Sayfa yolu
Sağlık Bakanlığı sessizliğe gömüldü: Yanıtsız sorularla dolu Burdur diyaliz krizinde neler yaşandı?
Yayın Tarihi: 01.06.2024 , 11:50 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Diyaliz hastaları, tedavi için gittikleri Burdur Devlet Hastanesi’nde henüz sebebi bilinmeyen bir nedenle hayatlarını kaybetti. Diyalize giren 33 hasta yoğun bakıma alındı, entübe edilen hastalardan 3’ü hayatını kaybetti, 3’nün durumu ağır. 18 hastanınsa tedavisi sürüyor.
Olayla ilgili Sağlık Bakanlığı müfettişi inceleme başlattı. Soruların yanıtları eksik. Sağlık Bakanlığı derin bir sessizlik yemini içerisinde. Can kayıplarıyla birlikte soruşturma daha da derinleşti. Henüz gözaltına alınan kimse yok ancak olması bekleniyor.
Diyalizde ne gibi bir sorun yaşandı da hastalar bu durumu yaşadı bilinmiyor fakat çok fazla iddia mevcut. Diyaliz merkezinin kapanmasının ardından diğer diyaliz hastalarının ne yaptığı da soru işaretlerinden biri. Aile yakınları da başka bölgedeki diyaliz hastaları da tedirgin. Bu tedirginliğin merkezinde yatan sebep şeffaflıktan tamamen uzak süreç yönetimi olarak görünüyor.
Hastanenin seçim dönemine yetişmek için alelacele açılıp açılmadığı, bu durumun bugün yaşananlara yol açıp açmadığı yine aklımızdaki sorulardan.
Her şey nasıl başladı?
soL, tüm soruların cevabının peşine düştü. Burdur’da olan biten neydi?
25 Mayıs saat 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seansında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe gibi şikayetlerle hastaneye geldi. Hastaların şikayetiyle başlayan süreç diyaliz merkezini kapattı.
NOW Haber’in 26 Mayıs tarihli haberine göre, cihazlar bir gün önce bakıma alınmıştı. Hastaların cihazlarda kalan dezenfektan kalıntıları nedeniyle zehirlendikleri iddia edildi. DHA’ya konuşan hasta yakınları da “Sabah saat 8’den 12’ye kadar, 1’den 4’e kadar gelen tüm diyaliz hastalarımız dezenfektan verildi diyor. Arıtma patladı diyorlar” ifadelerini kullandı. soL'un ulaştığı hastane kaynaklarına göreyse cihazlara bakım işlemi yapılmadı ancak sorunun cihaz içindeki kalıntılardan kaynaklanması muhtemel olarak işaret edildi.
Haftasonu diyalize giren 33 hasta benzer şikayetlerle başvurdu hastaneye.
İlk müdahalenin aynı hastanenin acil servisinde yapıldığı hastalar, çevre illerdeki hastanelere sevk edildi. Durumu ağır olanlar entübe edildi. Antalya'da entübe edilen hastalardan Mustafa Demir (70), Saniye Aksöz (88) ve Somalili Amına Abas Jaba (67) hayatını kaybetti. 18 hastanın tedavisi sürerken, 12 hasta da taburcu edildi.
Soruşturmalar peş peşe açıldı
Önlem olarak Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi kapatıldı. Sağlık Bakanlığı'nın konu ile ilgili görevlendirdiği müfettiş, dün akşam Burdur'a gitti. Sabah saatlerinde kapatılan diyaliz merkezine giden müfettiş, diyaliz ünitesine su sağlayan ünitenin bulunduğu bölümde savcı ile inceleme yaptı.
Polislerin buradaki 7/24 saatli nöbeti devam ederken, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürüyor. Öte yandan 3 ölümle sonuçlanan olayın neden kaynaklandığına dair yetkili makamlar tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı.
CHP heyeti Burdur’a gitti: soL’a konuştular
19 hastanın tedavisine devam edilirken CHP Sağlıktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Samsun milletvekili Murat Çan ve Bursa milletvekili Kayıhan Pala’dan oluşan CHP heyeti, Burdur’a giderek olayın peşine düştü.
Ekipten Bursa milletvekili Kayıhan Pala ve Burdur Milletvekili İzzet Akbulut soL'a konuştu. Öte yandan kentteki hekimlerle de iletişime geçildi.
Vali, İl Sağlık Müdürü, Başhekim konuşmadı
Sorunun kesin nedeni belli değil. Bunun ortaya çıkabilmesi için otopsilerin ve alınan numunelerin sonuçlarının çıkması gerek. Sonuçların en az 1 ay içerisinde çıkması bekleniyor, yani süreç biraz uzun olacak. Bakanlığın 1 haftayı geçen bu olayda açıklama yapmaması, TMMOB tarafından ilgili yerde izleme-değerlendirme yapılamaması gibi nedenlerle şimdiye kadar öğrendiklerimiz iddia düzeyinde.
