Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Okuyan: Altüst oluştan korkan kapitalist sınıf karşısında sadece ileriye doğru hareket edilebilir

TKP Genel Sekreteri Okuyan Atina'da yaptığı konuşmada Avrupa'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan tercihlerden ve alınan pozisyonlardan mutlak bir kopuşun zorunlu olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.07.2022 , 19:24 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Yunanistan'ın başkenti Atina'da Türkiye Komünist Partisi (TKP), Yunanistan Komünist Partisi (KKE), İspanya Komünist İşçi Partisi (PCTE) ve Meksika Komünist Partisi (PCM) temsilcilerinin üst düzey katılımıyla KKE Genel Merkezi’nde “İşçi ve halk mücadelesini, emperyalist savaşa ve sermaye sınıfının saldırılarına karşı sosyalizm için yükseltiyoruz” konulu bir toplantı yapıldı.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'ın Atina’da "Komünist Partilerin Dörtlü Toplantısı"nda yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:

"Sevgili yoldaşlar, 

Kardeş komünist partiler Yunanistan Komünist Partisi, İspanya İşçileri Komünist Partisi, Meksika Komünist Partisi’nin liderleri,

Türkiye Komünist Partisi adına sizi en içten yoldaşça duygularla selamlıyorum. Sizi yeniden yüz yüze görmekten ve bu toplantının bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyuz. Büyük önem verdiğimiz bu toplantıya ev sahipliği yaptıkları için Yunan yoldaşlara özel şükranlarımızı ifade etmeme izin verin.

Yoldaşlar,

Her şeyden önce, 26 Haziran'da yapılan son Parti Konferansı hakkında sizi bilgilendirmeme izin verin. Aynı yılın Ocak ayında bir Konferans düzenlediğimizi hatırlarsınız, bununla beraber Haziran’daki Konferans Partinin acil siyasi ihtiyaçları etrafında organize edildi. “Emekçiler Devrim ve Sosyalizme Hazırlanıyor” başlıklı bu Konferansın çok güçlü ve iddialı bir atmosfere sahip olduğunu, parti saflarında büyük umut ve heyecan yarattığını memnuniyetle söyleyebilirim.

Konferansın siyasi raporu, yoksul kesimler arasında büyük etkisi olmaya devam eden milliyetçi ve liberal ideolojilere karşı çok sert bir duruşu yansıtıyordu. Egemen sınıfa karşı ideolojik savaşı keskinleştirme kararı, yürütmeye çalıştığımız devrimci mücadelenin nesnel ihtiyaçlarının bir sonucudur. TKP hamlelerini mevcut güçler korelasyonunu dikkate alarak belirlemez, aksine hedeflerimizi belirleyerek güçler korelasyonuna müdahale etmeye çalışırız. Partinin Türkiye'nin dört bir yanındaki farklı örgütlerinden 320 sekreterin katılımıyla irademizi sağlamlaştırdık.

TKP neden hareketlerini güçler ilişkisine göre belirlemiyor?
 
Cevap basit. Çünkü emperyalist sistem, yakın gelecekte uluslararası ölçekte ya da tek tek ülkelerde aşılması çok zor olan, çok derin ve tarihsel bir açmaz içindedir. Bu açmaz iki yönlüdür: Bir yanda emperyalist rekabet içindeki hegemonya krizi durmaksızın büyümektedir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra hegemonyayı elinde tutmayı başaran ABD, bu hakimiyetini eskisi gibi korumaya devam edemez. Diğer büyük ülkeler ABD'nin hegemonyasına meydan okumaya ve onunla yarışmaya başlamış olsalar da, emperyalist sistem içindeki hiyerarşiyi değiştirmeyi başaramadılar.

Para birimi olarak doların hegemonyası geriledi. ABD hükümetlerinin diğer halklara karşı işlediği suçlar, onun meşruiyetini büyük ölçüde baltalayarak birikti. Dahası ABD hükümeti ülke içinde de kitleler arasında eskisi gibi rıza oluşturamıyor. Aynı şey tüm kapitalist ülkeler için söylenebilir.

