Sayfa yolu
'Oy vermek yetmez, sandıkları koruyalım'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.05.2023 , 15:37 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye kritik bir seçime gidiyor. Seçimde oy kullanmak kadar sandıklara ve vatandaşların kullandığı oya sahip çıkması da bir o kadar önemli olacak. Ancak Türkiye’de seçim sistemindeki sorunlar, sadece seçim günü ve sonrasındaki usulsüzlükler ve şaibelerle sınırlı değil. Örgütlülüğün zayıflatıldığı Türkiye’de seçim sistemi bütünüyle adaletsiz ve genel oy hakkı ciddi bir tehdit altında.
Seçim öncesinde bu tehditlere karşı, “Oy Vermek Yetmez” sloganıyla “Sandıkları Koruyoruz Hareketi” kuruldu. TKP Parti Meclisi üyeleri ve Sandıkları Koruyoruz Hareketi’nden Mehmet Erçetin ve Mert Doğan ile adaletsiz seçim sistemi, genel oy hakkı, sandığa sahip çıkmak ile toplumsal örgütlülüğün bağlantısı üzerine konuştuk.
'Seçim sistemindeki adaletsizlikle oy güvenliğinin tehdit edilmesi arasında sıkı bir bağ var'
Türkiye 14 Mayıs’ta kritik bir seçim yapacak. Bu seçimde genel oy hakkımızı, seçme ve seçilme hakkımızı korumaya dönük hususları konuşmadan önce seçimlerin kuralına uygun ve şaibeye yer bırakmayan biçimde gerçekleşmesi yeterli mi? Bu durum, seçim sistemini adaletli kılmaya yeter mi?
Mehmet Erçetin: Mevcut sistemin kullanılacak milyonlarca oyun tamamı doğru şekilde sayılsa ve kaydedilse bile adil olarak nitelendirilemeyeceği açık. Hatta bu soruya adaletsizlikten en çok faydalanan partiler dahi “Tabii keşke baraj olmasa ama durumu biliyorsunuz” gibi kaçamak cevaplar verecektir. Tekel medyanın yayınlarında aylardır aynı kişiler yer alıyor, belediyeler, valilikler tüm imkanlarını kamu kurumu değil parti organı gibi kullanıyor, seçim yardımı denilen saçmalıktan bahsetmeye bile gerek yok. Sistemin genelinin bu kadar adaletsiz olduğu düzlemde, seçimlerin de adaletsiz olması şaşırtıcı değil.
Seçimlere duyulan güvensizlik ve iktidarın geçmişteki sicili bir ölçüde bu tartışmaları da örtüyor. Oy hakkına dair endişe o kadar ciddi boyutta ki deyim yerindeyse bu tartışmalara sıra gelmiyor. Ancak bunların birbirinden ayrıştırılamayacağını, seçim sisteminin temelindeki adaletsizlik ile oy güvenliğinin tehdit edilmesi arasında sıkı bir bağ olduğunu da belirtmek gerekli.
Siyasi faaliyete dair toplumdaki genel yaklaşım ve örgütlenmeye dönük çekinceler ile de sandık güvenliği arasında bir bağ var mı öyleyse?
Mehmet Erçetin: Kesinlikle var. Şunun ayırtında olmak gerekiyor: Bir insan nasıl günlük yaşantısında kimi haksızlıklara itiraz ediyor, hakkını savunuyor, yaşamının etkilendiği koşulları değiştirmeye dönük kararlar veriyorsa bu kararları toplum ölçeğine yansıtarak siyasi tavırlar da geliştirmiş oluyor. Dolayısıyla aynı her gün baskılanan bir insanın haklarını savunamaması gibi, sürekli siyasetten uzak durması ve yalnızca oy vermesi öğütlenen kitleler de gerekli politik refleksleri geliştiremiyor. Büyük partilerin politika alanını yalnızca meclise sıkıştırıyor olmasının kendileri adına da tehlikeli sonuçlar verebileceği bir tabloyla karşı karşıyayız. “Sendikada örgütlenme, siyasi partilere katılma, protesto etmek için sokağa çıkma” denilen bir toplum nasıl bir günde oylarını ne pahasına olursa olsun korumaya hazır hâle gelecek? Yanlış anlaşılmasın, bir cesaretli ya da gözüpek olma durumundan bahsetmiyorum. Kuşkusuz AKP’nin bıktırdığı halk oy haklarının tehlikede olduğunu hissettiği takdirde mücadele edecektir. Ancak buraya dair kaygılar çok daha erken aşılabilirdi.
Şunu düşünelim: Depremin ilk haftasında devletin işini yapmadığı anlaşıldığında on binlerin protesto gerçekleştirdiği bir ülkede Kızılay çadır satmaya devam edebilir miydi? Toplumun tek siyasi enstrümanı oy kullanmak değil, oy kullandığınız sandığın sayımını takip etmek, müşahit olmak, gerekirse protesto etmek; bunların tümü yurttaşlık hakkı olmanın ötesinde herkesin sorumluluğu. Ancak “seçim dışı” dönemde topluma pompalanan apolitizm ne yazık ki şimdiye dek başarılı oldu.