Bursa milletvekili Kayıhan Pala da, söz konusu hastaneye gitmelerine rağmen savcılık tarafından diyaliz ünitesinin mühürlenmesi sebebiyle bir ziyaret olanağı bulamadıklarını anlattı. Pala, "Başhekim, İl Sağlık Müdürü, Vali bizimle görüşmedi, Sağlık Bakanlığı’ndan bir açıklama yapılmadı. Dolayısıyla bizim edindiğimiz bilgiler ikincil ve üçüncül bilgiler" açıklamasını yaptı.
Sorunun sebebi belli değil, iddialar ne?
En yüksek ihtimal "saf su tankına asla karışmaması gereken bir kimyasal maddenin karışması". Hem Akbulut hem Pala hem de soL'un kentteki hekimlerden edindiği bilgi bu yönde.
Ancak burada da sorular bitmiyor.
Kayıhan Pala bir tasarım hatası yani mühendislik hatasının mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan buna dikkat çekerken neden 5 aydır bu tasarım ya da mühendislik hatasının problem yaratmadığı sorusuna cevap da arıyor:
“Hastanede diyaliz saf su tankına asla karışmaması gereken bir kimyasal maddenin karıştığı işaret ediliyor. Burada da bir tasarım hatası olma ihtimali var. Hastanenin soğutma tankında kullanılan kullanılan antifriz maddesinin ortak su tankıyla beslenmesi ve de o su tankından geri kaçan suyu engelleyen sistemin olmaması yüzünden böyle bir durumun yaşanabileceği iddia ediliyor. Başhekimlik de yaptığım için söylemek isterim, bu bana hâlâ çok mantıklı gelmiyor. Bu böyle çıkarsa şu anlama geliyor: hastane tasarımı, diyaliz ünitesi tasarımı hakkında hiçbir bilgi ve deneyimi olmayan birileri burayı yapmış ve süreç böyle yürütülmüş demektir. Bu da hasta güvenliği açısından çok problemlidir.”
Hastane açılışı Erdoğan ayarlı
Hastanenin yerel seçimlerden önce açıldığı biliniyor. Yani tam 5 ay önce 11 Aralık 2023 tarihinde.
Seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kente yapacağı ziyarete denk getirilmesi için sürecin hızlandırıldığı iddialarını, konuştuğumuz herkes doğruluyor.
Pala, "Bu hastanenin ruhsatının olup olmadığı, inşaat teslim alma sırasında teslim alma sürecinin olup olmadığı da bilinmiyor. Sebebi yetkililerin bilgi vermemesi. Bunların hepsini soru önergesiyle Sağlık Bakanı’na yönelttim ancak bakanlık önergelerimizin büyük bir çoğunluğuna yanıt veremiyor, vermiyor" diyor.
Bakanlık sessizliğe gömüldü
Tam 1 haftayı geçti, Sağlık Bakanlığı’ndan hâlâ açıklama yapılmadı.
Pala bu durumun kabul edilemez olduğunu söylüyor ve açıklama yapılmamasının yol açtığı şeyleri sıralıyor:
“En azından konunun ne olduğuna ilişkin ana çerçeveyi isimler olmaksızın açıklayıp ne olduğu konusunda toplumu aydınlatması gerekir. Çünkü bunu yapmadığında tedirginlik sadece Burdur’la sınırlı kalmıyor. Bana ulaşan diyaliz hastaları ve yakınları var ve bu insanların kafasında bir tedirginlik olmaya başladı. O yüzden insanlara sorunun ne olduğunu, Burdur’la sınırlı olup olmadığını anlatacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bakanlığın sessiz kalması asla kabul edilemez.”
Bakanlıktan bir açıklama yok. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın son paylaşımlarına bakacak olursak, son dönemlerin popüler dizisi Kızılcık Şerbeti'ndeki kamu spotu benzeri "Onaylı Randevu Sistemi" övgülü sahneyi içeriyor. 3 kişinin hayatını kaybettiği, 3 kişinin durumunun ağır olduğu diyaliz krizine ilişkin bir açıklamaysa yok.
Bakıma alındı mı, alınmadı mı?
İlgili makamlar hastaların rahatsızlanmasının nedenine ilişkin hâlâ herhangi bir ipucu bulamadı.
