Sayfa yolu
Sınav üzerine: Gerçekler ve hatırlatma…
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Kayra Kaan Köksal*
Yayın Tarihi: 17.06.2023 , 13:25 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Milyonlarca genç bugün ve yarın aylardır veya yıllardır çalıştığı üniversite sınavına girecek. Her sene olduğu gibi bu sene de sınav süreci sancılı, problemli geçtiğinden dolayı öğrencilerin birçoğu hazırlanmakta güçlük çekti ya da hazırlanamadı. Bu gerçeklik gelecek kaygısının daha da yoğun hissedileceği bir döneme girdiğimizi gösteriyor.
Geçtiğimiz süre içerisinde ülkemiz büyük bir depremle karşı karşıya kaldı. Düzen, yaşanan depremi yurttaşların üzerine yıkılan enkaz yığınına çevirdi. Binlerce insan yaşamını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı. Deprem bölgesinde olmayan ama orada dostu, ailesi olan insanlar da ya sevdiklerini kaybetti ya da yaşanan psikolojik enkazın altında kaldı.
Binlerce sıra arkadaşımız sınava hazırlanma olanaklarının kıtlığı yetmezmiş gibi bir de enkaz gerçekliği ile yalnız bırakıldı. Olanakları iyice kötüleşti. Birçok arkadaşımız sınava hazırlanmaktan vazgeçti. Eğitim desteği talep ettiler ama düzen taleplerine olmayan hanelere kesilen su, doğalgaz faturaları ile yanıt verdi. Zaten her sınav sürecinde eşitsizlik kendini hissettiriyordu. Bu sene ortaya çıkan tablo eşitsizliği daha da yalın biçimde gösterdi.
Sınav sisteminin kendisi eşitsizlik üreten düzenin bir çıktısı. Gençleri bilimsel düşünmekten uzaklaştıran, toplumsal yaşamdan soyutlayan süreç bireysel kurtuluş hayallerinin satılması için kullanışlı hale geliyor. Gençlerin yarış atına dönüştürülmesi hedeflenen süreçte, birbirlerine düşman ve rakip gözüyle bakması bu oluşan kötü tabloya müdahale etme becerisini de baltalıyor. Düzen bunu dayanışmacı ruhla tanışan ve faaliyete geçiren gençliğin neler yapabileceğini bildiği için yapıyor. Çünkü ileride işçi olacak gencin birlikte hareket etmeyi öğrenmesi düzenin dengesini sarsacak hareketlenmeleri de beraberinde getirecektir.
Aynı zamanda emekçi ailelerin çocuklarının önüne sahte umut dağıtan bireysel kurtuluşçu örnekler konmaya devam ederken olanaklar bir o kadar da kötüleşir. Orada sözde başarısını anlatan ve başarıyı zengin olmak ile tanımlayan kişiler zorluklardan geldiklerini söyler ve bir gün onu dinleyenlerin de onun gibi olma ihtimalinin varlığından bahseder. Aslında konuşan ya bu düzenin egemenlerinin soyundan gelir ya da onlarla yakındır. Pazarladığı gerçek dışı umut gençlerin gerçek umudu görmesini engeller. Oysaki gerçek sadedir ve ortadadır. Emekçi ailelerin çocukları dershanelere gitmek için borçlanırken, o umut pazarlayan düzenin başarılı ilan ettiği kişiler en iyi okullarda, en iyi eğitimle büyümüştür. İşte düzen yarattığı algı ile ikisinin de çıkarının bir olduğunu inandırmaya çalışır.
Ortaya iki sınıfın belirginliği çıkar ve bu iki sınıfın çocukları farklı koşullara, farklı olanaklara sahipken aynı sınava tabi tutulur.
Günümüz sınav sistemi düzenin yaratmak istediği düşünmeden ve sorgulamadan uzak, toplumsal yaşamla ilişkisi zayıf gençlik modeline hizmettir. Yaşamla bağını azaltmış gençliğin yaratılması projesinin hayata geçirilmesi için gençlerin yaşamı anlamlandırma çabasına ve bilimsel düşünme yöntemine ket vurmak düzen için hayati anlam taşımaktadır.
