Breadcrumb
Posta kutumdan çıkan broşür: NATO için bütçe, halk için 'hayatta kalma' kılavuzu
Yayın Tarihi: 10.12.2025 , 00:37 Güncelleme Tarihi: 10.12.2025 , 00:39
Hollanda’da hükümet, posta yolunu genel duyuru yöntemi olarak kullanır. Özellikle bakanlık amblemli zarflar önemlidir çünkü çoğu zaman devlete ödememiz gereken bir ücret ya da önemli bir bilgilendirme içerir. Geçen gün posta kutumu açtığımda, belediye duyuruları ve market katalogları arasında yine böyle mavi amblemli bir zarfa denk geldim. Denk geldim demeyelim, aslında bekliyordum.
İçinde kalın, sarı–mor kapaklı, özenle tasarlanmış bir broşür vardı. “Gönderdik, göndereceğiz” derken işte gelmişti. Üzerinde bakanlık logosu, “denk vooruit / ileriyi düşün” sloganı, içeride infografikler ve tik işaretli listeler…
Broşürün ilk cümlesi şöyle: “İlk 72 saat yalnızsın.”
Ardından olası senaryolar sıralanıyor:
• Yaygın elektrik kesintisi: Isınma yok, ışık yok, buzdolabı yok.
• Siber saldırı: Banka kartları çalışmıyor, ATM’ler devre dışı.
• Altyapı çökmesi: Su basıncı düşüyor; musluktan su akmayabilir, tuvaletler çalışmayabilir.
• İletişim kesintisi: İnternet yok, telefon çekmiyor; bilgiye erişimde tek kanal NL-Alert ve “acil durum radyosu”.
Geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleşen NATO toplantısı hazırlıklarının yarattığı “her an savaşın içine çekilebiliriz” duygusu, bu kez daha organize bir şekilde evlerimize gönderilmiş oldu. Broşürde verilen mesaj son derece açık: “Devlet, büyük bir kriz anında ilk 72 saatte yanında olmayabilir. Kendini kurtarmayı öğren.” Her an savaş çıkacak hissi uyandıran bu broşür, Hollanda devletinin mesajını şöyle özetliyor: “Üç gün kendi başına idare edebilirsen, devlet o sürede toparlanır.”
NATO liderlerinin 2025 yazındaki Lahey zirvesinde savunma harcamalarının GSYH’nin yüzde 3’ünden yüzde 5’ine çıkarılması yönündeki hedefi defalarca dile getiren NATO Genel Sekreteri Rutte ve Hollanda Savunma Bakanlığı, bu durumu toplum açısından daha “gerçekçi” kılmanın yollarını aramışa benziyor. Benim posta kutuma giren “72 saat yalnızsın” broşürünün hazırlandığı masada, Avrupa liderleri aynı anda milyarlarca avroluk yeni silahlanma hedefleri açıklamayı sürdürüyor.
Ukrayna'ya yüzlerce milyon avro aktaran Hollanda, kendi halkına neden 'İlk 72 saat yalnızsın' diyor?
Son dört yılda Avrupa genelinde savunma bütçeleri rekor kırarken, Hollanda hükümetinin Ukrayna’ya aktardığı “sivil destek” paketleri de hız kesmiyor.
2022–2025 arasında Hollanda’nın Ukrayna’ya ayırdığı toplam sivil destek 1,59 milyar avro. Bunun 172,3 milyon avrosu insani yardım. Desteğin diğer büyük kalemi ise yüzde 85 oranıyla yeniden yapılanma ve kalkınma: Enerji hatları, altyapı onarımı, su sistemleri, hastaneler, yollar ve özel sektör projeleri… Bu projelerin önemli bir kısmında Hollandalı şirketler yer alıyor. Yani “yardım” aynı zamanda devlet garantili dış yatırım demek. 2026 için açıklanan yeni paket ise 252 milyon avro. Yine enerji ve altyapı öncelikli.
Hollanda, Ukrayna’ya sadece “sivil” başlıklarla bile 2 milyar avroyu aşkın kaynak ayırırken, bana ve ülkedeki 8 milyon haneye bir broşür gönderiyor: “İlk 72 saat yalnızsın. Devlet hemen yardım edemeyebilir. Hazırlıklı olun.”
Devlet vatandaşa görev listesi çıkarıyor: Su stoklayın, konserve alın, nakit para bulundurun, powerbank edinin, pilli radyo bulundurun, düdük alın, komşularınızla kriz iletişim planı yapın…
Hollanda devleti başka bir ülkedeki savaşın finansmanı ve yeniden inşası için milyarlarca avro bulabiliyorken, kendi halkına kriz anında “yalnızsın, suyun ve düdüğün hazır olsun” diyor. Bu, teknik bir aksaklık ya da bürokratik hata değil, sınıfsal ve siyasal bir tercihtir.
Avrupa’nın rekor savunma artışı: Daha çok silahlanma için gerekçe mi, gerçekten 'güvenlik endişesi' mi?