'Toplumun sonsuza dek hareketsiz kalacağı iddiası safsata'
Buna rağmen çeşitli sivil toplum kuruluşları ve partilerin iddiası oy güvenliğinin en azından teknik olarak sağlanmasına dönük hazırlığın tamamlandığı yönünde. Kılıçdaroğlu oy verilen her okulda avukat bulunduracaklarını söyledi. Bu söylediklerinizle çelişmiyor mu?
Mehmet Erçetin: Çelişmiyor, aksine heba edilmiş bir potansiyeli ortaya koyuyor. Toplumun tüm bu telkinlere rağmen bir şekilde tepki göstermek için gerekli kanalları aradığını gösteriyor. Şimdilik bu kanallar yalnızca düzen siyasetinin işaret ettiği yerler ancak bunların çeşitlenmemesi, artmaması imkânsız.
Türkiye verilere göre oy kullanma oranında ilk 20’de. Hatta sıralamada üstündeki kimi ülkeler seçimlerin ciddiye alınamayacağı yerler. Bunu iki açıdan da ele alabiliriz: Ya Türkiye toplumu her şeyin yalnızca oyla değişebileceği algısına o kadar kapıldı ki seçim dönemleri dışında hareketsizliğe mahkûm ya da siyaset buraya sıkıştırıldığı için şimdilik tepkisini bu şekilde ifade etmeye kendisini mecbur hissediyor. Dediğiniz gibi çoğu insanın oylarına sahip çıkmak için de eyleme geçmeye hazır olması, birinci argümanın daha zayıf olduğunu da ortaya koyuyor. Çok yakın dönemde Haziran Direnişi’ni gördük, toplumun sonsuza dek hareketsiz kalacağı iddiası safsata. Aksine herkes eline geçen her fırsatta yurttaşlık görevlerini yerine getirmeye, kendisini politik olarak ifade etmeye hazır. Nitekim bu kitlesel “müşahit” organizasyonları için düzen siyaseti sayesinde değil, ona rağmen demek gerekli.
'Sorunsuz bir seçim ancak halkın politik zeminde örgütlenmesiyle mümkün'
Bu durumda muhalefetin yeterli hazırlığı yaptık iddiası gerçek olabilir demiş de oluyorsunuz. Yani iktidar neyi denerse denesin, yurttaşlar oylarına sahip çıkmak için gerekli haklara sahip mi, hukuki zemin her şeyin sorunsuz gerçekleşmesini sağlar mı yoksa kimi boşluklar mı var?
Mert Doğan: Türkiye gibi ülkelerde hukuki zeminin sorunsuz seçim için uygun yapıda olmadığını söylemek yanlış olmaz. Yurttaşlarımızın tabi ki oylarını korumak için gerekli hukuki hak ve yetkileri var. Ancak bu yetkilerin işlevli olması ancak birlikte, örgütlü bir duruşu gerçekleştirerek mümkün. Her seçmen sandık sayımını izleyebilir, takip edebilir bu durum açık sayım ilkesinin bir gerekliliğidir. Aynı ilke oylama yapılırken okul ve sınıf kapılarını kapatılmamasını da gerektirir mesela. Bir şaibeyle karşılaşan yurttaşların hukuken şikâyet hakkı mevcut. Şikayetlerinizi doğrudan sandık kuruluna yapabilirsiniz.
Sorunsuz bir seçim geçirmemizin önündeki en büyük engel ise toplumun genel olarak örgütsüzlüğü. Sorunsuz bir seçim ancak halkın politik zeminde örgütlenmesiyle mümkün olabilir.
'Genel oy hakkımıza örgütlü bir şekilde sahip çıkalım mantığıyla bu inisiyatifi ortaya çıkardık'
Bu çerçevede TKP 'Oy vermek yetmez: Sandıkları Koruyoruz' sloganıyla bir çağrı yaptı ve aynı isimle bir hareketin oluşturulması için inisiyatif geliştirdi. Sandıkları Koruyoruz Hareketi seçimde ne yapacak ve halkı neye çağırıyor?
Mert Doğan: AKP iktidarında seçim güvenliği konusunda sorunların yaşandığı bir gerçek. Bu sorunlar doğrudan Türkiye halkının genel oy hakkına ciddi bir saldırı teşkil ediyor. Genel oy hakkı, halkın yönetime son derece aksak ve sorunlu olarak katılmasına imkân tanısa dahi ciddi bir mücadele kazanımı olduğu kanaatindeyiz. Bugün bu kazanım egemen siyaset anlayışı ve doğrudan AKP eliyle yok ediliyor. “Genel oy hakkı diyorsunuz da bu geçmişte ne işimize yaradı ki” diyenler olacaktır. Haklılar, Türkiye'de seçimler hiçbir dönem halkın yararına sonuçlar ortaya çıkarmadı ancak mevcut kötü koşulların daha kötüsünü yaratacak olan bir müdahaleyle karşı karşıyayız. Bu müdahaleye bir direnç ve tepki örgütlemek zorundayız. Bu açıdan biz herhangi adayın oylarını koruyalım anlayışıyla değil, genel oy hakkımıza örgütlü bir şekilde sahip çıkalım mantığıyla bu inisiyatifi ortaya çıkardık. “Sandıkları Koruyoruz Hareketi” çalışmalarını sadece sandık başı ile sınırlı tutmuyor. Seçim öncesinde, sırasında, sonrasında karşılaşılacak bütün hukuksuzluklara karşı bize güç verenlerle örgütlü bir tavır ortaya koymayı hedefliyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
