Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sisi söz verdi, Konsey 'tam destek' dedi ama tezkere Meclis'te takıldı: Cepheye asker sürmek o kadar kolay mı?

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Ulusal Savunma Konseyi’nin Suudi Arabistan’a "her türlü desteği sağlama" kararının ardından toplanan Mısır Temsilciler Meclisi, sınır ötesi askeri yetki tezkeresini iki oturumda da onaylayamayarak görüşmeleri 26 Ekim’e erteledi. Kahire’de yaşanan tıkanıklık, bir ülkenin ordusunu başka bir devletin savaşına sürmenin "karar verdim" demekle oldubittiye getirilemeyeceğini bir kez daha gösterdi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfetteh Sisi.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 20.10.2026 , 13:06 Güncelleme Tarihi: 20.10.2026 , 15:10

Kürsülerden verilen "her türlü adımı atacağız" taahhütleri, saraylarda toplanan güvenlik konseylerinden çıkan "tam destek" bildirileri ve acil kodlu toplantı çağrıları şimdilik işe yaramamış görünüyor.

Kağıt üzerinden ve mikrofon başında son derece hızlı işleyen savaş bürokrasisi, iş bir ülkenin ordusunu fiilen cepheye sürmeye geldiğinde halkın tepkisi ve dolayısıyla kimi çekincelerle karşılaşıyor. 

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfetteh Sisi geçtiğimiz cumartesi günü Suudi Arabistan'ı savunmak için "her türlü adımı atacaklarını" ilan etmiş ve hemen ertesi gün Mısır Ulusal Savunma Konseyi de Riyad'a "gerekli ve mümkün olan her türlü desteği sağlaması" yönünde karar almıştı. Böylece Mısır ordusunun Suudi Arabistan'a konuşması için gereken tek onay Mısır Temsilciler Meclisi'ne kalmıştı.

Ancak Sisi'nin acil çağrısıyla pazar günü toplanan Mısır Temsilciler Meclisi, silahlı kuvvetlere sınır ötesi "savunma" tedbirleri alma yetkisi veren tezkerede uzlaşamadı ve oturum ertesi güne ertelendi. Dün yapılan ikinci oturumda da tezkereye onay çıkmaması üzerine Meclis görüşmeleri 26 Ekim'e ertelenmek zorunda kaldı. 

Kahire'de iki gün üst üste yaşanan bu tıkanıklık, Ortadoğu'da yeniden harlanan savaş denklemine dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanları ya da savunma konseyleri ne kadar kararlı görünürse görünsün, bir ülkenin askerlerini iki dudak arasından çıkan "karar verdim" sözüyle başka bir devletin savaşına sürmek o kadar da kolay değil. 

Benzer bir "oldubitti" siyaseti Türkiye cephesinde ise çok daha kuralsız biçimde işletiliyor. Ağustos ayında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın metnini hala kamuoyundan gizleyen ve TBMM onayına sunmayan AKP iktidarı, henüz hiçbir hukuki geçerliliği bulunmayan bu pakt üzerinden ekim ayı başında Suudi Arabistan’a hızla asker ve teçhizat konuşlandırma kararı aldı. Riyad’da kapalı kapılar ardında verilen sevkiyat sözlerini sonradan Meclis’te bir "el kaldırıp indirme" formalitesiyle meşrulaştırmaya hazırlanan iktidar, ülkeyi kimseye sormadan bölgesel bir savaşın tarafı haline getiriyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan oluşan Mekke İttifakı ülkelerinin ve Yemen ile Mısır'ın haritadaki yerleri.

Sisi 2013'ü işaret etti ve Suudilere 'borcunu ödeyeceğini' bildirdi

Mısır'ı Suudi Arabistan-Yemen cephesinin eşiğine getiren hareketlilik, 17 Ekim Cumartesi günü Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin Askeri Akademi öğrencilerinin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayla başladı.

Mısır ve Suudi Arabistan'ı "Arap ve İslam dünyasının kalbi" olarak tanımlayan Sisi, Kahire yönetiminin Suudi Arabistan'ın sınırlarına ve güvenliğine yönelik hiçbir tehdidi kabul etmeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın "direktifleri doğrultusunda" Riyad yönetiminin talep edeceği her türlü adımı atmaya ve Suudi Arabistan'ı savunmaya hazır olduklarını belirten Sisi, şu ifadeleri kullandı: 

"Suudi Arabistan'ı korumak için her türlü adımı atacağız ve bizden talep edilmesi halinde yetki vermesi için Meclisi acil oturuma davet edeceğim."

Konuşmasında, AKP'nin bölgedeki en büyük müttefiki ve dönemin Mısır Devlet Başkanı olan Muhammed Mursi'yi askeri darbeyle devirdiği 2013 yılına işaret eden Sisi, o dönem Suudi Arabistan'ın kendisine verdiği desteğe işaret ederek "Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin ulusal güvenliğinin birbiriyle bağlantılı olduğu doğrudur" dedi. Böylece Sisi, askeri hazırlığın arkasındaki borcu açıkça dile getirmiş oldu. 

