Sayfa yolu
Rosalar nasıl anılmaz
Yayın Tarihi: 18.01.2023 , 10:43 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13
Bundan 104 yıl önce sosyal demokrat Savaş Bakanı Gustav Noske'nin
15 Ocak'ta Berlin'de gerçekleştirilen anmaya 13 bin civarında insan katıldığı bildirilirken, Junge Welt gazetesinin aktardığına göre bu yılki katılımın önceki yıllara oranla daha yüksek olduğu ifade ediliyor. Yine 1996'dan beri Junge Welt gazetesinin örgütlediği 28. Uluslararası Rosa Luxemburg Konferansı'na da üç bin civarında ziyaretçinin katılım sağladığı ve bu sayının da geçen yıllara oranla daha yüksek olduğu kaydedildi.
Rosalar'ın katlini sulandırmak
Die Linke'nin (Sol Parti) sağ kanadını temsil eden Neues Deutschland gazetesinden Andreas Fritsche imzalı Luxemburg/Liebknecht Yürüyüşü (LL Demo) haber yorum yazısında Karl Liebknecht'in ''Asıl düşman senin kendi ülkendedir. Bu düşman, Alman emperyalizmidir'' sözüne atfen yaptığı kelime oyununda ''Land'' (ülke) yerine, ''Lager'' (durum) kelimesini yerleştirerek bir kara mizah örneği olan makalesini en baştan sulandırmanın adımını atarken Rosalar'ın nasıl anılmayacağının girizgahını da yapıyor.
Almanya'daki Die Linke partisinin en sağcı ekibinin yayın organının kara mizahçı yazarının Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'in nasıl anılmayacağına dair değerlendirmelerine bakmadan önce belirtmek gerekiyor ki Die Linke, programatik hedefleri ve ideolojik çimentosu açısından kendi içerisinde yekpare bütünlüğü olan bir sosyalist parti değildir. ''Platform'' adı verililen parti için yapılanmalar ise parti içerisinde açıktan kanatlı siyaset yapan siyasi hizipler toplamını ifade ediyor. Örnek olsun, emperyalizm ve NATO konusunda parti içerisinde taban tabana karşıt görüşler olduğu gibi, bizzat sosyalizmin tarihi ve tarifi konusunda da radikal farklılıklar bir arada varlığını sürdürebiliyor.
İşte bu platformlardan ''demokratik sosyalizm'' kanadının bir üyesi, Klaus Lederer, 15 Ocak 2023'de Sosyalistler Anıt Mezarlığı'ında çelenk bırakırken Bolşevizme saldırmaktan geri durmadı.
Aynı zamanda Berlin Belediyesi Başkan Yardımcısı ve Kültür Senatörü de olan Die Linke partili Klaus Lederer'in sarf ettiği sözleri okuyalım: ''Rosa Luxemburg erken bir zamanda sosyalist düşüncenin diktatörce ve demogojik bir daraltılmaya uğratılacağına dair uyarıda bulunmuştu. Bu uyarı her zamankinden daha günceldir.''
Uluslararası antikomünist propaganda aparatının on yıllardır diline doladığı bir karaçalmayı dilledirmek elbette kendine ''sol'' diyen ve esasında Gustav Noltke'nin siyasi çizgisini benimseyen bir şarlatanın yaklaşımı olabilir. 1919'da Alman Devrimi'ni boğan sosyal demokrat Friedrich Ebert ihanetinin ruhu da cismi de hâlâ işbaşında. Daha da fena olan, bu sosyalizm düşmanı ekibin, sosyalizm için bir ömür boyu mücadele edip, ihanet ve katliamla hayatını kaybeden insanların anıt mezarları önünde büyük bir ikiyüzlülük ve alçaklık örneği göstererek onların mezarlarına şov eşliğinde çelenk koymalarıdır.
Rosalar'ın anması Bolşevizme saldırı vesilesi yapılıyor
Berlin Belediye Başkan Yardımcısı ve Kültür Senaratörü Sol Partili Klaus Lederer, ''her zamankinden daha güncel olan uyarı'' olarak iddia ettiği, ''sosyalist düşünceyi daraltan diktatörce ve demogojik'' sataşmayı bulunduğu sırça köşkte ifade etseydi büyük bir sorun olmayabilirdi. Emperyalist Almanya'nın sadık uşağı olarak bulunduğu mecrada debelenmesi ilgi bile çekmezdi. Ancak Alman Devrimi'nin güzel çocuklarını katledenlerin mirasının sürdürücülerinin hâlâ kendilerini ''sol/sosyalist'' olarak pazarlamaları ve büyük bir pişkinlikle onların anıt mezarlarına çelenek koyarak, Bolşeviklere hakaret etmelerine kayıtsız kalınamayacağı açıktır.
'Stalinizm Kurbanları Anıtı': Bir totalitarizm sataşmasıhttps://haber.sol.org.tr/haber/rosa-ve-karlin-katli-tetigi-cekenler-emr…
1919 Alman Devrimi kalkışmasında yaşamını yitiren KPD üyelerinin yattığı anıt mezarlığın revize edilmesi amacı, Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin karşıdevrimci bir komplo ile yıkılması sonrasında hız kazanarak devam etti. Karşıdevrimin ''sol'' görünümlü ekibi, 2006 yılında sosyal demokrat SPD ve şimdiki Die Linke'nin atası sayılan PDS'in ''demokratik sosyalist'' platformuna tutunmuş karşıdevrimciler ile işbirliği yaparak ''Sosyalistler Anıt Mezarlığı''nın girişine bir utanç ''anıt''ı diktiler: ''Stalinizm Kurbanları Anıtı'' (!)
Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin karşıdevrimci sürüyle yenilgiye uğratılmasında görev alan bütün ''demokratik sosyalist''ler bugün Stalin Kurbanları Anıtı önünde göz yaşları döküyorlar. Ahmaklıkta da uşaklıkta da sınır olmayabilir. Sınır, ahmaklığın ve uşaklığın gizli ya da açık hedefine maruz bırakılanların mücadelesinde şekillenecektir.
Emperyalizmin hizmetinde vakıflar, Rosalar'a çelenk koyanlar
Emperyalist Almanya'nın hizmetindeki Friedrich Ebert Vakıf'ları yetmezmiş gibi, Rosa Luxemburg'un devrimci anısını bizden çalıp, emperyalizmin hizmetine koşmak isteyenlerin Rosa adına tescillenmiş vakıf ve dernekler ile Noske'nin silahla yaptığını ''düşünce'' ile yapmaya devam ediyorlar. Die Linke'nin Berlin Belediye Başkan Yardımcısı Klaus Lederer, hiç kuşkuya yer bırakmayacak kadar bu sürünün bir üyesidir. Güncel olan bir şey var ise o da, Rosa Luxemburg'un (ve Karl Liebknecht'in) Alman militarizmine, savaş kışkırtıcılığına ve bir bütün olarak kapitalist/emperyalist barbarlığa karşı ikircimsiz bir tutarlılıkla sosyalizmi ölümüne savunmuş oldukları gerçeğidir.
Rosa Luxemburg'dan bir antibolşevik türetmeye çalışanlar yıllarca onun Rus Devrimi'ne yaptığı samimi eleştirileri suistimal ettiler. Düpedüz çarpıttılar. Aforizmalar üzerinden ''liberter bir Rosa'' figürü yaratmaya, Rosa Luxemburg'u Lenin'e karşı kurgulamaya çalıştılar. Daha da ileri gidip, Leninizme karşı bir tür Luxemburgçuluk üretmeye gayret gösterdiler/gösteriyorlar.
'Luxemburgçuluk' Leninizme karşı (mı)?
Rosa ile Lenin arasındaki polemiğin özü, sermaye düzenine öldürücü darbenin hangi yol, yöntem ve araçlarla yapılacağına dairdi. Leninizm'e karşı konuşlandırılmaya çalışılan Rosa eleştirileri bu gerçeği göz ardı etmeden öte, hasır altı etmeyi hedeflemiştir. ''Sosyalizm, parti hatta MK sultasına dönüşecektir'' diye küçümsenen Leninist parti anlayışı, Rosa'nın Bolşevizme dönük samimi ve yoldaşça eleştirilerini gerekçe göstererek, ondan dolgu malzemesi yapmaya çalışan Yeni Sol ve onun yeni varyantı 21. yüzyıl sosyalizmi yaklaşımlarında ifadesini buldu.
Rosa Luxemburg biyografisini kaleme alan isimlerden biri olan sosyolog Peter Netti, Troçki'ye sempatisini her vesileyle dile getirmekten geri kalmamasına rağmen, Troçki'nin Rosa Luxamburg'a olan ilgisinin uzun bir süre ''düşmanca'' olmasına dikkat çekerek, Troçki'nin ''Daha kurulduğu günden itibaren, Rosa'nın Dördüncü Enternasyonel'e manevi bir onay vereceğini iddia etmiş olması anlamlı bir noktadır'' notunu düşer.
Rosa biyografı Netti, Rosa'nın özgün bir Marksist düşünür olmakla birlikte 60'lı yılların sonuna kadar yalnızca iki başlıkta kendisinden söz ettirdiğini söyler. Bunlar, bir, karşıdevrimciler tarafından vahşice katledilmesi; iki, 1903'den itibaren Lenin ile yaptığı polemikler. Ancak bir başka saptamada daha bulunur Netti. Ona göre, ''Yakında Rosa Luxemburg'un devrimci Marksizmi, hak ettiği özgül bir politik öğreti haline gelebilir (entelektüel açıdan Batı'da bugünkü Troçkizm, gerçekte Luxemburgçuluktur.)''.
Bolşeviklerin yarattığı silinmez fark...
Proleterya diktatörlüğü adını ağızlarına almamak için özel çaba harcayan antileninist toplam, Rosa'dan referansla kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar. Rus Devrimi'nde Rosa şöyle yazar: ''Bu programla, önlerine bir hedef olarak burjuva demokrasisinin koruyucusu olmayı değil, sosyalizmi gerçekleştirecek bir proleterya diktataörlüğünü kurmayı koyduklarını ilan ettiler. Böylece ilk defa sosyalizm hedefini pratik siyasetin doğrudan programı ilan ederek silinmez bir fark yarattılar.''
Rosa'nın ''Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür'' cümlesini Bolşevizme karşı barikat olarak kullanmanın dün de gerçekliği yoktu bugün de yoktur. Sınıf siyasetini aforizmalar, bağlamından kopartılmış alıntılar üzerinden değil de gerçek mücadeleler zemininde süreklilik içinde kavrayanların Rosa'dan edinebilecekleri bir ''aforizma'' var ise, bu, olsa olsa şu olabilir: ''Bu bağlamda her yerde gelecek ''Bolşevizmindir''!
Rosa, işçi sınıfı mücadele tarihinin muazzam devrimci envanterine işlenmiştir. Hatasıyla, eksiğiyle ama bütün devrimci güzelliğiyle, Rosa bizimdir. ''Sosyalizm ya da sosyalist barbarlık'' diye alaya alınan Rosa biyografisinden onlara ekmek yok artık! Emperyalizmden maaşlı dişleklerin polis koruması eşliğinde şovlu çelenk koymalarının da bir sınırı olmalı. Bu sınırı gücellemek de yine Lenistlere ödev olarak devrolmuştur.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
