Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sokağın ve sınıfın öfkesi punkla buluşuyor: Cebren RF-34’ten yeni albüm 'VINDICTA'

Türkiye’de derinleşen yoksulluk, punk müziği yeniden doğduğu işçi mahallelerine ve fabrikalara çağırıyor. Sabah sekiz trenlerinde yola koyulan mülksüzlerden halkın cebine göz diken zübüklere, Selçuk Kozağaçlı’dan Bertolt Brecht’e uzanan şarkılarıyla Cebren RF-34'ün yeni albümü "VINDICTA" bugün yayınlandı.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 30.10.2026 , 12:10

Tanıdık ama bir o kadar da farklı gelen bir açılış, mavi ya da beyaz yakalı demeden tüm işçilere yapılan birlik çağrıları, bir anda araya giren Selçuk Kozağaçlı’nın sesi, Bertolt Brecht’in “iyi insan” olmaya dair öğütleri ve yaklaşık 110 yıllık bir sendika marşının yankısı…

Kimlik siyasetini bir kenara bırakırsak, uzun süredir sınıfıyla bağları pek bir gevşeyen Türkiye punk sahnesine bugün yeni bir albüm kazandırıldı: VINDICTA.

İşçilere yönelik örgütlenme çağrılarından sol geleneğe uzanan tarihsel referanslara, sabah sekiz trenlerinde yola koyulan mülksüzlerden halkın cebine göz diken düzen siyasetçilerine kadar pek çok konunun işlendiği albüm, adını Latince "intikam" kelimesinden alıyor. 

"Proletariat Oi!" grubu Cebren RF-34’ün bugün dijital platformlarda yerini alan 11 şarkılık albümü, punk müziği yeniden doğduğu sokaklara, yani işçi sınıfının gündelik kavgasına çağırıyor.

Fabrika ve sokaklardan: Punk ve Oi!

Masa başında kurgulanmış estetik bir tercihten değil, doğrudan işçi sınıfının gündelik kavgasından ve sokaklardan beslenen punk, tam da “refah kapitalizmi” yalanının sönümlendiği yıllarda ortaya çıktı. Ancak 1970’lerin ikinci yarısında patlak veren ilk dalga punk hareketi, kısa sürede büyük plak şirketlerinin, moda endüstrisinin ve orta sınıf çevrelerin elinde evcilleştirilerek ticari bir vitrine dönüştürüldü.

Punkı yeniden doğduğu yer olan yoksul işçi mahalleleriyle, fabrikalarla ve tribünlerle buluşturan ise bu hareketin içinden doğan “Oi!” oldu. Adını Londra’nın işçi mahallelerindeki gündelik sokak selamlaşmasından alan bu alt tür, punkın “sterilleşmesine” karşı sınıfsal bir barikat kurdu.

Dönemin İngiltere'sinde Margaret Thatcher hükümetinin kemer sıkma politikalarıyla fabrikaların kapandığı, sendikaların ezildiği, işçi mahallelerinin ise kitlesel işsizlik ve polis şiddetiyle kuşatıldığı yıllarda Oi!, süslü metaforların arkasına saklanmadan sömürüyü, grevleri, işsizliği, barikatları ve sınıf öfkesini kendi diliyle haykıranların sesi haline geldi.

Ne var ki kökleri doğrudan fabrikalara ve yoksul kenar mahallelere uzanan bu politik damar, neoliberalizmin kültürel kuşatmasıyla birlikte yıllar içinde dünya genelinde büyük bir aşınmaya uğradı. Punk sahnesinin önemli bir bölümü suya sabuna dokunmayan apolitik bir eğlence müziğine dönüşürken, "politik" kaldığını savunan çevrelerde ise sınıf mücadelesinin yerini hızla kimlik siyaseti aldı. Sömürü çarklarını, mülkiyet ilişkilerini ve emperyalizmi hedef alan bütünsel öfke törpülendi, yerine sistemin konfor alanını bozmayan, düzen içi “haykırışlar” yerleştirildi.

Neyse ki dünya punk sahnesi, İsrail’in Filistin’de giriştiği soykırım karşısında bu konformist kabuğu çatlatmayı başardı. Üstelik bu politik silkiniş yalnızca Filistin gündemiyle de sınırlı kalmadı. Küresel ölçekte derinleşen ekonomik kriz, dizginlenemeyen hayat pahalılığı, güvencesizlik ve düzen siyasetinin halklara reva gördüğü sefalet dünyanın dört bir yanındaki emekçileri sokağa döktükçe, punk müzik de yeniden kendi sınıfsal özüne dönmeye başladı.

