Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Şehir Hastanesi: Zonguldak’ın ihtiyacı mı, sermayenin yeni rüyası mı?

Zonguldak’ta Bartın ve Karabük’e de hizmet vermesi planlanan şehir hastanesi projesi tartışma konusu oldu. İktidar projeyi “müjde” olarak sunarken, hastanenin finansman ve işletme modeli, mevcut sağlık kurumlarının geleceği ve bölge halkının hizmete erişimi konusunda yanıt bekleyen çok sayıda soru bulunuyor.

Bilgin Nasıf

Yayın Tarihi: 01.09.2026 , 15:02 Güncelleme Tarihi: 01.09.2026 , 15:29

Zonguldak’ta bir süredir “şehir hastanesi” projesi tartışılıyor. Açıklamalara göre hastanenin Zonguldak’ın yanı sıra Bartın ve Karabük’e de hizmet vermesi, yer olarak ise Bakacakkadı–Çaydeğirmeni hattının değerlendirilmesi planlanıyor.

İktidar temsilcileri projeyi bir “müjde” olarak sunarken, yerel basında zemin etüdü ve sondaj çalışmalarının başladığına ilişkin haberler yer aldı. Zonguldak Valisi ise hazırlık ve planlama çalışmalarının sürdüğünü, kesin kararın henüz verilmediğini açıkladı.

Ancak tüm bu açıklamalar arasında temel bir soru yanıtsızlığını koruyor:

Zonguldak’ın sağlık hizmetine mi yatırım yapılıyor, yoksa sermaye için yeni ve uzun vadeli bir kazanç alanı mı hazırlanıyor?

Bu soru hastane yapılmasına karşı çıkıldığı için sorulmuyor. Zonguldak’ın nitelikli sağlık yatırımına ihtiyaç duyduğu açık. Dış merkezlere yapılan hasta sevkleri, bazı branşlardaki hekim eksikliği, mevcut hastanelerdeki yoğunluk, randevu sorunu ve ilçeler arasındaki sağlık hizmeti eşitsizliği bilinen sorunlar arasında.

Dolayısıyla mesele hastane yapılıp yapılmaması değil; yatırımın kimin ihtiyacına göre, hangi yöntemle ve kimin yararına yapılacağı.

Zonguldak’ta yapılması planlanan şehir hastanesine ilişkin yer tartışmaları sürüyor. Proje için Bakacakkadı–Çaydeğirmeni hattı öne çıkıyor.

Hastane başka, 'şehir hastanesi modeli' başka

Şehir hastaneleri yalnızca büyük ve modern hastane binalarından ibaret değil. Türkiye’de bu adla hayata geçirilen projelerin önemli bir bölümü kamu-özel işbirliği modeliyle kuruldu. Bu modelde şirket hastanenin yapımını çoğunlukla kredi kullanarak üstlenirken, devlet yıllar boyunca kira ve hizmet bedeli ödüyor.

Şirketlerin kazancı da yalnızca binanın kirasıyla sınırlı kalmıyor. Görüntüleme, laboratuvar, temizlik, yemek, bakım-onarım, bilgi işlem, otopark ve ticari alanlar gibi çok sayıda hizmet uzun süreli sözleşmelerle özel sektöre bırakılıyor.

Böylece hastane, toplumun sağlık ihtiyacını karşılayan kamusal bir kurum olmaktan çıkarılarak çok sayıda gelir kalemi bulunan bir işletmeye dönüştürülüyor.

Bu modelde hastaya yurttaş değil “müşteri”, sağlık hizmetine hak değil “pazar”, hastaneye de kamu kurumu değil “yatırım fırsatı” gözüyle bakılıyor.

Şirketlerin yatırım yaptığı görüntüsü altında finansman riskinin önemli bölümü Hazine garantileriyle kamuya yüklenirken, kâr şirketlere bırakılıyor. Döviz ve enflasyona göre güncellenen ödemeler yıllarca bütçeden karşılanırken, bunun maliyeti kamu kaynaklarından çıkıyor.

Şirketlere verilen talep garantilerinin muhasebe kayıtlarında gösterilmemesi, tamamlanmayan alanlar için ödeme yapılması, eksik sunulan hizmetlerin bedelinin tam ödenmesi, ticari alan gelirlerinin kamuya aktarılmaması, şirketlerin mali tablolarını eksik sunması, bazı tıbbi cihaz ve ekipmanların zamanında teslim edilmemesi ise bu modele ilişkin denetimlerde gündeme gelen başlıklar arasında.

Bütün bunlar, toplum adına yapılan sözleşmelerin kamuoyundan gizlendiği, kamu zararının ise ancak yıllar sonra denetim raporlarında görülebildiği bir sistemi ortaya koyuyor.

