Sayfa yolu
Pazarlık paketinden çıkan kötü sürpriz: E-sigara önündeki bent kapakları açılıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 07.10.2025 , 12:38 Güncelleme Tarihi: 07.10.2025 , 13:44
Türkiye’de tütün kontrolü mücadelesi veren çevrelere ulaşan ve birkaç kaynaktan doğrulanan bilgiye göre, Trump-Erdoğan görüşmesinin sonrasında, Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’na yeni nesil tütün/nikotin ürünlerinin piyasaya arzının önünü hızla açacak düzenleme yapılması talimatı verildiği öğrenildi. Halihazırda bandrolsüz, yasadışı statüde piyasada satışı yapılan e-sigara, ısıtılan tütün ürünü, nikotin kesesi ve benzeri ürünlerin, Türkiye’de üretimi ve yasal yoldan piyasaya arzı konusunda ulusötesi tütün şirketlerinin ısrarcı lobicilik baskısının nihayet sonuç verdiği anlaşılıyor.
Bu yöndeki önceki girişimler ve hazırlıklar bilindiği için gelişme şaşırtıcı olmayabilir, ancak sarsıcı sonuçları olacağı kesin. Zarar azaltım iddiası ile yapılan pazarlanmanın bir aldatmaca olduğu, inişe geçen küresel sigara satışını telafi etmek üzere geliştirilen bu ürünler ile sigara gibi geleneksel tütün ürünleri arasında bağımlılık yapıcılık ve birey ve toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkiler bakımından önemli bir fark bulunmadığı kapsamlı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş ve önde gelen ulusal ve uluslararası sağlık otoritelerinin resmi açıklamalarında defaten teyit edilmişti. Bu nedenle, söz konusu ürünleri yasallaştırmanın, sigara tüketimindeki artışa da, denetimsiz yasadışı satışlara da çare olmayacağının, aksine yangına körükle gitmek anlamı taşıdığının altı tekrar tekrar çizilmişti yıllar içinde soL’da yayınlanan yazılarımızda.
Trump-Erdoğan görüşmesinden çıkma olasılığı yüksek
Daha geçtiğimiz Temmuz ayında AKP iktidarının yeni nesil tütün/nikotin ürünü karşıtı politikasını teyit etmek üzere düzenlenen etkinlikte Erdoğan’ın gençlerin e-sigara şikayetlerini dikkatle dinlemesine şahit olmuş ve bir kez daha bu ürünlere karşı çıkan sözlerini işitmiştik. Bir başka konuşmasında, sigara şirketlerinin kendisinden bu ürünler için izin istediğinden bahsetmiş, bu izni vermediğini, asla vermeyeceğini ifade etmişti. Anlatısına göre, kendisi alternatif teklifte bulunmuş, Türkiye’de üretilecek ürünlerin tamamının yurt dışına ihraç edilmesini istemiş, buna cevaben şirketler “hiç olmazsa yüzde 10 burada kalsın” deyince, “gençleri bunlara alıştırmak istedikleri tezgâhını gördüğünü, izni vermediğini” müstehzi bir ifadeyle dile getirmiş, konuşma yaptığı topluluktan büyük alkış almıştı. Sağlık Politikaları Kurulu, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu, Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay da, sayısız kere yazılı ve sözlü olarak Türkiye’de devam eden yeni nesil tütün/nikotin ürünlerine ilişkin de facto yasağı destekleyici açıklama, rapor, politika belgesi, eylem planı ortaya koymuşlardı.
Şimdi ne değişti? Siyasi gelişmelerin akışına bakıldığında, 25 Eylül 2025 tarihinde gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesinde içeriği tam olarak bilinmeyen pazarlık paketine ulusötesi tütün şirketlerinin taleplerinin karşılanmasının da girmiş olması olasılığı ön plana çıkıyor. Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesinde, ABD’den ithal edilen yaprak tütündeki yüzde 30’luk ek mali yükümlülüğün sıfırlanması jestinin yetmemiş ve yıllardır zaten pazarlık masasında bulunan Türkiye’nin piyasasını yeni nesil tütün/nikotin ürünlerine açmasının yeniden gündem maddesi yapılmış olması olasılığı hayli yüksek.