Türkiye’de de tablo farklı değil. Her geçen gün ağırlaşan yoksulluk, derinleşen gelir uçurumu, çeteler ve yolsuzluklarla çürüyen düzenin yarattığı tahribat, sanatta ve müzikte politik üretimi yeniden kamçılıyor. Cebren RF-34’ün bugün yayınlanan VINDICTA albümü, tam da bu toplumsal sıkışmanın ortasından yükselen sınıfsal bir ses niteliği taşıyor.

Çalışan çocuklardan, işsizler ordusuna oradan yoksul mahallelere...

Toplam 11 şarkıdan oluşan VINDICTA, dinleyiciyi daha ilk saniyede tanıdık bir melodiyle karşılıyor. Çünkü albümün enstrümantal açılış parçası olan Intro, DEV-GENÇ Marşı’nın punk türünde yeniden yorumlanmış hali.

Albüm boyunca işçi mahallelerinde yaşanan sorunlardan, hayat koşusuna geriden başlayıp daha çocuk yaşta çalışmak zorunda kalanlardan, barikat arkasındaki gençliğin öfkesinden ve her geçen gün büyüyen işsizler ordusundan söz ediliyor. Şarkılarda bir yandan “Ev yok, iş yok, güç yok, hiç yok / Semtte dayı, evde aç çok” sözleriyle sokaktaki yoksulluk anlatılırken, diğer yandan faturaların kölesi haline getirilen çalışanlara “mavi ya da beyaz yakalı” ayrımını bir kenara bırakıp aynı kavgada birleşme çağrısı yapılıyor.

İşçilerin her sabah yeniden başlayan mesaisini “Sabah sekiz treni, ruhsuzların seferi / Vagonlar dolusu, mülksüz bedeni” sözleriyle anlatan Çarklara Sıkışan şarkısında ise bir anda tanıdık bir ses giriyor araya. Ve o tanıdık ses şunları söylüyor:

Yaşamın kendisi değil kutsal olan. Kutsal olan, adil bir yaşam. Kutsal olan, onurlu bir yaşam. Kutsal olan, güvenli bir yaşam. Kutsal olan, haysiyet sahibi bir yaşam. Yaşamın kendisi değil. Ölmek ya da kalmak meselesi değil bu mesele. Onurlu yaşamak ya da yaşamamak meselesi. Adaletli yaşamak ya da yaşamamak meselesi.

Bu ses, 2017 yılından beri tutuklu bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı’ya ait. Kozağaçlı’nın konuşmasının hemen ardından şarkı, “Kutsal duvarlarınız yıkılacak topyekûn / Onurlu olanın ayağa kalkacağı gün” sözleriyle devam ediyor.

Albümde Bertolt Brecht’in ünlü "Madem İyisin" şiiri de "Neye Yarar" ismiyle bestelenmiş. Şarkıda Brecht’in “Anladık iyisin / Neye yarar iyiliğin? / Yüreklisin, kime karşı? / Akıllısın, yararı kime?” dizeleriyle, sınıfsal bir saf tutmadan “iyi insan” olmanın ne işe yaradığı soruluyor.

Albümdeki bir diğer şarkı "Öküzname"de ise hedef Aziz Nesin'in tabiriyle doğrudan "zübükler". Halk şiiri ve taşlama geleneğinin Oi! punk potasında eritildiği şarkıda, düzen siyasetçileri “Aday olur, nutuk atar / Seçilse vatanı satar / Utanmak bilmez yüzü / Ho Allah’ın öküzü” sözleriyle özetliyor.

Albümün kapanışı ise uluslararası işçi sınıfı mücadelesinin en köklü marşlarından biriyle yapılıyor. Grup, Ralph Chaplin’in 1915 yılında Dünya Sanayi İşçileri (IWW) sendikası için yazdığı Solidarity Forever (Sonsuza Dek Dayanışma) marşını coverlayarak, yüz yılı aşkın bir sendikal mücadele mirasını bugünün Türkiye’sine taşıyor:

Açgözlü asalaklarla ortak neyimiz var bizim?
Örgütlenip dövüşmekten başka ne kaldı elimizde?

Dört ülkede plak formatında basılacak

Bugün itibarıyla tüm dijital platformlarda yayında olan VINDICTA, yalnızca dijital mecralarla sınırlı kalmayacak. Albüm, Almanya menşeli Smith & Miller Records öncülüğünde plak formatında da basılacak.

Meksika’dan Discos Machete, İtalya’dan Rumagna Sgroza Records ve Türkiye’den BITE Distro tarafından basılacak ve dağıtılacak olan plakların, bu yılın sonuna kadar dinleyiciyle buluşması planlanıyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.