NATO’ya üye Avrupa ülkeleri ve Kanada, 2024’te savunma harcamalarını bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 20 artırdı. Bu artış, Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek sıçraması.
Ekim ayında Brüksel’de yapılan AB Savunma Bakanları toplantısında bir gazeteci Rutte’ye şöyle sormuştu: “Eğer NATO Sovyetler sonrası dönemin en güçlü hâlindeyse, neden savunma bütçelerini artırmak gerekiyor?”
Rutte’nin yanıtı şuydu: “Karşımızda Ukrayna savaşında 1 milyon insanı feda etmeye hazır bir diktatör var. Onu durdurmak istiyorsan hazırlıklı olman gerekir.”
Bu söylemle birlikte Hollanda’da sağlık, eğitim, sosyal konut ve iklim yatırımları için kullanılabilecek her 100 avroluk kamusal kaynağın 5 avrosu doğrudan savaş makinesine aktarılması yeni “normal” hâline getirildi. Halktan önce ekonomik kriz gerekçesiyle “kemer sıkması”, ardından “savunma için fedakârlık” talep edilmesi artık kurumsallaşmış durumda.
Avrupa sermayesi, krizden çıkışı savaş ekonomisinde arıyor. Bu da Rutte’nin ağzından “özgürlüğümüzü savunmak zorundayız” diye paketleniyor.
Yeni askeri mimari: AB'nin savaş ekonomisine dönüşü
Sovyetler döneminde NATO’nun askeri yükünü büyük ölçüde ABD taşımış, bu da Avrupa burjuvazisine hem konfor hem bağımlılık yaratmıştı. Bugünse ABD’nin odağının Asya-Pasifik ve Çin’e kayması, Trump döneminde görünür hâle gelen “Avrupa savunma yükünü üstlenmeli” çizgisinin sürmesiyle AB içinde yeni bir tartışma büyüdü.
Avrupa sermayesi bunu “askeri bağımsızlık” olarak sunarken, aslında savunma sanayinin devasa bir yeniden yapılanması gerçekleşiyor:
• Ortak mühimmat fonları
• AB düzeyinde savunma tahvilleri
• Zırhlı araç, mühimmat, sensör, siber savaş teknolojilerine dair büyük ihaleler
• Otomotiv devlerinin (Renault, Volkswagen, Volvo, Mercedes) askeri üretime yönelmesi
• Yüksek teknoloji şirketlerinin yapay zekâ destekli askeri projelere akması
Süreç açık ve yalın: Devlet bütçesi → Savunma fonları → Özel şirketler → Artan hisse değerleri, temettüler ve garantili kârlar.
Broşür bana “72 saat yalnızsın” derken; devlet aynı anda sermayeye yıllarca sürecek silah ve altyapı üretim garantileri dağıtıyor.
Savaşın psikolojisi: Sürekli tehdit algısı, bireysel hazırlık, toplumsal rıza
Bu dönüşüm, toplumun rızası olmadan sürdürülemez. İşte tam burada posta kutularımıza bırakılan broşür devreye giriyor:
• “Şu kadar su stokla.”
• “Konserve al, nakit bulundur.”
• “Powerbank ve pilli radyo edin.”
• “Elektrik, su, internet aynı anda çökerse panik yapma; planını uygula.”
• “Komşularınla kriz iletişim planı oluştur.”
Böylece savaş sadece cephe gerçeği olmaktan çıkıp gündelik hayatın ruh hâline dönüşüyor. Ve kimse “Bu savaş neden var? Bu savaşlardan kimler zenginleşiyor” diye sormasın isteniyor.
Sonuç: Figüran bile değil, dekor olmamız bekleniyor
Sovyetler Birliği'nin olduğu bir dünyanın mirası sosyal devleti çoktan terk eden emperyalist düzen, “güvenlik” gerekçesiyle olağanüstü yetkilerini genişletiyor, devasa harcamaları denetimsiz yapıyor, muhalefeti bastırmak için yeni araçlar geliştiriyor. Silah sanayi ve finans sermayesi ise mevcut krizi kâra dönüştürmenin planlarını yapıyor.
Posta kutumdan çıkan, bakanlık logolu, “denk vooruit / ileriyi düşün” sloganlı broşür ise bana şunu söylüyor: Bu yeniden düzenlenen gerçeklikte örgütlenmeden, sermayeye karşı mücadele etmeden, sessizce dekorun bir parçası olmam bekleniyor.
O nedenle eve gelen broşürü “şefkatli” devletin bir uyarısı olarak değil, krizden çıkış yolunu savaşta gören sermaye düzeninin bir belgesi olarak okumak gerekiyor.
Mesele sadece “72 saatlik hazırlık” değil, savaş ekonomisine, emperyalist bloklaşmaya ve korku yönetimine karşı barıştan ve sınıf mücadelesinden yana bir hattı savunma meselesidir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.