Sınav döneminin asıl kazananları her zaman dershane sahipleri, yayınevleri olmuştur. Süreçten kendilerine kâr kazandırmak ve gençlerin üstünden zenginleşmek birinci amaçlarıdır. Bu temelde yükselen eğitim sistemi elbette gençliği yozlaştırıcı hamleler yapmak zorundadır. Okullar ticarethaneye dönüştürülürken müfredatların bilimsel temelden kopartılıp gericileştirilmesi tesadüf değildir. Temel ihtiyaçların lütufmuş gibi öğrencilere sunulması ve velilerden bunların sağlanması için ekstra para alınması günümüzde çok rastlanır hale gelmiştir. Ortaya çıkan fotoğraf kapitalizmin gençlere layık gördüğü yaşamın ta kendisidir.
Bu fotoğrafın dışında örnekleri görmek rahatlatıcı ve hatırlatıcı olacaktır…
Reel sosyalizm deneyimlerinde eğitim başlığı günümüzde egemen olandan farklı biçimde ele alınır.
Örneğin Sovyetler Birliği kurulduğunda okuma yazma oranı çok düşüktür. Bunun ortadan kaldırılması için seferberlik ilan edilmiştir. Cehalet üreten düzenin kalıntıları ile savaş fabrikalara, köylere, kentlere yayılmıştır. Aydınlanma mücadelesi kentlerde kilitli kalmamış, devrim o ışığı her yere taşımayı başarmıştır. Kısa süre içinde sorun çözülmüş Sovyet toplumu kitapla, aydınlanmayla tanışmıştır. Sosyalizm bu tanışıklığı dostluğa taşımaya kararlıydı. Sovyetler Birliği Dünya’da kitap basımının en çok olduğu yer haline geldi. Yeni yazarlar, dikkatli okuyucular ve aydınlanmayı taşıyacak nesiller yetiştirdi.
Eğitim zorunlu ve bedelsizdi. İnsanın temel hakkını bedelsiz sağlamayı kendine görev bilen yönetim anlayışı elbette kapitalizmden farklı olarak bilimsel temelde yeni bir eğitim anlayışını benimsedi. Sovyet bilimi diye bir gerçeklik yarattı. Atom araştırmaları ve uzayın keşfi konusunda insanlığı ileriye taşıyıcı büyük hamleler gerçekleştirdi. Çocuklar ise bilimle küçük yaşta tanışıyordu. Aynı zamanda sanatla ve sporla da ilişkilenmeleri yaygındı hatta zorunluydu. Sovyet çocukları küçük yaşta toprağı tanımak için dersler alıyor; enstrümanlar çalıyor, sanatla ilişkileniyor ve sporla ilgileniyordu. Başarılı olduğu alanda ilerlemesi sosyalist iktidarın güvencesi altındaydı. Öğrenciler ise kapitalist düzenden farklı olarak dayanışmacı şekilde üretiyor ve doğruluğunu kattıklarını farkında olarak var olanı büyütmek için daha çok çalışıyordu. İnsanlık için üretmek onlara keyif ve istek veriyordu.
Sosyalizmin çocuklarının gelecek kaygısı, yoksullaşma korkusu ve güvencesizlik gibi sorunları yoktu…
İşte buradan anlamalıyız ki paranın egemenliği her yeri bozduğu gibi eğitimi de bozuyor. Liberallerin kapitalizmin oluşturduğu tabloya bir itirazları doğal olarak olmuyor. Çünkü gençliği bireysel düşünme pratiğinde birleştirmek onların savunusunu yaptığı düzene hizmet ediyor. Ancak insanlık buraya toplumsal akılla ve birliktelik ile nasıl müdahale edeceğini gösterdi. Yeniden öğrendiğini yapmak için ayakta olacağı zamanlar yaklaşıyor. Geleceğimizi pazarlığa dökenlerin, kaygılarımız ile yalnız başımıza bırakanların düzenini sınıfta bırakmak da bizim görevimizdir. Görevimizin başında olmaya devam edeceğiz…
*Lise öğrencisi
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
