Sayfa yolu
Kayseri Şehir Hastanesi'nde taşeron sömürüsü: İşçiler kölelik koşullarını anlattı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 12.08.2026 , 09:26
Türkiye genelinde bugün itibarıyla aktif olarak hizmet veren 27 şehir hastanesinde görev yapan taşeron işçilerin sorunları saymakla bitmiyor.
Kamu özel işbirliği modeliyle kurulan ve dev bütçelerle övünülen bu devasa sağlık komplekslerinde çalışan binlerce emekçi, ağır çalışma koşulları, güvencesizlik ve hak gasplarıyla mücadele etmeye devam ediyor.
Taşeron işçilerin yaşadığı bu hak ihlallerinin en somut örneklerinden biri de Kayseri Şehir Hastanesi'nde karşımıza çıkıyor.
Yapımı için yaklaşık 415 milyon avro harcanan ve 5 Mayıs 2018 tarihinde resmi açılışı yapılarak hizmete giren Kayseri Şehir Hastanesi, sekiz yıldır faaliyette. Devasa yatırım bedelleriyle hayata geçirilen bu kompleks, harcanan milyonlarca avroya karşın çalışan işçilerin maruz kaldığı ağır sömürü ve mağduriyetlerle gündemden düşmüyor.
Üç kişilik iş, tek kişiye yükleniyor
Kayseri Şehir Hastanesi'nde çalışan bir taşeron işçi, kurum içerisinde yaşanan çalışma koşullarını, haksızlıkları ve maruz kaldıkları baskıları soL'a detaylarıyla aktardı.
Hastanede ciddi bir personel eksikliği olduğunu ve bunun işçilerin üzerine yıkıldığını vurgulayan taşeron çalışan, "Normal şartlarda üç kişinin yapması gereken işi tek bir kişiye yaptırıyorlar" diyor yaşadıklarını anlatırken.
İzin süreçlerinde ve vardiya planlamalarında büyük bir adaletsizlik yaşandığını belirten işçi şunları ekliyor:
Bayram izinleri gibi özel gün izinleri hep benzer kişilere veriliyor ya da diğer bir ifadeyle bayramlarda ve resmi tatillerde çalışanlar hep aynı kişiler oluyor. Bu duruma itiraz ettiğimizde ise baskıyla karşılaşıyoruz.
Hijyen malzemesi yetersiz, cezalar işçiye fatura ediliyor
İşçi, çalışma ortamında hijyen ve ekipman tedarikinde yaşanan aksaklıkların halk sağlığını da tehdit ettiğini dile getiriyor:
Yeterli ekipman dağıtılmıyor, böyle olunca da doğrudan çapraz bulaş riski ortaya çıkıyor. Tuvaleti temizlediğimiz bezi yıkayarak başka alanlarda da kullanmamız isteniyor. Tüm bu imkansızlıklara rağmen denetimlerde yaşanan aksaklıklarda kesilen cezalar ise doğrudan biz işçilere fatura ediliyor.
'Depodan malzeme günde bir kez veriliyor'
Sarf malzemelerinin dağıtımında uygulanan kısıtlamaların işleyişi kilitlediğini ifade eden çalışan, "Depodan malzemeler günde sadece bir sefer veriliyor. Örneğin tuvalet kağıdı gibi en temel malzemeyi bile depodan günde bir kere çıkarma hakkımız var. Böyle olunca çalışanlar gün içinde ihtiyaç duyacakları her şeyi yanında taşımak zorunda kalıyor. Çünkü gün ortasında tuvalet kağıdı biterse depodan tekrar alma şansımız kesinlikle yok" sözleriyle süreci anlatıyor.
Sermayenin ve patronların reklamlarıyla bezenmiş sayfalarda unutturulmaya çalışılan emek gündemini inatla manşetlere taşımayı sürdürüyoruz. İşçilerin, emekçilerin gizlenen sorunlarını korkusuzca gün yüzüne çıkaran haberlerimizin kesintisiz devam edebilmesi için soL'a abone olun. soL, bağımsız habercilik yolculuğuna hiçbir patrona veya sermaye grubuna sırtını dayamadan, yalnızca siz değerli okurlarının dayanışması ve desteğiyle devam ediyor.
'İş sağlığı eğitimi aksatılıyor, göstermelik imza atılıyor'
İş sağlığı ve güvenliği prosedürlerinin yalnızca kağıt üzerinde kaldığını belirten taşeron işçi eğitimlerin yapılmadığını şöyle anlatıyor:
İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri aksatılıyor, çoğu zaman hiç yapılmıyor. Sadece kağıt üzerinde göstermelik imzalar attırılarak eğitimler yapılmış gibi gösteriliyor.
Temel ihtiyaç ve giyim standartlarındaki keyfiliğe de değinen işçi, "Verilen kıyafetler personelin bedenine uymuyor ve her yıl kıyafet standartlarıyla keyfi şekilde oynanıyor" diye ekliyor.
'Servis aksayınca tutanak tutuluyor, terfiler keyfi yapılıyor'
Ulaşım imkanlarında yaşanan sorunların faturasının da yine çalışana kesildiğini aktaran işçi, sözlerini şöyle tamamlıyor:
Hastanenin servis imkanı bulunmasına karşın servisler belirlenen güzergaha uymuyor. Servis rotaya uymayınca ve gecikme yaşanınca da geç kalan işçiye derhal tutanak tutuluyor. Öte yandan şeflik veya terfi sınavlarında puanlar açıklanmıyor, kafalarına göre keyfi şekilde şef belirliyorlar. Daha sonra bir yanlışlık olduğuna dair itiraz edildiğinde ise 'sınavda yanlışlık oldu' denilerek konu geçiştiriliyor.
Türkiye genelinde güvencesiz koşullarda çalışan, her yıl sözleşmeleri yeniden hazırlanan ve kıdem ile ihbar tazminatlarından mahrum bırakılan taşeron işçiler, yıllardır kadro umuduyla bekleyişini sürdürüyor. "Belki bir gün kadro alırız" diyerek maruz kaldıkları bunca zahmete katlanan işçiler, insanca bir yaşam ve bu yaşamı karşılayacak bir maaş talep ediyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.