Mısır Ulusal Savunma Konseyi 'evet' dedi

Sisi'nin bu açıklamalarının ardından Kahire’de devlet çarkları hızla dönmeye başladı. 

Mısır resmi ajansı MENA'nın duyurduğuna göre, Sisi'nin Suudi Arabistan'a destek vermek amacıyla yetki talebinde bulunması üzerine Mısır Meclisi Genel Sekreterliği yazılı bir açıklama yayımlayarak Meclis Genel Kurulu'nun ertesi gün (18 Ekim Pazar) acil şekilde toplanacağını bildirdi.

Pazar günü Meclis oturumu öncesinde de Kahire'deki İttihadiye Sarayı'nda Sisi başkanlığında Mısır Ulusal Savunma Konseyi toplandı. Meclis Başkanı, Başbakan, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Genel İstihbarat Servisi Başkanı ile içişleri, maliye, dışişleri ve uluslararası işbirliği ve yurt dışındaki Mısırlılardan sorumlu bakanların yanı sıra üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinin katıldığı toplantıda Suudi Arabistan ve Ensarullah arasında devam eden savaş değerlendirildi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Konsey; "Yemen’deki Ensarullah’ın saldırılarına maruz kalan Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını savunması, ülkenin kazanımlarını, toprak bütünlüğünü ve İslam’ın kutsal mekanlarını koruması amacıyla Riyad’a gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanmasına" karar verdi.

Meclis iki oturumda karar vermedi, görüşmeleri bir hafta sonrasına erteledi

Ne var ki sarayda alınan bu karar, birkaç saat sonra toplanan Mısır Temsilciler Meclisi’nden aynı hızla geçmedi. 

Sisi’nin "acil toplanma" çağrısı üzerine pazar günü bir araya gelen Temsilciler Meclisi, Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır silahlı kuvvetlerine savunma tedbirleri alma yetkisi verilmesini görüştü ancak herhangi bir karara varamadı. 

Mısır’ın El-Kahire el-İhbariyye televizyonunun aktardığına göre Meclis, görüşmelerin sonucuna veya detaylara ilişkin hiçbir açıklama yapmadan oturumu sonlandırdı ve görüşmeleri pazartesi gününe bıraktı.

Fakat dün yeniden toplanan Meclis’ten bir kez daha onay çıkmadı. 

Mısır’da devlete ait Ahbar el-Yevm gazetesinin haberine göre, Sisi’nin askeri destek yetkisi talebinin ele alındığı ikinci oturumda da nihai karara ulaşılamadı. Meclis Başkanı Hişam Bedevi, "Suudi Arabistan'a destek ve yardım için gerekli tedbirlerin alınması konusunda yetki verilmesi" görüşmelerinde ikinci oturumun gerçekleştirildiğini ve görüşmelere 26 Ekim’de devam edilmesine karar verildiğini açıkladı.

Mısır Temsilciler Meclisi.

Gereken tek onay Meclis'in vereceği 'olur' kararı

Mısır Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca, Mısır ordusunun cumhurbaşkanı tarafından başka bir ülkede muharebe amacıyla görevlendirilmesi için yalnızca cumhurbaşkanının talebi ve Ulusal Savunma Konseyi’nin onayı yetmiyor; aynı zamanda Mısır Meclisi’nin üçte iki çoğunluğunun onayı şart koşuluyor.

Mısır Anayasası’ın 152. Maddesi uyarınca, Mısır ordusunun başka bir ülkeye muhabere amacıyla görevlendirilmesi için üç aşamalı bir onay süreci gerekiyor. 

Bunlardan ilki Cumhurbaşkanının talebi, ikincisi de Ulusal Savunma Konseyi’nin onayı. Mısır’da halihazırda bu iki gereklilik de karşılanmış durumda.

Şartın karşılanması için gereken üçüncü adım ise Mısır Meclisi’nin üçte iki çoğunluğunun onayı. 

Mısır Meclisi’nin iki gündür karara varamaması ve oturumu bir hafta sonraya ertelemesinin nedeni, çoğunluğun sağlanması halinde Mısır askerlerinin Suudi Arabistan’a konuşlandırılması için tüm onayların sağlanacak olması. 

Dahil olunmayan ittifak, masaya konulan senet, fiili hizalanma...

Kahire’de Meclis mesaisini kilitleyen, Ankara ve İslamabad’ı ise Suudi Arabistan topraklarına asker sevkiyatına hazırlayan sürecin arkasında, Riyad yönetiminin 12 yıldır Yemen’de sürdürdüğü yıkım ve kuşatma politikasının kendilerini vurması yatıyor.