Kayıhan Pala, iki ayrı bakım süreci olduğuna dikkat çekiyor; diyaliz makinelerinin bakımı ayrı, hastanenin soğuk su tankı bakımı ayrı. Diyaliz makineleriyle ilgili bir bakımın cuma günü yapıldığı bilgisine ulaştıklarını söyleyen Pala şöyle devam ediyor:
“Ancak yapılan bakımla karşılaştığımız durum arasında bir ilişki söz konusu değil. Burada şu ana kadar ki bize ulaşan en güçlü iddia, hastanenin soğutma su tankının, hastanenin ana su sistemine bağlı olması nedeniyle o soğuk su tankında kullanılan antifriz maddesinin Check Valve (Kontrol Vanası) sisteminin bozuk ya da yapılmamış olması nedeniyle diyaliz saf su tankına geçmiş olabileceği yönünde. Eğer böyleyse ciddi bir mühendislik sorunu olarak görünüyor durum. Doğrulanması gerekir. 5 aydır diyaliz yapılırken böyle bir sorunla karşılaşılmamış olmasına rağmen şimdi neden böyle bir sorunla karşılaşıldığının da ayrıca yanıtlanması gerekir. Dolayısıyla bu işten sorumlu muhataplar bu sorulara yanıt vermeden söyleyeceğimiz her şey iddia düzeyinde kalacaktır.”
Öte yandan İzzet Akbulut'sa hastaneyle alakalı bir sıkıntı olmadığını, diyaliz cihazlarının teknik altyapısıyla ilgili sıkıntı olduğunu öne sürüyor:
“Bu olay olmadan birkaç gün önce cihazlara bakım yapıldığı tarafımıza iletilmişti. Cihazların bakımı yapılırken bir arıza yaşanması ihtimaller çerçevesinde. İl Sağlık Müdürlüğü'nden olayın ilk günü aldığım bilgiye göre daha yeni bir bakım yapıldı. Yüksek ihtimalle bakımda bir aksaklık gerçekleştiği için böyle bir sorun yaşandı.”
Olay yeri inceleme ekipleri tarafından Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Bölümü'nde çalışmalarını sürdürürken, yaşanan durumunun nedeni yapılan incelemeler sonrasında çıkacak Adli Rapor ile belli olacak.
Hastanenin ruhsatı var mı yok mu?
CHP'li Burdur Milletvekili İzzet Akbulut hastanenin ruhsatıyla ilgili bir sorun olmadığı görüşünde. Akbulut, "Hastane ruhsatlı, devlet hastanesi. Hastaneyle alakalı bir sıkıntı yok" ifadelerini kullanıyor.
Kayıhan Pala ise başka bir noktaya dikkat çekerek ruhsatın olup olmaması üzerinden değil, var olup olmaması üzerinden bu meseleye bakmanın gerektiğini tekrarlıyor:
“Bir hastane hizmete açıldıysa ‘ruhsatı vardır’ diye düşünmemek gerekir, örneğin benim bildiğim açıldığı halde ruhsatı olmayan hastaneler var. Normal koşullarda bir hastane açılmadan ruhsatlandırılması gerekir. Ama burada ne olduğunu bilmiyoruz. İnşaatı yapan şirketten topluca bu binanın kesin kabulünün yapılıp yapılmadığı da bilinmiyor. Yetkililer bizimle muhatap olmadıkları için bu sorunun yanıtını alabilmiş değiliz. Bizimle temasa geçen bazı kişiler, bu hastane bir an önce açılsın diye böyle bir kabul işleminin yapılmasında da bir aksama olabileceği ihtimalini söylüyorlar.”
Diyaliz sorununun başka bir boyutu: Mevcut hastalar ne yapacak?
Diyalize girmeye devam eden hastaların durumuysa ayrı problem.
Hastalar, Bucak Devlet Hastanesi’ne ve mümkün olan diğer hastanelere yönlendirilmeye başlamışlar.
Öte yandan şehirde bir de özel diyaliz merkezi var. Pala da, insanların devlet hastanesi yerine başka yerlere gitmek zorunda bırakılmasının doğru olmadığını yineliyor.
Kamunun zaaf yaşayacak bir bilinmezliğe sürüklenmesi, açıklamaların yapılmaması, şeffaf olunmaması bu meseledeki en büyük sıkıntılardan biri.
Tek hastane sorunu
İzzet Akbulut’un da dikkat çektiği önemli bir sorun var: Burdur’da yalnızca tek bir hastanenin olması.
Halkın, sağlık yükünün kaldırılamadığından şikayetçi olduğunu dile getiriyor ve bunun diyaliz krizine nasıl etki ettiğini şöyle anlatıyor:
“Sevkler hep başka kentlerde fark ettiyseniz, uzaklıkları 140 km-160 km olan mesafeler. Bu sorun defalarca Cumhurbaşkanı’na da iletildi. Hatta seçimden önceki son mitinginde ‘danışacağını kendi başına karar alamayacağını’ söyledi. Bu kentte uzun süredir kalp krizine bile müdahale edilemiyordu, dil altı verilip sevk ediliyordu.”
Aynı sorundan ötürü diyalize girecek hastalar şimdi Bucak Devlet Hastanesi'ne gitmek için uzun bir yol gitmek zorunda. Ya da özel hastanelere mahkum bırakılıyorlar.
Soruşturmanın ne zaman tamamlanacağı, sorunun ne kadar hızlı giderileceğiyse, kentte gidecek başka hastane olmadığı için her seferinde yol gidecek yurttaşlar açısından hayati önem taşıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