Diğer yandan, özellikle 2008 yılından itibaren birbiri ardına yaşanan büyük ekonomik krizler göz önüne alındığında, uzun süredir göreli bir istikrar dönemi görülmemektedir Bir grup kapitalist bu durumdan daha fazla tekelleşme yönünde yararlanırken, zaten korkunç koşullar altında yaşayan kitlelere ek olarak milyonlarca insan yoksulluğa düştü. Covid-19 pandemisinin ve pandemi koşullarından yararlanmak isteyen kapitalist toplumsal düzen yüzünden, işsizlik ve çaresizlik ortaya çıktı. Son aylarda birçok ülkede en yüksek enflasyon oranları gözlemleniyor. Bu kriz durumu, bu açmaz, burjuva ideolojisinin tüm inandırıcılığını yitirmesinde ve toplumun geniş kitlelerinde yaygınlaşan gelecekten korkma duygusunda da somutlaşıyor. Sözde zengin ve gelişmiş devletler arasında yer alanlar da dahil olmak üzere birçok ülkede insanlar umutsuz, işlerini, evlerini kaybetmekten korkuyor, yaşam koşullarının kötüleşmesiyle karşı karşıya.

Yoldaşlar,

Faşizm tehlikesi, otoriterlik ve ırkçılık gibi eğilimler sadece bir yanlış yönetim sorununa işaret etmez, aslında kapitalist sınıfın yoksulların yükselen öfkesine karşı aldığı önlemlerdir. Örneğin, son olarak ABD'de kürtaj hakkının geri çekilmesi, salt bir muhafazakarlık hareketi olarak görülemez. Ekonomik gerekçelerin sonucu olarak görülmesin diye bu türden bir manevra ile özgürlükler gasp edilir. Covid-19 ya da terörizm vb. etrafındaki konular sosyal adaletsizliğin patlama noktasına, doruğa ulaşması gerçeğiyle bağlantılıdır. 

Bu gelişmeler karşısında savunmacı bir tutumun galip gelme şansı yoktur. Bir altüst oluştan, toplumda bir patlamadan korkan kapitalist sınıfın karşısında sadece ileriye doğru hareket edilebilir, hiçbir biçimde geriye doğru değil.

Ve tam da bu noktada komünizm dönemin “ruh hali”yle uyumlu bir yeniden yapılandırmaya girmelidir. 

Soğuk Savaş ve detant (yumuşama) dönemlerindeki durgunluğun bir ürünü olan strateji eksikliği, komünistleri artık önemli bir aktör olmaktan çıkardı. Özellikle Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan tercihlerden ve alınan pozisyonlardan mutlak bir kopuş zorunludur. Sosyalist devrimi erteleyen herhangi bir stratejinin strateji eksikliği anlamına geldiği kabul edilmelidir.

Yine SSCB'nin dağılmasıyla sonuçlanan sürecin yarattığı travmanın ardından gözlemlenen birbirine zıt görünen iki eğilimin dışındaki alternatifin ağırlık kazanması için çabalar artırılmalıdır. 

Bu eğilimlerin ilki, karşı-devrime toplumsal düzenle barışık mevzilerle karşı koymak, komünist hareketi parlamentarist bir yaklaşımla “korumak” ve devrimci misyonlardan tamamen veya kısmen vazgeçmektir. Bu devrimci olmayan çizgiyi seçenler, ne sandıkları gibi “korunan” alanlar kazanmışlardır, ne de bekledikleri gibi kitleler bu geri çizgiyi ödüllendirmiştir.

Diğer eğilimse hayatın gerçek akışına aldırmadan komünizmin dışavurumcu, mekanik, ortodoks bir tutumla yaşatılabileceğini düşünmektir. Bu ikinci eğilim önce söz edilen reformist, sosyal-demokrat yol kadar zararlı olmasa da, böyle bir tutum sağcı oportünizme alan açarak komünist hareketi zayıflatır, komünizmin gerçek bir alternatif haline gelmesini engeller ve Bolşevizmin, Sovyetler Birliği’nin ve Komintern’in mirasından bir karikatür yaratır.

