dolayı mı olduğuna karar verebilir.

Peki bu veriler ışığında ülkemizde böylesi bir örnek mevcut mudur bugün?

Ülkemizde Tendürek dışında diğer volkanlarda böyle bir kayıt ağı bulunmamaktadır. Volkanik bir hareket öncesi manto malzemesinin basınçla (gaz ve su buharı) yüzeye çıkması öncesi, kabukta meydana kırılmalar ve manto malzemesinin hareketi nedeniyle mikrodeprem aktivitesi meydana gelmektedir. Bu nedenle volkan kökenli olduğuna karar verilecek hesaplamalar yanında volkanlar çevresinde gaz (Karbondioksit, Kükürtdioksit ve Helyum izotopları vb) ölçümlerinin de yapılması ve sürekli gözlemlenmesi de gerekmektedir.

Tüm bu veriler ışığında, uzaktan algılama yöntemleri, GPS, interferometre, tiltmetre, strainmetre, gravite, manyetik, elektromanyetik, ses hızı, mikrofonla ses kaydı gibi ölçümlerle yaşanan olayın volkanik bir hareket olup olmadığı var ise eğer 1 en düşük 8 en yüksek olacak şekilde hesaplanarak sonuca varılır. 

Hasan Dağı'nda yaşanan örnek bu verilerle incelendiğinde nereye oturuyor?  Volkan gerçekten aktif mi?

Hasan Dağı'nın en son yaklaşık 8000 yıl önce aktif olduğu literatürde yer almaktadır. Hatta Konya Çatalhöyük’deki kazılarda ortaya çıkan duvar resmiyle de ilişkilendirilen yorumlar mevcuttur.

Son zamanlarda Hasan Dağı'nı ilgilendiren depremlerin (Tuz Gölü Fayı) doğrudan volkanik bir aktiviteyle bağı olduğuna dair bilimsel bir veri yoktur. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda Karaman-Niğde Zonu ve buna dik yönde gelişen Tuz Gölü Fayı (200 km uzaklıkta) arasında bir makaslama zonunun varlığı konusunda yorumlar mevcuttur. Ancak her şeye rağmen ortada bir volkanik hareket iddiası için veriler hala mevcut değil.

AFAD yetkilisinin volkanik hareket açıklamasını nasıl yorumlarız bu durumda?

Öncelikle bazı verilere sahip olmanız gerekiyor. AFAD yetkilisinin Hasan Dağı'ndaki hareketliliği volkanik bir hareket olarak niteleyebilmesi için bazı çözümlere, bazı gazların varlığını ortaya koyacak ölçümlere sahip olması ve bu verileri paylaşabilmesi gerekir. Ortada böylesi bir bilimsel kayıt ya da kanıt mevcut değildir. Benzer şekilde 20 Eylül 2020 tarihinde Niğde'de meydana gelen depremin de bu konuyla ilişkilendirilmesinde benzer eksiklikler vardır. Bu depremin mekanizma çözümü volkanik bir aktiviteye işaret etmemektedir.

Hatta yapılan bir bilimsel çalışmada “fay kazı duvarlarında eski deprem izleri arasında volkanik kül (tefra) seviyeleri bile gözlemlenmediği ve bu nedenle Tuz gölü depremiyle volkanizmasının ilişkilendirilemeyeceği” belirtilmiştir. Ortada volkanik bir hareketlilik tanımı için yeterli veri mevcut değildir. 

Peki Hasan Dağı'ndaki görüntülerin, hareketliliğin sebebi ne olabilir?

Aktif fay zonlarının olduğu alanlarda, gerekli jeolojik ortam, magma odası, yeraltı suyu ve yeterli ısı akısının olduğu alanlarda jeotermal ve hidrotermal suyun olması durumu da doğrudan volkanik hareketlerle de ilişkilendirilemez. Buna bağlı hareketliliklerin ise direkt volkanik hareketlilikle açıklanması bilimsel değildir. 

Yukarıda ifade edilen gözlem istasyonlarının Anadolu coğrafyası ve yakınında bulunan volkanlara kurulup, uzun süreli ölçüm ve gözlemin yapılmadığı bir durumda “fısıltı gazetesiyle” topluma korku salarak açıklama yapmanın ise kamucu olmayan bir anlayışın ürünü olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını düşünüyorum.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.