Hem Hürmüz’de hem de Kızıldeniz’de ekonomik nefes boruları kesilen Suudi Arabistan, Washington’ın gözetiminde askeri riski ve faturayı paylaştıracağı bölgesel ittifaklara sarıldı. Temmuz sonundaki 14 devletlik deniz görev gücünün ardından, 7 Ağustos’ta Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında NATO’nun 5. maddesini kopyalayarak "birine yapılan saldırıyı hepsine yapılmış sayan" Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Ekim başında ise Riyad’da yapılan olağanüstü toplantıyla da kimseye sorulmadan Türkiye ve Pakistan birliklerinin hızla Suudi topraklarına konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Aslında 2024’ten bu yana "Müslüman Dörtlüsü" olarak kurgulanan paktın dördüncü ayağı olan Mısır, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın "doğal ortağımız" açıklamalarına rağmen 7 Ağustos’ta Mekke’de kurula imza masasına oturmamıştı. 

Mada Masr ve Middle East Eye’a yansıyan kulis bilgilerine göre bu mesafenin arkasında derin siyasi çekinceler ve karşılıklı güvensizlikler yatıyordu: Kahire, Suudi liderliğindeki bir bloğun askeri yükümlülüğü altına girmekten, milyarlarca dolarlık yatırım aldığı Birleşik Arap Emirlikleri ile Riyad arasındaki rekabette taraf olmaktan ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Kıbrıs hattıyla kurduğu ortaklıkları riske atmaktan kaçındı.

Ne var ki Ensarullah füzelerinin Suudi şehirlerini sarsmasıyla birlikte, 13 yıl önce Sisi yönetimine açılan milyarlarca dolarlık Körfez kredisinin senedi masaya kondu… Böylece resmi olarak pakta imza atmayan Kahire, çıkarları için Türkiye ve Pakistan ile aynı cephede fiilen hizalanmaya yöneldi.

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde üçlü savunma anlaşmasını imzaladığı tören.

'Dedim oldu'yla savaşa girmek kolay değil, Meclis'te el kaldırıp indirmek de yetmez

Gelinen noktada Mısır yönetiminin siyasi irade beyanına ve Ulusal Savunma Konseyi’nin kararına rağmen yetki tezkeresinin Temsilciler Meclisi’nde iki gün üst üste takılması ve görüşmelerin bir hafta sonraya ertelenmesi son derece dikkat çekici.

Çünkü Körfez sermayesine duyulan mali bağımlılık ne kadar derin olursa olsun, bir ülkenin ordusunu Kızıldeniz’de ve Suudi çöllerinde on yılı aşkın süredir kırılamayan asimetrik bir savaşın içine sokmak, ağır askeri, ekonomik ve toplumsal maliyetler barındırıyor. 

Bu tablo, orduları başka ülkelerin savaşına sürmenin iki dudak arasından çıkan "karar verdim" sözüyle geçiştirilemeyecek kadar ağır bir mesele olduğunu bir kez daha gösteriyor. Fakat Mısır Temsilciler Meclisi'nin oturumu ikinci kez ertelemesi her ne kadar yaşanan çekinceye işaret etse de Mısır yönetiminin Suudi Arabistan pazarlıkları devam ediyor. Söz konusu erteleme kararları 26 Ekim'de yapılacak oturumda ret kararı çıkacağı anlamına da gelmiyor.

Öte yandan Türkiye’de yaşanan süreç, bu oldubitti siyasetinin çok daha çarpıcı bir örneğini sunuyor. AKP iktidarı, 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın içeriğini ve Türkiye’ye yüklediği ağır mükellefiyetleri halktan gizlemekle kalmadı, anlaşmayı TBMM’nin onayına dahi sunmadı. Başka ülkelerin kendi parlamentolarında ve kamuoylarında tartıştığı bir askeri paktın, Türkiye’de kendi halkından kaçırılarak kapalı kapılar ardında yürütülmesi, iktidarın toplumla ve Meclis iradesiyle kurduğu sorunlu ilişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Oysa Anayasa’nın 90. maddesi uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesini TBMM’nin onayına bağlarken, 92. maddesi ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisini de doğrudan Meclis’e bırakıyor.

Ancak AKP iktidarı, hiçbir resmi ve hukuki geçerliliği bulunmamasına karşın, Riyad’da yapılan toplantıda Suudi Arabistan’ın askeri taleplerini kabul ederek hızla askeri güç ve teçhizat konuşlandırma kararı aldığını duyuruyor. 

İktidar cephesinden yükselen "adımlar Anayasa'ya uygun olacak" söylemi ise, sahada çoktan verilmiş bir kararın sonradan Meclis’e getirilerek el kaldırıp indirme formalitesiyle meşrulaştırılması arayışından öteye gitmiyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.