Bu nedenle Zonguldak’ta şehir hastanesi tartışılırken yalnızca binanın kaç yataklı olacağına ya da hangi araziye yapılacağına bakılması yeterli değil. Finansman biçimi, işletme modeli, hizmet sözleşmeleri, garantiler ve mevcut sağlık kurumlarının geleceği açıklanmadan halka “müjde” verilmesi de tartışma konusu.

 

Hastane nerede olmalı sorusundan önce: Sağlık hizmeti nasıl örgütlenmeli?

Bakacakkadı–Çaydeğirmeni hattının Zonguldak, Bartın ve Karabük arasında coğrafi bir merkez olduğu ileri sürülüyor. Ancak harita üzerinde orta noktayı bulmak, tek başına bilimsel sağlık planlaması anlamına gelmiyor.

Hastanenin yeri belirlenirken nüfusun dağılımı, yaşlılık oranı, toplu taşıma olanakları, acil vakaların ulaşım süreleri, kış koşulları, ilçeler arasındaki yollar, çalışanların ulaşımı ve mevcut sağlık kurumlarının kapasitesinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Kent merkezindeki hastanelere ulaşmakta zorlanan yurttaşlara bu kez onlarca kilometre uzaktaki büyük bir kampüsün gösterilmesi, sağlık hizmetini kendiliğinden erişilebilir hale getirmiyor. Özel aracı olmayan, yaşlı, engelli ya da düzenli tedavi görmek zorunda olan yurttaşlar açısından “bölgenin tam ortası”, gerçekte herkesin uzağında kalan bir noktaya dönüşebilir.

Sağlık hizmetinin tek bir büyük kampüste toplanması da salgın, deprem, sel ve ulaşım yollarının kapanması gibi olağanüstü durumlarda sistemi kırılgan hale getirebilir. Yaygın, ulaşılabilir ve birbiriyle koordineli kamu hastaneleri ise sağlık hizmetinin sürekliliğini güçlendirebilir.

Zonguldak’ın ihtiyacı yalnızca daha büyük bir bina değil. İlçelerde güçlendirilmiş devlet hastanelerine, yeterli sayıda hekime, hemşireye ve sağlık emekçisine; gelişmiş yoğun bakım, özellikli birim, nitelikli acil servis ve rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç bulunuyor.

Bina yapmak tek başına yeterli değil. O binayı kamusal bir sağlık kurumuna dönüştürecek yetişmiş insan gücünün sağlanması da planlama gerektiriyor.

Dev sağlık kampüsleri yalnızca sağlık hizmetinin değil, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılma biçiminin de tartışma başlıklarından biri.

Zonguldak’ın hastaneye ihtiyacı var, yeni bir rant kapısına değil

Zonguldak’ın modern, donanımlı ve nitelikli sağlık kurumlarına ihtiyacı var. Ancak bunun yolunun kamu kaynaklarını şirketlere uzun yıllar boyunca aktaran, sözleşmeleri halktan saklanan ve sağlık hizmetini ticari işletmeye dönüştüren bir model olmaması gerektiği savunuluyor.

Yeni sağlık yatırımlarının doğrudan kamu tarafından yapılması, hastanelerin kamu mülkiyetinde kalması ve hizmetlerin yeterli ve güvenceli kamu personeli eliyle yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.

Yatırımların tek bir büyük kampüste merkezileştirilmek yerine Zonguldak’ın nüfusuna, coğrafyasına ve ulaşım koşullarına uygun biçimde yaygınlaştırılması da tartışmanın başlıklarından biri.

Çünkü sağlık hizmeti sermayenin yatırım alanı değil, toplumun vazgeçilmez hakkı olarak görülüyor.

Bugün sorulması gerekenin yalnızca Zonguldak’a şehir hastanesi yapılıp yapılmayacağı olmadığı belirtiliyor.

Asıl soru şu:

Zonguldak’ın sağlığına mı yatırım yapılacak, yoksa Zonguldak halkının sağlık ihtiyacı sermaye için yeni bir kazanç kapısına mı dönüştürülecek?

“Hastane halkınsa kararı da halk vermeli” yaklaşımından hareketle projenin bütün ayrıntılarıyla açıklanması, sağlık emekçileri, meslek örgütleri, sendikalar ve bölge halkının sürece katılması gerektiği ifade ediliyor.

Kamusal sağlık bir lütuf değil, hak. Sağlık hakkının şirketlerin kâr hesabına, Zonguldak’ın geleceğinin ise kapalı kapılar ardında yapılan planlara bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.