180 derece politika değişikliği nasıl savunulacak?
Politika değişikliğinin nedeni ne olursa olsun, tütün ürününü haram ilan etmiş ve bağımlılıkla mücadele seferberliği içinde olan bir iktidar için politikadaki bu 180 derecelik dönüş yenilir yutulur cinsten değil. Yeni nesil tütün/nikotin ürünlerinin üretim ve ticaretini yasallaştırması beklenen yeni düzenlemelerin ister istemez Trump’a verilmiş bir taviz olarak algılanacak olması, bu dönüşün siyasi olarak savunulmasını, kamuoyu ile iletişiminin yapılmasını zorlaştıracaktır.
Ancak bu konuda iktidarın yardımına koşacak kurumlar ve uzmanlar eksik değil. Bunlardan biri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı. TEPAV, Philip Morris International’ın yüzde yüz finansmanını sağladığı ABD’li bir STK’dan aldığı iki hibe ile TEPAV Health Economics isimli bir birim kurdu ve burada görevli uzmanlara kendi tanımlarıyla “alternatif tütün ürünleri”nin serbest bırakılmasının, Türkiye’nin başarısız tütün kontrolü uygulamalarına ve yükselen tütün tüketimine çare olacağını savunan ve bu yönde siyasi pozisyon öneren raporlar, politika notları hazırlattı.
TOBB ve TEPAV’ın sermaye çıkarlarını temsil etmesi ve savunması fıtratlarından kaynaklanan bir durum, ancak ikinci destek bu sefer Sağlık Bakanlığı’ndan geldi. Şaşırtıcı derecede TEPAV iktisatçılarıyla aynı çizgide kaleme alınmış olan ve Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’ne hazırlatılan Ağustos 2025 tarihli Elektronik Sigara ve Yeni Nesil Tütün Ürünleri Politika Değerlendirme Raporu, devletteki dönüşümün, kamu kurumlarının neoliberal düsturları içselleştirmesinin tipik bir örneği. Rapora göre, “esnek düzenleme” veya “tam yasaklama” tek seçenek olmak zorunda değil; bunların arasında geniş bir politika spektrumu var. Tam yasaklama yanlış, çünkü beraberinde “yasadışı ve kontrolsüz bir pazar”, vergi kaybı ve “sigarayı bırakmak isteyen bireyler için potansiyel olarak daha az zararlı bir seçeneğin ortadan kalkmasını” getiriyor!!! Öte yandan, daha az katı düzenlemeler benimseyen ülkelerde, “ürün kalitesi”, pazarlama taktikleri ve erişim koşulları yeterince denetlenmezse, hem “tüketici güvenliği”nin tehlikeye girebildiği hem de özellikle gençlere yönelik kontrolsüz, cazip kampanyaların söz konusu olabildiği ifade ediliyor. Bu durumda rapor, esnek düzenleme ile tam yasaklama arasında “bir denge arayışı”nı gerekli görüyor, siyasetçiye bunu öneriyor. Rapor genelinde, “zarar azaltma” kavramı 37 kez, İngilizcesi “harm reduction” 19 kez geçiyor. Türkiye’de tütünde zarar azaltımcı hamle nereden gelecek derken, Bakanlık’ın bağrından çıkagelmesi doğrusu iç burkuyor.
