Sayfa yolu
Patronların üstünü örttüğü 'yavaş' ölümler: İstatistikler 'sıfır' dese de milyonlarca işçi risk altında
Yayın Tarihi: 25.07.2026 , 12:16 Güncelleme Tarihi: 25.07.2026 , 12:24
Ülkemizde işçi sömürüsü ve bu barbarlığa devlet eliyle göz yumulduğu gerçeği, yaygınlaştıkça daha çok görünür olmaya başladı.
Pek çok sektörden emekçi yalnızca maaşlarını almak için bile eylem yapmak zorunda kalıyor. Yan haklar, izinler, sosyal haklar gibi konularsa gündem bile olamıyor.
Ancak sömürü tek boyutlu değil.
Patronlara yapılan teşvikler, hak gasplarına cezasızlık arttıkça güvencesiz çalışma da katlanıyor. İş cinayetlerine, kazalara alışılıyor.
AKP döneminde Cumhuriyet tarihine çeşitli sebeplerle geçen felaketlerin sorumlularının aldığı komik cezalar, hatta bir kısmının ödüllendirilmesi de cabası.
Üstü örtülenlerde ilk sırada: Yavaş ölümler
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2025 yılına ilişkin "iş kazası ve meslek hastalığı istatistiklerini" kamuoyuna açıkladı. Veriler sömürünün güvencesiz çalışma boyutunun tam olarak özeti.
Buna göre 2025 yılında 766 bin 625 sigortalı iş kazası geçirdi, bu kazalar sonucunda bin 944 emekçi yaşamını yitirdi, 168 bin 607 işçi ise en az beş gün süreyle iş göremez duruma geldi.
Aynı yıl meslek hastalığına tutulduğu kayıtlara geçen sigortalı sayısı ise yalnızca 916 olarak açıklandı. Bu vakaların tamamı 4/a kapsamındaki sigortalılara aitken, 4/b kapsamındaki sigortalılar bakımından herhangi bir meslek hastalığı vakası kayıtlara geçmedi. Kurumun istatistiklerinde meslek hastalığı sonucu yaşamını yitiren sigortalı sayısı ise “0” olarak gösterildi.
Bu tablonun Türkiye’nin çalışma yaşamındaki gerçeklerle alakası bile yok.
Kimyasal maddelerin, tozun, gürültünün, titreşimin, radyasyonun ve ergonomik risklerin yaygın olduğu; milyonlarca emekçinin sağlıksız, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına maruz bırakıldığı ülkemizde söz konusu veriler hem üstü örtülen bir gerçeği hem denetimsizliği hem de tanı ve kayıt mekanizmalarının yetersizliğini gösteriyor.
Bu görünmezleştirmenin en somut örneklerinden biri, kot kumlama/taşlama işçiliğine bağlı silikozis vakaları. 2000’li yıllarda İstanbul Esenyurt’taki “merdiven altı” kot kumlama/taşlama atölyelerinde çalıştıktan sonra silikozise yakalanan Bingöl Karlıovalı işçi Ferhat Gezer, 23 Mayıs 2026’da yaşamını yitirdi.
Milyonlarca işçi toz, kimyasal içerisinde çalışıyor: 'Gerçek ölüm sayısının resmi verilerin katbekat üzerinde'
Ağır sanayi, kimya, metal, maden ve lojistik sektörlerinde milyonlarca işçi toz, kimyasal ve kronik maruziyet altında çalışırken meslek hastalıklarının resmi istatistiklerde neredeyse yok denecek kadar az gösterilmesinin sebeplerini Patronların Ensesindeyiz İSG Emekçileri Dayanışma Ağı adına konuşan İSİG Uzmanı Elif Doğan Çiftçi'ye sorduk.
Türkiye’de meslek hastalıklarına bağlı gerçek ölüm sayısının resmi verilerin katbekat üzerinde olduğunun altını çizen Elif Doğan Çiftçi, resmi sistemin yalnızca tanısı konabilen dosyaları saydığını, maruziyet sonucu gelişen binlerce hastalığın istatistiklere girmediğini vurguluyor:
Sorun hastalıkların azlığı değil, tespit edilmemesi. Tanı süreci uzun, bürokratik ve işçi açısından caydırıcı. Meslek hastalığı tanısı almak çoğu zaman işten atılma riski anlamına geliyor. Bu nedenle hastalıklar sağlık sistemi içinde 'normal hastalık' gibi kayda geçiyor, işyeri bağlantısı görünmez hale geliyor.
Son yıllarda açıklanan tabloya göre:
- 2020: 908 meslek hastalığı vakası var, ölüm kaydı 5.
- 2021: 1207 vaka var, ölüm kaydı 35.
- 2022: 954 vaka var, ölüm kaydı yok.
- 2023: 945 vaka var, ölüm kaydı yok.
- 2024: 888 vaka var, ölüm kaydı 3.
Dünyada durum tam tersi: İşle bağlantılı ölümlerin yüzde 80’i meslek hastalıkları kaynaklı
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, dünyada işle bağlantılı ölümlerin yaklaşık yüzde 80’i iş kazalarından değil meslek hastalıklarından kaynaklanıyor.
