Breadcrumb
Siyasetçiler yoksullara yoksulluğu anlatırken: Ramazan ayında memleketten emekçi manzaraları
Fotoğraf: Ezgi Bayram
Yayın Tarihi: 24.02.2026 , 15:40 Güncelleme Tarihi: 25.02.2026 , 09:14
Ramazan ayıyla birlikte düzen siyaseti ve gericiler yoksulların sofrasını vitrin olarak kullanmaya başladı.
Bir yanda şatafatlı iftar gösterileri ve Saray'da ağırlanan misafirler, diğer yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in vaktiyle dediği gibi "fakir ev ziyaretlerinde" boy gösteren AKP'li vekiller var. "Doğalgaza geçmeyen ev kalmadı" diyen AKP'li isimlerin yoksulluk sofrası yarıştırarak yaptığı sobalı ev ziyaretleri ve iftar sofrasına oturduğu evin içine AKP'nin tanıtım materyallerini götürmeyi ihmal etmeyen Bakanlar dikkat çekiyor.
Ancak ülkenin durumu her yerinden çürüyen ve ahlaki değerleri yeri geldiğinde kendi çıkarları için harcamaktan tereddüt etmeyen iktidarın, ramazan ayına sıkışan göstermelik ziyaretlerinde anlatıldığı gibi değil. Bugün ülkenin gerçekliğinden bakıldığında, bu safsata "yoksullara yoksulluğu anlatmaktan" öteye geçmeyen bir pratiğe dönüşmüş durumda.
Yoksulluk bir ay değil ki... Ekmek on iki ay aslanın ağzında
Sayısal veriler ülkemizdeki yoksulluğa dair gayet anlaşılır bir tablo sunuyor.
Şeker Bayramı'nda şeker alamayan, hayatta kalmak için hamallık yapan ya da maden ocaklarında çalışmayı göze alan emekliler, kilosu 1000 lirayı bulan şeker tezgahlarına öyle bir bakıp geçiyor. Yani yoksulluk empati kurulacak kadar uzak bir durumdan ziyade, milyonlarca insanın her gün bizzat yaşadığı somut bir gerçeklik halini almış durumda.
Türk-İş'in 2026 yılı Ocak ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı 31 bin 224 liraya ulaştı. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçların eklendiği yoksulluk sınırı ise 101 bin 706 lirayı aşmış durumda. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti bile 40 bin liranın üzerinde seyrediyor.
Bu rakamları iktidara yakın sendikanın verileri anlatıyor. Ya da başka bir ifadeyle mızrak çuvala sığmıyor.
Bu tabloyu 2026 yılı için belirlenen 28 bin 75 liralık asgari ücretle yan yana koyduğumuzda, çalışan nüfusun çok büyük bir kısmının zaten açlık sınırının dahi altında, kelimenin tam anlamıyla bir hayatta kalma mücadelesi verdiği görülüyor.
Tekrar edelim, bu yoksulluk değil, açlık.

Ankara'da askıda ekmek kuyrukları
Ankara'nın Esat semtinde bulunan bir ekmek fırınında "askıda ekmek" dayanışması sadece ramazanda değil, on iki ay boyunca devam ediyor.
Fırıncıya "Bugün kaç ekmek astınız?" diye sorduğumuzda, "Bugün kasadan askıya asılan ekmek sayısı 282" yanıtını alıyoruz.
Ama fazlası var.
"Kasaya askıda ekmek için para vermeden, kendi satın aldığı ekmeği dayanışma için kendisi asan yurttaşlar da var" diyor fırıncı.
Yani kasaya verilen yaklaşık 300 kadar ekmeğin de vatandaşın kendisinin alıp astığını anlatıyor fırıncı. Kabaca günlük askıdan giden ekmek sayısı 500'den fazla.
Sonra iç çekiyor ve ekliyor, "Bir o kadar daha olsa o kadar daha gider."
Esat'taki fırına gelenler Ankara'nın yoksul semtlerinden yola çıkıyor. Uzunca bir yolu çoğunlukla yürüyerek geliyorlar ve gelenlerin önemli bir çoğunluğu ise emekliler. Fırın sahibi, "Türközü tarafından buraya kadar yürüyüp her gün iki veya üç ekmek alıp götüren var" diye durumu özetliyor. İki semt arası yürüyerek yaklaşık 45 dakika sürüyor.
Günde iki üç ekmek, 50 lirayı buluyor. Zira ekmeğin tanesi şimdilik 15 lira. Bu durum emekliler için ayda 1200 ile 1500 lira arasında bir tasarruf kalemi anlamına geliyor. Toplam gelirleri hepi topu 20 bin lira.
Açlık sınırı 31 bin lira.
Gerçekleri gizleyen iktidara inat, emekçinin sesini duyurmaya devam ediyoruz. Bağımsız gazeteciliğe güç vermek ve gerçeğin mücadelesini büyütmek için soL'a abone olun.
'Açlık ordusu' iftar çadırında buluşuyor
İftar saatlerinde belediyelerin açtığı ramazan çadırlarındaysa yine aynı manzaralar karşımıza çıkıyor.
Yoksul mahallelerden gelen yurttaşlar ne bereketi, ne güzellikleri ne de reklam afişlerinde yazanları paylaşma derdinde... Paylaşılan şey daha çok yokluk, çaresizlik ve bir öğünü masrafsız hale getirme çabası.
Türkiye'de işsiz sayısı 11 milyondan fazla.
Asgari ücretle çalışanların sayısı da resmi verilere göre 16 ile 17 milyon civarında.
İnce eleyip sık dokumazsak yine 30 milyon civarında açlık sınırında çalışan emekçi bulunuyor. Hastanede kuyruk bekleyen, manavın tezgahına bakmadan geçen, bayramdan bayrama et yiyen otuz milyonluk bir ülke var karşımızda. Buraya yoksulluk sınırı da eklendiğinde sayı katlanıyor.
Dolayısıyla her yıl iktidar tarafından bir ay boyunca sergilenen "fakir ev ziyaretleri performansı" bu tabloyu gizlemeye yetmiyor.
Bu karanlıkla mücadele edilmediği ve örgütlenilmediği sürece tablonun kısa vadede değişme ihtimali de görünmüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.