Tütün oligopolü dörtlü çetenin Türkiye’den iki temel beklentisi gerçek oluyor
1980 sonrasında tütün piyasasının serbestleştirilmesi ve yabancı şirketlerin girişine izin verilmesi, 2002’de yürürlük kazanan IMF dayatması Tütün Kanunu ve 2008’de TEKEL’in özelleştirilmesi sayesinde, dörtlü çete olarak adlandırdığımız Türkiye’de ve dünyada tütün ve tütün ürünleri piyasaları üzerinde tam hakimiyet kurmuş ulusötesi sigara şirketlerinden oluşan oligopol, son yirmi yıl içinde Türkiye’yi geleneksel tütün ürünlerinde kendileri için dünyadaki en önemli üretim ve iç-dış ticaret üslerinden biri haline getirdi. Şimdi, yıllarca lobiciliğini yaptıkları iki beklentileri daha gerçek oluyor: Türkiye’yi hem yeni nesil tütün/nikotin ürünleri hem de kenevirli ürünler için birer üs haline getirmek. Koşullar çok uygun: Teslim bayrağı çekmiş bir iktidar, hesap verme yükümlülüğü kalmamış bir bürokrasi, tarımda ve sanayide ucuz işgücü, çığırından çıkmış tüketim dinamikleri, denetimsiz piyasalar.
Karşı durmak gerekiyor
Birey ve toplum sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri kanıtlanmış herhangi bir yeni ürünün piyasaya arzına onay verilmesi akıldışıdır; suç teşkil eder; kabul edilemez. Yasadışı olarak piyasada bulunan yeni nesil tütün/nikotin ürünlerinin olumsuz etkileri zaten kendini göstermeye başladı. Bu ürünlerin şimdi yasal olarak kitlesel ölçekte piyasaya sürülmesi, zaten yüksek olan tütün tüketimini ürün çeşitlenmesi ile daha da kışkırtacak, aromalarla cazip hale getirilen ürünlerle gençlerin daha yüksek oranlarda tütün/nikotine başlamasına yol açacak, çoklu kullanımı yaygınlaştıracak, bırakma eğilimlerini zayıflatacaktır. Ruhsatlandırma yoluyla oluşacak ticari haklar nedeniyle geri dönüşü zor olan bir halk sağlığı felaketinin bent kapakları açılacaktır. Tüketimi tekrar aşağı çekmek yıllarca sürecek zorlu bir mücadele gerektirecektir.
Dünya genelinde, ulusötesi sigara şirketleri oligopolünün teslim aldığı hükümetler, mevcut tütün ürünü düzenlemeleriyle yeni nesil tütün/nikotin ürünlerini kontrol altına alabileceklerini düşünerek bunların piyasaya arzına izin verdiler; ancak bugün, aldıkları çeşitli önlemlere rağmen e-sigara ve diğer tütün/nikotin ürünlerinin gençler arasında artan yaygınlığı ile baş etmekte zorlanıyorlar. Birçok ülkede gençlerin e-sigara kullanımı yetişkin kullanımından daha yüksek. Singapur Sağlık Bakanı Ong Ye Kung’un ifadesiyle, “e-sigaralar artık sadece bir tütün/nikotin ürünü değil; aynı zamanda uyuşturucu zerk aracı haline geldi.”
Aklın ve bilimin yolu ise, kapsamlı üretim ve ticaret yasağını gerekli kılıyor. Bu yönde adımlar atan ülkeler de var. Bu öncü ve cesur adımlar küresel ölçekte rüzgârın yönünün değiştiğine işaret ediyor. Sigaranın 100+ yıl süren saltanatından farklı olarak, yeni nesil ürünlerin foyası kısa sürede ortaya çıkıyor ve koruyucu, önleyici pozisyonlar hızla güç kazanıyor. Dünyada rüzgârın yönü değişirken, Türkiye’de yeni nesil tütün/nikotin ürünlerinin önünün açılması karşı durulması gereken büyük bir hata. Savunulması gereken her zaman olduğu gibi zarar vermeme ve ihtiyatlılık ilkeleri. Bunun tek yolu da, yeni nesil tütün/nikotin ürünlerinin, tütün içersin içermesin tüm aksamları ile birlikte, üretimi, iç ve dış ticareti, piyasaya arzı ve satışının kanunla yasaklanması.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.