Sayfa yolu
Sanat camiasında ‘fısıltılı’ tepkiler: İKSV’ye anca bu kadar itiraz
Yayın Tarihi: 28.08.2023 , 11:34 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Güncel sanat camiası, bir süredir, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) “küratör atama” kararının yankılarıyla çalkalanıyor. Kurul tarafından seçilen küratör Defne Ayas yerine İKSV’nin başka bir isim atamasının ardından herkes “Neden” diye soruyor ancak kimse de meselenin arkaplanını açıkça anlatıp muhatapların tutumlarını deşifre etmiyor.
Son olarak, “Kültür-Sanat alanında ayrımcılığa karşı eyleme geçme çağrısı” başlıklı bir metin, camia içinde paylaşılmaya başlandı. Fakat çağrı metninin altında imza da yok, çağrıya icabet edeceklerin ne yapacağına, nasıl örgütlü davranacağına dair bir ibare de.
Sermayeyle son derece yakından ilişkili olan güncel sanat camiasında, özellikle İKSV gibi “patronaj” denilen, sanata “para veren” sermaye temsilcileri işin içinde olduğunda tepkiler eskiden beri cılız kalıyor.
Zira İKSV, genel olarak Koç ve Eczacıbaşı holdingleriyle ilişkili olarak tanınsa da, Türkiye büyük sermayesinin çoğunluğunun ortak kurumu. İKSV’nin yürütme kurulu başkanı, vakfın parasının aslan payını veren aileyi temsilen Ömer Koç. Yürütme Kurulu üyeleri arasında Ethem Sancak’tan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Garanti Bankası’ndan Akbank’a, Tuncay Özilhan’dan İstanbul’un Ticaret ve Sanayi Odaları’na, çok sayıda sermaye grubu bulunuyor.
Kuruldan atama istifaları getirdi
İki yılda bir düzenlenen İstanbul Bienali'nin organizatörü İKSV, uluslararası uzmanlardan oluşan Danışma Kurulu'nun 2024'te düzenlenecek Bienal'de küratörlük için oybirliği ile önerdiği Defne Ayas'ı reddetti. Daha önce Gwangju Bienali, Moskova Bienali ve Baltık Trienali'nin küratörlüğünü yapmış olan Ayas'ın yerine, Danışma Kurulu üyesi Iwona Blazwick göreve atandı. Blazwick’in seçenlerden seçilen pozisyona geçmesiyle Danışma Kurulu’nun diğer üç üyesi istifa etti ve kriz daha da büyüdü.
İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in kurum olarak yaptıkları tercihe sahip çıkan açıklamasının ardından camianın önde gelen bazı isimleri küratör Defne Ayas’la dayanışma mesajları yayınladı. Tüm bunlar olurken T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Ayas’ın kendisi de olayı olabildiğince yüzeysel tartışarak, ismi etrafında dolaştırılan “sakıncalı” sıfatına kırıldığını anlatıyor ve şunları söylüyordu: “21. yüzyılda bizim apolitik olma lüksümüz yok. İKSV’nin apolitik DNA’sı da form almak zorunda. Ve bence almaya da zaten yıllar önce başlamış nitekim.”
Oysa İKSV zaten doğası gereği politik bir kurum.
Ayas, söyleşi sürerken kendisine yöneltilen “Sizce AKP hükümetinden gelebilecek baskı, müdahale ve etkileri yönetebilen bir kurum olabilir mi İKSV?” sorusuna “Bu sorunun muhatabı ben değilim” diyerek yanıt vermekle yetiniyordu.
İmzasız, adressiz WhatsApp çağrısı
Bienal krizinin sessizliği sanat camiası içerisinde fısıltıyla devam ediyor. Camia kendi içindeki WhatsApp gruplarında imzasız, isimsiz metinler göndermeye başladı. “Kültür-Sanat alanında ayrımcılığa karşı eyleme geçme çağrısı” konulu metin nesneleştirme, vazgeçilebilirlik, siyasetsizleştirme ve inkâr başlıkları altında toplandı.
Feshane saldırıları, Odunpazarı Modern Müze’deki (OMM) grup sergisine soruşturma ve 18. İstanbul Bienali’nde yaşanan küratör krizi sonunda kaleme alındığı söylenen yazıda, “Bu açık mektupla devlet baskısı, faşist saldırılar ve sansürün birincil hedefi ve ana akım siyasetin ‘azınlık’ addettiği özneler olarak, kültür-sanat alanında (yeniden) üretilen inkâr ve şiddete dikkat çekmek istiyoruz” denildi.
Projelerde şiddete maruz kaldıklarını ve haklarında açılan soruşturmalarda kurumsal bir duruş sergilenemediğini eleştirdikleri yazıda kültür-sanat alanındaki aktörlere ilkeli, sürekli ve yapısal bir pozisyon alma daveti yaptılar. Alandaki şiddet, eşitsizlik ve çelişkileri tarif edemediklerini ve bunun için de “yeni dil ve mekanizmalar teşkil etmenin acil ve elzem” olduğunu da dile getirdiler.
Bu yeni dil ve mekanizmalardan kast edilen şey nedir bilemeyiz ama "isimsiz" ve "eylemsiz" bir çağrı metniyle denenen bu sessiz çığlığın en büyük sebebinin camianın da ilişkilendiği sermaye temsilcileri olduğu kesin. Sermayeyle hükümet arasındaki ilişkiler de camia içindeki rahatsızlıklar da bu sebeple fısıltı olmaktan ileriye henüz gidemiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