Komünist hareket ilkeli, kararlı, yaratıcı ve aynı zamanda hem gelenekçi hem de yenilikçi olmalıdır.

Ukrayna'da devam eden savaş bize fazla zamanımızın olmadığını hatırlatıyor. Yoldaşlar, bu savaşın bir savunma savaşı veya emperyalizme ya da faşizme karşı bir ulusal direniş olduğunu söylemek tehlikeli. Çünkü bu yalnızca Rusya'daki egemen gücün karakteri hakkında bir yanılsamaya sahip olmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda emperyalist sistemin iç dengesinde gerçekleşen sarsıntıları da kavramamak anlamına geliyor. Bu sarsıntılar, kapitalist sınıfın emekçi kitlelere karşı daha geniş bir saldırı olasılığını artırıyor. Faşizm kavramının keyfi kullanımı, bu saldırıların gelecekte alabileceği -ve aslında faşizmi de kapsayabilecek- çeşitli biçimler karşısında devrimci hareketi silahsızlandırmaktadır. Ayrıca, faşizm ve benzeri karşı-devrimci süreçler söz konusu olduğunda, sınıf mücadelesinin temel yasalarının ve devrimci bir stratejinin göz ardı edilebileceği çağ dışı yaklaşımın yeniden hakim yaklaşım haline gelmesine izin verilmemelidir.

Bunu yapmanın yolu, emperyalist sistemdeki sarsıntıların devrimci fırsatların da önünü açtığını anlamaktır. Komünistlerin, elbette hayal kurmadan, bardağın dolu tarafına odaklanmaları ve bardağın diğer yarısının boş olduğundan şikayet etmeyi bırakmaları gerekiyor.
 
Bu anlamda Atina'daki bu toplantıya büyük önem veriyoruz. Ev sahibi parti KKE, uluslararası komünist hareketin devrimci geleneklerine dönmesi için yıllardır muazzam bir çaba sarf ediyor. Bunu ve buradaki diğer kardeş partilerin çabalarını, hepsini büyük bir ilgi ve şevkle takip ediyoruz.

Yoldaşlar çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız.

Biz emperyalist zincirin görece daha zayıf halkalarında mücadele eden partileriz. Ancak emperyalist zincirin artık güçlü halkaları da yok. Bu anlamda iktidarı elinde tutan emperyalist merkezlerde komünizmin sesinin daha iyi ve yüksek sesle duyulması için yeni kanallar açmalıyız.

Dünya komünist hareketi içinde dengeleri değiştirmenin yolu ayrılıkları ve ayrım noktalarını mutlaklaştırmaksızın tartışma, değerlendirme ve etkileşim kanallarının açık tutulmasından geçmektedir.

Reformizmin sol içinde kapladığı geniş alana karşın büyük bir enerji kaybettiğini ve büyük bir bunalıma girdiğini gözden kaçırmadan, özgüvenle hareket etmeliyiz.

Her bir ülkede farklı koşulların olduğunu akılda tutarak, ilkeli gerçeklerimizi bu özgünlüklere karşı dirençli kılacak teorik ve politik bir çalışma yürütmeliyiz.

Partilerin içişlerine karışmama ilkesini korurken ve bağımsızlıklarına saygı gösterirken, karar verme süreçlerimize yoldaşça ve yapıcı katkılara izin verecek yollar bulmamız gerekiyor.

Yoldaşlar, 

Basın ve yayın alanında yenilikçi ama güvenli adımlar atmaktan başka seçeneğimiz yok.

Görevlerimiz zor ama size, yoldaşlarımıza ve kendimize güveniyoruz.

Marksizm-Leninizm güçlü ve yaratıcıdır.

Komünizmin galip geleceğinden hiç kuşkumuz yok!

Yaşasın ortak mücadelemiz yoldaşlar!

Yaşasın proleter enternasyonalizmi, sosyalizm ve komünizm!"

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.