Bu verilerle Türkiye'deki durum arasındaki çelişkiye dikkat çeken Elif Doğan Çiftçi, "Meslek hastalıkları görünmez kılındıkça sorumluluk da görünmez oluyor. İstatistiklerde yok görünen hastalıklar, sahada binlerce işçiyi sakat bırakmaya ve öldürmeye devam ediyor" diyor.
'Test yapılan yerler anlaşmalı, sorun çıksa da görmezden geliniyor'
Yıllardır kimyasal ürünler satan bir firmada çalışan işçiyse yaşadıklarını soL'a anlatıyor:
İşe ilk girişte bazı sağlık raporları isteniyor ve bu raporlar içerisinde akciğer filmi, solunum testi gibi testler mevcut. Bu testler çoğu zaman şirketlerin anlaşmalı olduğu yerde yapılıyor ve testte problem varsa dahi görmezden geliniyor. Kimyasal veya boya üretiminde çalışmış birçok kişi aslında bu testleri geçemeyecek duruma geliyor.
'Mola sırasında dahi zehir solumak zorunda kalıyorsunuz'
Çalışırken ise öncelikle fabrikanın üretim hattında bazen yeterince bazen de hiç havalandırma bulunmaması nedeniyle gün içerisinde zehirli gaz çıkışlarını kimyasal boya maddeleri veya solvent bazlı tiner gibi bazı ürünleri mola sırasında dahi solumak durumunda kalıyorsunuz. Çalışırken çoğunlukla denetimleri geçmek adına ucuz, kalitesiz ve bu zehirli gazları sızdıran maskeler veriliyor. Ve bu pek de işe yaramayan maskeler bile oldukça sınırlı veriliyor. Zaten aslında görüntü olarak işçi korunuyor gibi görünse de boyar maddeler veya kimyasallar bu sağlıksız maskelere yapışarak bütün gün daha fazla solumak durumunda kalıyorsun.
Tekstil fabrikaları da farksız: 'İşçiler asit boşaltıyor'
Özellikle tekstildeki boyahanelerde çoğu firmada kimyasal ve boya otomasyon sistemi olmadığı için kimyasal depodan gidip gerekli ürünleri alıp boyahanedeki makinalara getiren işçi, bunları bizzat boşaltmakla yükümlü bırakılıyor. Bu sırada tehlikeli asit bazlı ürünler de taşınıp makinaya boşaltılırken solunuyor. Tek sorun bu da değil. Gerekli güvenlik önlemleri sağlanmadığı için bu maddeler işçilerin üzerine dökülebiliyor.
soL'un X hesabı, "kamu düzeni" bahanesiyle yasaklandı. İletişim Başkanlığı, soL Haber hakkında "soruşturma başlatıldığını" duyurdu. Gerçeğin sesini kısamayacaklar. Susmayacağız. Ama bu saldırıyı püskürtmek için desteğinize ihtiyacımız var. Hep birlikte.
Bakan'a sorular: 'Kaç işyeri denetlendi, işçilerin ölümü incelendi mi?'
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek de konuyu Meclis'e taşıdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan'ın yanıtlaması için soru önergesi veren Çiçek, "İşyeri hekimliği hizmetlerinin işverenle kurulan sözleşme ilişkisi üzerinden yürütülmesi, yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularına erişimde yaşanan güçlükler, mesleki maruziyet geçmişinin belgelenememesi ve kayıt dışı çalışma bu daralmayı daha da derinleştiriyor" dedi.
Çiçek 2023, 2024 ve 2025 yıllarında SGK'ya bildirilen meslek hastalığı dosyalarının kaçının kabul edilip, kaçının reddedildiğini sordu. Ret kararlarının gerekçelerinin detaylarını istedi. Ve meslek hastalığı vakalarının neden kayda geçmediğini sorguladı:
- 2025 yılında işyerinde veya çalışma sırasında kalp krizi ve beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitiren kaç sigortalının ölümü; çalışma süresi, iş yükü, vardiya düzeni ve mesleki maruziyetler yönünden incelenmiştir? İSİG Meclisi'nin aynı yıl bu nedenlerle kaydettiği 299 ölüm Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir ve bu kayıtlarla SGK istatistikleri arasındaki farklılığa ilişkin herhangi bir çalışma yapılmış mıdır?
- 2025 yılında meslek hastalığı riskleri bakımından kaç işyeri denetlenmiştir? Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilen kaç işveren ve sağlık hizmeti sunucusu hakkında işlem yapılmıştır?
- Meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve tespit süreçlerinin işverenden bağımsız, kamusal ve bilimsel bir yapıya kavuşturulması; kurumlar arasında ortak bir kayıt sistemi kurulması ve emekçilerin tanıya erişiminin kolaylaştırılması amacıyla yürütülen bir çalışma bulunmakta mıdır?
Patronlar sisteme, işçiler bileğine güveniyor
Patronlar en çok örgütsüz, güvencesiz ve yalnız bırakılmış işçiye güveniyor.
İş sağlığı ve güvenliğinin piyasalaştırılmış sistemi, zayıf denetim ve yaptırım, kayıt dışılık ve taşeron zincirinin kendisi de sermayenin elini güçlendiren başlıklar.
Ancak işçiler patronların sisteme ve iktidara olan bu güvenini kazandıkları direnişlerle boşa çıkarıyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.